mahkeme 2023/404 E. 2024/224 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/404
2024/224
17 Mayıs 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/404 Esas
KARAR NO : 2024/224
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ....
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... ....
VEKİLİ : Av. ... - ... ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 11/09/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 11/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının “...” soyadlı kişiler tarafından1996 yılında ...’de kurulduğu tarihten günümüze kadar kuyumculuk ve sarrafiye konularında “...” markası ve tanıtma vasıtası altında faaliyet gösterdiğini, 2006 yılından beri sahibi olduğu ... uzantılı alan adı tahtında ve dahi .... gibi platformlarda e-satışlarını da gerçekleştirdiğini, davacının bu faaliyetleri neticesinde bu sektörde ülke çapında tanınan ve iyi bilinen bir firma haline geldiğini, yerel basında davacı ile ilgili haberler çıktığını ve davacı ile ortaklarının birçok ödüle layık görüldüğünü, davacının 2011-2020 yılları arasında kalan dönemdeki bilançoları incelendiğinde şirketin ekonomik büyüklüğünün görülebileceğini, yani “...” ibaresinin kuyumculuk sektöründe gerçek hak sahibinin, bu markayı tanıtan ve uzun yıllardır kesintisiz olarak kullanan davacı firma olduğunu, hal bu iken davalı şahsın aynı markayı kuyumculuk ile ilgili mal ve hizmetlerde kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, davalı şahsın kötü niyetli bu tescillerine dayalı olarak davacının tescil ettirmek istediği dava konusu edilen markasının ilanına dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından kısmen de olsa kabul edilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davalının tescillerinin markayı kullanma amacına yönelik olmayıp, tanınmış marka sahibinin ticaretini engelleme, kendisine duyulan güveni kötüye kullanma veya ondan şantajla para koparma gibi nedenlerle kötü niyetle yapılmış olduğunu, nitekim davalı şahsın “...”lu markalarını son beş yıl içinde Türkiye sınırları içerisinde ciddi bir biçimde kullanmadığını, ayrıca da somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların benzediğinden ve aralarında karıştırılma ihtimali olduğundan da bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 11.07.2023 tarihli ve ... sayılı kararının davacının itirazının kısmen reddine ilişkin kısmının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 22/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, markalarda ortak olarak “...” ibaresinin ön planda yer aldığını, bu nedenle tüketiciler açısından markaların aynı şirkete ait olduğu izleniminin uyanma ihtimalinin yüksek olduğunu, ayrıca davalının markalarının tescili kapsamında yer alan hizmetler ile davacının dava konusu edilen markasının başvuru kapsamından çıkartılan hizmetlerin aynı/aynı tür hizmetler olduğu, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescil iddialarının davacının kendi markasıyla ilgili SMK m. 6/1 hükmü incelemesinde dikkate alınabilecek iddialar olmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... ... vekili 08/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki uyuşmazlıkta davacının gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescile dayalı iddialarının dinlenemeyeceğini, zira somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 hükmü kapsamında markası kısmen reddedilen tarafın davacı olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken tek hususun taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimali olduğunu, taraf markalarının da aynı "..." ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, dolayısıyla görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, ayrıca davacının markasının kısmen reddedildiği hizmetler yönünden davalının markalarının zaten tescilli olduğunu, davalı şahsın 2007 yılından itibaren tescilli "..." markasını aktif bir şekilde kullanmakta olduğunu, “altın” deyince ilk akla gelen Kapalı Çarşı’nın bulunduğu .... ilçesinde davalı şahsın üç adet kuyumcu mağazası olduğu gibi, davalının e-ticaret platformlarında da markalarını yoğun ve ciddi bir biçimde kullanageldiğini, davalının kendi adı olan “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmesinin ve ticari faaliyetlerinde kullanmasının kötü niyetli olarak nitelendirilemeyeceğini, davalının altın piyasaları ile ilgili olarak bilgi ve birikimlerinden istifade edilen bir meslek erbabı/işletme olarak TV yayınlarında ve dijital mecralarda da boy gösterdiğini, davalının markası ve logosu için yıllarca yoğun bir emek ve mesai harcadığını, hatta bunun için logo tasarım yarışması dahi düzenlemiş olduğunu, davacının, davalının markalarının tescili esnasında ... nezdinde dosyaladığı itirazlarının da her seferinde reddedildiğini iddia ederek, davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı " ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markalar arasında "Adi metallerin işleme hizmetleri. Değerli metallerin işlenmesi hizmetleri." bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı yanın önceki tarihli kullanım, tanınmışlık, davalı şirketin kötü niyetli olduğu ve davalı şirket markalarının kullanılmadığına ilişkin argümanlarının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının 08.01.2022 tarihinde ... sayılı " ..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, ...'nca 27.01.2022 tarih 389 sayılı Bülten'de başvurunun ilan edildiği, davalı şahsın 23.03.2022 tarihinde .... sayılı markalarını mesnet göstererek SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yayına itiraz dilekçesi sunduğu, davacının 13.04.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde .... sayılı markalara ilişkin kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı şahsın 19.09.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü uyarınca kabul edilerek marka tescil başvurusunun reddine karar verildiği, davacının 23.01.2023 tarihinde karara itiraz dilekçesi sunduğu, davalı şahsın 24.02.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile; itirazın kısmen kabulüne ve "SINIF 40: Fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri, banyo,
baskı ve foto gravür hizmetleri. Gıdaların kurutulması, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi,
tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri; gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi hizmetleri.
Hayvan kesim hizmetleri. Deri ve kürk işleme hizmetleri. Saraçlık hizmetleri. Kumaş işleme hizmetleri, yün
işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri. Ahşap ve kereste işleme hizmetleri. Sanat
eserlerinin çerçevelenmesi hizmetleri. Sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri. Cam ve optik cam
işleme hizmetleri. Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri. Diş teknisyenliği (döküm)
hizmetleri. Çömlekçilik hizmetleri. Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri. Kağıdın
işlenmesi. Baskı hizmetleri, ciltçilik hizmetleri. Plastik işleme hizmetleri." nin başvuru kapsamına iadesine
karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 12.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
... Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 11.07.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle; iş bu dava bakımından redde mesnet alınan markalar hakkında marka işlem dosyasında kullanmama def'i ileri sürülmediği halde dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin dinlenebilir olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davaya konu ... kararı sonrası, başvuru kapsamı dışında kalıp iş bu davaya konu olan emtiaların; "Adi metallerin işleme hizmetleri. Değerli metallerin işlenmesi hizmetleri." olduğu müşahede edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacının markasının kısmen reddedildiği 40. sınıfa giren hizmetler yönünden, davalı şahsın bir tek ... sayılı markası tescillidir. Ancak davalının kısmi redde mesnet alınan diğer markaları da, “kuyumculuk eşyaları” ve bunların satışı hizmetleri yönünden tescillidir. Kuyumculuk faaliyetleri kapsamına, adi ve değerli metallerin işlenmesi hizmetleri de girdiğinden, karşılaştırılan bu emtiaların benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, hedeflenen alıcı profillerinin veya hizmet sağlayıcılarının benzer olduğu, birbirleri yerine ikame edilebilir ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin olduğu ve aynı kaynaklardan sağlandıkları göz önüne alındığında; dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği tüm hizmetler yönünden, davalının kısmi redde mesnet alınan tüm markaları özelinde emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının markası; renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır. İşaretin sol baş kısmına el yazısı karakterindeki büyük “T” harfinin kırmızı renkli bir zemin üzerine yazıldığı basit bir şekil unsuru konuşlandırılmış, bunun yanına da yine el yazısı karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde “...” ibaresi yazılmıştır. Öncelikle; davacının markasında kullanılmış olan basit şekil unsurunun, işarete markasal hüviyette kattığı ayırt ediciliğin, kelime unsurlarına nispeten düşük olduğu değerlendirilmektedir. Zira, böyle, basit şekil unsuru yanında daha büyük puntolarla yazılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, marka hukukundaki yerleşik görüşe göre, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Bu nedenle de; dava konusu edilen işarette markasal hüviyette asıl koruma altına alınması istenilen unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davalının dava konusu edilen kısmi ret kararına mesnet alınan markalarına bakıldığında; bunlarda da aynı “...” ibaresinin, sol baş kısmına veya ortadaki R” harfinin etrafına yerleştirilmiş basit figürlerle ve “....” gibi yerleşik birer anlamı olan tasviri/tanımlayıcı, yani markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun cins isimlerle birlikte kullanıldığı ve zaten işaretlerde büyük puntolarla yazılmış olması nedeniyle görsel açıdan ön plana çıkartılmış olan bu ibarenin markaların esas unsuru olduğu düşünülmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, gerek başvuru markasının, gerekse redde mesnet markaların esas unsurlarının müşterek olarak "..." sözcüğünden oluştukları, buna göre, daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu, davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markalar ile ilişkilendireceği, bu markayı redde mesnet markaların serisi zannederek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında davaya konu hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürse de, bu hususlar somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiaları, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususları değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 227,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.805,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... ... tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ...'e verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.