mahkeme 2023/291 E. 2024/223 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/291
2024/223
17 Mayıs 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/291 Esas - 2024/223
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/291 Esas
KARAR NO : 2024/223
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 16/06/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 16/06/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı yanın ... sayılı “... ... ......” marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin ... sayılı "..." markasının tescilli olduğunu, taraf markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığı gerekçesiyle itirazlarının reddedildiğini, müvekkili markasını oluşturan sloganın, dava konusu markada da bütün olarak kullanıldığını, bu durumun iltibas riski doğuracağını, müvekkilinin 2016 yılında ... ...’ın ağır ticari markası ... için “...”nin iletişim kampanyası kapsamındaki filmini izleyicilerle buluşturduğunu, müvekkilinin bu sloganın birçok farklı sektör sitesinde de tanıtımının yapıldığını, 12 ve 39. sınıf mal ve hizmetlerin benzer olduğunu, davalının özellikle taşımacılık sektöründe “...” markasını/sloganını kullanması halinde, davalının, müvekkil şirket araçları ile taşıma yaptığı izlenimi doğacak ve tüketicinin yanılacak olduğunu, müvekkili markasının aynı zamanda tanınmış olduğunu, “...” sloganının yoğun bir şekilde reklam ve tanıtımlarda kullanıldığını, ... ana markasının tanınmışlığı yanında iş bu markasını da Türkiye’de tanınır hale getirdiğini, davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek; ... sayılı ... kararının iptalini ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 29/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim
olan görüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajın; ibarelerin ayırıcı birçok unsuru içeren
bütününde odaklanmakta olduğunu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin, davacıya ait tescilli
markalarla -“toplu olarak bıraktığı umumi intiba” itibariyle- ilk bakışta kolayca ayırt
edilemeyecek şekilde benzediğinden ve bu suretle iltibasa sebebiyet vereceğinden söz
edilebilmesinin olanaksız olduğunu, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana
karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibanın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba
ile aynı olmadığını, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek
nitelikte olmadığı gibi, iki markanın karıştırılma olasılıkları olmadığını, davalı şirketin "... ... ..."
ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait itiraz konusu markanın; kavramsal, görsel bakımdan
ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduklarını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... ŞİRKETİ yetkilisi 07/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş olduğunu, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ...+... ......" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı "..." ibareli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... sayılı "... ...+... ......" ibareli markanın tescili amacıyla 23.02.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 28.03.2022 tarih ve 393 sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 27.05.2022 tarihinde SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı yanın 20.12.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 17.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran ve kısmen iştirak edilen bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusu 39. sınıftaki kara, hava veya deniz yoluyla yapılan her türlü taşıma hizmeti ve bu hizmetler ile bağlantılı hizmetleri, seyahat acenteliği hizmetlerini, depolama hizmetlerini, park/garaj hizmetlerini, elektrik dağıtım, su temin hizmetleri gibi hizmetleri kapsarken, davacı markası ise 12. sınıftaki kara, hava veya suda kullanılan motorlu veya motorsuz araçları ve araç parçalarını taşımaktadır. Taraf markalarının kapsamları bu çerçevede aynı veya aynı tür değildir.
Bilirkişi kök raporunda; davacı yanın markaları kapsamındaki 12. sınıf malları satın almak isteyen bir tüketicinin, 39. sınıftaki hizmetleri satın almak için de aynı kaynağa yönelmeyecekleri, zira bu mal ve hizmetin esasen birbirinden farklı mal ve hizmetler oldukları, taşıma hizmetlerinde kara, deniz ya da hava taşıtlarının kullanılmasının tek başına bu mal ve hizmetleri benzer kılmadıkları gibi birbirinin tamamlayıcısı da yapmadıkları, ilgili sektörde yaygın olarak böyle bir uygulamanın bulunduğunu gösterir mahiyette davacı tarafça ortaya konulmuş bilgi ve belgelerin yer almadığı, başka bir ifadeyle ilgili sektörde söz gelimi bir otomotiv üreticisi işletmenin nakliye hizmeti, depolama hizmeti, elektrik dağıtım hizmeti, seyahat acenteliği hizmeti gibi hizmetleri sunması veya bu hizmetleri sunan işletmelerin de aynı zamanda kendi markaları ile araç geliştirip piyasaya sürmeleri durumunun yaygın olmaması hususları da göz önüne alındığında bu mal ve hizmetlerin birden çok unsuru itibariyle birbirlerinden farklı olarak algılanacak oldukları değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte; .... sayılı kararına mesnet, davacı yararına bozma verilen ilk derece mahkemesi kararında; 39. sınıfta yer alan araba kiralama hizmetleri ile ticari araçlar arasında ürün ve hizmetin birbirini tamamlaması bağlantı olması, hizmetin icrasında ticari aracın kullanımı nedeniyle ürün ve hizmetler arasında benzerlik olduğu belirtilmiştir.
Yine .... sayılı kararına mesnet, onama verilen ilk derece mahkemesi ve istinaf kararında; 39.sınıfta yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri" ile 12. sınıf kapsamında "otomobiller ve bunların parçalarını" üreten şirketin, aynı zamanda 39. sınıf kapsamındaki anılan hizmetleri, en azından lisans verme yoluyla sunmasının mümkün olduğu, bu bağlamda, söz konusu mal ve hizmetler arasında benzerlik olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yargı kararları ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 39.sınıftaki hizmetler ile davacıya ait itiraza mesnet marka kapsamında yer alan 12.sınıftaki emtialar arasında aynılık veya aynı türlük söz konusu olmasa da, başvuru markasında yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri"nin, itiraza mesnet 12.sınıftaki emtialar ile benzerlik ilişkisinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu; siyah fon üzerinde mavi renkte “...” ayırt edici unsuru ile kırmızı renkte “...” jenerik ibaresinin hakim sözcük unsurları olarak kullanıldığı, bu kelimelerin altında sol yönü işaret eden oklarla oluşturulmuş sarı renkte motiflerin kullanıldığı ve en altta ise markadaki sair tüm unsurlara nazaran son derece küçük bir şekilde ve tali konumda kullanılmış “.....” sloganından oluştuğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait itiraza mesnet marka ise; "..." ibaresinden oluşan salt slogan markasıdır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; başvuru markasında yer alan hizmetler ile itiraza mesnet marka kapsamında yer alan emtiaların aynı veya aynı tür olmadıkları, başvuru markasında yer alan bir kısım hizmetler ile itiraza mesnet marka kapsamında yer alan emtialar arasında benzerlik düzeyinde bir ilişki biçiminin olduğu, emtialar arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olmaması halinde, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin doğabilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olması gerektiği, bu hususun Marka Hukuku'nda "..." ilkesi (....) ile ifade edildiği, ... Kararı'ndan da söz konusu ilkenin çıkarımının yapılabildiği (....), buna göre; somut olayda, başvuru markası kapsamında yer alan bir kısım hizmetler bakımından emtia benzerliğinin yüksek olmadığı nazara alındığında, karşılaştırılan markalar arasındaki işaret benzerliğinin yüksek olması halinde, benzer olduğu tespit edilen hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi koşulunun meydana gelebileceğinin söyleneceği, ancak somut olayda markaları oluşturan işaretler arasında yüksek düzeyde bir benzerliğin bulunmadığı, zira markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin slogan olup, slogan markalarının, birkaç sözcükten oluşan kısa cümlelerden ibaret olup bu markalar genellikle ürünlerin promosyonları için kullanıldıklarından bunların çoğu tüketiciler tarafından bir işletmenin ayırt edici işareti olarak algılanmazlar. Bu noktada önem teşkil eden husus tescil edilmek istenilen sloganın, ibareyi ticaret hayatında markalaştırarak tekeline almak isteyen iktisadi kaynağı tereddütsüz bir şekilde işaret etmeye elverişli olmasıdır. Tamamıyla türetilmiş, kendisini meydana getiren kelimelerin anlamları ile bir oynama, ironi, uyak veya ses tekrarı içerme ya da bilinçaltına mesaj gönderme gibi yollarla yaratıcılık içeren, anlam yönünden ilk anda çözümlenemeyen, alışılmışın dışında kelime kombinasyonlarını içeren sloganların ayırt edici nitelikleri mevcut olacak ve bu sayede işaretin iktisadi kaynağını rahatlıkla belirtebilecekken, basit, mecazi anlamlar taşımayan, herkesçe oluşturulabilir sloganların ayırt ediciliği ya olmayacak ya da son derece zayıf olacaktır. Bu bağlamda dava konusu marka başvurusunun bütünsel algısında, markasal yönden ayırt edicilik sağlayan ibarenin “...” ibaresi olacağı, markadaki “...” sloganın tamamen tali nitelikte kalan, özgünlüğü bulunmayan ve esasen zayıf karakterli bir slogan olduğu, ilgili sloganın nakliye/taşıma hizmetlerini de kapsayan 39. sınıf hizmetlerle bağlantılı bir anlamı tüketiciye verdiği, her ne kadar bu slogan davacı adına münhasıran tescilli ise de dava konusu markanın bütünündeki kullanım biçiminin, davacı markası ile ilişkilendirilecek sonuçları beraberinde getirmeyeceği, böyle bir algının ancak ve ancak ilgili sloganın tereddütsüz bir biçimde davacı taraf ile özdeş hale geldiği hususunun ispatlanması halinde mümkün olması ihtimal dahilinde olacaktır ki somut uyuşmazlıkta bu yönde bir algı edinimini sağlayacak delillerin marka işlem dosyasında mevcut olmadığı, her ne kadar başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün aynı zamanda davacının ticaret ünvanının kılavuz unsuru olduğu müşahede edilmişse de, .... sayılı kararında da belirtildiği üzere; lider marka yanına eklenen unsurların ayırt edici niteliğinin zayıf bulunması halinde, her halükarda lider markanın ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınmayacağı iddiasının kabul görmeyeceği, zira önemli olanın karşılaştırılan markaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin, markaların ticari kaynağı noktasında yanılgıya düşme ihtimallerinin olup olmadığı hususu olduğu, somut olayda da, başvuru markasının ilgili tüketici kesimi nezdinde umumi intiba olarak "..." sözcüğünün markasal olarak ön plana çıktığı, "..." sloganının gerek markasal mizanpajda oldukça arka planda bırakılması, gerekse ifade ettiği anlam itibariyle 39.sınıfta yer alan hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle davacı yanın aynı zamanda ticaret ünvanının kılavuz unsuru olan "..." sözcüğünün, "..." sloganına göre marka başvurusunun esas unsurunu oluşturduğu, davacı yan her ne kadar markalar arasında işaret benzerliği bulunduğu hususunun ... tarafından kabul edildiğini, davalı şirketin bu hususa itiraz etmediğini ileri sürmüşse de, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesinin; emtia benzerliği, işaret benzerliği, ilgili tüketici kesiminin bilinç ve dikkat düzeyi, önceki markanın zayıf veya güçlü ayırt ediciliği, önceki tarihli markanın bilinirliği vb etmenlerin bir bütün halinde tetkik edilmesi ile yapılacağı, ... tarafından yapılan işaret benzerliği değerlendirmesi ile yargısal faaliyet yürüten mahkememizin bağlayıcı olduğunun kabul edilemeyeceği, esasen, gerek ...'in gerekse davaya konu marka başvuru sahibinin, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı savunmalarına karşı işaret benzerliği bakımından da, mahkememizin vakıa denetimi yapmasının elzem olduğu, buna göre; somut olayda, başvuru markası ile itiraza mesnet marka arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yan tarafından marka işlem dosyasına, “...” sloganının tanınmış hale geldiğini gösterir yeterli delil sunulmadığı, davacı yana ait bu sloganın çeşitli reklam filmlerinde kullanılmış olunması, sloganın geçtiği haberlerin birtakım yazılı ve görsel basında yer almış olması halinin tek başına bu mahiyetteki bir sloganın tanınmışlığı ve hatta bu tanınmışlığın farklı sınıflara sirayet edecek düzeye geldiği noktasında bir kanaate varılması açısından yeterli olmadığı, keza davacı yanın “...” markalarının tanınırlığının kabulü halinde dahi anılan tanınmışlığın dava konusu slogana sirayet edecek veyahut dava konusu sloganın da tanınırlığına etki edecek sonuçlar ortaya koymayacağı, bu durumu destekler delillerin dosyada bulunmadığı, bu halde SMK m.6/5 koşulunun da somut olayda meydana gelme riskinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 417,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.302,40 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... ŞİRKETİ tarafından yapılan 76,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ... ŞİRKETİ'ne verilmesine,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.