mahkeme 2023/263 E. 2024/90 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/263
2024/90
23 Şubat 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/263 Esas
KARAR NO : 2024/90
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ....
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 30/05/2023
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 30/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2001 yılında kurulduğunu, e-tahsilat, banka entegrasyonları, sanal ve fiziki pos hareketleri detayları raporlamalarını yapabilen ve Doğrudan Borçlandırma Sistemleri gibi açık bankacılık platform teknolojileri geliştirdiğini, müvekkilinin 2008 yılında ...'nın onayı ile “Yer Sağlayıcı” yetkisine sahip olduğunu, hizmetlerini 110+ sunuculuk kendine ait donanım parkuru üzerinde sağladığını, ayrıca 2015 yılından bu yana .... çözüm ortakları listesinde yer alan ve .... standartlarında hizmet sunduklarını, kurulduğu günden itibaren müşteri portföyünü genişleten ...’ün günümüzde de birçok firmaya hizmet vermekte ve faaliyet alanı doğrultusunda bilinirliğini artırmakta olduğunu, müvekkilinin “... ...” markasının tescil edilmesi için .... başvuru numarası ile 25.07.2022 tarihinde başvuruda bulunduğunu, başvurunun dava konusu ... kararıyla reddedildiğini, ... kararının müvekkiline 30.03.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, başvurunun ret gerekçesinin SMK m.5/1-b olarak belirtildiğini, markanın ayırt edici niteliğe sahip olmayan bir işaret içerdiği iddiasının kabul edilemez olduğunu, itiraza konu marka başvurusunun hem kelimesel hem görsel anlamda ayırt ediciliğe sahip olduğunu, “... ...” markasının bir bütün olarak, tüketiciler tarafından “marka” olarak algılanabilecek özelliklere sahip olduğunu, bu nedenle ayırt edici olduğunu, bir markanın ayırt ediciliğinin değerlendirilmesinde kelimesel ve görsel unsurların birlikte değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını, hiçbir şekilde “... ...” ifadesinin ayırt edici olmadığını kabul etmemekle birlikte, tek başına ayırt edici olmayacak bir ifadenin görsel unsurlar ile desteklenerek tescil edilebileceğinin kabul edilmekte olduğunu, bu doğrultuda başvurunun şekil, renk, yazı tipi ve yazı boyutu bakımından oldukça ayırt edici olan “... ...” markasına ilişkin başvurunun kabul edilmesi gerektiğini, marka başvurusunun şeklinde yer alan “...” ibaresinin göze çarptığını, ... kararındaki bu gerekçenin tamamıyla haksız ve mesnetsiz olduğunu, bir markanın tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için marka ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve özellikli bir ilişkinin bulunması, bu ilişkinin tüketicinin algısında ilave bir irdeleme ya da analize gerek olmadan doğrudan kurulabilmesinin gerektiğini, huzurdaki başvurunun bu unsurları sağlamadığını, “... ...” ibaresinin doğrudan bir cins, çeşit, vasıf vs. belirtmediğini veya bir hizmeti doğrudan tanımlamadığını, tüketicinin yalnızca “... ...” ibaresinden yola çıkarak doğrudan belirli bir hizmeti düşünmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle başvurunun ret gerekçesinin açıkça maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek; 29.03.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 08/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvurunun SMK m. 5/1-b ve c bentleri uyarınca bir kısım mal veya hizmet yönünden reddedildiğini, somut olayda davacı tarafın tescilini talep ettiği “SINIF KODU:36 Finansal ve parasal hizmetler. SINIF KODU:42 Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” malları bakımından, marka tescil başvurusundaki “... ...” ibaresinin “kullanıcıların bankalardan toplu para transferi yapabilmesini sağlayan” bir sistemin adı olduğunun tespit edildiğini, bu ibarenin ilgili piyasada tanımlayıcı biçimde kullanılan bir işaret olduğunu, tanımlayıcı işaretlerin tescili talep edilen mal ya da hizmetleri doğrudan tanımlayan, mal ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf gibi özelliklerine ya da kalitesine doğrudan atıfta bulunan işaretler olduğunu, bir işaretin tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve özellikli bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu doğrudan doğruya ve derhal düşündürmesi, bu ilişkinin tüketicinin algısında ilave bir irdeleme ya da analize gerek olmadan doğrudan kurulabilmesi gerektiğini, başvurunun tanımlayıcı niteliği dikkate alındığında başvuru kapsamında yer alan “SINIF KODU:36 Finansal ve parasal hizmetler. SINIF KODU:42 Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” için tanımlayıcı nitelikte, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde markasal algı yaratmayan bir ibare olduğu, 6769 sayılı SMK' nin 4. ve 5/1-b, -c maddeleri kapsamında tescili talep edilen mallar için “... ...” ibareli markanın kullanılamayacağının açıkça ortada olduğunu, müvekkili tarafından yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafından tescili talep edilen markanın esas unsurunu oluşturan "... ..." ibaresinin, "kullanıcıların bankalardan toplu para transferi yapabilmesini sağlayan" bir sistemin adı olduğu ve ilgili sektörde farklı firmalar tarafından yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenle bahsi geçen ibarenin ilgili tüketiciler tarafından, redde konu hizmetler açısından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, başvurunun bir bütün olarak markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve hizmetlerin vasfını veya karakteristik özelliğini belirtiyor olması nedeniyle ayrıca tanımlayıcı nitelikte olduğunun tespit edildiğini, davacı marka başvurusu kapsamından çıkarılan ve spesifik hale getirilmiş eşya listesi için “... ...” ibaresinin genel bir ibare olduğunu, ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunun tespit edildiğini, her marka başvurusunun tescil edilen diğer marka başvurularından bağımsız ve kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının diğer markalarla ilgili örneklerinin dikkate alınamayacağını, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalının tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunun "Finansal ve parasal hizmetler.Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunup bulunmadığı, bu hizmetler bakımından tasviri nitelikte olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacıya ait .... sayılı "... ..." ibareli markanın tescili amacıyla 25.07.2022 tarihinde gerçekleştirilen marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri gereği kısmen reddine karar verildiği, davacının 28.09.2022 tarihinde karara itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 30.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
Markanın; ayırt etme, mal veya hizmetin işletmesel kökenini gösterme, mal veya hizmetin niteliklerini garanti etme, reklam, tekelleştirme ve koruma işlevleri bulunduğu kabul edilir. (....) Ayırt etme işlevi, marka kavramına dahil olan, piyasada bir mal ya da hizmeti diğerlerinden farklılaştırmaya hizmet eden, mal ya da hizmete adeta kişilik kazandıran, o mal ya da hizmete bir ad veren temel unsuru ifade eder. Köken işlevi, malın ya da hizmetin hangi işletmeye ait olduğunun marka ile gösterildiği anlamına gelip, bu işlevin bugün anlamını yitirdiği, globalleşen ekonomi ve piyasada bulunan aktörlerin ve ürünlerin çeşitliliği ile dinamizmi karşısında alıcılardan pek azının piyasadaki mal ya da hizmetlerin hangi işletmeye ait olduğunu markadan anladıkları söylenebilir. Garanti işlevi, bir marka altında pazarlanan mal ya hizmetin kalitesi ile ilgili olup, bu işlev sayesinde alıcı, piyasada bulunan ve deneyimlediği mal ya da hizmetleri nitelik olarak değerlendirme imkanına sahip olmakta, buna bağlı olarak bazı mal ya da hizmetlerin imajında değer artışı, bazılarında ise değer azalışı meydana gelebilmektedir. Reklam işlevi, markanın, ait olduğu mal ya da hizmetin ayırt ediciliğini sağlayan işaret olduğuna göre, bu işaretin mal ya da emek sarfedilerek geniş halk kitlesine ulaştırılmasını, böylece ilgili markaya konu mal ya da hizmetin pazar payının arttırılmasını ifade eder. Bununla bağlantılı olarak ilgili mal ya da hizmetin piyasada gördüğü rağbetin hakim duruma gelmesi söz konusu olabilecek, bu da markanın tekelleştirme işlevine hizmet edecektir.
Markanın en önemli fonksiyonu ayırt edici bir işaret olmasıdır. Markaya bu fonksiyonu kazandıran, soyut ayırt ediciliğidir. Soyut ayırt edicilik; bir işaretin, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Bir işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip değilse, ayırt edicilik fonksiyonuna da sahip olmayacaktır. Marka, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Bu yolla tüketiciler, almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilmektedirler. Ayrıca, mal ve hizmetlerin piyasada teşhis edilebilir hale getirilmesi ile, farklı teşebbüslerin mal ve hizmetleri için piyasa şeffaflığı sağlanmaktadır. Piyasa şeffaflığının yerine getirilebilmesi, markanın iletişim fonksiyonu ile kolaylaşır. Markanın iletişim fonksiyonu, piyasada mal ve hizmet arz edenlerle talep edenlerin aralarında iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Bu yolla marka, teşebbüslerin mal ve hizmetlerini kolayca pazarlamalarına, tüketicilerin malın imajı hakkında bilgilendirilmelerine hizmet etmektedir. Markanın çok fonksiyonluluğu, marka hukukuna ilişkin düzenlemelerin uygulama alanının tayininde ve problemlerin çözümünde büyük önem arz etmekte ve dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, bir işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesinde markanın belirtilen bu fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerekir. (....)
Soyut ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının tespiti ile tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının bir ilgisi yoktur; bu ayırt edicilik türünde marka olacak işaretin bütünlük arz etmesi, kolayca algılanabilir ve sınırlarının tespit edilebilir olması, ayırt edicilik fonksiyonunu haiz olması aranır.
6769 sayılı Kanun m.5/1-b bendinde belirtilen "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" somut ayırt edici güçten yoksun işaretlerdir. Bu işaretler, hiçbir ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler olarak madde gerekçesinde açıklanmıştır.
Somut ayırt edicilik, marka olarak tescili talep edilen işaretin, tescile konu mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Soyut ayırt edici gücü haiz bir işaretin somut ayırt edici güce sahip olup olmadığının tespitinde, işaretin tescil başvurusuna konu olan mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olup olmadığının dikkate alınması gerekmektedir. İşaretin, somut ayırt edici güce sahip olup olmadığı, piyasada oluşan kanaate göre tespit edilmektedir. Bu kanaatin oluşmasında değişik faktörler etkili olmaktadır. İşaretin orijinalliği, tanınmışlığı, piyasada genel olarak kullanılırlığı, kullanımın süresi ve yoğunluğu gibi kıstaslar, bu ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Eğer bir işaret, piyasada oluşan kanaate göre tescili talep edilen mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahipse, kullanım sonucu ayırt edici güç kazanmasına gerek kalmaksızın marka olarak tescil edilebilecektir. O an için işaretin ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul ediliyorsa, işaret ancak kullanım neticesi bu gücü kazanabilir veya zaman içerisinde piyasadaki kanaatin değişmesi neticesi bu güç kazanılabilir.
6769 sayılı SMK m.5/1-c bendinde; Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Hüküm uyarınca, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten, üretim hizmetlerinin yapıldığı zamanı gösteren, malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini ifade eden sözcükleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak alınamazlar. Bu mutlak red nedeninin kabulünün birinci sebebi; marka olarak tescili istenen işaretin, ilgili mal veya hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini belirten ad veya işaretlerden oluşması halinde, sözkonusu işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, bu sebeple mezkûr işaretin ayırt edici nitelik unsurundan yoksun bulunmasıdır. İkinci sebep ise; malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini ifade eden bir işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir.(....)
Tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, bilirkişi raporunda tespit edilen maddi vakıalar ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan hizmetler; finans ve bilgisayar hizmetleri ile ilgilidir. Bu hizmetler, kendine has özellikleri bulunan ekonomik ve teknolojik hizmetlerdir. İçerdikleri kendine has özellikleri nedeniyle tüketicilerin belli bir dikkatle seçim yapmaları, hizmet verenleri veya niteliklerini karşılaştırması gibi durumlar söz konusu olacaktır. Ayrıca başvuru konusu hizmetlerin günlük hayatta sık tüketilen hizmetlerden olmaması ve belli bir ekonomik seviyeyle ilgili olması da dikkate alındığında tüketim öncesinde araştırma, bilgi edinme, kıyaslama gibi davranışlar kendiliğinden ortaya çıkaracaktır. Şu durumda başvuruya konu hizmetlerin tüketiminin özel bir dikkat veya bilinç ile yapılması, belli bir ekonomik seviyeye gereksinim duyulması nedeniyle dikkate alınması gereken tüketici kitlesi, dikkat seviyesi ortalama düzeydeki tüketicilere nazaran daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluşacaktır.
Dava konusu marka başvurusu; bir bütün olarak “....” harf dizisi/kısaltma ve sözcük unsurlarından oluşmaktadır. Başvurunun bütün olarak ele alınması noktasında “...” ibaresinin işaretin oluşturulmasında (punto, renk, kalın yazım, üstte tutma yoluyla) ön planda tutulması, başvurudaki ayırt edicilik fonksiyonunun “...” ibaresine yüklendiğinin göstergesidir. Başvuruda daha küçük puntolarla ve altta kalacak şekilde yer alan “...”, ... ibaresinin/kısaltmasının açıklaması veya neye karşılık geldiğine ilişkin bir algı oluşturmaktadır. Bu nedenli ilgili tüketici kesimi tarafından işaretin sadece asli unsuru ile değil tali unsuru ile de bir bütün olarak algılanması ve akılda kalması söz konusu olacaktır.
...; 2000'li yıllarda kullanılmaya başlayan genel bir bankacılık terimi haline gelmiştir. ... denince bankacılık ve finansta doğrudan borçlandırma sistemleri (...), maaş ödemeleri, kurum ödemeleri, gibi birçok ürünü içerisinde barındırdığı genel bir ifade anlaşılmaktadır. ... kısaltması bankacılar için bir anlam ifade ederken, banka ve finans kurumları bunu ağırlıkla sözleşme ve ürünlerinde ...olarak kullanmaktadırlar. Başka bir ifadeyle çeşitli finans kuruluşları tarafından toplu olarak yapılan havale, EFT gibi sürekli ödeme döngülerinin planlanması açısından kullanılan bir yöntem olan .... , güvenli ve hızlı ödeme için kurgulanmış bir finansal mekanizma olduğu açıktır.
Marka başvurusunun reddedildiği hizmetlerden 36.02. sınıftaki “finansal ve parasal hizmetler”, ... – ... ile gerçekleştirilebilecek hizmetlerdir. Dolayısıyla 36.02. sınıftaki bu hizmetler ile tescil talebine konu edilen işaret arasında doğrudan bağımlı olma durumu söz konusudur. Bunun sonucu olarak da başvurunun, bu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Bununla birlikte başvurunun reddedildiği 42.02. sınıftaki “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.”, doğrudan .... ile bağlantılı değildir. ...’nin bilgisayar üzerinden verilebilmesi söz konusu olabilmekle birlikte temelinde finansal nitelikte olan bu hizmetin 42.02. sınıftaki hizmetlerle doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurunun reddedildiği 42.02. sınıftaki hizmetler için başvurunun, somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusunun yukarıda açıklanan kullanım alanı ve bankacılık ile finans sektöründe ifade ettiği anlam dikkate alındığında; başvurunun reddedildiği 36.02. sınıftaki hizmetler için doğrudan çeşit, yöntem belirttiği ve bu nedenle tasviri nitelikte olduğu, başvurunun reddedildiği 42.02. sınıftaki hizmetler için ise doğrudan herhangi bir karakteristik özellik belirtmediği ve bu nedenle tasviri nitelikte olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; dava konusu marka başvurusunun “Finansal ve parasal hizmetler” bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri uyarınca mutlak tescil engeli barındırdığı, “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri uyarınca mutlak tescil engeli barındırmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle; davanın kısmen kabulü ile; "Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "42.SINIF: Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 247,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davanın kısmen reddolunması ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
6-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 301,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.006,50 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.003,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.003,25 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/02/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.