mahkeme 2023/192 E. 2024/68 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/192
2024/68
9 Şubat 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/192 Esas - 2024/68
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/192 Esas
KARAR NO : 2024/68
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ..
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 14/04/2023
KARAR TARİHİ : 09/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava ve replik dilekçelerinde özetle; Davacı üniversitenin 27.02.2014 tarih ve 29826 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6525 sayılı kanunla kurulmuş olan bir vakıf üniversitesi olduğunu, kurucusu olan ...’nın davacıya “...” ismini vermesinin sebebinin, dünya ve Türk tarihinin en önemli bilim adamlarından biri olan ve ... tarafından 1974 yılında “...” ilan edilen ...’nin isminden esinlenmesi olduğunu, davacının kuruluşundan itibaren “...” markasını yoğun ve ciddi surette kullanarak bu markaya ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, bu meyanda bu ibareyi ihtiva eden bir çok markayı da ... nezdinde kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, hal bu iken, davacının ... sayı ile işlem gören, 41. ve 44. Sınıflara giren hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı “... ...” ibareli markanın davalı firmanın itirazları üzerine diğer davalı ... tarafından kısmen de olsa nihai olarak reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının kurulmasına dair Kanunun 6769 sayılı SMK karşısında özel hüküm olması nedeniyle davacının markasının tesciline karar verilmesinin gerektiğini, ayrıca davalı firma adına ... numara ile tescilli “...” markasının, 41. Sınıfa giren hizmetlerde kullanılmamasından ötürü davacının açtığı hükümsüzlük davasının .... Esas nolu dosyası tahtında yapılan yargılama sonucunda kabul edildiğini, söz konusu markanın 41. Sınıfa giren hizmetler bakımından iptal edildiğini, davacının bünyesinde yer alan sağlık sektörünü ilgilendiren tıp, eczacılık, sağlık bilimleri gibi bölümlerin mevcudiyeti gözetildiğinde kanunla belirlenen ismi bu bölümlerin uygulamalarına yönelik eğitim verebilmeleri için kendilerine ait hastanelerde ve hastanelere bağlı laboratuvar bölümlerinde kullanmasının davacının yasal hakkı olduğunu, yani davacının markasını tescil ettirmek istediği 44. sınıfa giren hizmetlerinin, 41. sınıfa giren eğitim hizmetlerinin devamı niteliğinde olduğunu, davalının teşhis veya önleyici tedaviye yönelik tıbbi bir faaliyetinin olmadığını, halbuki davacının “...” markasını yoğun olarak kullandığını ve piyasada ciddi anlamda tanıttığını, bu markaya yaptığı büyük yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile markasına ayırt edicilik kazandırdığını, nitekim kazanılmış bu ayırt ediciliği tevsik eden, ... ’nde yargılaması yapılan davanın dosyasına sunulmuş olan emsal bir bilirkişi heyet raporunun olduğunu, bu sebeplerle de markasının kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraf markalarının bir bütün olarak değerlendirildiklerinde görsel, işitsel ve okunuş bakımından birbirlerini çağrıştırmadığını, ... ’nde görülen davada “taraf markalarının iltibas yaratacak kadar benzer olmadığı” şeklinde bir hüküm verildiğini, tarafların iştigal ettiği alanların ve hitap ettiği müşteri kitlelerinin farklılığı dikkate alındığında markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının markasını sadece laboratuvar hizmetlerinde kullanmakta olduğunu, kendilerinin ise markayı diğer tıbbi hizmetlerde de kullanacak olduklarını, ayrıca davacının “...” markasını kullanmasına davalının 2014 yılından beri sessiz kaldığını ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 15.02.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın başvurulan tüm sınıflar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ... başvuru sayılı markasıyla ilgili olan ... kararının dava konusu edilen karar değil, ... sayılı karar olduğunu, davacının “...” ibaresi üzerinde üstün bir hakkı bulunduğu iddialarının haksız olduğunu, zira davacının Kanunla kurulmuş olma gerekçesinin 6769 s. SMK kapsamında üçüncü kişilerin tescilden doğan marka haklarını ortadan kaldırmadığını, bu gerekçe ile üniversite faaliyet alanı kapsamında olsa dahi üçüncü kişilerin tescilden doğan marka hakkına karşın üstün bir haktan söz edilemeyeceğini, ayrıca başvuru tarihinden önce bir işaretin markasal hüviyette kullanımı kişiye tescil için kazanılmış hak bahşetmeyeceğini, taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, bu nedenle davacının markasının kısmen reddedildiği hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketiciler açısından markaların aynı şirkete ait olduğu izleniminin uyanma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı .... Şirketi vekili cevap ve düplik dilekçelerinde özetle; Davalının 40 yıldır sağlık sektöründe faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen tahlil laboratuvarlarından biri olduğunu, “...” markasının davalı tarafından 40 yıldır kesintisiz kullanımı ile sağlık hizmetleri alanında davalı ile özdeşleştiğini, aynı zamanda “...” markasının davalı adına 1996 yılından beri tescilli olduğunu, davacının, davalının bu markası ile iltibas yaratacak derecede benzer markasını 44. Sınıfa giren tıbbi hizmetlerde kullanacak olmasının hukuka aykırı olduğunu, ancak huzurdaki dava konusu edilen ... sayılı ... kararının davacının ... başvuru sayılı “... Sağlık denince” markasıyla ilgili olduğunu, halbuki davacının dava dilekçesinde ... başvuru sayılı “... ...” markasından bahsettiğini, ... sayılı .... kararının iptalinin zaten Sayın Mahkeme’nin .... sayılı halen derdest olan davasına konu olduğunu, taraflar arasında “...” markasıyla ilgili olarak süregelen uyuşmazlıklar olduğunu ve bu konunun yargıya daha önce de intikal ettiğini, davacının “...” markası için yapageldiği marka başvurularının da davalının itirazları üzerine reddedildiğini, “...” markasının gerçek hak sahibinin davalı olduğunu, davacının bu marka üzerinde herhangi bir üstün hakkının bulunmadığını, zira davalının “...” markasını davacıdan 31 yıl, yani çok daha önce kullanarak tanıtmaya başladığını, davacının bir vakıf üniversitesi olmasının ve kanunla kurulmuş olmasının davacıya davalının tescilli markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer marka başvuruları yapma hakkını vermediğini, zira marka hakkının tescil yoluyla kazanıldığını ve sahibine marka üzerinde tekel hakkı sağladığını, davalının ... sayılı “...” markasının .... nezdinde yargılaması süren ... esas sayılı davada bazı hizmetler yönünden iptal edilmiş olmasının dava konusu edilen ... kararını etkiler bir niteliği olmadığını, zaten de söz konusu dava sonucunda davacının “...” ibaresini sağlık hizmetlerinde ön plana çıkararak her türlü tanıtım malzemesinde kullanmasının önlenmesi yönünde bir karar verilmiş olduğunu, davalının .... sayılı tescilli markalarının mevcudiyetine rağmen davacının ... başvuru sayılı “... ...” markasının 44. Sınıfa giren aynı/benzer hizmetler açısından tescilinin SMK 6/1 maddesi hükmüne aykırı olacağını, markaların iltibas yaratacak derecede benzediğini, markalardaki “...” ibaresi dışında kalan unsurların tanımlayıcı ibareler olduğunu, taraflar arasında süregelen uyuşmazlıkları bilen davacının yine de dava konusu edilen marka başvurusunu yapmış olmasının kötü niyetin tezahürü olduğunu, taraf markalarının halk/tüketici nezdinde karıştırıldığına dair somut örneklerin olduğunu, .... sayılı kararının ... tarafından bozulması üzerine aynı Mahkeme’nin verdiği .... sayılı gerekçeli kararında bozma ilamındaki yasayla kurulmaya dayalı markasal kullanımların tescilli marka hak sahipliğine tecavüz teşkil etmeyeceğine yönelik kabullere katılmanın mümkün olmadığının belirtilerek direnme kararı verildiğini ileri sürerek, davadaki taleplerinin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet ... sayılı markalar arasında, ... kararında belirtilen 44.sınıftaki hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının önceki tarihli markalarından kaynaklı olarak müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının "... ..." ibareli 01.07.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.08.2021 tarih ve 379 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı şirketin 26.10.2021 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacının 20.01.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı yanın 14.03.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusundan “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri” hizmetlerinin çıkarılmasına karar verdiği, redde mesnet olarak SMK m.6/1 hükmü ve ... sayılı markaların gösterildiği, davacının 01.12.2022 tarihinde karara itirazda bulunduğu, davalının 09.01.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 16.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir.( ...) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 15.02.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Kullanmama def’ine muhatap olan ve huzurda dava konusu edilen kısmi ret kararına mesnet alınmış olan davalı şirketin ... sayılı markasının tescile bağlandığı 07.05.2010 tarihi ile dava konusu edilen markanın tescil başvuru tarihi olan 01.07.2021 tarihi arasında beş yıl geçmiş olduğundan, davalının bu markası özelinde somut uyuşmazlıkta ileri sürülen kullanım ispatı talebinin dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Davalı şirketin ... marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde; davalının “... ” ibareli markasının “tıbbi tahlil laboratuvar hizmetleri”nde davalı firma tarafından 2016-2021 tarihleri aralığında yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispatlanabildiği tespit edilmiştir. Bu yüzden, davalının huzurdaki davaya konu edilen ... kararında redde mesnet alınan markalarından ... sayılı markasına dayalı olarak SMK m.6/1 hükmü kapsamındaki korumadan sadece 44. sınıfa giren “tıbbi hizmetler” açısından yararlanabileceği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davalı şirketin kısmi redde mesnet alınan markaları, davacının markasının kısmen reddedildiği hizmetlerin tamamı yönünden tescillidir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın söylenebilecektir.
Davacının kısmen reddedilen markası, düz yazım karakterindeki mavi renkli büyük harflerle, iki satır halinde yazılmış “...” kelimesi ve “...” kelime öbeğinden müteşekkil bir kelime markasıdır. İşarette alt satırda ve nispeten daha küçük puntolarla yazılmış olan İngilizce “university hospital” kelime öbeği, Türkçe’de “üniversite hastanesi” anlamına gelen, bu kelime öbeğini oluşturan kelimeler ülkemizde de günlük konuşma dilinde ve ticari hayatta sıklıkla kullanılan ibareler olduğundan bu anlamları yaygın olarak bilinen/bilinebilecek tasviri/tanımlayıcı bir kelime öbeğidir ve gerek yazım özellikleri itibariyle geri planda konuşlandırılmış olması, gerekse de tasviri/tanımlayıcı bir kelime öbeği olması nedeniyle işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının çok düşük olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısıyla; davacının markasında esas unsurun, “i” harfleri özel bir tasarımı haiz, büyük puntolarla ve işaretin üst kısmında yazılmış olan “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar ise; “... , ...” markalarıdır. Davalı şirket markalarında yer alan “.......” ibareleri, hem tanımlayıcı ibareler olmaları, hem de “...” ibaresine nazaran daha küçük punto ile yazılmaları nedeniyle, tali unsur niteliği taşımaktadır. Davalı şirket markalarının kelime unsurları siyah renk ile yazılmış, davalı şirketin iki adet markasında kelime unsurlarının sol tarafına renkli şekil unsurlarına yer verilmiştir. Davalı şirket markalarının da esas unsuru “...” ibaresidir.
Davanın konusunu oluşturan hizmetler bakımından, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği bulunmaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin tamamının, davalı şirket markalarında yer alan hizmetler ile ayniyet taşıdığı, 44. sınıf hizmetler bakımından ortalama tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu, ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyi yüksek olsa da gerek dava konusu markanın gerekse davalı şirkete ait redde mesnet markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, bir diğer ifade ile karşılaştırılan markaların esas unsurlarının ayniyet taşıdığı, “...” ibaresini ortak olarak içermeleri karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibarelerinin, işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu redde mesnet markalardan ayırt etmeye yetmediği, zira ilgili tüketicinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve redde mesnet markalarda “...” ibaresi olarak ortaya çıktığı, var olan farklılıkların ilgili tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, taraf markalarında yer alan hizmetlerin bilinçli tüketiciye hizmet ettiği düşünülmekte ise de, taraf markalarını gören ilgili tüketicinin, markaların kaynağını araştırma zahmetine girişmeyecek derecede markalar arasında yüksek görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markaların sınıfsal olarak da aynı hizmetlerden oluştuğu, tüketicinin taraf markalarını aynı hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
.... . sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
... . Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar:
• müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
• markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
• dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; davacının sadece ... sayılı markası 44. Sınıfta “İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri”, ... sayılı markası ise 44. Sınıfta “Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri”nde tescillidir. 44. Sınıfta kısmi olarak tescilli olan ... sayılı markaların tescil tarihleri sırasıyla, 19.09.2019 ve 26.03.2020 olup, ilgili markalar hakkında iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle henüz 5 yıllık hükümsüzlük davası açma süresi dolmamıştır. Hükümsüzlük tehdidi altında olan iş bu markalar yönünden, davacı lehine kazanılmış hak koşulları oluşmadığı, davacının önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürse de, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususu değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı .... sayılı Yükseköğretim Kanununun 56. maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, davacının başlangıçta yatırdığı 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 385,40 TL harcın talebi halinde davacı üniversiteye iade edilmesine,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 343,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.843,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/02/2024
Katip ....
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.