mahkeme 2023/56 E. 2023/276 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/56

Karar No

2023/276

Karar Tarihi

28 Eylül 2023

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/56
KARAR NO : 2023/276

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -....

DAVALI : ... - (T.C.:...) ...
VEKİLİ : Av. ... -...

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2023
KARAR TARİHİ : 28/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2023
TALEP
Davacı vekili 03/02/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının ... nezdinde 14.04.2022 tarihinde ... başvuru numarası ile dosyaladığı "...."görselli ve 07.12.2022 tarihinde ... başvuru numarası ile dosyaladığı "...." görselli markaların, ... tarafından SMK m. 5/1-ğ hükmü gerekçe gösterilerek reddedildiğini, halbuki dava konusu edilen ... başvuru numaralı "... ... ..." görselli markanın aynı hizmet sınıflarında davalı şahıs adına tescil edilmiş olduğunu, bu kararların birbirleriyle çeliştiğini, davacı derneğin gönüllü çalışanları tarafından herhangi bir maddi menfaat beklenmeksizin bir yılı aşkın süren hazırlık çalışmalarının neticesinde ... ile ortaklaşa olarak düzenlenmeye çalışılan “...." faaliyetinin yerel ve ulusal basında yer alması üzerine davalı şahsın davacı derneğe bir ihtarname göndererek böyle bir festivalin düzenlenmesi durumunda bu isim hakkının kendilerinde olması nedeniyle tazminat talep edeceklerini bildirdiğini, halbuki dava konusu edilen markanın da “kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş” işaretlerden sayılması gerektiğini, zira bu markada geçen “...” ibaresinin halka mal olmuş tarihi bir yer adı olduğunu, davacının bahsi geçen festivali gerçekleştirmeye çalışıyor olması nedeniyle huzurdaki hükümsüzlük davasını açmasında haklı ve hukuki bir menfaatinin bulunduğunu, nitekim davalının davacı tarafa gönderdiği ihtarnamenin de bu hususu tevsik etmeye tek başına yeterli olduğunu, kaldı ki davacı derneğin Tüzüğü’nde derneğin ...'nin ulusal ve uluslararası mecralarda tanıtılmasına katkı sunmak amacıyla sanatsal faaliyetlerde bulunacağı hususunun da yer aldığını, ...’in esas unsuru "...” olan markaları tescil etmiyor olmasının da dava konusu edilen markanın tescil edilmiş olması durumuyla çeliştiğini, ...'nın tarihine ve kültürüne hizmet etmek isteyen davacı derneğin, kültürel ve sanatsal faaliyetlerine hiç bir neden yokken karşı çıkıp, tarihi ve sanatsal festivalin yapılmasına engel olmak için ihtarname çeken davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli .... sayılı "... ... ..." sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine var ise internet sitesinin erişime kapatılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle davacı derneğin huzurdaki davayı ikame etmesinde güncel, kişisel ve meşru bir menfaati bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulen reddedilmesi gerektiğini, zaten dava konusu edilen markada “....” kelime öbeğinin markanın tek başına esas unsuru olmadığını, aksine bu markada geçen ve görsel açıdan ön plana çıkartılmış olan “...” harflerinin markanın esas unsuru olduğunu, dava dilekçesinden davacının dava konusu edilen markanın hangi hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü talep ettiğinin anlaşılamadığını, dava konusu edilen markada geçen “...”” ibaresinin, antik yer veye bölge adı olup, tarihi ve kültürel bir değer kapsamına girmediğini, SMK m. 5/1-ğ hükmünde ifadesini bulan tarihi ve kültürel değerlerin .... gibi yerleri ifade ettiğini, ayrıca davalının markasında ... antik tapınağına ait veya bu tapınağı çağrıştıran herhangi bir resim/figür unsuruna yer verilmemiş olduğunu, dolayısıyla sadece yer veya bölge adından hareketle “...” ibaresinin tarihi ve kültürel bir değer olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı şahsın "... " ismindeki derneğinin kurucularından ve halen başkanı olduğunu, davalı şahsın faaliyetleri kapsamında ...'nın ve ...'nın tarihi değerlerinin uluslararasında tanıtılmasını amaçladığını, bu doğrultuda ilki 29-30 Ekim 2022 tarihinde, ... "nin düzenlendiğini, bu festivalin ikincisinin 14-15 Ekim 2023 tarihinde yapılmasının planlandığını, dolayısıyla "... ( ... ...)" markasının davalı tarafından halihazırda aktif olarak kullanılmakta olduğunu, davacının ilk festivalden 10 gün sonra aynı isimle festival düzenlenmiş olmasının davalının markasına açıkça zarar vermekte olduğunu, davacının reddedilen markalarının davalının markası hükümsüz kılınsa dahi tescile bağlanmayacağını, dolayısıyla davacının huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki bir yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; davalı adına tescilli .... sayılı markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini, varsa internet sitesinin erişime kapatılması istemlerinden ibarettir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren .... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava konusu hükümsüzlüğü istenen marka: 31/05/2022 başvuru, 20/09/2022 tescil tarihli .... sayılı "... ... ..." ibaresinden oluştuğu, 35, 41.sınıftaki "35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri: sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Alışveriş merkezleri, dükkanlar, marketler, mağaza ve mağazalar zincirinin kurulması, işletilmesi, organizasyonu, yönetimi ile ilgili danışmanlık hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (…) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).
41 Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri." hizmetlerini kapsadığı tespit edilmiştir.
6769 sayılı SMK’nın m. 5/1-ğ hükmüne göre; “... Sözleşmesinin 2’nci mükerrer 6’ncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş diğer işaretler ile yetkili mercilerce tescil izni verilmemiş olan armaları, nişanları veya adlandırmaları içeren işaretler” marka olarak tescil edilemez.
6769 sayılı SMK'nın 25. Maddesinde; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir.
Görüldüğü üzere; 5/1-ğ maddesinde düzenlenen hale uygun bir markanın tescilli olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir.
Kanun koyucu söz konusu düzenlemesi ile ... Sözleşmesinin 2’nci mükerrer 6’ncı maddesi kapsamı dışında kalsa bile, kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş işaretlerin de marka olarak tescil edilemeyeceğini öngörmüştür. Bu düzenlemeden amaç, böyle işaretlerin markanın yarattığı tekel hakkı kapsamında kimsenin tekeline verilmemesi ve bu şekilde serbest rekabetin korunmasıdır.
Somut uyuşmazlığa konu edilen markanın SMK m. 5/1-ğ hükmü kapsamına girip girmediğinin tespiti için öncelikle, markanın esas unsurunun ne olduğunun tespiti gerekmektedir. Doktrin ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşlere göre; bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır (.... sayılı ilamı). Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir (....).
Dava konusu edilen "... " görselli markanın, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markası olduğu görülmektedir. Bu işarette sırayla; “...” kısaltması, düz yazım karakterindeki siyah renkli kalın ve yatık harflerle, işaretteki diğer kelime unsurlarına nispeten büyük puntolarla, işaretin en üst kısmına, “...” tamlaması, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle işaretin orta kısmına, “... ... ...” tamlaması da, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece kelimelerin baş harfleri büyük olacak şekilde, küçük puntolarla ve işaretin en alt kısmına, yazılmıştır. Öncelikle Mahkememizce; bu yazım özellikleri ve konumlandırmaları itibariyle; işarette geçen unsurlardan ilk anda göze çarpan/ön planda olan unsurun, işaretin en üst kısmına, diğer kelime unsurlarından daha kalın harflerle ve büyük puntolarla yazılmış olan “...” kısaltması olduğu değerlendirilmiştir. İşarette geçen ve uyuşmazlık konusu yapılmış olan “...” ibaresi, tek başına ön planda yer alacak şekilde, yani markasal hüviyette baskın unsur olarak kullanılmamıştır.
Diğer taraftan; bir markanın tüketici zihninde doğrudan oluşturduğu asıl anlam/kavram bir coğrafi yer adı olduğunda, bu işaretin bir marka olup olamayacağı hususunun da somut uyuşmazlık kapsamında irdelenmesi gerekmektedir. Doktrinde coğrafi yer adlarının, kullanılacağı mal ve/veya hizmet bakımından coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltıcı olmamak koşuluyla marka olarak tescilinin mümkün olduğu görüşü ileri sürülmekte ise de ayırt edici başkaca unsurlar ihtiva etmeyen bir coğrafi yer adının marka olarak tescili ve böylelikle tek bir kişinin/firmanın kullanımına verilmesi, böyle bir işaret soyut ayırt ediciliği haiz olmayacağından, hukuken mümkün değildir. Zira, markaların soyut ve somut ayırt edicilikleri birbirlerinden farklı müesseselerdir ve bir coğrafi yer adının, marka olarak tescil kapsamına alınması istenilen mal ve/veya hizmetler için tanımlayıcı veya yanıltıcı bir niteliği olmadığı durumlarda, bu işaretin somut ayırt ediciliği var ise de soyut ayırt ediciliği olmayacaktır. Aynı şekilde, bir işaretin, markaya özgü bu fonksiyonları yerine getirebilmesi, yani marka olabilmesi için maldan/hizmetten fonksiyonel açıdan bağımsız ve malın/hizmetin serbestçe seçilmiş bir unsuru olması zorunludur. Herkes tarafından bilinen bir coğrafi yer adının, söz konusu coğrafyada yerleşik işletmeler açısından, “malın/hizmetin serbestçe seçilmiş bir unsuru” olduğundan bahsetmek mümkün değildir; bundan bahsetmek mümkün sayılırsa da, o zaman aynı coğrafyada yer alan tüm aktörlerin aynı markayı “serbestçe seçmesi” hakkının varlığından söz edilmelidir, ki tek kişi adına tescilli markanın yaratacağı “kanuni/haklı tekel”in varlığı yüzünden böyle bir serbestiden söz edilemeyecektir. Bu nedenlerle, bir coğrafi yer adının belli hizmetler açısından tanımlayıcı veya yanıltıcı bir niteliği bulunmadığı cihetiyle münhasıran marka olma niteliğini haiz olduğu görüşüne itibar etmek mümkün görülmemektedir. Zira, bu hizmetler açısından “henüz” tanımlayıcı/yanıltıcı olmaması durumunun, tek başına yeterli olmadığı, gelecekte bu coğrafi yerin ilgili tüketici kesiminin zihninde bu emtialarla ilişkin coğrafi menşei gösterebileceği varsayımının makul ve muhtemel olduğu gerçeği mevcuttur. Böyle bir ihtimal var iken, bu işaretin bir kişinin tekeline verilerek sadece onun adına marka olarak korunmasının, hukuken mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu edilen görselli markaya tekrar bakıldığında; bu işarette bilinen bir coğrafi yer adı olan “...” ibaresinin, tek başına ön plana çıkartılmamış kurgu içerisinde, işarette geçen alelade bir kelime hüviyetinde kullanılmış olduğu fiili gerçeği gözetildiğinde, içerisinde geçen talî bir unsurdan hareketle bu markanın SMK m. 5 hükmünde geçen herhangi bir mutlak red nedenine muhatap olamayacağı değerlendirilmiştir.
Nitekim; davacının ... tarafından SMK m. 5/1-ğ hükmü kapsamında reddedilen ve görselli markalarında kullanılmış olan tüm kelime unsurlarının aynı yazım özelliklerinde, aynı satır içerisinde ve aynı puntolarla yazılmış olmaları itibariyle aynı baskınlıkta algılandığı, bunlar arasından da “uluslararası film festivali” tamlamasının yerleşik anlamı itibariyle bir cins isim olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun olduğu ve sonuçta “...” ibaresinin bu işaretlere markasal hüviyette ayırt edicilik katan en baskın unsur olduğu görülmektedir. Halbuki ..., ... ilinin 18 km kuzeydoğusunda, ... ilçesine bağlı ... köyü yakınlarında yer alan neolitik bir arkeolojik sit alanının adıdır. .... civarına tarihlenen ..., dünyanın şu ana kadar bilinen en eski tarihî yapısıdır ve dünyanın bilinen en eski megalitleri olan taş sütunlarla, bir dizi büyük dairesel yapılardan oluşması itibariyle bazı popüler kaynaklarda "tarihin sıfır noktası" nitelendirmesiyle de anılmaktadır. Bu tarihi özellikleri itibariyle de yani kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş bir yer adı olması nedeniyle de bir markanın tek başına esas unsuru olarak kullanılması/tescil edilmesi mümkün değildir. Dava konusu edilen markada ise böyle bir durumun söz konusu olmadığı, markanın esas unsurunun “...” kısaltması/harfleri olduğu sonucuna varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş; alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, dava konusu marka hakkında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığına, 6769 sayılı SMK'nın 5 inci maddesinin 1 inci bendinin "ğ" başlıklı alt paragrafı ile SMK'nın 25 inci maddesinin 1 nolu bendi ile göz önüne alınarak karar verilmiş ve davanın reddine hükmedilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde.... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/09/2023

Katip ...
¸

Hakim ...
¸

¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim