mahkeme 2023/26 E. 2023/279 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/26
2023/279
3 Ekim 2023
T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/26
KARAR NO : 2023/279
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (Mersis:...)
VEKİLLERİ : Av. ... - ....
Av. ... - ...
Av. ... - ....
Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... -...
Av. ... - ...
: 2- ... (Mersis:...) ....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 18/01/2023
KARAR TARİHİ : 03/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023
TALEP:
Davacı vekili 18/01/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle; müvekkili şirketin ... sayılı "... sulama sistemleri" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından.... itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak... (...) tarafından reddine karar verildiğini, davacı şirketin 2010 yılından itibaren ... ticaret unvanı ve markası altında yağmurlama sulama sistemleri ve daha birçok alanda aktif bir şekilde faaliyet gösterdiğini, davacı markaları ile davaya konu markanın mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğu her iki şirketin de damla sulama sistemleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı markaları ile davaya konu markanın işitsel ve görsel yönden benzer olduğu, davacı markalarının eskiye dayalı kullanım hakkının mevcut olduğu, davaya konu markanın haksız kazanç elde edeceği, davacı şirketin pazar payında düşüşe sebebiyet verileceği, davacı markalarının bilinirliği ve itibarına zarar verileceği, davalı şirketin başvuruda bulunduğu markaya ilişkin aktif bir kullanımının olmadığı, davalı şirketin ticaret unvanı değişikliği ile tabelasında kullanım farkı olduğu ... sayılı "... ..." ibareli markasını da davasına mesnet göstererek, ... sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesinde ÖZETLE: markaların ihtiva etikleri unsurların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılma ihtimallerinin olmadığı, tüketici nezdinde markanın yazıldığı gibi okunduğu ve dolayısıyla işitsel, görsel benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/6'ya dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren .... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 21/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 18/01/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı kanunun 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım koşullarının oluşup oluşmadığı, SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanına ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı ve neticeten ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ve "... sulama sistemleri" ibareli markayla karıştırılma ihtimali ve haksız rekabet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
......
Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Kunul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı markayı bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka, ihtiva ettikleri unsurların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, itiraz dilekçesinde ifade edilen haksız rekabet iddiasının kabulü yönünde Kurul'da kanaat oluşmadığından, bu yöndeki itiraz da yerinde görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
...
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
....
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi ...’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile ...’de tescili bulunmayan ve ...’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
Madde kapsamında SMK 6/6'ya ilişkin olarak;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir (....).
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında şu şekildedir:
Davalı başvuru Markası
"..."
(...)
17. sınıf
Davacı Markaları
"...l"
(..., ...)
11, 17, 19, 21, 35. sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan 29/05/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle; "...Dava konusu marka ile davacı şirketin itiraza mesnet markaları arasında, işbu dava kapsamında talep edilen 17. Sınıfın tamamı Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç). Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı).” bakımından AYNI/BENZER olduğu,
Markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibasa yol açacak bir benzerlik bulunduğu, Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Davacı markalarının 6/3 kapsamında incelenmesinde tescilli markaları olması hasebi ile gerek bulunmadığı,
Davacı ticaret unvanının 6/6 kapsamında markasal kullanım olacak ölçüde kullanıldığında dair yeterli delil bulunmadığı..." ifade edilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 17 inci sınıftaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 11, 17, 19, 21, 35 inci sınıflar arasındaki bir kısım mal ve hizmetin alt gruplarında tescilli "... sulama sistemleri" ibareli mesnet göstererek itiraz etmiş, 35 inci sınıfta tescilli "... ..." ibareli markasını davasına mesnet olarak göstermiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı iddiaları bakımından Mahkememizce, dava konusu markanın karıştırılma ihtimaline dayalı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmış olup, bu minvalde yapılan değerlendirmeler şu şekildedir:
6769 Sayılı SMK 6/1 Maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme
- Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusu, 17 inci sınıftaki:
"17. sınıf: Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç). Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve davasına dayanak davacı markalarının ise "... sulama sistemleri", "... ..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 11, 17, 19, 21, 35. sınıflar arasındaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Bunlardan "... sulama sistemleri" ibareli ... sayılı markanın tescilli olduğu 17. Sınıf mal ve hizmetler davalı başvurusu ile birebir AYNIDIR. Buna ek olarak davacı markalarından ... sayılı “...” markası muhteviyatında bulunup 35. sınıfın altında yer alan "kauçuk ve plastik profil ve profille ilgili her türlü mamul ve malzemenin, plastik hammaddelerin, plastik kalıpların ve makinelerin, plastikten mamül hortum, örtü, branda, boru, vana, eklem parçaları, sulama sistemleri, oluklar, dirsekler, vidalar, plastik tel örgüler gibi tarımda ve ziraatte kullanılan plastik eşyaların, inşaat, sanayi ve konutlarla ilgili her türlü plastikten mamül boru, doğrama, kapı, pencere, sineklik, dekorasyon ve süs eşyası, masa ve sandalye gibi malzemelerin, her türlü plastik ürünlerinin ham, mamül, yarı mamül maddelerinin, tarım ve hayvancılıkta kullanılan plastik ürünlerin bir araya getirilerek sunulması hizmetleri" ile de BENZER olduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklandığı üzere, Mahkememizce dava konusu marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet gösterilen markaların mal ve hizmet kapsamının AYNI veya BENZER olduğu tespit edilmiştir.
2)Hitap Eden Tüketici Kitlesi Bakımından Değerlendirme:
17. sınıf malların kauçuk, yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, lastik, boru kılıfı vb. gibi günlük ihtiyacı karşılamaya yönelik olmayan emtialar olduğu dikkati çekmektedir. Söz konusu malzemeleri alan kişilerin kısa zamanda ve anlık şekilde değil, görece uzun zamanda satın alan kişiler olduğu düşünülse bile, ülkemizde bu malzemelerin inşaatta ya da tadilat-tamirat işinde veya bahçede kullanılma olasılığı yüksek türden malzemeler olduğu, dolayısıyla satın alan kitlenin de dikkat seviyesinin yüksek olamayacağı değerlendirilmiştir. Bahsi geçen hususlar göz önüne alındığında; gerek yerleşik içtihatlar uyarınca gerekse genel kanaat uyarınca tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesinin ortalama tüketici kitlesi olduğuna kanaat getirilmiştir. Dolayısıyla, karıştırılma ihtimali dikkate alınırken ortalama derecede dikkatli ve özenli bireylere göre değerlendirme yapılacaktır.
- Görsel, İşitsel ve Anlamsal Benzerlik Değerlendirmesi:
En genel anlamı ile karıştırılma ihtimali bir işletmenin mal veya hizmetini satın aldığını düşünen tüketicinin yanıltılması, iltibasa maruz kalması sonucunda bir başka işletmeninmal veya hizmetlerini satın alması veya bu riskle karşı karşıya kalmasıdır. Tüketici işletmeleri karıştırarak almayı düşündüğü mal veya hizmetin aynı işletme tarafından üretildiği düşüncesine kapıldığı zaman karıştırılma mevcuttur. Hatta o kadar ki, tescilli marka ile kullanılan işaret arasında ses, şekil, anlam, görünüm bakımından özdeşlik ya da benzerlik bulunmasa dahi, halk arasında bunlar arasında herhangi bir bağlantı kurulması durumunda karıştırılma tehlikesi mevcuttur.
Karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde “markanın ayırt edici gücü” de dikkate alınması gereken ve karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde aktif rol oynayan bir etmendir. Nitekim ayırt ediciliği güçlü olan markaların karıştırılma ihtimali artarken ayırt ediciliği zayıf olan markaların karıştırılma ihtimali azalacaktır. Davacı markaları ayırt edici olan ve zayıf olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan markalardır.
Karşılaştırma genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak yapılmalıdır. Bir işaret görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile “bütünsel açıdan” kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibası yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal ve hizmet tercihlerinde etkili oluyorsa marka olarak tescili engellenebilir ve hatta karıştırılma tehlikesi ihtimal dahilindeyse bile benzerlik var kabul edilmelidir.
Somut olayda; dava konusu başvuruya esas davalı markası, mavi ve kalın küçük harflerle yazılmış "l" harfi üst ve alt kısımda uzatılmış ve adeta "..." ve "..." şeklindeki kelimenin ilk iki ve son iki harfini bölen yapıda olduğu ve yazımın "..." şeklinde olduğu, markanın kelime markası olduğu, fonetik olarak ise kelimenin "s plas" olarak okunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu her üç markada da "..." ibaresi ortaktır ve davacı markalarında ...'de okunduğu gibi (plas) yazılmıştır.
İtiraza ve davaya mesnet davacı markalarından ... sayılı markanın dünya görüntülü elips şeklinin içinde iç içe geçmiş ve lacivert ve mavi renkte olan iki adet "S" harfine benzer şekil ve yanında lacivert renkte "..." ifadesi ile bu ifadenin altında ... "..." (sulama sistemleri) ibaresinin bulunduğu karma marka olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı markasının kelime, davacı mevzu bahis markasının karma marka olduğu gözlense de fonetik olarak her iki markanın son hecesinin "pılas" olarak okunduğu, davalı markasının ilk harfinin "s" olduğu ve "..." ya da "..." olarak okunduğu, davacı markasının ise "..." olarak yazıldığı gibi okunduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde; her iki markanın hem görsel hem de fonetik anlamda benzediği anlaşılmıştır. Kavramsal olarak; her iki markada ortak ... "..." ifadesi "..." anlamına gelmekte ve davacı markasında "..." davalı markasında "..." anlamı oluşmakla, her iki markanın kavramsal olarak da benzediği değerlendirilmiştir.
Diğer mesnet ... sayılı davacı markasında; "..." olarak baş harf büyük devamı küçük olacak şekilde ve bu ifadenin "p" harfinden itibaren altında ise "sulama sistemleri" daha küçük harflerle yazılmıştır (söz konusu ifade, diğer davacı markasının alt kısmında bulunan "..." ifadesinin ... karşılığıdır). "..." ifadesinin önünde koyu mavi tonunda denilebilecek renkte iç içe geçmiş anlamı olmayan görsel bulunmaktadır. Böylelikle, mevzu bahis davacı markasının da karma nitelikte marka olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Söz konusu mesnet marka da davalının "..." markasına yukarıdaki paragrafta detaylı açıklandığı gibi görsel, fonetik ve kavramsal açıdan benzemektedir.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere, bağımsız ayırt edici unsur değerlendirilmesi yapıldığında davacı şirketin itiraza mesnet markalarının tamamında “...” kelimesinin vurgulandığı, daha büyük ve dikkat çekici renkler ile yazılmış olması kadar, şekil unsurunun tüketicinin aklında kelime unsuruna göre daha az akılda kalıcı olması ve sair ibarelerin küçük puntolar ile tüketici tarafından kolay algılanamayacak şekilde yerleştirildiği dikkate alınmıştır. Davalı markasının ayırt edici baskın unsuru da tek kelime olarak “...”tır.
Somut olay kapsamında görsel, işitsel ve kavramsal olarak doğrudan benzer olması ve ayrıca mal ve hizmet gruplarının doğrudan aynı olması kadar bu mal ve hizmet gruplarının ilgili tüketici kesiminin de ortalama dikkate sahip ve genel bir tüketici kitlesi olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Mahkememizce; markalar arasındaki görsel/işitsel ve kavramsal benzerliğin karıştırılma ihtimali doğuracağına kanaat getirilmiştir. Kaldı ki davalı markasının “...” ibaresinin yanına muhtelif içerikler eklemek sureti ile markanın serilerini yaratmakta olan davacı şirketin markalarının bir devamı ya da serisiymiş gibi düşünülme ihtimali de bulunmaktadır. Ortalama tüketici, davacı markasını aklında tuttuğunda davalı marka ibaresine yönelebilme ihtimali bulunacaktır.
6769 Sayılı SMK 6/3 Maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme
SMK 6/3 hükmüne göre; başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir (.... sayılı ilamı).
Eldeki davada davacının dayandığı markaları tescilli olup, SMK 6/3 kapsamında tescilsiz bir marka kullanımı arandığından; ticaret unvanı kapsamında kullanıma ilişkin sunulan eski tarihli faturalarda her ne kadar "..." ibaresi bulunsa da, söz konusu faturalarda şirket unvanı ya da kişi adlarının farklı olduğu ve bunların davacı şirket ile ilgisi/bağını ispatlar delilin dosyaya sunulmadığı, öte yandan salt faturada marka kullanımının SMK 6/3 kapsamında delil sayılamayacağı göz önüne alındığında, SMK 6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
6769 Sayılı SMK 6/6 Maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme:
6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesi “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer.
SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına ve alan adına tanınan koruma da, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları/alan adları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca da; bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir.
Tescilli unvana dayalı olarak marka tesciline yapılan itirazda mal, hizmet, sektör benzerliği aranması gerekmektedir. Unvan sahibinin 6/6 kapsamında sonraki marka kullanımına karşı gelebilmesinin temel şartı, unvanın kullanımından markasal bir hakkın doğmuş bulunmasıdır. Bu markasal hak ya da markasal etki doğuran kullanım ya da markanın kullanım olmasa da aynı zamanda markasal bir etkinin de olmasını şart koşmaktadır. Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının ayırt edici unsuru “...” ibaresidir. “...” unvan olarak ... Ticaret Sicil Gazetesi’nin 23 Aralık 2010 tarih, 7714 sayısında 666, 667. ve 668. sayfalarında yayınlanmış ve şirketin iştigal alanı belirtilmiştir. İlgili alanın incelenmesinden, tamamının dava konusu marka kapsamında yer alan 17. Sınıf içeriğinde bulunan emtianın tamamı ile örtüştüğü görülmektedir.
Bununla birlikte davacının dosya kapsamında sunduğu faturalar ve fiyat katalog görselleri incelendiğinde bu mal ve hizmetler açısından yoğun ve yaygın kullanıma delil olabilecek ölçüde bir kullanım olmadığı, kaldı ki fatura ve katalog üzerinde de davacının tescilli markalarının yer aldığı görülmekle birlikte ticaret unvanının markasal olarak kullanıldığını gösterir bilgi ve belge olmadığı değerlendirilmiştir. Böylelikle Mahkememizce, somut olayda 6769 sayılı Kanun’un 6/6 hükmü çerçevesindeki iddiaların kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın SMK 6/1 kapsamında kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-... ...’nun ... sayılı kararının iptaline,
3-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 4.137,40 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/10/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 385,40.-TL
Posta Masrafı 452,00.-TL
Bilirkişi Ücreti 3.300,00.-TL
Toplam 4.137,40-TL
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.