mahkeme 2023/19 E. 2023/325 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/19

Karar No

2023/325

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/19 Esas - 2023/325
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/19
KARAR NO : 2023/325

HAKİM :...
KATİP :...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....

DAVALILAR : 1-...
Av. ...
Av. ...
: 2- ...
Av....

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 13/01/2023
KARAR TARİHİ : 19/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2023
DAVA:
Davacı vekili 13/01/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla ÖZETLE: müvekkilinin ... (...) nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... yayınlandığını, davalı şirketin... sayılı "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddine karar verildiğini, davalının bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise nihai olarak ...sayılı ... kararı ile kısmen kabulüne karar verilerek başvuru kapsamından "05. Sınıf: insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" mal ve hizmetler yönünden reddedildiğini, davalı firmanın “...” markasının endikasyon içeren ... tarafından ruhsatlanmış öksürük şuruplarında yani tıbbi bir ilaçta kullanıldığını, bu ilaçların doktorlar tarafından reçetelendiğini, reçete harici satılacak olsa dahi bir doktor veya eczacı yönlendirmesi ile satılacağını, yani hitap ettiği alıcı kesiminin bilinç ve dikkat düzeyinin düşük olmadığını, davacının ürünün ise tıbbi bir ilaç olmadığını, takviye edici gıda ürünü olduğunu, izninin ...’ndan alındığını, hekimler tarafından reçete edilmediğini, ayrıca da taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan farklı olduğunu, zira “...” ve “...” ibarelerinin gerek yazılışları gerekse telaffuzları yönünden benzemediğini, benzerliğin sebebi olarak düşünülen, kelimelerin başındaki ve sonundaki ibareler olan ve “bi” ve “...” hecelerinin tıptaki yaygın olarak kullanılan genel ön ve son ekler olduğunu, zira Latincede “bi” ibaresinin “iki”, “...” ibaresinin de “yapılan iş, sonuç” anlamına geldiğini, dolayısıyla markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük olan bu ibarelerin varlığından bahisle davacının markasının kısmen reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacının markasındaki “...” ibaresinde vurgunun bütünsel olarak “...” ibaresinde olduğunu, sağlık sektöründe kullanılacak olan markaların benzerlik incelemesi esnasında küçük farklılıkların bile dikkate alınması gerektiğini, ayrıca da davalının markalarının kapsamına “...”ın girdiğini, davacının markasının ise “takviye edici gıda maddeleri”nde kullanıldığını, bu yüzden de aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ...’in ...sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Davacının, davalı firmanın marka hakkını ihlal ettiği ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği hususunda ... D. İş sayılı dosyası kapsamında bir tespit ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olduğunu, bu dosya kapsamında davacının “...” markalı ürünlerinin ambalaj tasarımı, sunum şekli, ürün içerikleri ve marka kullanımı açısından davalının “...” markalı ürünlerine yüksek oranda benzediğinin bilirkişi marifetiyle tespit edildiğini, davalının davacıya keşide ettiği ihtarnamenin cevapsız kalması üzerine ... Esas No'lu davayı açmış olduklarını, söz konusu davanın halihazırda derdest olduğunu, davalının “...” ibareli seri markalarını dünyanın pek çok ülkesinde uzun yıllardır satışa arz ettiği öksürük şuruplarında kullanıyor olduğunu, bu markayı taşıyan ürünlerin Türkiye’de de Ekim 2018 tarihinden bu yana davalının iştiraki ...Ltd. Şti. ve ... A.Ş. vasıtasıyla üretildiğini ve pazarlandığını, davalının “...” markalı ürünlerinin, Türkiye’nin birçok yerindeki eczanelerden ve online satış noktalarından reçetesiz satın alınabildiğini ve özellikle çocuklarda doktora danışılarak kullanılması gerektiğini, yetişkinler ve 1 yaş üzeri çocuklar için kullanımı uygun olması nedeniyle çok geniş bir tüketici kitlesine hitap ettiğini, 2019 yılında Türkiye’de öksürük şurubu kategorisinde “yılın seçilmiş ürünü” seçildiğini, davalının Türkiye’de yaptığı yoğun tanıtım faaliyetleri ve satışları sonucu söz konusu markanın tüketiciler nezdinde tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının markasını kendisine özgü yazı stilizasyonu ve lacivert-yeşil renk kombinasyonu ile kullanılmakta olduğunu, davacının “...” markalı ürünlerini piyasaya arz ederken bu sunum şeklini de taklit ettiğini, davacının markalarını ve ürün açıklamalarını davalının marka, ürün bilgisi yerleştirmesi ve şekil unsurları ile aynı şekilde konumlandırıyor olduğunu, davalının e-alışveriş platformlarında satılan ürünlerinin ürün içeriği ve bilgilendirmelerinin ve şekil unsurlarının davalının ürün sunumları ile birebir aynı/benzer olmasının yanı sıra, aynı renk kombinasyonlarının da kullanıldığını, ayrıca taraf markalarında kullanılan sekiz harfin kesiştiğini, taraf ürünlerinin farklı Bakanlıklardan onay/ruhsat alıyor olmasının bu markaların farklı emtialarda kullanıldığı anlamına gelmediğini, ürünlerin satış yerlerinin ve kanallarının aynı olduğunu ve taraf ürünlerinin halihazırda da karıştırılıyor olduğunu, davacının e-alışveriş platformlarında satılan ürünlerinin “davalının ürününün muadili olduğu” açıklamalarıyla satışa arz ediliyor olduğunu, hatta müşterilerinin bu husustaki sorularını da satıcıların olumlu cevap verdiğini, davacının iddialarının aksine, davalının “...” markalı ürünlerinin reçetesiz olarak satışa sunulmakta ve hatta tüketiciler tarafından çevrimiçi satış platformları aracılığıyla dahi satın alınabiliyor olduğunu, davalının “...” markalı ürünlerinin Türkiye’de ve dünya çapındaki yaygın satış ağı, internet yaygın kullanımı, satış rakamları ve çok sayıda ulusal ve uluslararası tescillerinin de davalının markasının tanınmışlığını açıkça ortaya koyan emareler olduğunu, davacının davalının tescilli ve tanınmış markalarının yaratmış olduğu kalite imajından haksız bir fayda sağlama saikiyle hareket ettiğini, zira davalının tanınmış markasının bu kadar benzerinin, davalının faaliyet gösterdiği sektörde tescil ettirilmek istenmesinin tesadüfü aşan bir durum ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ...sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ...sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 17/12/2022 olduğu, 13/01/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı kanunun 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.

... ...'in ...sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6'ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
....
Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların asli unsurlarını oluşturan "..." ve "..." ibareleri aynı hece (bis-) ile başlayan ve aynı hece (-...) ile sonlanan ve aralarda yer alan harflerin de bir bölümünü (o ve l harfleri) ortak olarak içeren ibareler olduğu görülmüştür. Bunun yanında başvuru ile tescili talep edilen "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" mallarının itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan mallarla aynı tür ve benzer olduğu görülmüş ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Bunun yanında başvuru ile itiraz gerekçesi markaların belli düzeyde benzer olduğu görülmekle birlikte başvurunun diğer mallarının itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan mallar/hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olmadığı tespit edilmiş olup başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzerlik düzeyi dikkate alındığında başvurunun diğer malları açısından markalar arasında kalan mal/hizmetler bakımından iltibas olasılığı bulunmadığı tespit edilmiştir.
İtirazda ileri sürülen diğer gerekçelerin de ispatlanamadığı kanaatine varıldığından işbu itirazın kısmen kabulü gerekmiştir.
KARAR:
İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun tescil kapsamından "(Sınıf 05:) İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" mallarının çıkartılmasına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."

Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.

Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası:
"..."
(...)
05. sınıf

Davalı Şirket Markası:
"..."
( ...)
05. sınıf

Bilirkişi heyetinden alınan alınan 06/06/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1)Karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu,
2) Davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden ayniyet/benzerlik/türdeşlik şartının da gerçekleştiği,
3) Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin değişiklik gösterdiği, bu hususta bir genelleme yapılamayacağı,
4)(1) ve (2) nolu bentlerdeki sebeplerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu,
5)Dava konusu edilen 16.12.2022 tarihli ve ...sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu" ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi, 6100 sayılı HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
Dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 05 inci sınıflardaki gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davalı şirket tarafından 05 inci sınıflarda bir takım mal ve hizmetlerde tescilli "... herbal on the go", "...", "... herbal" markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.

1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamından çıkartılan dava konusu 05 sınıftaki:
"05 İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davalılar markalarının ise ... sayılı "... " ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 05.sınıftaki "..." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının markasının kısmen reddedildiği "insan sağlığı için ilaçlar" ile davalının markalarının tescilli olduğu "...", farklı kelimelerle ifade edilmiş birebir aynı emtialar olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca “farmasötik müstahzar” teriminin aslında “her türlü ilaç”ı kapsadığı fiili gerçeği gözetildiğinde, diğer bir ifadeyle “hayvanlar için farmasötik müstahzar” diye bir ayırım bulunmadığından, bu terimin “hayvan sağlığı için ilaçlar”ı da kapsadığı değerlendirilmektedir.
Davacının markasının kısmen reddedildiği "tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler" de, “ilaçlar”ın yapımında kullanılan kimyasal ürün ve maddeleri ve “ilaçlar”dan yapılmış kozmetikleri ifade ettiğinden, bu emtiaların da aynı amaca hizmet ettiği, birbirlerini tamamladığı ve aralarında ham madde/mamul ilişkisi olduğu değerlendirildiğinden, bu emtiaların da benzer/türdeş olduğu söylenebilecektir.
Davacının markasının kısmen reddedildiği; "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" yönünden bir değerlendirme yapıldığında da; öncelikle bunların kullanım amaçlarının da “tıbbi” yani “sağlıkla ilintili” olduğu, sadece, bu amaca “besin/gıda” yoluyla ulaşılmasına vesile olan emtialar olduğu, dolayısıyla ilaçlar ile benzer ihtiyaçları giderdiği, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunduğu ve çoğunlukla da piyasaya aynı firmalar tarafından arz edildikleri, içerdikleri etken maddeler yönünden ve ilişkili olabilecekleri söylenebilecektir. Ayrıca; ilaçların satıldığı eczanelerde ve dağıtıldıkları ecza depolarında diyetetik maddelerin/ürünlerin de satışa sunuluyor/dağıtılıyor oldukları fiili gerçeği de gözetildiğinde, karşılaştırılan bu emtiaların, yukarıda belirtilen kriterler doğrultusunda benzer/türdeş emtialar olarak nitelendirilebileceği değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden aynı/ aynı tür ya da benzer olduğu anlaşılmış, taraf markalarının iltibas değerlendirmesinde emtia ayniyeti şartının sağlandığı görülmüştür.

B. Marka İşaretlerinin Görsel, İşitsel, Anlamsal Benzerlik Değerlendirmesi
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından: Davacının markası, renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işarette düz yazım karakterindeki yeşil renkli harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şeklide yazılmış “...” kelime unsuru geniş bir yer kaplamakta, dolayısıyla da bu ibarenin son iki harfinin üstüne konuşlandırılmış “bal peteği”ni andıran şekil unsurunun işarette sadece bir ayrıntı olarak kaldığı ve işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının çok düşük olduğu değerlendirilmektedir. Zaten; böyle, basit şekil unsurları yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi hakimdir. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir.
Dava konusu edilen markanın kelime unsuru olan “...” ibaresinde geçen “...” kelimesi Latince kökenli bir sözcük olup, günümüzde yaygın olarak kullanılan dillere “ekili”, “kültür” gibi anlamları haiz olarak geçmiştir. Ancak bu ibare, dava konusu edilen markada “...” biçiminde, orijinal olarak kurgulanmış, bütünleşik olarak algılanan ve bu algısı itibariyle yerleşik bir anlamı olmayan bir şekilde kullanılmıştır ve bu haliye markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısıyla; dava konusu edilen markanın esas unsurunun bütünleşik haliyle “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davalının kısmi redde mesnet alınan markalarına bakıldığında, bunlar renk ve şekil unsurlarından yoksun, sırf kelime markalarıdır; işaretlerdeki ibareler düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle aynı puntolarla yazılmıştır ve görsel açıdan her bir ibare aynı baskınlıkta algılanmaktadır. Bu ibarelerden “...” kelimesi, Fransızca’da “doğal” anlamına gelen “...” ibaresinden gelen, Almanca’da ve dünyada yaygın olarak kullanılan birçok dilde “doğa” anlamında kullanılan, bu anlamı ülkemizde de ibarenin yoğun ve yaygın kullanımı göz önünde bulundurulduğunda bilenen/bilinebilecek, dolayısıyla markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf bir ibaredir. Aynı husus, davalının markalarında geçen, İngilizce’de “bitkisel” anlamına gelen “herbal” ve “faal” anlamına gelen “on the go” ibareleri/kelime öbekleri için de söylenebilecektir; bu ibarelerin yaygın/bilinen anlamları itibariyle ele alınan işaretlerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerine katkısının düşük olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla, davalının kısmi redde mesnet alınan markalarında da esas unsurun, davacının markasının kurgusunda olduğu gibi, yerleşik bir anlamı haiz “...” ibaresiyle birleştirilmiş/bütünleşik olarak algılanan ve bütünsel olarak markasal hüviyette ayırt ediciliği mevcut olan/orijinal “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Taraf markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin mevcudiyetinin karşılaştırılan markaları benzer kılmaya yetip yetmediğinin tespiti, huzurdaki uyuşmazlığın özünü teşkil etmektedir. Zira; “...” ve “...” ibareleri arasında, ilk üç ve son üç harfin, dizinleri de dahil olmak üzere birebir aynı olmasından kaynaklanan bir ortaklık vardır. Diğer bir ifadeyle; karşılaştırılan kelimelerin ilk üç ve son üç harfleri aynı, sadece orta kısımlarında yer alan 3-4 harf farklıdır. Bu durumun; karşılaştırılan markaların esas/tek unsurları itibariyle benzer olmasına sebebiyet verdiği düşünülmektedir. Zira; aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle “benzer işaretler/sözcükler” sayıldığına dair ...’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte olup, tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadırlar. Taraf markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan bu kelimelerin orta kısımlarının farklı olmasının, “...” ve “...” ibarelerinin başlangıç ve son kısımlarındaki harf/harf dizini ayniyetinin yaratmış olduğu yakınlaşmayı ortadan kaldıracak, yani karşılaştırılan markaları görsel açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Buna ilaveten; taraf markalarının yabancı dildeki birer sözcükten “esinlenerek” oluşturulmuş, bu sözcüklerle birleşik/bütünleşik kelimelerden müteşekkil kompozisyonunun, bu yakınlaşmayı daha da belirgin hale getirdiği düşünülmektedir. Diğer bir ifadeyle; taraf markalarının esas unsuru olan kelimelerin kurgulanış biçimlerinin de aynı olması, karşılaştırılan markaların tüketici zihninde yarattığı ilk algıyı da yakınlaştırmaktadır.
Taraf markalarının kapsamına giren/alınmak istenilen emtialar arasında “ilaç”ların da bulunduğu görülmektedir. İlaç markaları yönünden markasal hüviyette ayırt edicilik; ürünün etken maddesine, jenerik adına, tedavisi amaçlanan hastalığa ve diğer karakteristik özelliklerine yakınlaştığı sürece zayıflar, uzaklaştıkça artar. Çünkü; üreticiler ilaç markalarını yaratırken ilacın etken madde ismine, etkili olduğu hastalık ismine veya halihazırda piyasada var olan markalara benzetme eğilimindedirler. Halbuki; taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibareleri, doğrudan, ilacın/takviyenin içeriği/cinsi ile ilgili bilgiyi veren birer terim, ilaç etken maddesi veya jenerik isim değildir; bu ibareler, orijinal olarak türetilmiş kelimelerdir ve markasal hüviyette ayırt edicilikleri yüksektir. Ancak; bu ibarelerin orijinal kelimeler olması, aralarındaki harf ve dizin ortaklığının yarattığı yakın benzerliği ortadan kaldırabilecek bir nitelik değildir. Ayrıca; yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davalının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”lu markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” yüksek ihtimal dahilindedir.
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; Taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan kelimelerin başlangıç ve son kısımlarındaki üçer harfin, yani toplamda altı harfin, dizinleri de dahil olacak şekilde aynı olması, markaların esas unsurlarının okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan yakınlaştırmaktadır.
Kavramsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; Karşılaştırılan markalarda esas/tek unsur olarak kullanılan harflerin yakınlığını, işaretlerin yakın benzer harflerden oluşmuş kurgularını gören bir tüketicinin zihninde, otomatikman yakın birer algı oluşacağından, ayrıca da taraf markalarının yabancı dildeki birer sözcükten “esinlenerek” oluşturulmuş, bu sözcüklerle birleşik/bütünleşik kelimelerden müteşekkil kompozisyonunun, markaların tüketici nezdinde yarattıkları algının, markaları kavramsal olarak da yakınlaştırdığı anlaşılmakla somut olayda, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzer olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Somut olay açısından iltibas değerlendirmesi yapıldığında, taraf markalarında esas/tek unsur olarak kullanılan kelimelerin başlangıç ve son kısımlarında, dizinleri de dahil olacak şekilde üçer harfin aynı olmasının ve işaretlerde “...” ve “...” kelimelerinden başkaca markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz/baskın unsur kullanılmamış olmasının, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. İbarelerin orta kısmında yer alan 3-4 harflerinin farklı olmasının, markalarda esas/tek unsur olan kelimelerin yakın benzerliğinin yaratmış olduğu yakınlaşmayı ortadan kaldıracak, yani karşılaştırılan markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Bu farklılıklar, markaları “birebir aynı” olmaktan çıkarmakta, ancak SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında “ayırt edilemeyecek derecede benzer” olma durumundan kurtaramamaktadır. Ayrıca; somut olayda davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar ile davalının markasının tescilli olduğu emtianın aynı/benzer/türdeş oldukları tespit edilmiştir. Her ne kadar söz konusu emtiaların bir kısmının hitap ettiği tüketicilerin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyesi, en azından bu emtiaları satın alırken düşük değil ise de, bu emtialarda “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/kişiler tarafından kullanılması halinde alıcıların söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının markasının tescili kapsamına giren emtialar açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlıkta; taraf markaları arasında, davacının markasının reddedildiği tüm emtialar yönünden, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup neticeten dava konusu edilen ... kararının yerinde olduğuna kanaat getirilerek, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde...aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/10/2023

Katip ...
¸

Hakim ...
¸

¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim