mahkeme 2023/12 E. 2023/328 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/12

Karar No

2023/328

Karar Tarihi

24 Ekim 2023

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/12 Esas - 2023/328
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/12
KARAR NO : 2023/328

HAKİM :...
KATİP :...

DAVACI :...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av....
Av. ...

DAVALILAR : 1- ...
Av. ...
: 2- ...
Av. ...

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/01/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023
TALEP:
Davacı vekili 09/01/2023 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin ... nezdinde ... sayılı "... ..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, davalının marka yayınına itiraz ettiğini, bu itirazın ... (...) kararı ile reddedildiğini, bu ret kararına karşı 6769 s. SMK 5/1-c ve kötü niyet gerekçesiyle reddedilmesi talebiyle yaptıkları itirazın bu kez ... (...) tarafından ... sayılı kararı ile reddedildiği, davaya konu “... ...” markasının SMK 5/1-c kapsamında tanımlayıcı marka olduğunu, “...” ibaresinin bir tür çikolatalı kek ismi olup ...tarafından verilen .... 30.01.2009 T. sayılı ilamı başta olmak üzere birçok kararı ile “...” ibaresinin cins/vasıf/tür belirten bir ibare olduğunun kesinleşerek sabit hale gelmiş olduğunu, “...” ibaresi ise “yoğun miktarda/çok” anlamına gelmekte olup nitelik bildiren ya da tasvir niteliğinde olan işbu sözcüğün de aynı bağlamda tanımlayıcı olduğunu, davalının markasının esas unsuru olan “...” ibaresi hakkında marka başvurusunun tanımlayıcı ibare olması sebebiyle 30. sınıfta tescil edilemeyeceğine dair defalarca karar verildiğini ileri sürerek; ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı ve "... ..." ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 1986 yılında tescil ettirmiş ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırmış olduğunu ve arttırmaya devam ettiğini, müvekkilinin “.../ .../ ...” ibaresini esaslı unsur olarak içeren markaları sadece yurt içinde tescil edilmemiş olup ayrıca markasal hakların koruma kapsamının genişletilebilmesi için ... nezdinde de tesciller gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka statüsüne sahip olduğunu, davacının iddialarının aksine, “.../...” ve “...” ibareleri tanımlayıcı ibareler olmayıp, müvekkili tarafından Türkiye piyasasına sunulmuş, tanıtılmış markalar olduğunu, müvekkilinin bu markayı uzun yıllar boyunca yoğun olarak kullanmasının, kuvvetli reklam ve tanıtıma konu etmesi nedeniyle ... ibaresinin artık tüketici nezdinde müvekkili ile bütünleşmiş olduğunu, müvekkilinin marka başvurusu olan “... ...” markası üzerinde müktesep hakkının mevcut olduğunu, zira müvekkili dava konusu “... ...” ibaresinin müvekkili adına daha öncesinde ... numarasıyla 30. sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetler üzerinde tescil ettirilmiş ve müvekkili tarafından da uzun yıllardır piyasaya sunulmuş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c ve 6/9'a dayalı tanımlayıcılık ve kötü niyet iddiaları temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ile ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın SMK 5/1-c maddesine göre tanımlayıcılık ve SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet koşullarının oluşup oluşmadığı ve neticeten ...'in ... sayılı ... kararının iptali gerekip gerekmediği ile ... sayılı davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 14/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 09/01/2023 tarihinde açılan davanın 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.

... ...'in ... sayılı kararında:"... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun mutlak ret nedenleri kapsamında 6769 s. SMK'nın 5/1-c maddesi ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK' nın 6' ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
......
...başvurunun "... ..." ifadesinden oluştuğu görülmüştür. Söz konusu ifadenin çekişme konusu hizmetler bakımından bütün olarak asgari ayırt ediciliğe sahip olduğu ve "..." ve "..." ibarelerinin birlikte tanımlayıcı nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.
Sayılan nedenlerle itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR:
İtirazın reddedilmesine oy birliği ile karar verilmiştr." şeklinde ifade edilmiştir.

6769 sayılı SMK'nın Kanunun 5/1-c maddesi “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. 556 s. KHK döneminde 7/1-c maddesinin doğrudan karşılığı olan bu düzenlemeye göre bir işaretin 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.
Bu hükmün kabul edilmesinin birinci nedeni, mal ve hizmetlerin niteliklerini tek unsur veya esas unsur olarak içeren bir işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, dolayısıyla ayırt edici nitelikten yoksun olmasıdır. İkinci neden ise, malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı niteliklerini ifade eden bir ad veya işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir. (...)

SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyet husususunda;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.

Davacı tarafından "... ..." ibareli markanın 30. sınıflardaki:
"30: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." mal ve hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Bilirkişi heyetinden alınan alınan 05/09/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1.Dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan “yaş pasta, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, gofretler, kekler, tartlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar” malları için tanımlayıcı mahiyette olduğu,
2.Davacının 1. Maddede belirtilen mallar bakımından kazanılmış hak sahibi olduğu iddiasının yerinde olmadığı,
3.Dava konusu “... ...” ibaresinin 1. Maddede belirtilen mallar için kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmadığı,
4.Davalının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı,
5.... ... Sayılı ... Kararı’nın 1. Maddede belirtilen mallar bakımından yerinde olmadığı" ifade edilmiştir.
Davalı vekilinin, yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

1)6769 sayılı SMK m. 5/1-c maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme
Somut olay itibariyle tescili istenen işaretin 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. fıkrasının c bendi kapsamında mütalaa edilip edilemeyeceği değerlendirilecek olursa; markanın esas unsuru “...” ibaresidir. Bu durumda davalı başvurusunun, redde konu 30. sınıfta yer alan mallar açısından cins, çeşit, vasıf bildirici özelliği bulunup bulunmadığı irdelenmelidir.
Yapılan inceleme neticesinde, dava konusu markanın esas unsurunun marka işaretinde görsel, işitsel, kavramsal olarak ilk ibare olan “...” ibaresi olduğu, "fazlasıyla, ziyadesiyle, yoğun, olağanüstü" anlamlarına gelen “...” ibaresinin markaya ayırt edici nitelik katmadığı, yapılan araştırma neticesinde, “...” kelimesinin “kek" anlamına geldiği (...) görülmüştür. "..." şeklindeki dava konusu marka, "çikolatası yoğun olan kek" anlamına gelmektedir.
"..." ibaresinin bir çeşit kek türü olduğu ve ibarenin 30. sınıf emtialar bakımından marka vasfının bulunmadığı, ülkemizde "çikolatalı kek" anlamı ile yaygın olarak bilindiği, bugün herhangi bir pastahane ya da restorana gidildiğinde menüde tatlılar/çikolatalar bölümünde "..." adı altında çikolatalı kek görsellerinin yer aldığı, markada yer alan "..." kelimesinin tüketici nezdinde marka olarak algılanmaktan ziyade "ürünün çeşidi" olarak algılanacağı, söz konusu ibarenin dava konusu marka kapsamında yiyecek-içecek sınıfı olan 30. sınıftaki emtiaların tamamı bakımından tanımlayıcı olduğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak, dava konusu markanın dava konusu hizmetler bakımından 6769 s. SMK’nın 5/1 (c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceğine kanaat getirilmiştir.

2)Başvurunun SMK’nın 5/2 maddesinden Yararlanıp Yararlanamayacağı Bakımından Değerlendirme
Başvurunun SMK’nın 5/2. maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı bakımından; tanımlayıcı ibareler olduğu kabul edilen kelimelerin kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanıp kazanmadığını değerlendirmeksizin marka başvurusunun reddine ya da hükümsüzlüğüne karar verilmemesi gerekmektedir.
6769 sayılı SMK’nın 5/2 maddesi “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.” hükmüne amirdir. Kanun lafzında geçen istisnai durum incelendiğinde, maddedeki “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa” ifadesinden, iki şartın birden yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Birincisi tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar/hizmetler itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanmasıdır. Ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanmasıdır. Başka bir anlatımla; anılan madde anlamında ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olmaktır. Gerçekten de; SMK’nın 5/2 maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescili mümkündür.
Bir başka ifadeyle, somut olayda olduğu gibi, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(c) maddesi uyarınca tescil engeline tabi olan markaların, tescil başvurusu öncesinde çok yoğun tanıtım ve yaygın kullanım sonucu ayırt edici kılınmaları ve bu suretle tescil olunmaları mümkündür. SMK 5/2 maddesi uyarınca dava konusu edilen marka gibi ibarelerin kullanım sonucu ayırt edici kılınmaları yasal olarak mümkün ise de bu denli somut ayırt ediciliği bulunmayan ibarelerin çok yoğun kullanımla dahi ayırt edici kılınmalarının oldukça güç olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, dava konusu başvurunun esas unsuru konumundaki “...” ibaresinin davalı tarafından 30 yılı aşkın süredir kullanıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar söz konusu ibarenin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda tüketicide marka algısı oluşturduğu düşünülse de ilerleyen yıllarda farklı şirketlerin “...” ibaresini ürünlerinde kullandığı, söz konusu ibarenin marka tescillerine konu edildiği, dolayısıyla tüketicinin yıllar içinde “...” ibaresinin bir tür kek olduğunu bilmesini sağlamıştır.
Netice itibariyle, davacı yanın SMK’nın 5/2 maddesinden kaynaklanan hakkı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

  1. Davalının Müktesep Hak İddiası Bakımından Değerlendirme
    Müktesep hak uygulamasında, önceki tarihli markasının devamı olarak bir marka başvurusu yapan marka sahibi, bazı hallerde yapılan itiraza karşı itiraz sahibinin markasından önceki tarihli markasının varlığını müktesep hak savunması olarak ileri sürebilmekte, bu halde yapmış olduğu yeni marka başvurusunun tescili engellenememektedir. Yani müktesep hak ilkesi gereğince, bazı istisnai durum ve koşullarda bir işletmeye ait önceki marka, bu işletmenin daha sonraki marka başvuruları için kazanılmış hak teşkil etmektedir (...).
    Müktesep hak kavramının kanunda tanımı bulunmamakta olup, konu süreç içerisinde Yargıtay kararları ile birlikte şekillenmiştir. Yargıtayın istikrarlı uygulaması sonucunda içtihat olarak yerleşen ilkeleri kapsamında müktesep hakkın uygulama alanı bulması için;
    a. Önceki tarihli marka ile sonraki tarihli markaların benzer olması,
    b. Markaların kapsadıkları mal/hizmet sınıflarının aynı olması ve
    c. Önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkmış olması ilkelerinin kümülatif olarak sağlanması gerekir.
    Somut dava bakımından; davacı tarafça dava konusu ibarenin "tanımlayıcı" olduğu iddiasına [SMK 5/1(c)] dayanılmıştır. Müktesep hak iddiası-savunması ise SMK 5/1(ç) maddesi kapsamında uygulanabilmektedir; bir başka anlatımla SMK 5/1(ç) maddesi dışındaki mutlak ret gerekçeleri söz konusu olduğunda, müktesep hak iddiası kabul edilmemektedir. Dolayısıyla, tanımlayıcı bir ibareden oluşan bir markanın aynı emtia için daha önce tescil edilmiş olması, müktesep hak gerekçesi ileri sürülerek tanımlayıcı bir işaretin reddini ortadan kaldırmayacaktır. Sonuç olarak, davalının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

4)Kötü Niyet Hususunda (SMK 6/9) Yapılan Değerlendirme
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, dava konusu marka başvurusunun 6769 s. SMK’nın 5/1 (c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği kanaatine varıldığından, davanın kabulüne, ... ...'nun ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-...'nun ... sayılı kararının iptaline,
3-... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
4-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 3.899,40 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/10/2023

Katip...
¸

Hakim ...
¸
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 385,40.-TL
Posta Masrafı 214,00.-TL
Bilirkişi Ücreti 3.300,00.-TL
Toplam 3.899,40-TL

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim