Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/651

Karar No

2026/107

Karar Tarihi

11 Şubat 2026

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/651 Esas - 2026/107
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/651 Esas
KARAR NO : 2026/107

...
DAVA : Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi
DAVA TARİHİ : 04/09/2025
KARAR TARİHİ : 11/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 08.04.2010 tarihli bir "SÖZLEŞME" akdedildiğini, bu sözleşmenin 7.madde başılığı TEMİNAT olup, sözleşmede başkaca özel edimler olmasına rağmen, taraflardan davacı ve davalıya ait asli edim olan "bu sözleşme süresince yapılacak ithalat ve finansman teminatını karşılamak üzere" davacının adına kayıtlı olan ...kısım adresinde mukim olan ...parsele 3.000.000,00 TL ipotek tesis edileceğini, bu amaçla ve bir gün önceden iş bu ipotek davacı adına kayıtlı ....Parsel üzerine 3.000.000,00 TL ipotek davalı lehine tesis edilidğini, iş bu sözleşmenin konusu ... İthalatı ile ilgili kar ortaklığı olduğunu, bu sözleşmede kömür ithalatını yapacak tarafın davacı, finansmanı sağlayacak taraf da davalı olacağını, bu sözleşmeye göre müvekkili tarafından kömür ithalatları yapıldığını ve davalıya teslim edildiğini, kendisine teminat amaçlı ödenen avans karşılığı kadar kömür teslim edilmesine rağmen bu amaçla verilen ipoteğin bugüne kadar fek edilmediğini, davalı defterlerinde anılan sözleşmenin 9 numarasında belirtildiği şekilde sözleşme tarafı ...ödemeyi üstlendiği özel şart sebebiyle ipoteğin fek edilmediğinin anlaşılmakta olduğunu, oysa ipotek sözleşmenin asli edimi olan ... İthalatının finansmanı amacıyla kurulmuş olduğunu, böyle bir borç da kalmadığını, bu hususun davalının defterlerinde açık olarak kayıtlı olduğunu, özel şart ipotek kapsamında olmadığını, müvekkilinin 08.04.2010 tarihli sözleşme sebebiyle sözleşme ve ipoteğin amacı doğrultusunda ...ithalatından dolayı davalıya bir borcunun bulunmadığının tespiti ile birlikte borcun bağlı bulunduğu ... Parsel üzerine 3.000.000,00 TL ipoteğin fekkine karar verilmesini, ipotek alacağa bağlı bir hak olduğundan alacağın geçersiz olduğu hallerde ipotek de geçersiz hale geleceğini, yine bağlılık ilkesinin bir sonucu olarak alacak sona ermişse ipotek de sona erer ve tapudan terkin edilmesi gerektiğini, bu sebeple sözleşmeye konu taraflar arasındaki ... İthalatı sebebiyle davalıya bir borcunun kalmadığının tespiti ile bu sebeple tesis edilen ipoteğin fekki gerektiğini, müvekkilinin iş gücü davalı ile yapmış olduğu ve getirdiği gemi bazındaki kömür ithalatı ve diğer vergi vs kayıtlarından belli olduğunu, ilgili yerlerden getirtilecek resmi belgeler ve bunların bilirkişilerce tespitiyle asıl zararın ortaya çıkmasıyla birlikte gerçek zararın belirlenmesine kadar 3.000.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davasını açmış olduklarını, müvekkilinin tüm iş ve iş yapmakta kullandığı kredi vasıtalarının, iş çevresinin sarsılması, ticaretinin sekteye uğratılması suretiyle uğradığı maddi kayıpların bilirkişilerce hesap edilerek harcının tamamlamak ya da ıslah suretiyle artırılmak suretiyle 3.000.000,00 TL belirsiz olan tazminat miktarının belirlenerek dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu 147. maddesinde; 5 yıllık zamanaşımı uygulanacak alacaklar tek tek sayıldığını, 4. Bentte “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.” da 5 yıllık zamanaşımı uygulanacağı hüküm altına alındığını, dava tarihi itibariyle ileri sürmüş oldukları kar ortaklığından kaynaklanan menfi tespit, ipoteğin fekki ve tazminat davasının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iş bu davaya ilişkin gerekçeleriyle açmış olduğu dava ... Sayılı dosyası bulunduğunu, söz konusu davada ileri sürülen nedenlerin tamamı görülmüş olduğunu, iş bu davayı açmak konusunda hukuki yararları bulunmadığını, hem hukuki yarar yokluğundan hem de derdestlikten iş bu davanın reddini talep ettiklerini, iş bu derdest dosya incelendiğinde görüleceği üzere; dosya kapsamında alınan 07.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin davaya konu 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ait yasal ticari defter ve muavin defter kayıtlarına göre; davacının müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, dava tarihi itibariyle de bu borcun varlığını koruduğu tespit edildiğini, söz konusu raporla da tespiti sağlanan ve o günden bu yana herhangi bir ödemesi bulunmayan davacı tarafın iş bu davayı usul ve yasaya aykırı, kötüniyetle açmış olduğu sabit olduğunu, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, davacı alacak miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olduğunu, davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemeyeceğini belirterek dilekçesindeki diğer sebeplerle davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Davanın, adi ortaklığın fesih tasfiyesi istemli olduğu, dava dilekçesinde davacı tarafça menfi tespit, ipoteğin fekki ve maddi tazminat olarak belirsiz alacak davasının açıldığı, uyuşmazlığın; 08/04/2010 tarihli sözleşmeden kaynakladığı, buna göre davalı tarafın cevap ve ikinci cevap dilekçeleri de dikkate alındığında ... Esas sayılı dosyası bakımından derdestlik dava şartının bulunup bulunmadığı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi koşullarının oluşup oluşmadığı konularından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 08/04/2010 tarihli bir sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmenin 7. Maddesine göre davacı adına kayıtlı .... Kısım adresinde bulunan ...nolu parsele 3.000.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, sözleşmenin konusunun ... kömürü ithalatı ile ilgili kar ortaklığı olduğunu, bu sözleşmede davacının kömür ithalatını yapacağı, davalının ise finansmanı sağlayacağı hususlarının kararlaştırıldığını, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalı tarafça yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ipoteğin geçersiz hale geldiğini, davalı tarafından verilen çeklerin de iade edilmediğini belirterek ipoteğin fekhi, ayrıca sözleşme sebebi ile verilen teminat çeklerinin haksız şekilde icra takibine konu edilerek haciz tatbiki suretiyle müvekkilinin ve şirket yöneticisinin adlarına olan taşınmazlarından tasarrufunun engellenmesi ve yine borç kalmamasına rağmen ipotekleri kaldırmayarak müvekkilinin tüm iş ve iş yapmakta kullandığı kredi vasıtalarının, iş çevresinin sarsılması, ticaretinin sekteye uğratılması suretiyle uğradığı maddi kayıpların bilirkişilerce hesap edilerek harcının tamamlamak ya da ıslah suretiyle artırılmak suretiyle 3.000.000,00 TL belirsiz olan tazminat miktarının belirlenerek dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, ... Esas sayılı dosyası ile işbu dosyanın taraflarının ve hukuki konusunun aynı olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, taraflar arasında 08/04/2010 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, davalının alacağının devam ettiğini, alacak sona ermedikçe ipoteğin devam edeceğini, davacının sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle fesih edildiğini, davacı tarafın alacağın tahsilini engellemek için bu davayı açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesi hükümlerine göre; aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması gerektiği hususu dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı taraf ....Esas sayılı dosyası bakımından derdestlik itirazında bulunmuş, Mahkememizce söz konusu dosya celbedilip incelendiğinde; davacısının ...Karar sayılı kararı ile tasfiye memurlarının ücretlerinin ve tasfiye giderlerinin davacı tarafından yatırılmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
... uygulaması ile de belirlendiği üzere, adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık mal varlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, katılım payları ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece 6098 sayılı Kanunun 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır.
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili ön inceleme duruşmasındaki beyanında da iş bu dava ile ... Esas sayılı dosyasındaki taleplerin aynı olmadığını, her iki dosyanın da farklı olduğunu ileri sürmüş ise de, HMK hükümlerine göre maddi vakıaları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak ve uygulanacak kanun hükmünü tespit edip tatbik etmenin ise hakime ait olduğu, buna göre her iki dosyadaki uyuşmazlığında 08/04/2010 tarihli Rusya'dan kömür ithalatına ilişkin olarak taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı, iş bu davada davacının söz konusu sözleşmeye istinaden taşınmazı üzerine konulan ipoteğin fekhi ve sözleşme nedeniyle verilen teminat çeklerinden kaynaklanan zararını talep ettiği, adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına gireceği, ortaklar arasındaki hukuki bağın, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemeyeceği, tasfiye ile artık ortaklık mal varlığının para haline dönüştürüleceği, borçların ödeneceği, katılım paylarının ortaklara iade edileceği ve geri kalan meblağın ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacağı, bu haliyle işbu dosya bakımından da davacının talebinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre tarafları, hukuki konusu ve vakaları aynı olan ...Esas sayılı dosyasının iş bu davadan önce açıldığı ve dosyada verilen kararın henüz kesinleşmediği, bu sebeple HMK'nın 114/1-ı maddesindeki dava şartının yerine gelmediği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilip, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı (derdestlik) yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin olarak alınan 102.465,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 101.733,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesi gereğince davacıya İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2026

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim