mahkeme 2022/66 E. 2024/444 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/66
2024/444
24 Ekim 2024
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/66 Esas - 2024/444
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/66
KARAR NO : 2024/444
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ... ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 24/02/2022
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirket ile davalı şirketin faaliyet konularının farklı olduğunu, farklı sektörlerde olmaları sebebiyle ortalama tüketici/alıcıların markaların benzerliği veya sahibi teşebbüsler arasında irtibat olduğu sonucunu doğurabilecek nitelikte herhangi bir ortak alan bulunmadığından markalar arasında benzerliğin söz konusu olmadığını, müvekkilinin markası ile davalı şirketin markası arasında ayniyet düzeyinde de bir benzerlik bulunmadığı gibi farklı olarak kaligrafik unsurlar ve şekil unsuru içerdiğini, gerek başa gelen ... harfleri gerekse sonuna gelen “...” kelimesinin müvekkilinin markasına ayırt edici özellik kattığını, Markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin de bulunmadığını iddia ederek ... numaralı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; her iki markanın ana unsuru “...” kelimesi olup davacının amblemine yer vermiş olması ve yazı karakterlerinin farklı olması iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağını, davacının markasında yer alan ... kelimesinin ayırt edici nitelik taşımadığını, her iki markanın birbirinin muadili olarak göründüğünü, davacının ticari pazarının ülke içerisinde veya dışarında bulunmasının bir önemi bulunmadığını, davalı kurumun iltibas ve benzerlik yönünde verdiği kararın doğru ve yerinde olduğunu, ana kelimenin ... olması nedeniyle tüketicinin zihninde bu iki markanın aynı kişiye ait olduğunu zannedebileceğini, bu malları üreten işletmeler arasında idari ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğunu düşünebileceğini, davalı firmanın da inşaat yapı ve dekorasyon anlamında üretiminin olduğunu ve bu kapsamda düzenlenen 07., 08., 11., 21., 35. sınıflar için başvurunun reddedildiğini, markanın ne derece tanındığının bir önemi olmadığını, her iki marka arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın ...tarafından kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacı şirket tarafından, 05.08.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 06 / 07 / 08 / / 11 / 14 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 24 / 25 / 27 / 28 / 35 / 36 / 37 / 40 / 42 / 43 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 28.09.2020 tarih ve 357 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ... tarafından dava konusu mallar/hizmetler bakımından kısmen kabul edilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu kısmi ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... sayılı kararı ile: ''(…) Kurul; “...” ibareli başvuru ile ...sayılı “...”, “... ...”, “...” ibareli kısmi ret gerekçesi markaların görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu görüşündedir. Buna ilaveten, başvuru ile kısmi ret gerekçesi markanın aynı/aynı tür malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile ... sayılı kısmi ret gerekçesi markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...’nca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür.'' gerekçesiyle , '' İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen raporda, ek raporda ve 2. ek raporda özetle:
1.Dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetlerin davalının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı,
2.Dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu,
3.Dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
4. ... Sayılı ... Kararının iptal koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Mahkememizce davacı vekilinin talebi doğrultusunda 13/06/024 tarihli celsede ''Tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için 5 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine, bilirkişiler için 5x3.000,00 TL ücret taktirine, bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, ücret makbuzunun mahkememize ibrazına, davacı vekili iki haftalık kesin sürede bilirkişi ücretini yatırmaz ise bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, rapor geldiğinde taraflara tebliğine masrafın gider avansından karışlanmasına, HMK gereğince tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarını raporun kendilerine tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre mahkememize bildirmelerine, bilirkişilere raporlarına ibrazı için 30 gün süre verilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığı görüldüğünden mevcut duruma göre değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Dosyada kapsamında alınan bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir ( ...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Örnek Davalı Markaları
... ...
(06, 07, 08, 11, 14, 18, 19, 20, ... ...
21, 22, 24, 25, 27, 28, 35, 36, (07, 08, 09, 11, 21, 35. sınıf)
37, 40, 42, 43 . sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar/hizmetlerin davalının redde gerekçe markalarında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı; görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; dava konusu “...” ibareli markası, kalkana benzer bir şekil içerisinde, büyük harflerle “... ...” ibaresi ve bu ibarenin hemen altında “...” harfleri ve taç figürünün yer aldığı karma marka olduğu, “...” ibaresinin İngilizce’de “taç”, dava konusu markada yer alan “...” ibaresi “kavram, anlayış, görüş, tarz, düzen”, davalı markasında yer alan “...” ibaresi “altından” anlamlarına geldiği anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; davalıya ait redde gerekçe markalar “...” ve “... ...” ibarelerinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markaları olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının ''...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; hem dava konusu markanın hem davalının redde gerekçe markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, başvuru görselindeki “...” ibaresinin ilk ibare olması nedeniyle “...” ibaresine kıyasla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ön planda olduğu, tüketicinin dikkatinin “...” ibaresinde olacağı, davalının “...” ibaresini içeren markaları ile çok yakın düzeyde birbirine benzer ve bağlantılı bir marka olduğunun görüleceği, tüketici kitlesinin yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının başvuru markasını gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının “...” ve “...” esas unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari - mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, hem dava konusu markada hem davalı markalarında yer alan diğer kelime ve/veya şekil unsurlarının bu keyfiyeti değiştirmeyeceği, zira markalarda esas unsur olarak yer alan “...” ibaresinin tüketici hafızasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak daha fazla yer edineceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.