mahkeme 2023/35 E. 2024/307 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/35
2024/307
25 Haziran 2024
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/35 Esas - 2024/307
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/35
KARAR NO : 2024/307
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
Mersis No: ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
Mersis No:....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 31/05/2023
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı yanın ... başvuru numaralı “....” marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın bütün olarak tanımlayıcı ve ayırt edicilikten yoksun bir kavram olduğunu, davaya konu edilen başvurunun ne ihtiva ettiği slogan bağlamında ne de görsel olarak ayırt edicilikten yoksun olduğunu, anılan ibarenin aynı zamanda yanıltıcı nitelikte kavramlar taşıdığını, "..." çatı markası altında yapılan davaya konu marka başvurusunda yer alan .... ibaresinin tescili halinde tüketiciler nezdinde diğer davalı firmanın Türkiye'nin ilk ... peynir üreticisi olduğu veya diğer davalı firmaca üretilen ürünlerin nitelik itibariyle diğer peynirlerden farklı olduğu kanısının uyanacağını, "..." bir peynir çeşidi veya peynir üretiminde kullanılan teknik bir adı olmadığını, süzmenin bir peynir cinsi olmadığını, ... ibaresinin bir peynir çeşidi gibi kullanıldığı ... 14/i bendinin iptali için ....'nde dava açıldığını, açılan davada yapılan yargılama sonucunda Daire'nin 20.02.2020 tarih ve ..... Sayılı kararı ile davanın reddine karar verdiğini, anca kararın temyiz kanun yoluna başvurulması neticesinde ...'nun 15.11.2021 tarihli .... . Sayılı kararı ile .... 'nin kararının bozulmasına karar verildiğini, .... 'nin 25.04.2022 tarihli .... . Sayılı kararı ile dava konusu ...'nin (Tebliğ No: ...) "Etiketleme" başlıklı 14. Maddesinin (i) bendinde yer alan "......" ibaresinin iptaline karar verdiğini, .... 'nun 25.01.2023 tarihli ..... Sayılı ilamı ile "..." ibaresinin iptali yönündeki kararın onandığını, dolayısıyla gerek "... " diye bir peynir cinsinin bulunmaması, gerekse sindirim sisteminin ürün ile güçlendirildiği ve üretilen ürünlerin "Türkiye'de üretilen ilk ..." "...." olması iddialarının ispattan yoksun olmaları itibariyle tüketiciyi yanıltıcı niteliği olacağını, ayrıca dava konusu markanın “... ...” markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, bu haliyle dava konusu markanın müvekkili markalarından biri gibi algılanacak olduğunu iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, Kurum tarafından verilen kararın isabetli olduğunu, dava konusu başvurunun tescil edilebilir nitelikte bir işaret olduğunu, müvekkili markasının ayırt edici “...” unsurunu içerdiğini gibi bütün olarak da birden fazla unsur içerdiğini, davacının da aynı dava konusu başvuru gibi çok sayıda ambalaj başvurusu/tescilinin bulunduğunu, esasen davacının bu kapsamdaki iddialarının kendi iddiaları ile çelişkili olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, “...” ibaresinin iddiaların aksine bir peynir üretim tekniği ve peynir çeşidi olduğunu, marka hukuku anlamında tanımlayıcı nitelikte olduğunu, globalde “cottage cheese” olarak bilinen peynirin karşılığı olduğunu, ilgili sektörde “...” ibaresinin hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde peynir çeşidi olarak kullanıldığını, “...” ibaresi içerir şekilde onlarca marka tescilinin bulunduğunu, “...” markasının davacı tarafça yaratılmadığını, ilgili Danıştay kararının “...” ibaresinin ayırt edici olduğunu ortaya koymayacağını, ilgili kararda “...” ibaresinin bir peynir çeşidi olmadığı yönünde bir karar verilmediğini aksine bu ibarenin tanımı yapılmaksızın “ultrafiltrasyon” ibaresi ile birlikte kullanımının düzenleyici işlemin açık olması gerekliliği ilkesine aykırı olduğunun belirtildiğini, ... tarafından verilen birçok kararda “...” ibaresinin yoğurt ve peynirler için vasıf bildirici nitelikte olduğunun kabul edildiğini, dolayısıyla müvekkili markası ile davacı markaları arasında “...” ibaresinden kaynaklı olarak karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacak olduğunu, davacı markalarının esas unsurunun “...” çatı markası olduğunu, müvekkili markası başvurusunun SMK m. 5/1-F maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek olduğunu, müvekkili markasında piyasaya sunulan ürünleri içerisinde ... bakterisi bulunduğunu, bunun ambalaj üzerinde de bir logo ile gösterildiğini, bu hususta alınmış gıda analiz raporlarının bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili ürününün ... bir nitelik arz ettiğini, ilgili bakterinin sindirim sistemine olan faydalarına ilişkin kamuya açık kaynaklarda çok sayıda yayının dahi bulunduğunu, davacı iddialarının bu bağlamda yerinde olmadığını, müvekkilinin “...” markalarının bugüne kadar defalarca tescil edildiğini, davacı yanın markalarını kullanmadığını, bu hususta gerek işlem dosyasında gerekse de dava dosyasında bu def’i ileri sürdüklerini, davacının amacının “...” ibaresini tekelleştirmek olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ... ...’nun 07.04.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve Dava konusu ... başvuru numaralı ''... ... ... ...'' markasının dava esnasında tescili halinde Sınai Mülkiyet Kanunu 5. ve 6. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne, ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... ... ... ..." ibaresinin 29. Sınıf emtialarda tescili amacıyla 07.07.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.09.2021 tarih ve 381 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği, anılan karara karşı davacı yanın .... sayılı markalarına dayalı itirazda bulunduğu, davalı başvuru sahibinin .... sayılı dayanak markaları yönünden kullanım ispatı talebinde bulunduğu, ... tarafından yapılan incelemeler sonucunda dava konusu başvuruya yönelik tüm itirazların 14.10.2022 tarihli karar neticesinde haklı görülmeyerek reddolunduğu, davacı yanın yayına itiraz dilekçesinde herhangi bir mutlak ret gerekçesine dayalı itiraz ileri sürmediği, söz konusu karara karşı davacı tarafça bir kere daha itirazda bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 07.04.2023 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı ve "... ... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı ve "...", "... ...", "... ... ", "... ... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve sair gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 6/III maddesi, tescili talep edilen bir marka başvurusunun, tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itirazı üzerine: markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması halinde tescil edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu "... ... ... ..." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK'nın 6/III maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye’de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/V maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amir olup somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/V maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Diğer taraftan yine 6769 s. SMK 6/VI maddesi "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. " hükmüne amir olup, itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu marka başvurusu ile davacı yanın önceki tarihli markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı,
-SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
-SMK m. 5/1-b koşullarının somut olayda oluşmadığı,
-SMK m. 5/1-f koşullarının somut olayda oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Gıda Mühendisi /Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu marka kapsamındaki 29. sınıfın tamamı açısından, taraf markalarının mal/hizmetlerinin aynı/aynı tür olduğu, taraf markalarını oluşturan işaretlerinin benzer olmadığı, bu durumunda ilgili tüketicinin işaretleri karıştırmayacağı,
-SMK madde 5/1 (b) ve (f) koşullarının somut olayda oluştuğunun ispatlanamamış olduğu,
-Dosya kapsamındaki mevcut delillerin davacı yanın münhasıran “...” ibaresi üzerinden yarattığı bir tanınırlık halini ortaya koyamadığı, dava konusu marka başvurusunun bütünsel algısı itibariyle herhangi bir şekilde davacı markalarını çağrıştırmadığı/anımsatmadığı bir durumda SMK m. 6/5'in somut olayda uygulama alanı bulamayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1-b maddesinde "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği" mutlak ret nedenlerinden sayılmıştır. Sicilde gösterilebilir olmasına rağmen herhangi bir mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir.
Bir marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini, başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi koşuluyla, özellikle kişi adları da dâhil olmak üzere sözcükler, harfler, rakamlar, malların, seslerin veya ambalajların şekli gibi işaretlerin, kaynak gösterme vasfı o işaretin markanın soyut ayırt edici niteliğine sahip olduğunu göstermektedir.
Buna karşılık bir işaretin somut ayırt edici niteliği incelenirken, tescili talep edilen işaretin tescile konu mal veya hizmetleri diğer mal veya hizmetlerden ayırt etmeye elverişli olup olmamasına bakılır. Söz konusu işaretin tescile konu mal ve hizmetler açısından ayırt edicilik fonksiyonu yoksa aksine bu mal veya hizmetlerin bir özelliğini veya kullanım amacını belirtiyorsa ya da mal veya hizmet hakkında bilgi veriyorsa, somut ayırt edici niteliğe sahip değildir . Bu nedenle bir işaret soyut ayırt edici niteliğe, dolayısıyla, marka olma özelliğine sahip olabilir, ancak bu işaret belli mal ve hizmetler için ayırt edici niteliği bulunmadığından tescil edilemez. Dolayısıyla, soyut ayırt edici nitelik somut ayırt edici niteliğe göre daha geniş kapsamlıdır.
Bu bağlamda asgari düzeyde ayırt edici niteliği olması kaydıyla, her türlü işaret marka olabilmektedir. Ayırt edici nitelik başlangıçtan itibaren olabileceği gibi sonradan kullanıma bağlı olarak da zaman içinde kazanılabilir. Ayırt edici niteliğin tespitinde temel alınan husus, markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıflarıdır.
Dolayısıyla soyut anlamda ayırt edicilik değerlendirmesi yapılırken mal ve hizmet sınıfı temelinde bir değerlendirme yapılmaması gerekir.
Dava konusu marka başvurusunun ... ... ... ... +... şeklindeki görselinde davalı yanın tanınmış ve çatı markası konumundaki “...” ibaresi yer almakta olup ambalaj görseli başvurusu olarak tanımlanabilecek bu başvurunun da asli ve ayırt edici sözcük unsurunun “...” kelimesi olacağının tartışmasız olduğu, dolayısıyla böylesi bir durumda dava konusu markaya hakim bütünsel unsurlar itibariyle, anılan markanın kaynak gösterme fonksiyonu bulunmayan, soyut veya somut ayırt ediciliği olmayan bir marka olarak tanımlanması ve değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı kabul edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1(f) maddesi, mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, coğrafi kaynağı gibi durumlara ilişkin yanıltıcılığı kapsamaktadır. 5/1(f) hükmünün uygulamasında, ilgili işaret nedeniyle tüketicinin yanılma ihtimalinin gerçekten bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Bu çerçevede, mal ve hizmetin niteliği, satış noktası ve olası tüketici kesiminin özellikleri de dikkate alınır. Başvurunun 5/1(f) maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için işaretin halkı yanıltıcı nitelikte olması yeterli olup başvuru sahibinin yanıltma, aldatma kastıyla hareket edip etmediğine bakılmaz. Yanıltıcılık değerlendirmesi somut olayın özelliklerine göre her başvurunun kendi özel koşulları dikkate alınarak yapılır.
Bir işaretin ilgili tüketici kesimi açısından yanıltıcı olup olmadığının tespitine ilişkin olarak aşağıda yer alan sistematik takip edilir:
i) İşaret, ürünün herhangi bir özelliği, kalitesi, görevi, bileşimi veya kullanımı konusunda yanıltıcı bir ibare içeriyor mu? sorusunun cevabı aranır. Cevap hayır ise, 5/1 (f) bendi kapsamında ret koşulları oluşmaz. Cevap evet ise ikinci aşama olarak aşağıda yer alan sorunun cevabı aranır.
ii) İlgili tüketiciler bu yanıltıcı ibare dolayısıyla gerçekten yanılabilir mi? Buna göre, tescili talep edilen mallar veya hizmetler dikkate alındığında, yanıltıcı ibare nedeniyle ilgili tüketicinin yanılabileceği yönünde bir kanaat oluşması durumunda başvurunun yanıltıcı olabilecek mallar ve/veya hizmetler için reddine karar vermek gerekecektir. İlgili tüketicilerin yanılabileceği yönünde kanaat oluşması için ise başvurunun eşya listesinde yer alan mal ve hizmetlerin özellikleriyle marka örneğinde yer alan işaretler arasında açık ve belirgin bir zıtlık olması ve işaretin bu açık ve belirgin zıtlık nedeniyle ilgili tüketiciler açısından yanıltıcı olmasının kaçınılmaz olması gerekir. Kural olarak, başvuru sahibinin basiretli tacir gibi hareket edeceği ve tescilini talep ettiği işareti gerçekten ilgili özellikleri taşıyan ürünler üzerinde kullanacağı kabul edilir. Örneğin, (...) Açık belirgin zıtlık prensibi kapsamında değerlendirilebilecek diğer bir duruma örnek olarak “... – ...” ayrımı gösterilebilir. Bu durumda başvuru örneğinde “...” ibaresinin yer alması, buna karşın başvurunun eşya listesinde “... ...” gibi ... olmayan emtiaların olması durumunda da ilgili mallar 5/1(f) bendi gereğince redde konu olacakken, başvuru listesinde sadece “...” yazması halinde ise 5/1(f) bendi gereğince ret kararı verilmeyecektir.
Davalı tarafça bu iddialara yönelik olarak marka başvurusuna konu edilen ambalaj görselinde gerekli uyarıcı ifadelere yer verildiği ve ürün içerisinde kullanılan ..... bakterisi bulunduğu bilgisinin ambalajda kullanıldığı, davalı yanın dosyaya kazandırdığı çeşitli belgeler sonucunda bu bakterinin ... oluşumun yol açan özelliklerde olduğu, dolayısıyla ürün içeriğinin “...” nitelikte olduğunu destekler açıklamalara bu nedenle yer verdiği görülmektedir. Bu halde dava konusu marka örneğinde “...” kelimesinin geçmesi tek başına yanıltıcı bir söylem olarak değerlendirilmemiştir. Bu noktada markadaki “Türkiye’de ilk ...” şeklindeki açıklamada kullanılan “ilk” tanımlamasının ise esasen tüketiciyi yanıltarak, tüketicinin bu yöndeki tercihini etkileyebilecek bir uyarıcı niteliğinde olduğu yorumu yapılabilir ise de bu iddianın aksinin davacı yanca dosyaya sunulmadığı, başka bir deyişle davalı tarafın ambalaj görselinde Türkiye’de üretilen ilk ... yazdığı halde bu durumun esasen gerçeği yansıtmadığının, aynı sektörde faaliyet gösteren rakibi tarafından ortaya konulmasının mümkün olduğu düşünülmekle birlikte bu doğrultuda bir bilgi ya da belgeye dosya içerisinde yer verilmediği, bu halde mevcut delillerden dava konusu markanın 5/1-f düzenlemesi kapsamında değerlendirilebilir olmadığı kabul edilmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
İşlem dosyası kapsamında davacı yana ait .... sayılı dayanak markalar açısından, davalı tarafça SMK m.19/1 uyarınca kullanmama def’ine dayanıldığı, ... tarafında verilen kararda bu hususta bir inceleme yapılmaksızın taraf markaları arasında benzerlik olmadığı kanaatine varıldığı, bununla birlikte davacı yanın işlem ve dava dosyasına sunduğu delil, bilgi ve belgelerden “... ...” ...” emtialarında uzun yıllardır kullanımlarının bulunduğu yorumunun yapılabilecek olduğu, başka bir ifadeyle davacı yanın “... ...” şeklindeki markalarının hususiyetle ile peynir ürünlerinde kullanıldığı değerlendirilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası
....
(29. sınıf)
Davacı Markaları
....
(29. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 29. Sınıfta yer alan emtiaların tamamının davacı yanın kullanım ispatı talebine tabi olmayan .... sayılı markaları kapsamında birebir yer aldığı, yine diğer markaları kapsamındaki emtialar ile de aynı tür malları kapsadığı, bu bağlamda kapsamlı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın taraf markalarının doğrudan doğruya gıda ürünlerinde, aynı tüketici grubuna hitap ederek birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, benzer pazarlama ve sunum biçimleri ile tüketiciye sunulan emtiaları kapsadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvurunun esasen bir ambalaj görseli şeklinde yapılmış marka başvurusu olduğu, standart bir peynir kutusu görselindeki bu başvuruda davalı yanın çatı/lider markası ve aynı zamanda gıda sektöründeki tanınmış markası olan “...” ibaresinin görselin birden çok noktasında kullanıldığı, bu ibarenin yanı sıra “...” ibarelerine yine kutunun birden çok noktasında yer verildiği, bu unsurlara nazaran oldukça küçük bir şekilde bir mor ve bir kırmızı renkte dairesel şekiller içerisinde sırasıyla “...” ve “...” ibarelerine yer verildiği, markada kırmızı ve beyaz renklerle birlikte peynir ürünü simgeleyen şekiller ve yeşil yaprak figürlerinin hakim olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yana ait markalar ise ve "...", "...." şeklindeki markalar olup davacı yanın münhasıran “...” kelimesinden oluşan markası olduğu gibi aynı dava konusu marka gibi ambalaj görseli şeklinde “...” tanınmış ve çatı markası ile birlikte “...” ibaresi ve mavi/yeşil renk tonlarının hakim olduğu motiflerle süslenmiş şekillerden oluştuğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.... 'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında yalnızca “...” ibaresinin kullanımından kaynaklı bir ortaklık halinin bulunduğu, öncelikle “...” ibaresinin özellikle süt ve süt ürünlerinden elde edilmiş ürünlerin tasviri için kullanılan bir ibare olduğu, genel algıda ise yine gıda sektörü açısından ayırt edici vasfı son derece düşük bir kelime olduğu hususunun muhtelif yargı kararlarında tespit edildiği; markaların görsel anlamda birbiri ile hiçbir benzerlik taşımadıkları, dava konusu markada “...” kelimesinin kullanımının hiçbir şekilde ön plana çıkartılmadığı, aksine doğrudan doğruya ürün cinsi/nitelik belirtir şekilde kullanımlara konu edildiği, başka bir ifadeyle her ne kadar “...” kelimesi münhasıran davacı adına tescilli ise de dava konusu markadaki kullanım biçiminin esasen markasal nitelikte dahi görülmeyecek bir biçimde olduğu, ortalamadaki zekadaki bir tüketici için dava konusu markanın bu haliyle münhasır ayırt edici sözcük unsurunun yalnızca tanınmış marka hüviyetindeki “...” markası olacağı, keza yine dava konusu markanın bütün olarak sahip olduğu renk/... dağılımını içerir ambalaj görünümünün de davacı markalarından farklı bir şekilde ayırt edicilik sağladığı, başka bir ifadeyle tüketicinin, dava konusu marka görselindeki birçok unsurdan biri olan “...” ibaresini gördüğünde, bu ibareye markasal bir vasıf yükleme eğiliminin dahi olmayacağı ve dava konusu markayı da tamamen farklı bir kurumsal kimliğin markası olarak yorumlayacağı; dava konusu markanın sadece ... ibaresinden oluşmadığı, aksine "...” üst markası ile birlikte birtakım ek ... ve sözcük unsurları ile bütünsel bir yapının sadece bir yan unsuru olduğu, bu durumda gıda ürünlerinin ortalama tüketicileri bakımından dava konusu markanın, davacı yana ait markalarla benzer görülme ihtimalinin, “...” kelimesine yükleyeceği anlam da göz önüne alındığında, bulunmadığı gibi markaların aynı iktisadi kaynağa ait olduklarını düşünerek hareket etme olanaklarının da bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,
SMK 6/3 maddesi anlamında davacının hakkının varlığının ispatlanmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, SMK 6/6 maddesi anlamında davacının bir hakkının ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.