mahkeme 2023/13 E. 2024/212 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/13

Karar No

2024/212

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/14
KARAR NO : 2024/211
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ...
Mersis No: ...
....
VEKİLİ : Av. ... -..
DAVALI : 2- ... -...
VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 09/01/2023
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; müvekkili şirkete ait ve karşı tarafa ait markaları arasında ayırt edici bir farklılık bulunmadığını, markalara bir bütün olarak bakıldığında; zihinde ve kulakta bıraktıkları etki değerlendirildiğinde aralarındaki görsel, işitsel ve anlamsal yanıltıcı derecede benzerliğin tartışmasız olduğunu, Markalar arasında tek bir harfte farklılık bulunduğunu, bu harfin de son kısımda yer aldığını ve tekrar eden bir harf olduğunu, bu nedenle markalar arasında işitsel benzerliğinde bulunduğunu, markalar arasında markaların başlangıç kısımları ve uzunlukları bakımından ayniyet mevcut olduğunu, itiraz edilen markanın aynı harfleri aynı sıralama ile içerdiğini, harf tekrarı sonucu ortaya çıkan yeni ibarenin önceki kelimeden farklılaşmadığını, yeni bir kelime haline gelmediğini, farklı bir bütünsel izlenime yol açmadığını, harf tekrarının kelimedeki konumunun da bu hususa etki eden bir unsur olduğunu, harf tekrarı sonucunda itiraz edilen markada anlamlı bir kelime ortaya çıkmamış olduğunu, müvekkilinin markalarında yoğunlukla kullanılan “...” harfinin tekrar edilmiş olduğunu, bu harfin görsel olarak ince ve az yer kaplayan bir harf olduğundan küçük şekilde yazılması halinde tüketicinin bu markanın tekrar edildiğini anlamayabileceğini, Müvekkilinin diğer markalarında “...” görüldüğü gibi 2. unsurun da “...” harfi ile başladığını, tüketicinin son kısımda yer alan “...” harfinin bu unsurun baş harfi olduğu izlenimine kapılabileceğini, markayı “gfferre” şeklinde gördüğünde de baş unsurda kaç tane “...” harfi olduğunu ayırt edemeyeceğini, müvekkilinin “...” ibareli marka başvurularının da bulunduğunu ve markasını bu şekilde de kullandığını, ... ibareli ... nolu ... markasının bulunduğunu, ... başvuru nolu “...” ibareli markanın 1999 yılında müvekkili adına ... nezdinde tescil edilmiş olduğunu, bu markanın da 03. sınıf mallarını kapsadığını,  Müvekkili markası ile tescili talep edilen özellikle 03. sınıf içindeki mallar yönünden çakışma bulunduğunu, malların ilgili ve ilişkili olduğunu, müvekkili markasının, tüketici tarafından müvekkil markasının gerek giyim sektöründe gerekse saatler, parfümler alanında oluşturduğu bir kalite algısının mevcut olduğunu, birlik üyesi ülkelerde tescilli olan ve ciddi bir bilinirliğe sahip olan müvekkili markasının, ... Sözleşmesi 1.mükerrer 6.maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun kabulü ile marka haklarının korunmasının gerektiğini, müvekkili şirket ve markaları Türkiye'de yoğun ve ciddi kullanımı ve oluşturduğu kalite algısı ile yoğun bir tanınmışlık düzeyine erişmiş olduğunu, bu halde dava konusu markanın tescilinin müvekkili markasından haksız yarar sağlayacağını, itibarına zarar vereceğini, markanın gücünün, etkileme alanının azalmasına yani markanın sulanmasına neden olacağını, müvekkili şirket aynı zamanda dünyanın hemen hemen her ülkesinde ... markalarının tescilli hak sahibi olduğunu, ... markalarının dünya çapında bilinir olduğunun çeşitli ülke mahkeme ve kurum kararları ile de sabit olduğunu, iptali istenen ... kararında “itiraz sahibinin tanınmışlığına konu sektör ile başvuru kapsamındaki malların bağlantısının bulunmadığı” denilmek suretiyle müvekkilinin tanınmışlığının kabul edilmiş olduğunu, .... nolu kararında, “Somut olayda; “...” markasının davacı tarafından dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de esas olarak kişisel bakım ve temizlik malzemeleri, ev temizlik malzemeleri, kozmetikler, farmasotik mamuller, gözlükler ve güneş gözlükleri, mücevherat, çantalar/valizler/cüzdanlar, kumaşlar, ev tekstil ürünleri, her türlü giysiler ve giyecekler ve ayakkabılar üzerinde tescilli marka olarak kullanıldığı, dava dosyasına davacı tarafından sunulan deliller ile sabittir.” şeklinde ifade edilmiş olduğunu, marka başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu iddia ederek, ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı ve “...” ibareli markanın tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; markanın kullanıldığını ispatlamak üzere sunulacak delillerin, markanın yurt içinde, marka sahibi ya da onun izniyle üçüncü kişiler tarafından, temel işlevine uygun olarak, ayırt edici karakterini değiştirmeyecek şekilde ve ciddi (gerçek) biçimde kullanıldığını göstermesi gerektiğini, davacının markası “...” olarak tescillenmiş olup söz konusu markanın asli unsuru olan “...” ibaresi çıkarılarak “...” şeklinde kullanılması halinde markanın ayırt edici karakterinin değiştiğini, davacının markasının “...” şeklinde ciddi bir şekilde kullanıldığını gösteren delilin bulunmadığını, davacı vekili delil olarak faturasını sunduğu beş parfüm “...” ibaresinin ciddi bir şekilde kullanıldığına ispatı için yeterli olmadığını, davacının tescilli bulunan markaları “...” ve “...” olup davalı müvekkili “...” markasının tescilini istediğini, gerek asli unsurlarının farklı olması gerekse birbirlerinden farklı şekilde kullanılması sebebiyle aynı ya da benzer olduklarının söylenemeyeceğini, her ne kadar davacı şirketin “...” ibareli marka başvurusu olsa da söz konusu ... başvuru numaralı marka 25.07.2000 tarihinde tescil edilmiş olup şu anda markanın başvurusu/tescili geçersiz durumda olduğunu, müvekkili yan markası ile davacı yan marka ve marka şekilleri birbirinden tamamen farklı olup; iltibasa konu edilebilecek herhangi bir benzerlik taşımamakla birlikte karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, davalı müvekkilinin “...” ibareli marka tescil talebinde herhangi bir kötüniyet bulunmadığını, davalının davacı şirkete zarar verme kastı olmayıp davacı markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlanmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 01.11.2022 tarih ... sayılı ... ... Kararının İptali, tüm sonuçları ile ortadan kaldırılması ve yargılama sürecinde tescil edilmiş olması halinde ... başvuru nolu “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile davalı tarafın zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından 18.01.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 03. sınıftaki malları kapsayan marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından 28.06.2021 tarihli ve 375 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edilmiş, itiraz ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "....", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, kötüniyet, diğer gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. … Başvuru sahibi yayına itiraza cevaben sunduğu 01/11/2021 tarih ve .... sayılı karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi hükmü kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı "...", "....", "..." ibareli markaların, tescil kapsamında yer alan tüm mal/hizmetler yönünden kullanımının ispatlanmasını talep etmiştir. Kullanım ispatı talebinin süresi içinde usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşılmıştır. … Kurul'da yapılan değerlendirmede, itiraz sahibinin yayına itiraz aşamasında sunmuş olduğu belgelerin incelenmesi neticesinde, kullanım ispatı talep edilen itiraz gerekçesi markaların işbu başvuruda yer alan ve çekişme konusu emtialar bakımından muteriz marka sahibi adına kullanımı ispatlayamadığı kanaatine varılmış, belirtilen markaların 6769 s. SMK madde 6/1 incelemesinde esas alınması mümkün görülmemiş ve ... tarafından verilen karar yerinde görülmüştür. Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda "... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir" hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Diğer iddialar da yerinde görülmemiştir.'' gerekçesiyle, ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1- Dava konusu markanın kapsamındaki malların davacı markalarının (.... sayılı markalar HARİÇ) kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı,
2- Dava konusu marka ile davacının redde gerekçe ... sayılı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olduğu, ancak davacı markalarının tamamı bakımından kullanımlarının ispatlanamaması nedeniyle SMK 6/1 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
3- Davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
4- Davacının SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında tanınmışlık gerekçeli itirazlarının yerinde olmadığı,
5- Kötü niyet olup olmadığı değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
6- ... Sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan malların tamamının davacı markalarının (.... sayılı markalar HARİÇ)altı çizili olan mallar kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı,
- Dava konusu marka ile davacının redde gerekçe .... markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olduğu, ancak davacı markalarının tamamı bakımından kullanımlarının ispatlanmamaış olduğundan dolayı SMK 6/1 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
- Davacının SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
- Davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
- Kötü niyet değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
- ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış markanın bulunması.
- Tanınmış marka ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları olması.
-Marka ile başvurunun kapsamında aynı veya benzer mal veya hizmetlerin bulunması.
SMK m. 6/5 uygulamasında aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir marka olmalıdır.
-Önceki tarihli markanın Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşması gerekmektedir.
-Önceki tarihli markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık nedeniyle haksız bir yarar sağlanabilmeli, markanın itibarı zarar görebilmeli veya ayırt edici karakteri zedelenebilmelidir.
-Sonraki tarihli marka sahibinin, tescile ilişkin haklı bir sebebi bulunmamalıdır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ...'
(03. sınıf) ...
....
...
...
....'
(03, 05, 09, 14, 16, 18, 23, 24. 25, 34. sınıf)

Kullanımın İspatı Yönünden:
Davalı tarafından, idari ile dava aşamalarında davacının redde gerekçe markaları hakkında kullanım ispatı talep edilmiştir.
Mevzuatın 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. Yine, 25/7 maddesinde ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmü düzenlenmiştir.
Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır.
SMK 19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince markanın kullanıldığını ispat yükü davacıya aittir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir.
İdari aşama ile dava aşamalarında, davacı tarafından sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, 2010 yılına ait “...” ibaresinin yer aldığı katalog görselleri, “...”, “...” ibareli parfüm ürünlerinin görselleri, “...” ibaresinin yer aldığı kol saatlerine ait görseller, farklı şehirlerde olduğunun belirtildiği “...” isimli mağaza görsellerinin olduğu tespit edilmiştir. Davacının fatura olduğunu iddia ettiği görsellerin ise fatura formatında olmadığı, ayrıca bunlar fatura oldukları kabul edilse dahi belgelerin hangi tarihli olduğunun anlaşılamadığı tespit edilmiş, davacının markalarının kapsamındaki mallar/hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varıldığından, davacının SMK 6/1 maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı
Davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının dosya kapsamında ispatlanamadığı ve yerinde olmadığı,
Davacının SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında tanınmışlık gerekçeli itirazlarının dosya kapsamında ispatlanamadığı ve yerinde olmadığı,
Davalının kötüniyetli olarak hareket ettiğinin dosya kapsamında ispatlanamadığı ve yerinde olmadığı,
anlaşılarak açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024

Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim