mahkeme 2022/380 E. 2023/272 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/380
2023/272
29 Aralık 2023
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/380 Esas - 2023/272
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/380
KARAR NO : 2023/272
HAKİM : .....
KATİP : .....
DAVACI : .....
Mersis No: .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALILAR 1- .....
VEKİLİ : Av. .....
2- .....
2- .....
Mersis No: .....
.....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 04/10/2022
KARAR TARİHİ : 29/12/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ :17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin “...” ibaresini uzun yıllardan beri tescilli ve tescilsiz olarak kullanmak suretiyle ibareye ayırt edicilik niteliği kazandırdığını, sektörde oldukça bilinir bir hale getirdiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini ticari unvanının kök unsuru olarak da kullandığını, dava konusu “...” ibareli markanın müvekkili şirket markası ile aynı ibareyi esas unsur olarak kullandığını, tüketiciler nezdinde dava konusu markanın müvekkiline ait seri markalardan birisi olarak addedileceğini, müvekkili şirketin “...” esas unsurlu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, taraf markalarının aynı sınıfta yer aldığını ve tüketiciye aynı satış/hizmet kanallarında hitap ettiğini, markalar arasında iltibas oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, “...” ibaresinin 2015 yılından beri müvekkili şirketin tescilli ticaret unvanının kök unsuru olduğunu, müvekkili markasının sonuna eklenen “y” ve “ ...” ibarelerinin markaları farklılaştırmadığını, aksine seri marka izlenimi yarattığını, dava konusu markanın müvekkiline ait “... ...” ibareli markada bulunan “...” ibaresinin “...” kökünün kullanılması suretiyle oluşturulduğunu, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde dava konusu markanın müvekkili markasının kısaltması algısı oluşturacağını, müvekkilinin emeği ve çabası sonucu tanınmışlık kazandırdığı “...” markasının orijinal ve özgün markalar olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açılacağını, davalı tarafın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu beyanla; ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... sayılı ... ibareli marka başvurusu, 35. sınıf için tescil edilmek üzere 19.10.2020 tarihinde yapılmış, dava konusu marka başvurusu tescili talep olunan tüm sınıflar yönünden 12.04.2021 tarihli 370 sayılı .....’nde yayımlanmış, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “..... Sözleşmesi bağlamında tanınmışlık”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edilmiş, davacı şirketin yayıma itirazı ... tarafından 25.11.2021 tarih ve ... sayılı karar ile reddedilmiş, davacı şirket ... kararına itiraz ederek, itirazlarının yeniden değerlendirilmesini ve marka başvurusunun reddini talep etmiş, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 05.08.2022 tarihli ... sayılı ... kararı ile'' (...) Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Diğer iddialar da yerinde görülmemiştir.'' gerekçesiyle ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA özetle:
1. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğu,
2. Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
3. Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı,
4. Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) .....Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... ...
(35. sınıf) ...
... ...
01- ... -10 - 12 - ... 22 - 24 - ... 40 - 42 ...45. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında, 35. Sınıfta yer alan hizmetler bulunduğu, davacıya ait markalar ise hali hazırda 35. Sınıfta tescilli olduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacıya ait markalar kapsamında aynı/aynı tür olacak şekilde bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde;davaya konu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğu, marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru bulunmadığı, “...-...” şeklinde telaffuz edilen kelimenin herhangi bir anlamı bulunmadığı, “...” ibaresinin büyük harflerle standart bir yazı karakteri ve siyah renk ile yazıldığı, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait markalar ise, “... ...”, “...”, “... ...” ve “... ...” ibarelerinden oluştuğu, davacıya ait “... ...” ve “...” ibareli markalar, birer kelime markası iken, davacının “...”, “... ...” ve “... ...” ibareli markaları, kırmızı bir arka plan üzerine beyaz renk ile yazılmış karma nitelikte markalar olduğu, davacı markalarının esas unsurunun beş adet markada “...” ibaresi iken, bir adet markada “... ...” ibaresi olduğu, “...” kelimesi, ... çevrimiçi sözlüğünde “Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan. Acemi.” olarak tanımlandığı, “...” ibaresi aynı zamanda İngilizce bir kelime olup, “oyuncak” anlamına geldiği, davacının ... sayılı markasında yer alan “...” ibaresi, tanımlayıcı bir ibare olup, marka vasfı bulunmadığı, davacının ... sayılı markasında yer alan “...” kelime grubu da hem bir açıklama belirtmesi hem de markadaki konumu ve yazının boyutu nedeniyle tali unsur niteliğinde olup, markaya ayırt edicilik katmadığı, dolayısıyla davacıya ait “...”, “... ...” ve “... ...” ibareli markalarının esas unsuru “...” ibaresidir. Davacının ... sayılı markası ise “... ...” olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.....'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, bilirkişi raporunda da tekrarlandığı üzere; taraf markaları görsel olarak karşılaştırıldığında, dava konusu marka başvurusu bir kelime markası iken, davacıya ait markaların bir kısmı kelime markası bir kısmı ise kırmızı renkli bir arka plan şekli içeren karma nitelikte markalar olduğu, davacı markalarının esas unsuru “... ...” ya da “...” ibaresi iken, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresi olduğu, davacı markaları üç harf tek heceden oluşan kısa bir marka iken, dava konusu marka yedi harf iki heceden oluşan uzun kelime markası olduğu, davacının markasının tek hecesi “...” ibaresi iken, dava konusu markanın ilk hecesi “...” ibaresi olduğu, karşılaştırılan markalar, hece olarak da aynı uzunlukta olmadığı, uzun bir kelime markasının sadece üç harf yönünden benzerliği, taraf markalarını görsel olarak benzer kılmayacağı, taraf markaları ortak olarak “.....” harflerini içermekte gibi görünmekte ise de dava konusu markada doğrudan “...” kelimesi kullanılmamış, “...” şeklinde yazılmış ve “...” eki “...” ibaresine eklenmiş olduğu, dolayısıyla markalar bütünsel anlamda görsel olarak birbirinden farklı olduğu, davacı taraf, “...” ibaresinin “...” kelimesini çağrıştırdığını ifade etmişse de “...” kelimesinin “...” şeklinde bir kısaltması ya da kullanımı bulunmadığı gibi, esasen dava konusu markada “...” ibaresi tek başına kullanılmamış, kendinden önce gelen kelimeye eklenmiş, “...” şeklindeki kelime, bir bütün olarak yazıldığı, “-...” hecesi, ön plana çıkarılmadığı gibi, bir kelimenin parçası niteliğinde olduğundan “...” kelimesini çağrıştırmadığı; davacının “... ...” ibareli markası ile dava konusu “...” ibareli marka karşılaştırıldığında ise, aralarında hiçbir benzerlik bulunmadığı, davacının ad-soyad şeklinde oluşturulan markası karşısında “...” ibaresinin farklılaştığı; taraf markaları işitsel olarak karşılaştırıldığında ise, davacı markalarının esas unsuru “...” ve “...-..." şeklinde telaffuz edilmekte iken, dava konusu marka “...-...” şeklinde telaffuz edildiği, davacıya ait “...” markası tek hece üç harf iken, dava konusu marka alt harf iki hece olduğu, davacının “... ...” ibareli markası ise iki kelime üç hece yedi harf iken, dava konusu markanın okunuşu tek kelime iki hece altı harf olduğu, dava konusu marka başvurusunun, davacının gerek “...” gerek “... ...” ibareli markası ile hece sayısı, kelime sayısı, hece uzunluğu farklı olduğu, davacının “...” markası ile dava konusu markanın ilk hecesi okunuş olarak aynı ise de taraf markalarının uzunluğunun farklılığı, ilk hecenin benzerliğinin önüne geçtiği, taraf markaları arasında işitsel benzerlik bulunmadığı; taraf markaları kavramsal olarak karşılaştırıldığında ise, dava konusu marka başvurusu anlamsız bir ibare iken, davacı markalarının hem Türkçe hem İngilizce farklı anlamları bulunduğu, dolayısıyla taraf markaları arasında kavramsal olarak da benzerlik bulunmadığı; dava konusu marka kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetler, her sektörden emtianın satışına yönelik bir perakendecilik hizmetinden oluştuğu, satılan emtia yönünden tek bir sektör belirlemesi yapılamadığı gibi, ilgili emtiaların satışı her kesimden her yaş grubundan satıcıya hitap ettiği, dava konusu hizmet yönünden, ortalama tüketici kitlesi baz alınması gerektiği, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davacı markalarında yer alan emtialar ile ayniyet taşıdığı, fakat taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, davacı markalarının esas unsuru “... ...” ve “...” ibareleri iken, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi, taraf markalarında ortak olarak bulunmakta ise de, bu ibarenin dava konusu markada “...” hecesinin bir parçası olması ve tek başına “...” olarak algılanmadığı gibi, “...” ibaresinin de “...” ibaresinin bir parçası olması, “...” ibaresinin bir bütünün içinde kaybolduğu, dolayısıyla “...” ibaresinin ortaklığının taraf markalarını benzer kılmadığı, markaların bütünsel değerlendirmede farklı olduğu, karşılaştırılan markaların hece ve harf sayısının farklı olduğu, davacının “... ...” ibareli markası ile dava konusu markanın kelime sayısının dahi farklı olduğu, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarılmaması ve bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının markasından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların ortalama tüketicilere hitap eden ürünler olduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı; davacı tarafça, gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya bir kısım faturalar ve mağaza fotoğrafları dosyaya sunulmuşsa da sunulan belgelerin “... ...” ibareli markanın 35. sınıf bakımından kullanıldığını gösterir belgeler olduğu, davacının “... ...” markası ile bir ... işlettiğini gösterir belgeler olduğu, bu hizmetin ise, davacının tescilli markaları kapsamında bulunan faaliyet konusu olduğu; davacının kullanımına konu markalar, tescil ile hali hazırda koruma altında olup, tescilsiz bir kullanım söz konusu olmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı; davacı tarafça, gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya bir kısım faturalar ve mağaza fotoğrafları dosyaya sunulmuşsa da, sunulan belgelerin markaların olağan kullanımını gösterdiği, gerekçe olarak gösterilen markaların tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, gerek dava dosyasına gerekse itiraz dosyasına herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, heyetimizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca taraflara ait markaların benzer olmadığı da gözetildiğinde, dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı ve davacı yan delilleri arasında bu açıdan bir delilin bulunmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/12/2023
Katip ..... Hakim .....
e-imzalıdır
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.