mahkeme 2022/190 E. 2024/301 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/190

Karar No

2024/301

Karar Tarihi

25 Haziran 2024

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/190
KARAR NO : 2024/301
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ....

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 24/05/2022
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili davacının tütün sektöründe faaliyet gösterdiğini, dünyaca tanındığını ve alanında lider bir firma olduğunu, “....” gibi dünya çapında tescilli ve tanınmış markaların sahibi olduğunu, Türkiye’de en çok satılan sigara markası olduğunu, ...’in “...” markasını tanınmış marka olarak ... sayı ile tescil ettiğini, davalının ... sayılı “... ... ... ” ibareli marka başvurusuna itirazlarının, markalar benzer görülmekle birlikte mal ve/veya hizmet benzerliği bulunmadığından bahisle 6/1 hükmü uyarınca karıştırma ihtimali bulunmadığı ve 6/4, 6/5 ve 6/9 sayılı hükümlerinin koşullarının karşılanmadığı kanaatine varılarak itirazın reddedildiğini, ...’ya yapılan itirazlarının da reddedildiğini, SMK m. 6/4 ve 6/5 kapsamında müvekkili markasının tanınmışlığı sebebiyle haksız yararın sağlanması, önceki markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi ihtimallerinin bulunduğu, “... markasının tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, 66 adet marka tescili bulunduğunu, yurtdışında da tescillerinin bulunduğunu, SMK 6/4 ve 6/5 kapsamında markasının korunması gerektiğini, 6/5 hükmünün uygulanabilmesi için sınıf benzerliği aranmadığını, markaların benzer olduğunun ... tarafından kabul edilddiğini, tanınmış marka olması nedeniyle benzer sınıflar olmasa dahi markasının korunması gerektiğini, Marka İnceleme Kılavuzunda dahi ... markasının “tütün mamüllerinde” tanınmış olduğunu ve bu tanınmışlıktan kaynaklı arttırılmış ayırt ediciliğinin bulunduğunun vurgulandığını, aynı zamanda “...” markasının ayırt ediciliği ve tanınmış marka statüsü .... tarafından da kabul gördüğünü ve el kitabında örnek olarak gösterildiğini, bu derecede yüksek bir tanınmışlık ve tüketici nezdinde böylesine bir özdeşleştirme söz konusu iken “... ... ...” markasının tescilinin, müvekkilinin markası ile ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimaline yol açacağını, tüketicinin refleks olarak müvekkil markasını çağrıştıracağını, “... ... ...” ibaresinde ayırt edicilik taşıyan özgün karakteristik kısmın “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresi davalının ticaret unvanı olduğunu “...” ibaresi ise İngilizcede bağlaç niteliğinde kullanılmakta olup “-dan beri” anlamına geldiğini, Müvekkil’in “... ...” ibareli onlarca markası olduğu da dikkate alındığında markada yer alan “...” ibaresinin benzerliği azaltmaya değil, arttırmaya hizmet ettiğini, sadece kelime unsuru değil, özellikle kelimeye verilen kavis detayı özgün ve Müvekkil tarafından uzun yıllardır kullanılmakta olan bir tasarım olup, bu detayın Davalı tarafından taklit edilmesi markaları birbirine yakınlaştırdığını, görsel incelemede müvekkilinin markalarında “...” ibaresi devenin hörgüç kavisi ile paralel olacak şekilde kullanılırken, benzer tasarım davaya konu marka başvurusunda da yer aldığını, devenin başının duruşu ve boynunun uzanışı tıpkı Müvekkil markalarını çağrıştırır nitelikte çizilmiş, hörgücün üzerindeki kavisli yazı müvekkilinin markalarındaki gibi tasarlandıpını, bu noktada da müvekkilinin markalarını çağrıştırdığını, davaya konu marka başvurusunu kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, davalının öncelikli olarak ... başvuru numaralı “.../” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ancak davalının marka başvurusu ... başvuru numaralı “... ” markasına benzer bulunarak reddedildiğini, sonrasında markasını piyasada dikkat çekici kılmak adına bu sefer de “... ...” ibaresi ile tescil ettirmek istediğini, bu hususun dahi, davalının müvekkili ile piyasada markalaşan deve figürünün dikkat çekiciliğinden ve ayırt ediciliğinden yararlanmak istediğini, bu minvalde kötü niyetli olarak marka başvurusu gerçekleştirdiğini, sigara ve tütün ürünlerine getirilen düz paketleme uygulaması uyarınca tütün emtiaları üzerinde hiçbir ..., avırt edici unsur bulunmamakta olup marka yalnızca kelime unsuru ile kullanılabilmekte ve bu şekilde tüketici algısına sunulduğunu, bu nedenle markada yer alan kelime unsurunun daha çok önem taşımaya başladığını, bu nedenle fonetik benzerliği yüksek olan bu ibarelerin karıştırılmamasının mümkün olmadığını, bu noktada tanınmış markanın yanında dava konusu başvurunun direk olarak müvekkil markalarını hatırlatacağını ve bu durumun markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, davalı tarafından markalar arasında benzerlik olmadığı ifade edilmişse de, ... kararı kapsamında markaların benzerliğinin kabul edildiğini, davaya konu ... kararında ise bu kanaatin aynen korunduğu ve değiştirilmediğini, davaya konu ... kararı bakımından markaların benzerliği hiçbir şekilde ihtilaf halinde olmayıp önceki adımlarda zaten benzerlik ikrar edilmiş ve bu karar davalılar bakımından kesinleştiğini, davalının markasının tescilinin devamına izin verilmesi halinde, müvekkilinin “...” markalarının ayırt edici gücünün zayıflayacağını ve davalının Müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, markanın itibarına zarar vereceği ve Müvekkiliinin menfaatlerinin zedeleneceğini, markaların sulandırılması hususunun ortaya çıkacağını, dava konusu başvurunun tesadüfen seçilmediğini ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek 23.03.2022 tarihli ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalı müvekkili ile davacı tarafın markaları arasında benzerlik bulunmadığını, kapsadığı mal ve hizmetler tamamen ayrı olan sektörlerde yer aldığını ve halk tarafından söz konusu markaların karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, davalı müvekkil şirketin davacı tanınmışlığından ne gibi bir haksız çıkar sağlayabileceği hususunun somut ve gerçekçi deliller ile davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, davacı şirketin tütün ürünleri sektöründe piyasaya sigara arzetmekte, davalının ise taşımacılık sektöründe çalıştığını, birbirinden tamamen farklı, herhangi bir kesişim kümesi olmayan iki sektörde verilen mal ve hizmetlerin birbirine karıştırılacağı ve davalı müvekkilin de bundan haksız yarar elde edeceği iddiasının gerçek dışı olduğunu, nasıl ki, ... ile ... çikolatanın isimleri birebir aynı olmasına rağmen karıştırılması mümkün değil ise davalı müvekkil şirketin sunmuş olduğu hizmet ile davacı şirketin piyasaya arz ettiği malların karıştırılması da mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği üzere müvekkil şirket "... ..." ifadesini kullanmadan yalnızca kendi ticari unvanı ile başvuruda bulunmuş ancak "... Ticaret" markasına benzerlik bulunduğu gerekçesi ile müvekkil şirketin başvurusu reddedildiğini, bu durumdan anlaşılacağı üzere davalı müvekkilin, davacı şirketin tanınırlığından faydalanma gibi bir gayesi asla söz konusu olmadığını, şayet davacı tarafın iddia ettiği gibi bir husus olsa idi davalı müvekkil tarafından yapılan ilk başvuruda da, en başından beri "... ..." ifadesine yer verilmiş olacağını, müvekkilinin tek amacının kendi adına bir markayı kurum nezdinde tescil ettirmek olduğunu, müvekkil şirketin kuruluşunda seçmiş olduğu unvan, logo ve marka tescili için seçtiği "... ..." ifadelerinin hizmet sunduğu taşıma sektörüyle alakalı olarak tercih edildiğini, bilindiği üzere modern araçlar icat edilmeden önce karayolu taşıma faaliyetleri develer eşliğinde kervanlarla yerine getirildiğini, bu nedenle müvekkilinin kuruluş aşamasında, deveci başı anlamına gelen "..." kelimesini şirket ismi olarak tercih ettiğini, logo olarak da deveyi kullandığını, yapılan ilk başvurunun reddedilmesi üzerine "-dan beri" anlamına gelen "..." ve "deve" anlamına gelen "..." ifadelerini biraraya getirerek ilk çağlardan beri develerle yapılan karayolu yük taşımacılığa atıfta bulunulduğunu, amacın asla davacı tarafın tanınırlığından haksız yarar elde etmek olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... ... ..." ibaresinin 39. Sınıfta yer alan hizmetlerin tescili amacıyla 12.01.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 01.03.2021 tarih ve 367 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı, davacı yanın önceki tarihli birtakım markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazın reddedildiği, söz konusu red kararına karşı davacı yanın yeniden itirazda bulunduğu, itirazları inceleyen ...’nun 23.03.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile; “... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Somut olayın değerlendirilmesinde, işbu ... numaralı başvuru ile itiraza mesnet markaların benzerlik düzeyi ile çekişme konusu markaların kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik düzeyi bir arada değerlendirildiğinde markalar arasında karıştırılma/ ilişkilendirilme ve tanınmışlık nedeniyle karıştırılma ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Başvuru hakkındaki itiraz ret kararı yerinde görülmüştür. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde itiraz sahibinin başvuru kapsamındaki hizmetler için başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından söz konusu iddianın ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddedilmesi gerekmiştir. '' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu markada 39. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı bakımından taraf markaları arasında emtia benzerliğinin mevcut olmadığı,
-Dava konusu marka ile davacı markaları karşılaştırıldıklarında, rapor kapsamında ayrıntılı olarak izah olunan nedenlerle işaretler arasında benzer unsurlar yer almasına karşın bütününde farklı oldukları ve emtia bakımından da benzerlik koşulunun sağlanamaması nedeniyle 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı,
-Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
5 Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
ÇOĞUNLUK GÖRÜŞ:
-SMK m.6/1 ve m.6/4 hükümlerinin uygulanma koşullarının somut olayda gerçekleşmediği ve bu tespitlerin ... kararı ile uyumlu olduğu,
-SMK m.6/5 hükmünün uygulanma koşullarının somut olayda gerçekleştiği ve bu tespitlerin ... kararından ayrıştığı,
-SMK m.6/9 hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı salt hukuki bir değerlendirmeyi gerektirdiğinden bu konuda herhangi bir tespitte bulunulamayacağı,
-Tescil edilmesi durumunda ... sayılı markanın SMK m.6/5 hükmü bağlamında hükümsüz kılınmasının şartlarının oluştuğu,
bildirilmiştir.
AYRIK GÖRÜŞ:
-Davacı markaları ile davalının markası arasında marka ve işaretler arasında ilişkilendirme de dâhil olmak üzere karıştırılma / benzerlik ihtimalinin bulunmadığı,
-Davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklı sulandırma koşullarının oluşmadığı ancak bu hususun nihai anlamda hukuki bir tespitin varlığını gerektirdiğinden tanınmışlık iddiasının takdirinin mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (...., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

.... ...+
(39. sınıf) ...
...
...
...
...
...
...
(34. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu marka başvurusunda 39.sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.”nin konu edildiği, davacıya ait markalar incelendiğinde ise genel anlamda 34. Sınıfta yer alan “sigara- tütünden mamül ürünler” olarak nitelendirebilecek emtia listesinin olduğu, dava konusu marka ile davacı markası arasında, sınıflar açısından aynı/aynı tür ve benzer hizmet/emtialar ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, aynı/aynı tür ve/veya benzer sınıflara rastlanılmadığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde ilk şart olan emtia benzerliği somut olayda gerçekleşmemiştir. Devamla;
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ... ... ...+... şeklinde; kırmızı zemin üzerinde beyaz betimlenmiş bir deve figürünün ve devenin ayakları arasında dünya şeklinin yer aldığı; devenin üst gövdesinde büyük harflerle ... kelimesi yer almakta ve en yukarıda ise küçük harflerle “... ...” yazıldığı, logonun bütünü ve oluşturan parçalarının konumlandırılması değerlendirildiğinde ... ibaresinin esas unsur konumunda bulunduğu, ... kelimesinin büyük harflerle betimlendiği, ... kelimesinin ... sitesinden yapılan araştırmada “deveci, deveci başı” anlamına geldiği, ... ... ibaresinin İngilizce bir ibare olduğu ve “deveden beri” anlamına geldiği, farşçadan dilimize geçen bu kelimenin anlamının ortalama tüketici nezdinde bilinemeyeceği, bu nedenle anlamsız yaratım bir ibare şeklinde algılanabilmesinin mümkün olduğu, dava konusu markanın ilk algısı ve bu algının üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak unsur “...” kelimesi olduğu, “... ...” ibaresinin markada yan unsur olarak konumlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markaları ise “...” ibaresi temel alınmak suretiyle oluşturulan ve tali unsurlar içeren markalar olduğu, “...” ibaresi İngilizce bir kelime olup “deve” anlamına geldiği, ... şeklinde telaffuz edilecekken, Türkçe okunabilmesi de mümkün olduğu, markalardaki esas unsurun “...” ibaresi olduğu olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; taraf markalarının bir bütün halinde değerlendirilmesinde; görsel açıdan, dava konusu markada dikkat çekici düzeyde kırmızı rengin hakim olduğu, davacı yanın redde gerekçe markalarının genelde düzyazı siyah olduğu ve paket tasarımında ise kahverengi- sarı renklerin hakim olduğu, markalarda her ne kadar tasarımları farklı olsa da deve figürünün yar aldığı, ancak kelime ile telaffuz halinde ... ve ... ibarelerinin birbirine benzemediği, anlamsal açıdan ... ve ... ibarelerinin anlamını bilenler bakımından bir benzerlik kurulabilecekken, anlamını bilmeyenler nezdinde böyle bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, markalarda yer alan ortak deve figürünün ve ... ibarelerinin yer almasından kaynaklı çok düşük düzeyde bir benzerlik içerdiği ancak markaların geneline bakınca farklılıkların bu benzerlikleri bertaraf edeceği; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı; başvuruya konu markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerin, davacının tanınmış olduğu 34. Sınıftaki mallarla aynı ya da benzer olmadığı için SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engeli bulunmadığı kabul edilmiştir.
Davacı vekilinin tanınmışlık iddiasının bulunduğu görülmüş bu kapsamda yapılan incelemede; dava konusu markanın başvuru tarihi 12.01.2021 olduğu, davacının iddialarına mesnet gösterdiği markalardan başvuru tarihi en yeni olanın başvuru tarihi 03.05.2016 olduğu, dava konusu marka ile iddialara mesnet markalar arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin SMK’ye uygun şekilde gerçekleştiği; dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacının “...”, “... ...” markalarının ve türevlerinin pazar payı, markaya yönelik reklam ve tanıtım faaliyetleri, Türkiye’de uzun bir geçmişe yayılan markalaşma süreci, markaların korunmasına yönelik hukuki girişimler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait markaların, 34. sınıftaki “Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler.” emtiaları bakımından Türkiye’de tanınmış hâle geldiği; dava konusu başvuru ile davacıya ait “...”, “... ...” markaları ve türevleri arasında benzerlik bulunmadığı, SMK m.6/5 hükmü bağlamında tescil engelinden söz edilebilmesi için SMK m.6/1 hükmündeki gibi mal ve hizmet benzerliğinin varlığının bir zorunluluk olmadığı, bu durumun SMK m.6/5 hükmünde “benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın” şeklinde ifade edildiği, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında her ne kadar SMK 6/1 maddesi anlamında mal ve hizmet sınıfı benzerliği bulunmasa da SMK m.6/5 hükmünün uygulanması için aranan ve diğer seçimlik şartlar olan markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi ihtimallerinin somut olayda gerçekleşme ihtimali bulunduğu, davalının başvuruya konu işaretini gören tüketicilerin zihninde bir an için dahi olsa davacıya ait tanınmış markalarla ilgili bir çağrışımın oluşması davacının tanınmış markalarının ayırt edici karakterini zedeleyebilecek ve markaların itibarına zarar verebileceği, SMK m.6/5 hükmünün uygulanabilmesi için bu durumların mutlaka gerçekleşmesi değil, gerçekleşme ihtimalinin bulunması yeterli olacağı kabul edilerek açıklanan gerekçelerle SMK m.6/5 hükmü bağlamında tescil engeli bulunduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan davalının dava konusu ibareyi kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla hareket ettiği veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyalarına herhangi bir somut delil sunulmadığı, dava konusu edilen markanın kötü niyetle tescil edildiğinin ispat olunamadığı SMK m.6/9 hükümünün şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davaya konu 23/03/2022 tarih ve ... sayılı ... kararının smk 6/5 maddesi kapsamında iptaline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVAYA KONU 23/03/2022 TARİH VE ... SAYILI ... KARARININ SMK 6/5 MADDESİ KAPSAMINDA İPTALİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 20.778,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2024

Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :20.605,50-TL
TOPLAM :20.778,40-TL

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim