mahkeme 2022/184 E. 2024/309 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/184
2024/309
25 Haziran 2024
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/184 Esas - 2024/309
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/184
KARAR NO : 2024/309
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ....
Mersis No:....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ....
İHBAR OLUNAN:...
....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 20/05/2022
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı taraf dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; Müvekkilinin “....” esas unsurlu birçok marka tescilinin sahibi olduğunu, bu markaların müvekkilinin tasarrufa dayalı finansman sistemi içerisindeki faaliyetleri ile ilgili mal ve hizmetler bakımından koruma altında olduğunu, ayrıca müvekkilinin ... nolu “...” ibareli marka tescilinden doğan hakları kullandığını, dava konusu ... nolu “...” ibareli marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile benzerlik taşıdığını, başvuruya dönük itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin markalarında “....” gibi ibarelerinin açıkça kullandığını, müvekkili markalarının “....” markaları ile uyumlu kompozisyonlar taşıdığını, dava konusu markanın da “....” şeklinde bir başvuru olduğunu, ev ve anahtar figüründen oluşan şekil unsuruna dikkatle bakılmadığından, taraf markalarının aynı olduklarını, markalar arasında kavramsal, görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarında da ev ve anahtar figüründen oluşan şekillerin yer aldığını, dava konusu marka kapsamında .... nolu sınıfların yer aldığını, 12. Sınıftaki ürünlerin otomotiv sektörü, 19. Sınıftaki malların bina sektörüne yönelik olduğunu, .... nolu sınıflar ise bu ürünlerin üretilmesine ve satılmasına ilişkin hizmetleri kapsadığını, her iki taraf markasının da tüketicilere finansman sağlayan yapılarda kurulduğunu, müvekkilinin itiraza ve davaya dayanak diğer tüm markalarını, dava konusu marka başvurusu kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde korunduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımı olduğu gibi dava konusu markada kullanılan bir evin olsun istiyorsan” ve “bir araban olsun istiyorsan” ibarelerini ve görsel benzerliğe esas şekil unsurlarını dava konusu başvurudan önce fiilen de kullanmak suretiyle de üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı yanın başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı taraf vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; Müvekkilinin faizsiz tasarruf esaslarına göre tüketicilere finansman kullandırılması faaliyetini yerine getirmekte olan bir tasarruf finansman şirketi olduğunu, müvekkilinin gerçekleştirdiği başvurunun, davacının dayanak tuttuğu markalardan farklı olduğunu, markalar arasında hiçbir unsur açısından benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin "...." ibareli marka başvurusunda yer alan anahtar üzerinde ev ve araba figürü, baskın unsur olduğunu, tasarruf finansman şirketlerinin, müşterilerini taşınır / taşınmaz mal sahibi olmasını sağlamak amacıyla faaliyetlerini gerçekleştirmesi ve dolayısıyla ortalama tüketici nezdinde taşınır terimi yerine kullanılan "...." ve taşınmaz terimi yerine kullanılan ".... ibarelerinden oluşan markaların yalnızca kendi uhdesinde olduğunun iddiası kötü niyetli olmakla birlikte ticari hayatın olağan akışına aykırı olacağını, logoda kullanılmak üzere tasarlanmış olan ev, bir sanat eseri niteliğine haiz, özgün, eşsiz, farklı bir tasarım olmadığını, müvekkili şirketin kötü niyetle başvuruda bulunduğu iddialarını kabul etmediklerini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "hem arabam, hem evim olsun!" ibaresinin 12 / 19 / 35 / 36 / 37 / 39. Mal ve hizmet sınıflarında tescili amacıyla 17.11.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.03.2021 tarih ve 368 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli bir kısım markasına dayalı itirazda bulunduğu, ... tarafından bu itirazların haklı görülmeyerek reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılması ve başvurunun reddinin bir kez daha talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ... ’nun ... sayılı kararında özetle; “... başvuru numaralı "...." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar gerekçe gösterilerek SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 uncu maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. …..Yapılan incelemede, ihtilaf konusu markaların ''..."' ibarelerini ihtiva ettiği görülmekle birlikte, söz konusu ibarelerin ilgili piyasadaki serbest kullanım nedeniyle tek başına ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu, işbu başvurunun muterize ait markalardan farklı görsel unsurlara sahip olması, işbu başvurunun "hem arabam, hem evim olsun" ibaresinden müteşekkil olması ve bir bütünlük arz etmesi nedenleriyle başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/3 ve 6/5 hükümlerinde yer alan koşullarının varlığı ispatlanamadığından bu yöndeki itirazlar da yerinde görülmemiştir. İşbu başvuru muterize ait ticaret unvanını aynen içermediğinden bu yöndeki itiraz da kabul edilmemiştir. Başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. .... , 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para. 90) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir.”şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu ... sayılı marka kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer emtiaları kapsadıkları,
-Taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı,
-Somut olayda SMK m. 6/3, 6/5 ve 6/6 maddelerinde aranılan koşulların hiçbirinin meydana gelmediği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
5 Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Dava konusu başvuruya ilişkin olarak SMK m.6/1, m.6/3, m.6/6, m.6/6, m.6/9 hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu değerlendirmemizin YİDD kararıyla uyumlu olduğu,
-Dava konusu başvurunun hükümden düşmüş olduğu ve yukarıdaki hükümler kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
....
(12, 19, 35, 36, 37, 39. sınıf) ...
...
....
...
...
...
....
(19, 35, 36, 37, 39. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 12. Sınıf mal grubu dışındaki tüm mal ve hizmet sınıfları, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında doğrudan yer aldığı, bununla birlikte davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 12. Sınıf malların satışını da içerir şekilde 35.05 alt grubundaki perakende satış hizmetleri bulunduğu, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 12. Sınıf mallar doğrudan yer almamakta ise de taraf markaları arasında bu emtialar yönünden de benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraf markaları kapsamında yer alan benzerliği 12, 19, 35.01, 35.02, 35.03. 35.04 alt grupları, 36. Sınıf hizmetlerin tamamı ve 37 ile 39. Sınıftaki bir kısım hizmetlerin, ilgili tüketicilerce günlük rutinde tüketimi olmayan, sıkça yararlanılmayan, görece pahalı, dolayısıyla tüketicinin marketten bir gıda ürünü satın alırmışcasına hareket ederek tercihlerini somutlaştırma davranışında olmayacağı türden mal ve hizmetler oldukları, bu mal ve hizmetlerin ilgili tüketicilerinin bu nedenle dikkat, özen, zeka, piyasa bilgisi ve seçiciliklerinin ortalamanın daha üstünde olacağı, 35.05 alt grubundaki mağazacılık hizmetlerinin ise hemen her tür malın satışına özgülenmiş olunması nedeniyle bu hizmetlerin nihai yararlanıcıları açısından tek tip bir tüketici profilinin belirlenmesinin de mümkün olmayacağı ancak sunulan hizmetin özünde bir mağazacılık hizmeti olmasından ötürü ilgili tüketicilerinin de daha geniş bir tüketici grubu olacağı kabul edilmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka başvurusunun, şekil ve sözcük unsurlarından oluşan bir yapıda olduğu, markanın hakim unsurlarının mavi renkte, bir adet ev anahtarı ve bir adet araba anahtarı görselinin, stilize biçimde tasarlanması ile oluşturulmuş şekiller olduğu, bu şekillerin hemen altında ise “....” şeklinde slogan niteliğinde bir söz öbeğine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının markalarının ise görselliklerde “....” gibi ibarelerin hakim sözcük unsurları şeklinde kullanıldığı markalar olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, taraf markaları görsel anlamda karşılaştırıldıklarında hiçbir ortak figüratif/şekli unsur taşımadığı, davacı yan her ne kadar 2019/73862 sayılı markasındaki görselde kullanılan anahtar görseli ile dava konusu markadaki anahtar görsellerinin birebir aynı olduğu iddia etmekte ise de görsellerde tepe kısmında ev figürünü taşıyan anahtar kompozisyonunun kavramsal ilişkisi hariç herhangi bir benzerlik mevcut olmadığı gibi davacının anılan markasının da esasen ilgili şekil temelinde değil bütün olarak şeklinde bir görsele haiz olmasından ötürü de tüketicinin detayda kalan bu unsurdan ötürü taraf markaları arasında bir bağlantı kurmasının mümkün olmadığı; dava konusu markada yer alan sözcük unsurlarının tamamı ticaret hayatında jenerik kullanımlara haiz kelimeler olup bu kelimelerin bir araya getirilmesi ile ortaya çıkan bütünün de esasen özgün bir niteliği bulunmadığı, ilgili slogandaki ne “....” ibaresinin, dava konusu sloganın içerisinde ayrık bir şekilde münhasıran iktisadi kaynak gösterme açısından ayırt ediciliği doğrudan bulunmadığı gibi, taraf markaların anılan ibarelerin kullanım biçimleri ve yarattıkları kavramsal karşılıklarda birbirinden ilk anda ve derhal ayrışabildiği, bu denli zayıf nitelikteki sözcük unsurlarının ortaklığının, işaretlerin iktisadi kaynaklarında, tüketiciyi yönlendirici ve işaretler arasında ilişki kurmasına yol açması ancak ve ancak, karşılaştırılan işaretlerin kurumsal kimlikleri bakımından da ilk anda tartışmasız bir benzerlik taşımaları halinde mümkün olacağı, dava konusu markanın genel mizanpajı, herhangi bir sebeple davacı markalarını çağrıştırmaya dahi yakın olmadığı, davacı yanın etrafında bir seri marka ailesi oluşturduğunu iddia ettiği “birevim”, “birarabam” gibi markaları sebebiyle salt “....” kelimeleri üzerinde bir tekel elde etmesinin mümkün olmadığı, bir markanın, bu marka etrafında oluşturulan ek unsurlar ile seri marka algısı yarattığının kabul edilebilmesinin öncelikli şartının, seri marka algısına konu kök unsurun ne denli ayırt edici olduğu ve başka bir ifadeyle ayırt edici gücü olacağı, güçlü ayırt ediciliği bulunan özgün, yaratılmış, farazi mahiyetteki bir işaret ile oluşturulmaya çalışılan bir seri marka ailesinde, bu güçlü işareti içerir şekilde yaratılan sonraki markaların bu ailenin bir zinciri olduğu algısı nasıl ki tüketici algısında hemen oluşabilir ise, ayırt edici vasfı zayıf işaretler etrafında yaratılmaya çalışılan seri marka ailesinde, tüketicinin bu ibarenin yaygın kullanımına aşina olması nedeniyle, bu ibareyi içerir şekilde karşı karşıya kaldığı bir markayı, her halükarda önceki ailenin bir serisi olarak yorumlamama ihtimalinin daha yüksek olduğu, her ne kadar taraf markaları arasında ayniyet düzeyinde bir mal ve hizmet ilişkisi mevcut ise de markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda hiçbir benzerlik taşımadıkları, ortak sözcük unsurlarının taraf markalarındaki kullanımlarının konumu, hakimiyeti, karşı tarafa ilettiği mesaj itibariyle derhal ve hiç tereddütsüz farklılaşmayı başardığı, taraf markalarının ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve zeka düzeyinde olduklarının kabulü halinde dahi, herhangi bir tüketicinin bu iki işaret arasında iktisadi bir bağlantı kurma ihtimalinin dahi bulunmadığı, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini net bir biçimde ortadan kaldıracağı, bu nedenlerle somut uyuşmazlık konusu marka ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olmayacağı; SMK 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı,
Davacı yanın önceki tarihli kullanımları, tescilli marka örneklerinde yer alan kullanımlarını ihtiva etmekte olup tescilli marka örneklerinde mezkur kullanımların, dava konusu marka ile hiçbir şekilde benzerlik taşımadığı, davacı yanın, dava konusu ibareye yönelik önceye dayalı bir kullanımının ise mevcut olmadığı, bu halde somut olayda SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği;
Dava konusu markadaki kullanımların, davacı markasındaki farklı nitelikte olduğu görüldüğünden somut olayda SMK m. 6/6 koşullarının meydana gelmediği;
Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı,
Davacı yanın markalarının tanınmışlığına ilişkin iddia ve delillerinin markanın olağan kullanımını gösterir deliller olduğu, sınırlı sayıdaki delilden somut olayda SMK 6/5 maddesi şartlarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak ... iptali bakımından davanın reddine, davaya konu marka hükümden düşmüş olduğundan hükümsüzlük talebine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... iptal talebinin REDDİNE,
Hükümsüzlük talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.