mahkeme 2022/176 E. 2023/280 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/176
2023/280
29 Aralık 2023
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/171
KARAR NO : 2023/233
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
2- ... - T.C. Kimlik No: ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 12/05/2022
KARAR TARİHİ : 12/12/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ :17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin tanınmış birçok markanın sahibi olduğunu, “...” markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı yanın ... sayısı ile gerçekleştirdiği marka başvurusunun, müvekkili markaları ile aynı sınıfları kapsadığı gibi müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markada “...” şeklinin ön plana çıktığını, markada “...” ibaresi eklenerek fark yaratılmaya çalışılmış ise de “askıda, asılı, askıda duran, askıya alınmış” anlamına gelen bu kelimenin genel geçer bir kavram olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın aynı zamanda 5/1-ç düzenlemesi uyarınca da reddi gerektiğini iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 10.11.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun, 27.01.2021 tarih ve 365 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” ....” seri markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, ...’nın 05.07.2021 tarihli kararı sonucunda, davacı taraf itirazlarının reddine karar verdiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek başvurunun reddinin bir kez daha talep olunduğu, davacı itirazlarını değerlendiren ....’nun ... sayılı kararında özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun yayınına yapılan itirazın incelenmesi sonucunda, markalar kavramsal, işitsel ve görsel olarak ihtiva ettikleri unsurların tamamı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markaların iltibasa neden olabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar benzer olmadığından, itiraz gerekçesi markaların önceki kullanımları ya da piyasadaki bilinirlik düzeyinin de markalar arasında karışıklığa neden olmayacağı, muteriz markalarının ün ve itibarından haksız kazanç elde etme ya da bunlara zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, bununla birlikte benzer görülen mal ve hizmetler açısından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, dava konusu marka ile davacı markaları arasında, makul düzeyde dikkat, zeka, özen ve seçicilik seviyesine sahip tüketiciler nezdinde bile salt “...” harfi/şekli/figürü nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı, dosya kapsamında mevcut delillerden, davacı yanın, “...” harfinden ibaret markalarının tanınmışlığı yönünde bir kanaate varılması mümkün olmadığı gibi dava konusu markanın tescilinin de SMK m. 6/5 şartlarının meydana gelmesine yol açacak sonuçlar doğurma ihtimali bulunmadığı, 5/1-ç maddesinin koşullarının somut uyuşmazlıkta meydana gelmediği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) .... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir ... olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
.... ...
(25. ve 35. sınıf) ...
...
...
...
...
...
... ...
(25. ve 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 25 ve 35. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da birebir yer almakla birlikte davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki 25. Sınıf mallar ile 35.05 alt grubunda bu malların satışına özgülenmiş olan satış hizmetleri arasında da benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu .... şeklindeki markanın yeşil bir fon üzerine konturları kalın ve beyaz renkte, iç kısmı ise yine yeşil dolgulu olarak tasarlanmış bir “...” figürü/şekli ile bu figürün ortak kısmında konumlandırılmış “...” kelimesinden oluştuğu, “...” kelimesinin dilimizde bir anlamının olmadığı, İngilizcede ise “askıya alınmış, muallak, askıda duran” gibi anlamlara gelen bir ... olduğu, bu anlam itibariyle uyuşmazlık konusu emtialar bakımından ayırt edici bir sözcük olduğu gibi anılan kelimenin bu anlamının ilgili tüketici grubunun büyük bir geneli tarafından zaten bilinemeyeceği, her ne kadar dava konusu markada bütüne hakim unsur şekil unsuru gibi görünmekte ise de tüketicinin dava konusu markayı tanımlarken ve üçüncü kişilere aktarımı esnasında zihninde yer edinecek olan ibarenin “...” sözcüğü olacağı ve “...” şeklini markanın görsel bir unsuru gibi algılayacak olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın markalarının salt şekil unsurundan oluşan markalarının “...” harfi/şeklinin çeşitli biçimlerde tasarlanmış türevlerinden meydana geldiği, şekil unsuru ile birlikte sözcük unsuru taşıyan markalarında “....” markalarının yer aldığı, bu markaların yanı sıra davacı yanın salt sözcük unsurundan oluşan “...+...” şeklinde tasarlanmış markalarının da mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı yanın markalarında figüratif bir biçimde ya da düz biçimde yazılmak suretiyle kullanıldığı görülen “...” harfi alfabemizde yer alan 29 harften biri olmadığı, İngilizce’de kullanımını bulunan ve ülkemiz tüketicisinin de aşina olduğu Latin alfabesindeki ek harfler olan “,...” harflerinden biri olduğu, ortalama tüketicinin somut olaydaki gibi uyuşmazlığın temel anlamda tek bir harfin, bir kimsenin tekeline alınıp alınamayacağı hususundan kaynaklı olduğu hallerde, markalar arasında özellikle görsel anlamdaki değerlendirmelerin tüketici açısından ön planda olacağı; alfabede sınırlı sayıda harfin yer alması nedeniyle harf markalarının, ayırt ediciliği düşük, zayıf markalar olduğu, buna göre ayırt ediciliği düşük harf öbeğinden oluşan markaları seçen marka sahiplerinin başka kişilerin küçük farklarla aynı harflerin benzerlerini seçip kullanabileceklerini kabul etmeleri, daha açık bir ifade ile bu duruma katlanmaları gerektiği; harf markaları ile tek heceli markalarda toplu intibaın belirlenmesi açısından daha sert bir ölçünün uygulanması gerekeceği; eldeki davada taraf markaları aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsamakta iseler de markaların bütünsel imajları ve tüketicide yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinin serisi, devamı olarak algılanmalarının mümkün olmayacağı, taraf markaları ile oluşturulan kurumsal kimlikler arasında belirgin bir farklılık bulunduğu, her iki taraf markasının da “...” harf/şekli temelinden oluşturulduğu ancak oluşturulan şekillerin nihai algılarının birbirlerinden farklı olduğu, dolayısıyla dikkat/bilgi/özen/seçicilik düzeyi daha düşük olan tüketicilerin bile, her iki marka arasında, salt “...” harfi/figüründen dolayı bir yanılgı yaşamayacağı, tüketicinin birbirinden farklı markalar karşısında olduğunu derhal algılayacağı, bu algıda markaların aynı iktisadi kaynaktan gelip gelmediklerini sorgulamasını gerektirir bir izlenim edinmeyecekleri, bu nedenle de işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek bir benzerliğin mevcut olmadığı; taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında dahi bir benzerlik ilişkisi tespit edilmediği için SMK m. 5/1-ç maddesi uyarınca işaretlerin aynı ya da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarından da bahsedilmesi mümkün olmayacağından bu kapsamda ayrıntılı bir inceleme yapılmaksızın 5/1-ç maddesi koşullarının oluşmadığı; davacı yanın, “...” tanınmış markalarından bağımsız olarak işlem dosyası kapsamına dayanak yaptığı harf markalarının tanınır olduğunu gösterir delilleri sunmadığı, bu halde davacı yan şekil markalarının tanınırlığı konusunda bir kanaate varılamadığı; davacı yanın “...” harfinin her türlü opsiyonu üzerinde münhasır bir hak sahibi olmasının mümkün olamayacağı, hal böyleyken davacı yanın tanınmışlık temelli ayrıca bir korumadan yararlanabileceği yorumunda bulunulmasının mümkün olmadığı; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 5. fıkrasında tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır
¸ e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.