mahkeme 2022/153 E. 2023/278 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/153

Karar No

2023/278

Karar Tarihi

29 Aralık 2023

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/143 Esas - 2023/189
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/143
KARAR NO : 2023/189
HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Markaya Tecavüzün Önlenmesi / Kaldırılması / İnternet Sitesine Erişimin
Engellenmesi
DAVA TARİHİ : 22/04/2022
KARAR TARİHİ : 28/11/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ : 09/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüzün Önlenmesi / Kaldırılması / İnternet Sitesine Erişimin Engellenmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... Şirketi’nin, uzun yıllardan beri ... turizm ticaret alanında başta ... olmak üzere tüm Türkiye’de faaliyet gösterdiğini; ... markasının kendi kullanımı ile tanınmış bir marka haline geldiğini ve ... Şirketi lehine, çeşitli sınıflarda, ...'nca tescillendiğini; davalı firmanın, ... adresinde, davacı ile aynı olan ... sektörlerinde faaliyet gösterdiğini ve basılı evraklarında,... uzantılı internet sitesinde ve çeşitli mecralarda ... markasını kullandığı ve bundan menfaat elde ettiğini; davalı firma tarafından gerçekleştirilen kullanımın, davacı adına tescil edilmiş olan ibarenin, yazılış, söyleyiş ve şekli kullanımı açısından birebir aynı olduğunu ve bu durumun davacının 6769 sayılı Kanunla korunan haklarına tecavüz teşkil ettiği ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu; Sınai Mülkiyet Kanunun 7. maddesinde, Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edildiği ve marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine ait olduğu, internet aramalarında davalı firmanın tescillinin davacının tescilli markasından önce çıktığı bu sebeple davacı firmaya ulaşmak isteyenler önünde engel teşkil ettiği, bu durumun sektörde karışıklığa sebep olduğu, dava yoluna başvurmadan önce davalı firmaya ihtar gönderilmiş olsa da davalı firmanın marka tecavüzünden vazgeçmediği ve herhangi bir şekilde anlaşma yoluna gitmediği, bu nedenlerle davalı şirketin ... web sitesinin kapatılmasını, kullandığı logoyu kullanmasının yasaklanmasını, yaptığı işlerde davacı firmanın isminin kullanımına son verilmesini, Sınai Mülkiyet Kanunu 7 ve 149 maddenin c ve ç bentlerine göre davacının markasına yapılan tecavüzün önlenmesini ve kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalının 6 Haziran 1999 Tarihli 4813 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre ... ilinde 1999 yılında kurulmuş bir ... firması olduğunu; davacı taraf ile davalının aynı bölgede faaliyet göstermediği ve davalı şirketin kurulduğu tarihte davacı şirketten bihaber ve rekabet oluşturması mümkün olmayan şartlarda kurulduğunu; davalının 1999 yılından bu tarihe kadar ... ilinde ... sektörü alanındaki faaliyetlerini davacı şirketten bağımsız olarak sürdürdüğü faaliyetlerini iyi niyet temelli yaptığını; davacı şirketin davalının varlığından 23 yıldır haberdar olmasına rağmen dava açmadığını; emek ve sermaye harcanıp, belirli bir büyüme ve tanınmışlığa geldikten sonra işbu tarihte açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu; sicile kayıt yapılarak ilan edilmiş bir hususu, üçüncü kişilerin bilmediklerini ileri süremeyeceği, bu durumun tescilin olumlu etkisi olduğu ve 6102 Sayılı Ticaret Kanununun 36. maddesinde düzenlenmiş olduğunu; davalı şirketin Ticaret Siciline tescili ve bu tescilin ilanı ile üçüncü kişilere karşı bilinir hale geldiğini; davacı şirketin davalı şirkete karşı sicilden terkin talebi ile 5 yıl içinde dava açması gerektiğini; bu süre içinde dava açmayan davacının davalının kuruluşunu ve faaliyetlerini zımni olarak kabul etmiş olduğunu ve dava açma hakkının ortadan kalkacağını; SMK ve Yüksek Mahkemece dava açmak için kabul edilen sessiz kalma süresinin tescilden itibaren 5 yıl olduğunu ancak Yargıtayca daha kısa olarak kabul edildiği kararlarının da mevcut olduğunu; bu sebeplerle "sessiz kalma sureti ile hak kaybı"nın oluştuğunu; "... ..." ibaresinin marka olarak değil ticari unvan olarak kullanıldığını; davacı şirketin marka koruması almış olduğu sınıflarda yapılan marka başvurularına itiraz etmediğini ve davacı şirket ile aynı unvanı taşıyan ve davacı şirketle aynı marka sınıfında bulunan diğer "..." unvanlı şirketlerin marka tescilinin onaylandığını; haksız rekabetin yasada tanımlanan şartlarının oluşmadığını; davalının davacı şirketin faaliyet gösterdiği şehirlerde faal olmaması gerek kötü niyet iddialarını gerekse de haksız rekabet iddialarını çürüttüğünü; davalı şirketin kurucu ve yöneticilerinin ... ilinde tanınır insanlar olduğunu ve faaliyet gösterilen bölgede davacı şirketle hiçbir ilişiği olmadığının halk tarafından da bilindiğini; dava tarihinden 23 yıl önce kurulan, ... sektöründe ... ilinde hizmet gösteren bir şirketin, ... merkezli ağırlıklı olarak otel sektöründe hizmet gösteren bir şirketin unvanını haksız rekabet yaratma amacı ile kullanma iddiasının gerçeklikten uzak olacağını; davacı ve davalının faaliyet gösterdiği bölgelerin farklılığı tarafların hitap ettiği müşteri kitlesinin de tamamen farklı olduğunu gösterdiğini ve haksız rekabet ortamı yaratmadığını; davalı ile davacı şirketin benzer alıcı çevresine hitap etmediğini; davacı şirketin unvanında dahi hotels ibaresi bulunmaktayken davalı şirketin yalnızca ... alanında faaliyet gösterdiği; davalı ile davacı şirketin mal ve hizmetlerinin ikame edilebilmesi ve dolayısıyla rekabet oluşma ihtimalinin olmadığını; farklı coğrafi bölgelerde faaliyet gösterdiklerinden birbirlerini tamamlama imkanı bulunmadığını; şirketlerin mal veya hizmetlerinin dağıtım kanallarının ortak olmadığını; tarafların satmış olduğu ürünler reyon ürünü gibi karıştırılabilir ürünler olmadığından iltibastan ve dolayısıyla haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini; davacı şirket ile davalı arasında haksız rekabetin temeli olarak nitelendirilebilecek iltibas şartının gerçekleşmediğini; iltibas karıştırılma niteliğinde hedef kitlenin baz alındığını; müşterilerin gerçek menfaati, aynı cins iki mal arasındaki değer üstünlüğünün fark edilmesine bağlı olduğunu ve aynı cins iki mal birbirinden ayırt edilemiyorsa o zaman bu iki mal arasında karıştırılmanın varlığından bahsedileceğini; davacı tarafın hiçbir marka tescilinde "... ..." ibaresi bulunmadığı; davalıdan konut almak isteyen tüketici hedef kitle olarak kabul edildiğinde; konut satın almadan önce her tüketicinin kapsamlı bir araştırma yapacağı ve şirketler arasında hiçbir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını anlayacak nitelikte olacağını; davalı şirket ile davacı şirketin yalnızca ön isminin benzer olduğu marka ve logoların (şekil kullanımı) gerek tarafların logolarındaki şekiller, renkler ve ilgili ayırt edici diğer hususlar gerekse de unvanlar arasında benzerlik bulunmadığını; “Markanın bir bütün olarak bıraktığı intibanın (bütünsel intiba)” dikkate alınması gerektiğini; bir markanın iltibası iki marka arasında sadece alfabetik yazılış benzerliğini ifade etmediğini; iltibasta markaların alfabetik yazılış şekillerinin yanında grafik yazım şekilleri, markanın kapsadığı resim veya geometrik şekiller, kelimenin telaffuzu ve markada kullanılan renkler dikkate alınacağını; iltibas incelemesinin markanın görünüşü, okunuşu ve de yazılışı üzerinde olması gerektiğinden markanın (işaret) bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini; değerlendirme yapılırken yalnızca ilk ismin değil bir bütün olarak unvanın tamamının dikkate alınması gerektiğini; davacının markası incelendiğinde ... unvanlarının mevcut olduğu davalı şirketin ise yalnızca ... sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ... ... unvanını kullandığını "..." ibarelerinin hiçbiri ... sektöründe faaliyet gösterildiği anlamına gelmediği bu sebeple şirketler arasında bir iltibasın mevcudiyetinin var olmadığını gösterdiğini; davacı şirket internet sitesinde "... ...&" ibarelerini değil yalnızca "... hotel" ibarelerini kullandığı için "..." unsuru arandığında davacıya ulaşılamadığını ancak tarafların internet siteleri incelendiğinde; davacının internet sitesinde yalnızca "..." ibareleri bulunduğundan ... sektörüne ilişkin bir arama yapıldığında davacı tarafın internet sitesi çıkmamasının sebebinin internet sitesine ... ibaresini eklemeyen davacı taraf olduğunu ve davacı tarafın kendi internet sitesine "..." ibaresi eklemesi halinde son bulacağını; davacı tarafın koruma almış olduğu marka sınıflarında yapılan "..." unvanlı marka başvuruları onaylanmış olup; bu marka onaylarına itiraz etmeyen davacı tarafın yalnızca müvekkil şirketin internet sayfası sebebi ile dava ikame etmesinin hakkaniyete aykırı olduğu; davacı tarafın marka başvuruları incelendiğinde; markanın davacının faaliyet göstermediği alanlar da dahil olmak üzere aynı unvanla toplamda 36 sınıfta marka tescili yaptığını, bu durumun da bir hakkın korunması olarak nitelendirilemeyeceği açık olup bir ismin bir kişinin tekeline verildiği anlamına geldiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının internet sitesinde ve çeşitli mecralarda kullandığı ... ibaresini haksız rekabet ve davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda ve itirazlar bağlamında alınan ek raporda özetle:

  1. Davalının ... internet sitesindeki “... ...”/ “...” ibarelerinin kullanımının markasal kullanım olduğu ve işbu internet sitesindeki markasal kullanım bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı müessesesin şartlarının oluşmadığı;
  2. Davalının ... internet sitesindeki markasal kullanımının davacının markasıyla aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, dolayısıyla bu kullanımın davacının markasıyla karıştırılma ihtimali doğurduğu bu yüzden de davacının ... sayılı markalarına tecavüz hali sayılacağı;
  3. Davalının markasal kullanımının davalının markalarına tecavüz oluşturduğundan davacı markası ile haksız rekabete neden olduğu;
    takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
    GEREKÇE:
    Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
    “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;

(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddeye göre; Marka sahibi; “(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.” fiillerinin önlenmesini talep edebilecektir.
6769 sayılı SMK m. 29 ile “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” düzenlenmiştir.
Buna göre; Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK 149. maddesinde “Sınai Mülkiyet Hakkı Tecavüze Uğrayan Hak Sahibinin İleri Sürebileceği Talepler” belirtilmiştir. Bunlar:
a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti
b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi
c)Tecavüz fiillerinin durdurulması
ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz makine gibi araçlara tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması
e) (d) bendi uyarınca el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.

g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesidir.

6100 sayılı TTK’nın 54. Maddesine göre, “Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.”
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Davacının 37. Sınıfı İçeren Örnek Markaları
...
...
...
...
...
...

Davalının Kullanımları

... LTD.ŞTİ. (Ticaret Unvanı olarak)
...

Alınan bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere;
Somut olayda davalının ticaret unvanı ... LTD. ŞTİ. olarak tescil edilmiş olsa da ..., davalının internet sitesindeki kullanımı ticari unvanı aşar şekilde, kelimelerin rengini değiştirilerek, asıl unsur kelimeyi öne çıkararak, mal ve hizmetle bağlantılı şekilde, unvanın ek unsurları eklenmeden, hizmetle bağlantılı şekilde markasal bir kullanıma yol açıldığı; davacı dava dilekçesinde “basılı evraklarında, ... uzantılı internet sitesinde ve çeşitli mecralarda ... markasını kullandığı” ifadesinde bulunmuş olsa da dava dosyası incelendiğinde davalının kullanımını gösteren herhangi bir basılı evrak, ... internet sitesi dışında çeşitli mecra kapsamına giren sair delile ulaşılamamıştır. Bu sebeple davalının markasal kullanımı bakımından ... internet sitesi üzerinden inceleme yapılmıştır.
Davacının ... kelimesine benzeyen stilize kırmızı logosunun altında “... ” gibi tanımlayıcı yan unsurlarını içeren markalarının
esas ayırt edici unsuru gri/siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” – “...” ibarelerinin
olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu ibare sözlükte herhangi bir anlam ihtiva etmeyen,
yaratılmış bir ibare olduğu, davalının marka kullanımı ise büyük harflerle kırmızı olarak yazılan “...” unsurunun altına
gri/siyah olarak yazılmış ... ibaresinden oluşmakta, bunun yanında internet sitesinin çeşitli
bölümlerinde yer bulan ... projelerinde de “... ” şeklinde kullanımları da mevcuttur. Davacının markası ile
davalının markasal kullanımı karşılaştırıldığında markaların fonetik, görsel, kavramsal olarak
aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu; davalının internet sitesi aracılığıyla tanıtımını, reklamını yaptığı, dava konusu edilen markasal
kullanımının gerçekleştiği emtia Eşya Sınıflandırma Tebliğinin 37. sınıfındaki “...
hizmetleri” olduğu; davacının ..., numaralarıyla tescillediği markaları ihtilaf konusu
emtia olan Eşya Sınıflandırma Tebliğinin 37. sınıfındaki “... hizmetleri”ni kapsadığı, bu nedenle somut olayda, marka hakkına tecavüz fiilinin ikinci şartı olan “mütecaviz olduğu
iddia edilen marka kullanımın, tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya
benzeri mal veya hizmetlerde kullanılması” şartının gerçekleştiği; davacının markaları ile davalının markasal kullanımının aynı veya ayırt
edilemeyecek kadar benzer olduğu değerlendirildiğinde, aynı emtialar söz konusu olduğundan
karıştırılma ihtimalinin olduğu; davalının kullanımı ile davacı markalarının
aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, uyuşmazlık konusu emtianın aynı olduğu, bu
durumda ilgili ortalama tüketici grubunun markalar ve marka sahibi işletmeler arasında
bağlantı kuracağı, davacı markaları ile davalı kullanımı arasında iktibas veya iltibas ihtimali
bulunduğu, davalının fiili marka kullanımlarının, davacının tescilli markalarına tecavüz
oluşturduğu; davacı markasının tanınmış olduğunu ifade etmiş olsa da; dosyadaki deliller incelendiğinde
markasının tanınmış olduğu yönünde delil bulunmadığı, ... kayıtları da
incelendiğinde tanınmış olarak tescilli bir markasının bulunmadığından tanınmışlık iddiasına
dayalı tecavüz şartlarının oluştuğuna ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı; davalı, kendisine ait ... LTD.ŞTİ. unvanının 1999
yılında tescil edildiğini, unvanın bu tarihte alenileştiğini, işbu unvanın sahipliği/kullanımı
bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının oluştuğunu iddia etmiş olsa da,
... internet sitesindeki kullanımların ticaret unvanına ilişkin
değil markasal kullanım olduğu, davacının bu markasal kullanımları
öğrendiği tarihi kanıtlayan en eski delilin ihtarnamenin keşide edildiği 29.03.2022 olduğu; bu delilden daha önceki tarihte öğrendiğine ilişkin delile rastlanmadığından,
ihtarnamenin keşide tarihi ve dava açma tarihi arasında yaklaşık 1aylık süre olduğundan somut
olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı; davalının dava konusu markasal
kullanımlarının, davacının tescilli markalarına tecavüz oluşturduğu, bu nedenle davalının dava
konusu kullanımlarının TTK m.55 f.1 (a) bendi kapsamında haksız rekabet teşkil eden fiillerden
olduğu, neticeten davalının ... internet sitesindeki “... ...”/ “...”
ibarelerinin kullanımının markasal kullanım olduğu ve işbu internet sitesindeki
markasal kullanım bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı müessesesin
şartlarının oluşmadığı;
davalının ... internet sitesindeki markasal kullanımının
davacının markasıyla aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, dolayısıyla
bu kullanımın davacının markasıyla karıştırılma ihtimali doğurduğu bu yüzden de
davacının ... sayılı markalarına tecavüz hali sayılacağı;
davalının markasal kullanımının davalının markalarına tecavüz oluşturduğundan davacı markası ile haksız rekabete neden olduğu anlaşılmış, açıklanan nedenlerle davalının ... sitesinde "..." ibaresinin ve logosunun kullanılmasının yasaklanmasına, siteye erişimin engellenmesine, davalının "..." markasını tecavüzünün engellenmesine ve kaldırılmasına şeklinde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-Davanın aşağıdaki şekilde kabulü ile
Davalının ... sitesinde "..." ibaresinin ve logosunun kullanılmasının yasaklanmasına,
Siteye erişimin engellenmesine,
Davalının "..." markasına tecavüzünün engellenmesine ve kaldırılmasına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 3.260,20-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/12/2023

Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 92,20-TL
GİDER AVANSI :3.168,00-TL
TOPLAM :3.260,20-TL

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim