mahkeme 2023/184 E. 2023/827 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/184
2023/827
27 Aralık 2023
T.C. ...14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/184 Esas - 2023/827
T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/184 Esas
KARAR NO : 2023/827
DAVA : Tazminat (Munzam Zarar)
DAVA TARİHİ : 15/03/2023
KARAR TARİHİ : 27/12/2023
KARAR YAZMA TARİHİ : 02/01/2024
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE; Müvekkili ile davalı arasında 14.03.2019 tarihli “Maden Kullanımı için Pick-Up Endüstriyel Tasarımı” konulu proje işbirliği sözleşmesinin imzalandığını, söz konusu sözleşme kapsamında üretilen endüstriyel tasarımların sözleşmede tanımlanan 12 haftalık süre içinde davalıya teslim edildiğini, işin teslimi akabinde 10.06.2019’da düzenlenen 141.600,00-TL bedelli 45732 sayılı faturanın davalıya teslim edildiğini, davalının fatura kapsamında 91.600,00-TL ödemesine rağmen bakiye 50.000-TL’yi ödemediğini, bunun üzerine tarafımızca ...12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, bu davanın lehlerine sonuçlandığını, bu kapsamda davalı tarafça ödenmesi gereken 50.000-TL'nin mahkeme kararından sonra ödendiğini, davalı tarafça 50.000-TL için ödediği faizin 20.400-TL ile sınırlı kaldığını, davalıdan 30.10.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 9. Maddesine göre 1 kez uzayan süre sebebi ile EK ÜCRETİ ÖDEMESİ İÇİN ihtarname gönderilmiş ise de bu bedeli de icra takibi yapılmadan davalının ödemediğini, bu alacak için ...15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu kapsamda davalının 08.11.2019'da ödemesi gereken 141.600-TL'yi 25.10.2022'de ödediğini, 141.600-TL için ödediği faizin 62.100-TL ile sınırlı olduğunu, ülkemizde munzam zararın hesaplanmasında, enflasyon verileri, devlet iç borçlanma senetleri faizleri, mevduat faizleri ve döviz kurlarının dikkate alındığını, munzam zarar, “borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüdün sonunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkın temerrüt faizi ile karşılanmayan, onu aşan bölüme tekabül eden" zarar olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı belirterek fazlaya dair tüm haklar saklı kalmak kaydıyla; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000-TL için 500-TL, 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600-TL için 500-TL olmak üzere toplam 1.000-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı tarafından, müvekkil hakkında açılan dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Müvekkil şirketinin merkez adresi, .... Mahkemenin işbu davada yetkisi bulunmadığını. Bu nedenle yetki ilk itirazımızın kabulüne, dosyanın, yetkili ...Batı Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini. Davacının davasına konu ve iddia ettiği munzam zarar talep hakkı zamanaşımına uğramıştır. Zamanaşımı itirazımızın kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini. Kabul etmemekle birlikte, davacı, zararını ve zarar miktarını dava tarihinde, tam ve kesin olarak bilecek ve talep edebilecek durumda olduğunu. Belirsiz veya kısmi alacak davası ile dava açması yasaya aykırı olduğunu. İspatlayabileceği somut bir zararı bulunmayan davacı "Ya tutarsa" düşüncesiyle kendi zararının ispatı için adeta mahkemeyi yükümlendirmek amacında olduğunu. ...12. Ticaret Mahkemesi 2019/644 Esas sayılı dosyası sonucu gerek ise ...12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas sayılı dosyasından icra takibi dosyası na itiraz sonucu açılan ...7. Ticaret Mahkemesi 2020/48 Esas sayılı dosyasından İtirazın İptali davası sonucu dosyalar birleştirilmiş olup gerekçeli karar, taraflarınca istinaf edilmeyerek, kararın kesinleştiğini. Ödenecek miktar konusunda anlaşma sağlanmış olup davacı vekili 50.000,00 TL İcraya giren tutar, 20.400,00 TL değişen oranlarda İcra Faizi , dava, faiz ve icra masrafları toplamı 101.810,15 TL talep etmiş olup talep edilen miktarın davacı vekilinin bildirmiş olduğu, QNB Finansbank Kavaklıdere Şubesi banka hesabına 02.08.2022' de yatırılmış olduğunu. Davacı yan, sözleşme süresinin uzaması gerekçesi ile sözleşme konusu 141.600,00 TL nin tahsili için ise müvekkili hakkında ayrıca ...15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas sayılı dosyasından, icra takibi başlatmıştır. Müvekkil, bu defa alacağa itiraz etmeyerek icra masrafı ve değişen oranlarda talep edilen avans faizi ile birlikte, borcun tamamını, 25.10.2022 tarihinde icra müdürlüğü dosyasına yatırmış olduğunu. 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile diğer kanunlardaki faizle ilgili hükümler uygulanmış ve kendisine yüksek ve değişen oranlarda faiz ödemesi yapılmış, bunun dışında munzam zarar iddiası ve talebinde bulunmadığı gibi muhtemel bir munzam zarara ilişkin hakkını saklı tutmamış olduğunu Böylelikle kendisine yapılan ödemeler sonrasında müvekkili şirketin davacıya başkaca borcu ya da tazmin yükümlülüğü kalmadığını. Bu nedenle davacının taraflarından munzam zarar talep hakkı bulunmadığını. Yargıtayın içtihatları da bu yöndedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22.11.1994 tarihli ve E. 1994/8904 K. 1994/10313 sayılı kararında “Davacının bu alacağını geç tahsil etmesi yargılamanın uzamasından doğmakta olup, bundan dolayı davalıya atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır. Bu durumda, davada munzam zarar istenmesinin koşulları bulunmamaktadır...” şeklindedir. Kabul etmemekle birlikte, davacının iddia ettiği anlamda bir zarardan söz edilecekse dahi, bu zarar, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklandığı göz önünde bulundurularak, müvekkili şirkete karşı dava açılmaması, husumetin idareye karşı, idare mahkemesinde açılacak bir dava ile talep edilmesi gerekirdi. Açıklanan nedenlerle müvekkil hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmesini talep ettiklerini. Yargılamanın uzun sürmesi yanında, alacığın tahsilinde davacı taraf, ayrıca kusurlu olduğunu. Davacı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. Maddesinde yazılı şartı yerine getirmemiş olduğunu. Sözleşmenin 8. Maddesine göre, “Sözleşme maddelerinin ihlal edilmesi ve/veya ihtilaflı durumlarda anlaşmazlıkların çözümü için her iki tarafça yazılı bildirimle yetkilendirilmiş kişi(ler)den oluşan hakem heyetinin bir çözüme ulaşması beklenmektedir” hükmü düzenlenmiş olduğunu. Davacı, alacağına ilişkin, müvekkiline gönderdiği 30.10.2019 , 01.11.2019 tarihli taahhütlü mektuplara karşılık, müvekkilinin, ...6. Noterliği 12608 yevmiye, 07.11.2019 tarihli İhtarname ile itiraz etmiş ve sözleşmenin 8. Maddesinin uygulanmasını talep etmiştir. Ancak davacı, müvekkil hakkında başlattığı her iki icra takibinden önce, sözleşmenin 8. maddesinde yazılı, şartı yerine getirmeyerek, çözüm için bir çaba içerisinde olmamış ve alacağın geç tahsil edilmesine asıl kendisi sebep olmuş olduğunu. Davacının, enflasyon verileri, devlet iç borçlanma senetleri faizleri, mevduat faizleri ve döviz kurları esas alınarak, euro'daki artış oranı örneği üzerinden, alacağının güncel değerini, dolayısıyla munzam zararının tespitini talep etmektedir. Davacı soyut iddialar, genel olgular ve ortaya koyduğu hesaplama tarzı dışında, şahsen ve somut olarak zarar vakasının ne olduğu ve ne şekilde meydana geldiği, gerçek bir zararının olup olmadığı, avans faiz miktarını aşan zarar miktarını, zararı avans faizi ile dahi karşıyalamadığını vb. hususlarda ikna edici açıklama yapamamış, delil sunamamış, munzam zarar iddiasını ispatlayamamış olduğunu. Davacı herhangi bir somut zararı iddia ve ispat edemediğinden, iddia edilen temerrüt haliyle illiyet bağı kurulabilecek bir zarar mevcut olmadığını. Zarar ve illiyet bağı munzam zarar talebinin şartları olduğundan bunları ispatlayamayan davacının davasının reddi gerektiğini. Davacı kendisinin geç ödemeden dolayı somut biçimde zarar gördüğünü ispatlaması gerektiğini. Davacı, dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi 2014/2267 Esas 21.12.2017 tarihli kararına yer vermiştir. Anayasa mahkemesi, bireysel olarak başvurulan hak ihlali başvurusunu incelemiş ve karara bağlamıştır. Karar, yalnız, ilgili dosya bakımından bağlayıcı olup, tüm yargısal uygulamalar için bağlayıcı olmadığından, kararın, kendine özgü durumları nedeniyle, olayımıza uygulanması söz konusu olmadığını. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.12.2021 tarihli ve E. 2017/18-2800 K. 2021/1629 sayılı kararı "Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış veya serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, davacıyı ispat yükünden kurtarmaz, Davacının munzam zarar iddiasını kendi durumuna özgü ve somut vakıalarla ispatlaması gerekir" şeklindedir. Munzam zarara ilişkin TBK 122/1 maddesinin amacı çok açıktır. Buna göre munzam zarar için, temerrüt faiziyle karşılanamayan (aşkın) zararın varlığı ve bunun somut delillerle ispatlanması aranmaktadır. Zarar yokken veya zararın varlığı ispatlanamamışken, farazî olarak zararın miktarını takdir edilmesi, yasanın anılan hükmüne açıkça aykırılık oluşturacaktır. Munzam zarar ve faize ilişkin hususların, sözleşme ile düzenlenmesine yasal olanak da var iken bu hususta da herhangi bir düzenleyeme yer verilmemiş olduğunu. Davacının, müvekkiline gönderdiği ihtarnameler, açılan dava ve icra takibinde, munzam zarar iddiasına yer vermemiş olup, talepte bulunmadığını. Yukarıda belirtilen nedenlere göre, Yetki itirazımızın kabulüne, dosyanın yetkili ...Batı Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, Görev itirazımızın kabulüne davanın görevli ...idare Mahkemesine gönderilmesine, Zamanaşımı itirazımızın kabulü ile davanın reddine, Husumet yokluğu itirazımızın kabulü ile davanın reddine, Açılan davanın öncelikle esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığından, dava dilekçesinde, talep edilen miktarla sınırlı olacak şekilde karar verilmesine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
...12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas sayılı icra dosyası ile ...15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas sayılı icra dosyası yine ...12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/644 Esas, 2022/507 Karar sayılı dosyasına ait belgelerin sureti UYAP üzerinden istenilmiş olup gelmek ile dosya arasına alınmıştır.
Davalı vekili tarafından yetki görev, zaman aşımı ve husumet yönünden itirazda bulunulmuş olup, bu itiraz ve def'ileri ön inceleme duruşmasında değerlendirilerek, dosya incelendiğinde taraflar arasında imzalanan dosya arasında bulunan 14/03/2019 tarihli işbirliği sözleşmesinin 8.maddesine göre ...Mahkemeleri yetkili kılındığından davalı vekilinin yetki itirazının reddine, ayrıca dava davalıya karşı açılmış olduğundan davalı tarafın davanın idari yargının görevli olduğu konusundaki itirazının şartları bulunmadığından reddine, zaman aşımı defi yönünden ise TBKya göre şartları bulunmayan zaman aşımı itirazının reddine, husumet itirazının esas hükümlü birlikte değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, tüm deliller toplandıktan sonra dosya Mali Müşavir Nitelikli Hesaplamaları Uzmanı Bilirkişi Selma ÜN'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 29/08/2023 tarihli raporunda: Nihai takdirin mahkemeye ait olmak üzere; Huzurdaki davanın; taraflar arasında yapılan ticaretten kaynaklı alacağın temerrüt tarihinde tahsil edilememesinden kaynaklı munzam zarar tespiti ile hesaplanan zararın (şimdilik 1.000,00-TL'nin) ve avans faizinin tahsil talebine ilişkin olduğu, Munzam zararın tespitinde Banka mevduat faiz oranları, Döviz kurları, Devlet tahvil faiz oranları, Dolar, Euro ve gram altın gibi yatırım araçlarından bir sepet oluşturma yoluna gidilemeyeceği, çünkü davacının temerrüt tarihinde tahsil edemediği cari hesap alacağını tahsil etmesi halinde hangi araçları kullanarak değerlendireceğinin bilinmezliği, ayrıca belirtilen araçların dışında da ekonomik enstrümanlar bulunması, altının 2019 yılında resmi değerinin bilinmemesi, mevduat faizlerinin vade ve bankaya göre değişkenlik göstermesi, devlet tahvilininde piyasaya sunulma tarihlerinin değişkenlik göstermesi gibi hususların varlığının, yatırım araçları sepeti ile yapılacak munzam zarar hesaplamasının tamamen varsayımlara dayalı olacağını gösterdiği, Merkez Bankası ve TÜİK verilerine göre alacağın temerrüt tarihi ile tahsil tarihi arasında; Kur Sepeti/TL de % kaç artış meydana geldiği, döviz fiyatlarındaki artışın tüketici fiyat endeksine tam yansımazken, yurt içi üretim fiyat endeksine yansıdığı, (işçi ücret artışları vb.), dolayısıyla alacağın değer kaybının tespitinde (ticari alacaklarda) her iki enflasyon oranının ortalamasının birlikte uygulanmasının ekonomik veriler açısından daha sağlıklı olacağını.
Bu değerlendirmeler doğrultusunda yapılan hesaplamada MUNZAM ZARARIN; 50.000,00-TL için; Toplam Fark Endeks = (TÜFE ) % 133,17 + (Yİ-ÜFE ) % 294,42= % 427,59, Ortalama Fark Endeks = 427,59/2= % 213,79, Enflasyon Farkı = 50.000 %213,79=106.897,50 - TL olacaktır. Munzam zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi,=106.897,50 - 20.400,00 = 86.497,50- TL,
MUNZAM ZARARIN;141.600,00-TL için; Toplam Fark Endeks = (TÜFE ) % 147,91 + (Yİ-ÜFE ) % 345,96 = % 493,87,Ortalama Fark Endeks= 493,87/2= % 246,93,Enflasyon Farkı =141.600,00 % 246,93= 349.652,88.-TL olacaktır. Munzam Zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi = 349.652,88 - 62.100,00 = 287.552,88- TL olacağını,
Davacının talebinin; ".. tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00-TL için 500,00-TL, 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00-TL için 500,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderlerinin davalı üzerinden bırakılması" şeklinde olduğunu, Mahkemenizce uygun görülecek munzam zarar tutarının bulunması halinde, avans faizinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda, takdirin mahkemeye ait olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişinin raporuna itiraz üzerine hesap bilirkişi Selma ÜN'den alınan 10/11/2023 tarihli ek raporunda özetle: Davacının defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00-TL ve 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00-TL nedeniyle, davacının çalışanını 03.02.2020 tarihinde işten çıkararak tazminat ödediği, 2019 yılı dönem sonu hesaplarını düşük karlılık ile 2020 yılını zarar ile kapattığı ancak takip eden yıllarda karlılığını artırdığının tespit edildiği, davacı şirketin davalı şirketten temerrüt tarihinde tahsil edemediği alacakları nedeniyle ekonomik zarar gördüğü, Ülkemizde bulunan ekonomik göstergelerdeki büyük artışlar göz önünde bulundurularak, kök raporda yer alan munzam zarar tutarlarının hesaplanma yöntemi ve tutarlarında değişiklik bulunmadığı görüş ve kanaatini belirtmiştir.
DAVACI VEKİLİ 04/12/2023 TARİHLİ ISLAH DİLEKÇESİNDE: 50.000-TL'nin geç ödenmesi ile ilgili olarak 86.497,50-TL, 141.600-TL'nin geç ödenmesi ile ilgili olarak 287.552,88-TL olmak üzere toplam 374.050,38-TL olarak tespit edilmiş olduğunu. Dava açar iken bu bedelin 1.000-TL'si için harç ödenmiş olup bu dilekçemiz ile 373.050,38-TL için harç ikmal edilmiştir. Davamızı fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile açtığımız için davamızı 373.050,38-TL için ıslah ettiklerini. Taleplerinin fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000-TL için 86.497,50-TL, 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600-TL için 287.552,88-TL olmak üzere toplam 374.050,38.-TL munzam zararın maddi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup ıslah harç makbuzunu dosyaya eklemiş olup ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Başvuru No: 2014/2267 Esas, Karar tarihi:21.12.2017 tarihli, Resmi Gazete tarih ve sayı: 25/01/2018-30312 sayılı kararında: “Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi, borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte; böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak alma düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır. Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkanı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğramaktadır.” şeklinde karar verdiği tespit edilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarihli 2020/967 Esas, 2021/859 Karar sayılı ilamında; “…6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenen aşkın zarara ilişkin olup, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/885 E. sayılı dosyası ile açılan ilk tazminat davasında karşılanmayan zararlarının varlığı ve miktarını mahkemenin de kabulünde olduğu gibi somut delillerle ve yeterince kanıtlayamamışlardır. Ancak, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, öncelikle munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorulup tesbit edildikten sonra, oluşturulacak munzam zarar hesabı konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen davacı alacağının temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacının tahsil edebileceği ve tahsil ettiği faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark…” ifadelerine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.12.2021 tarihli 2017/18-2800 Esas, 2021/1629 Karar sayılı ilamında: "...Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış veya serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, davacıyı ispat yükünden kurtarmaz, Davacının munzam zarar iddiasını kendi durumuna özgü ve somut vakıalarla ispatlaması gerekir" şeklinde belirtmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 20.09.2021 tarihli 2021/3443 Esas, 2021/5006 Karar sayılı ilamında; “…Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre;talebin kabulüyle 280.558,95 TL iş göremezlik tazminatı ile 14.366,15 TL munzam zarar tazminatı olmak üzere toplam 294.925,10 TL maddi zararın 28/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Quick Sigorta A.Ş'den tahsil edilerek başvuru sahibine ödenmesine…” şeklinde karar vererek munzam zararın davalı sigorta şirketinin sorumluğunda olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı ile davalının arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açılan davalar ve icra takibi sonucu davacı taraf alacağına geç ulaştığını faiz ile karşılanmayan zararı için açtığı Munzam- aşkın zarar davasına ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 122. Maddesinde “…Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür…” düzenlemesi yer almaktadır.
Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde ( temerrüt ) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına girer. Bu durumda TBK'nın 103. Maddesi uyarınca alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığı kabul edilmektedir. O nedenle alacaklıya, uğradığı zararı ispat yükümü verilmeksizin, en önemlisi borçlunun kusuru olup olmadığı araştırılmaksızın yasa gereği kabul edilen zararı giderme hakkı tanınmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı başvuru numaralı kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından, başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği. Bu tesbite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması, Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, arabuluculuk son tutanağı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlar ile birlikte ...12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas sayılı icra dosyası ile ...15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas sayılı icra dosyası yine ...12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/644 Esas, 2022/507 Karar sayılı dosyaları ile toplanan tüm deliller ile dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişinin kök ek raporunda; yapılan hesaplamada MUNZAM ZARARIN; 50.000,00-TL için; Toplam Fark Endeks = (TÜFE ) % 133,17 + (Yİ-ÜFE ) % 294,42= % 427,59, Ortalama Fark Endeks = 427,59/2= % 213,79, Enflasyon Farkı = 50.000 %213,79=106.897,50 - TL olacaktır. Munzam zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi,=106.897,50 - 20.400,00 = 86.497,50-TL, MUNZAM ZARARIN;141.600,00-TL için; Toplam Fark Endeks = (TÜFE ) % 147,91 + (Yİ-ÜFE ) % 345,96 = % 493,87,Ortalama Fark Endeks= 493,87/2= % 246,93,Enflasyon Farkı =141.600,00 % 246,93= 349.652,88.-TL olacaktır. Munzam Zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi = 349.652,88-62.100,00= 287.552,88-TL olacağını, toplam (86.497,50-TL +287.552,88-TL=) 374.050,38.TL munzam zarar olacağını, ayrıca davacının defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00-TL ve 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00-TL nedeniyle, davacının çalışanını 03.02.2020 tarihinde işten çıkararak tazminat ödediği, 2019 yılı dönem sonu hesaplarını düşük karlılık ile 2020 yılını zarar ile kapattığı ancak takip eden yıllarda karlılığını artırdığının tespit edildiği, davacı şirketin davalı şirketten temerrüt tarihinde tahsil edemediği alacakları nedeniyle ekonomik zarar gördüğü belirtilmiş olup bilirkişi tarafından dosyaya sunulan kök ve ek rapor denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülerek, davacı tarafın, davalı ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açılan davalar ve icra takibi sonucu davacı taraf alacağına geç ulaştığını faiz ile karşılanmayan zararı için açtığı Munzam- aşkın zararı toplam 374.050,38.TL olduğu tespit edilmek ile buna göre davanın kabulü ile, toplam 374.050,38.TL munzam zarar tazminatın dava tarihi olan 15/03/2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1)Davanın KABULÜ İLE, toplam 374.050,38.TL munzam zarar tazminatın dava tarihi olan 15/03/2023 tarihinden itibaren işletilecek AVANS faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 25.551,38.TL karar ilam harcının, dava açılışında davacıdan alınan 179,90.TL peşin harç ile 6.400,00.TL'de ıslah harcı olmak üzere toplam 6.579,90.TL'nin mahsup edilmesi ile eksik alındığı anlaşılan 18.971,48.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13.maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00.TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4) Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 179,90.TL başvurma harcı,179,90.TL peşin harç, 6.400,00.TL ıslah harcı, 122,50.TL posta ve tebligat ücreti, 2.750,00.TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.632,30.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5) Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uyarınca hesaplanan 58.107,56.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 27/12/2023
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.