Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/551
2024/880
10 Aralık 2024
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/551 Esas
KARAR NO : 2024/880
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -.....
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - .....
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/08/2023
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... arasında hısımlık ilişkisi bulunduğunu, müvekkili ...'in boşandığı eşi ( ...) ile davalının boşandığı eşi’nin ( ...) kardeş olduklarını, diğer müvekkili ...’un ise müvekkili ...'in oğlu olduğunu, müvekkili ...’in 2011 yılı içerisinde, ...'dan 28/01/2011, 11/02/2011 ve 16/02/2011 tarihli 3 ayrı senede bağlı toplamda 300.000,00-TL tutarında elden borç para aldığını, taraflar arasında bu maksatla düzenlenen senetlerin sırasıyla 175.000,00-TL, 63.000,00-TL ve 62.000,00-TL tutarlı olduğunu, taraflar arasında başka bir hukuki, ticari ya da alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili ... tarafından davalıya verdiği senetler bağlamındaki borcun büyük bir kısmı ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödeme belgeleri üzerinde açıklama bulunmaması ile diğer ödemelerin elden yapılmasının sağladığı elverişli durumdan istifade ile fırsatçılık yapılmak gibi kötü niyetli bir düşüncenin ürünü olarak, davaya konu senetlerin ödenmediği gerekçesiyle 30/09/2011 tarihinde .....takip numaralı dosyaları üzerinden, müvekkil ... aleyhine kambiyo senetlerine bağlı icra takibi başlatıldığını, icra takip dosyalarının esas numaralarının daha sonradan ..... (eski .....); ..... (eski.....) şeklinde değiştiğini, davacı tarafından müvekkilinden borcun daha fazlasından tahsilat yapıldığını, taraflar arasında ..... Esas dosyasından görülen bir tasarrufun iptali davasının bulunduğunu, davacının yargılama sırasında taraflar arasında başkaca bir alım satım ilişkisinin olmadığının beyan edildiğini, bu ifadenin mahkeme içi ikrar mahiyetinde olduğunu, sonuç olarak müvekkilinden takibe konu çekler nedeniyle mükerrer tahsilatlar yapıldığını, belirterek, davalının haklı olmayan nedenlerle ve mükerrer olarak tahsil ettiği 798.153,93-TL'nin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesinde düzenlenen istirdat hükümlerine göre müvekkillere, ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ödenmesine, şayet bunun mümkün olmaması halinde, davalının haklı olmayan nedenlerle ve mükerrer olarak tahsil ettiği 798.153,93-TL'nin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve 6098 sayılı TBK'nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkillere, ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ödenmesine, şayet bunun mümkün olmaması halinde, davalının haklı olmayan nedenlerle ve mükerrer olarak tahsil ettiği 798.153,93-TL'nin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve 6098 sayılı TBK'nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkili ...'a ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep dava ettikleri görülmüştür.
CEVAP: Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; istirdat davası için İİK'nın 72/7 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin 1 yıl olduğunu, kısmi ödeme halinde sürenin kısmi ödeme tarihinden başlayacağını, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, davacının gerekmemesine rağmen arabulucuya başvurmasının hak düşürücü süreler bakımından etkili olmadığını, eldeki davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın niteliğine göre ticaret mahkemelerinin görevli olmadığını, davanın görev yönünden de reddi gerektiğini, davacılar tarafından sunulan banka dekontlarının kendisinden bilahare alınan başkaca borçlara ilişkin olduğunu, ancak senede bağlı uyuşmazlık konusu borcun uzun yıllar ödenmediğini, alacağın tahsilinin sürüncemede bırakıldığını, davacıdan mükerrer tahsil edilmiş bir bedel olmadığını, davanın kötüniyetli olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden, olmazsa esastan reddine, lehine kötüniyet hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine dayalı icra takiplerine ilişkin olarak yapılan ödemenin İİK md. 72 gereğince istirdatı, mümkün olmaması halinde TBK md. 77 gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, davaya dayanak ..... sayılı icra takip dosyaları ile tarafların dava ve cevap dilekçelerinde belirtilen ..... Esas sayılı, .....Esas sayılı,..... Esas sayılı dava dosyaları celp edilerek incelenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
.....sayılı dosyasının yapılan incelemesinden; davalı ... tarafından davacı ... aleyhine 30/09/2011 tarihinde 62.000,00-TL asıl alacak, 5.735,00-TL işlemiş faiz ve 186,00-TL komisyon olmak üzere toplam 67.921,00-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibinde bulunduğu, takip talebinde borcun sebebinin 16/02/2011 vadeli ve 62.000,00-TL bedelli bono olarak gösterildiği, ilgili bononun 16/02/2011 düzenleme tarihli olup keşidecisinin davacı ... ..., lehdarının davalı ... olduğu, bonoda "bedeli peşin ahzolunmuştur" şerhine yer verildiği, takibin kesinleştiği, icra dosyasına 16/02/2012 - 03/08/2022 tarihleri arasında 179.116,23-TL tahsilat yapıldığı ve dosyanın bu şekilde kapandığı anlaşılmıştır.
..... sayılı dosyasının yapılan incelemesinden; davalı ... tarafından ... aleyhine 30/09/2011 tarihinde 175.000,00-TL asıl alacak, 17.645,83-TL işlemiş faiz ve 525,00-TL komisyon olmak üzere toplam 193.170,83-TL üzerinden kambiyo takibi başlatıldığı, takip talebinde borcun sebebinin 28/01/2011 vadeli ve 175.000,00-TL bedelli bono olarak gösterildiği, ilgili bononun 28/01/2011 düzenleme tarihli olup keşidecisinin davacı ... ..., lehdarının davalı ... olduğu, bonoda "bedeli peşin ahzolunmuştur" şerhine yer verildiği, takibin kesinleştiği, icra dosyasına 06/07/2022 tarihinde 240.000,00-TL ve 07/07/2022 tarihinde 280.870,32-TL olmak üzere toplam 520.870,32-TL tahsilat yapıldığı ve dosyanın bu şekilde kapandığı görülmüştür.
..... sayılı dosyasının yapılan incelemesinden; davacı ... tarafından ... aleyhine 30/09/2011 tarihinde 63.000,00-TL asıl alacak, 6.011,25-TL işlemiş faiz ve 189,00-TL komisyon olmak üzere toplam 69.200,00-TL üzerinden kambiyo takibi başlatıldığı, takip talebinde borcun sebebinin 11/02/2011 vadeli ve 63.000,00-TL bedelli bono olarak gösterildiği, ilgili bononun 11/02/2011 düzenleme tarihli olup keşidecisinin davacı ... ..., lehdarının davalı ... olduğu, bonoda "bedeli peşin ahzolunmuştur" şerhine yer verildiği, takibin kesinleştiği, icra dosyasına 17/07/2013 - 27/01/2023 tarihleri arasında 185.308,89-TL tahsilat yapıldığı ve dosyanın bu şekilde kapandığı anlaşılmıştır.
Davacılar tarafından sunulan banka dekontlarının incelenmesinden; icra dosyalarına yapılan ödemeler dışında 01/02/2011-10/06/2011 tarihleri arasında 01/02/2011 tarihinde 500,00-TL, 18/02/2011 tarihinde 1.800,00-TL, 28/02/2011 tarihinde 30.000,00-TL, 11/03/2011 tarihinde 45.000,00-TL, 25/03/2011 tarihinde 20.000,00-TL, 09/06/2011 tarihinde 25.000,00-TL, 09/06/2011 tarihinde 20.000,00-TL, 09/06/2011 tarihinde 15.000,00-TL, 10/06/2011 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere davacı ... tarafından davalıya banka yoluyla toplam 167.300,00-TL miktarlı ödeme yapıldığı görülmüştür.
Dosyanın tevdi edildiği nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından sunulan bila tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacının 2011 yılında davacıya ödediği 167.300,00-TL'nin bonodan kaynaklanan borçlarına mahsup edilemeyeceğinin benimsenmesi halinde, icra dosyalarındaki hesaplamaların değiştirilmesini gerektirir bir sebep bulunmadığından, davacının davalıdan alacaklı olmadığı ... davacının ödediği 167.300,00-TL'nin bono borcuna mahsup edilebileceğinin benimsenmesi halinde, davacının yaptığı fazla ödeme miktarının 475.571,62-TL olarak hesaplandığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından eldeki davanın İİK'nın 72/7. maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı savunulmuş ise de; ..... sayılı icra dosyasında en son 03/08/2022 tarihinde, ..... sayılı dosyasında en son 07/07/2022 tarihinde, ..... sayılı dosyasında en son 27/01/2023 tarihinde tahsilat yapıldı; uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklanmakla bu nedenle yürütülen zorunlu ticari arabuluculuk sürecinin 26/06/2023 tarihinde başlayıp 01/08/2023 tarihinde sona erdiği, bu tarihler arasında hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği; eldeki davanın ise 03/08/2023 tarihinde ikame edildiği anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak işin esasına geçilmiştir.
Davacılar tarafından özetle; davaya dayanak icra takiplerine dayalı borcun ödenmesine rağmen davalı tarafından mükerrer tahsilat yapıldığı iddia edilmiş, davalı tarafından ise özetle; mükerrer tahsilat yapılmadığı, borcun uzun süre ödenmediği, davacılar tarafından sunulan dekontlardaki ödemelerin kendisinden alınan başka borç paraların ödemelerine dair olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Kambiyo senedi ile borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle mükelleftir (Aynı yönde: ..... sayılı ilamı). Bu bağlamda eldeki davada, senet borçlarının ödendiğini, yapılan ödemeler ile davalıya borçlu olmadığını iddia eden davacılar ispat yükü altındadır.
Bu bağlamda somut olaya gelindiğinde; yukarıda belirtiği üzere davalı tarafından davacı ... aleyhine kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan icra takiplerine ilişkin borcun taklip sonrasında icra dosyalarına ödenerek ilgili dosyaların kapatıldığı, bunun yanında davacı ... tarafından davalıya banka kanalıyla da ödemeler yapıldığının iddia edildiği görülmüştür. Davacılar tarafından dayanılan banka dekontlarına göre ilgili havale ödemelerinin dava ve takibe konu bonolar için yapıldığının kabulü bakımından kural olarak dekont açıklamalarında ilgili bonolara atıf yapılması gerekmektedir (Aynı yönde: ......'nin, 27/01/2016 tarih ve .....sayılı ilamı). Ne var ki, davacılar tarafından dayanılan ödeme dekontlarının incelenmesinde, dekont açıklamalarında dava ve takibe konu bonolara ilişkin bir bilgiye yer verilmediği, bu bağlamda bir açıklama içermediği görülmüştür. Davalı tarafından, davacının, gönderilme nedeni belirtilmeyen havalelerin takibe konu senetlere karşılık ödendiği iddiası kabul edilmeyerek, davacının ödemelerinin başka bir borca yönelik olduğu, uyuşmazlık konusu senetlere karşılık yapılmadığı savunulmuştur. Böylece davalı, davaya konu banka dekontlarının davacı tarafından ödendiğini, (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle (takibe konu senede karşılık) değil, başka bir borca yönelik gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın davacının ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir. Davalının, ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit (adi) veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Zira, her ikisinin de temel koşulu, ileri sürülen maddi vakıanın ve onun hukuki vasfının birlikte kabul edilmiş olmasıdır. Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiği ve vasıflı ikrarın bölünemeyeceği yukarıda açıklanmıştır. O halde, somut olayda davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Buna göre, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir (Aynı yönde: ..... Mahkemesi'nin 28/12/2021 tarih ve .....sayılı ilamı). Diğer bir ifadeyle davacılar, 01/02/2011-10/06/2011 tarihleri arasında banka aracılığıyla yapılan toplam 167.300,00-TL miktarlı ödemeyi dava ve takibe konu bonolara istinaden yaptığını ispat külfeti altındadır. Davacılar tarafından, dava dilekçesinde davalının ..... (.....) Esas sayılı dosyasındaki davalı beyanının taraflar arasında başka bir ilişki olmadığına dair mahkeme içi ikrar mahiyetinde olduğu savunulmuş ise de; davalının adı geçen dosyadaki "...davanın vakıasını oluşturan konu alım satımdan veya alışverişten kaynaklanan bir uyuşmazlık değildir. Uyuşmazlığın konusu, borçlu davalı ... ...'un vadesinde ödenmek üzere senet karşılığı benden almış olduğu paranın ödenmemesidir. Bu meyanda borçlu ile aramızda ticari anlamda herhangibir alım satıma dayanan bir ilişki veya alışveriş söz konusu değildir..." şeklindeki davacılar tarafından dayanılan beyanının, davalının taraflar arasında davaya konu senetler dışında başka bir "borç ilişkisinin" olmadığına dair ikrarının olduğu şeklinde yorumlanamayacağı açık olduğundan davacıların bu yöndeki beyanının hükme esas alınamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bunun dışında dosya kapsamına göre davacılar, ödeme olgusunu yazılı delillerle ispat edememiş, bu nedenle davacılara delil listesi kapsamında yemin delilinin hatırlatılması gerekmiş ise de davacılar, yemin deliline dayanmamıştır. Mevcut hukuki durum karşısında; davacılar tarafından davaya konu takibe ilişkin olarak davalıya mükerrer ödeme yapıldığı olgusu kanıtlanamamış olup bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE;
2-Alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 13.630,48-TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.202,88-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 123.723,09-TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 10/12/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.