mahkeme 2017/399 E. 2023/732 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2017/399
2023/732
7 Kasım 2023
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/399 Esas - 2023/732
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/399 Esas
KARAR NO : 2023/732
HAKİM :...
KATİP :...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 02/06/2017
KARAR TARİHİ : 07/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/04/2016 tarihinde ... mahallesi sınırları içerisinde ... plakalı ... sevk ve yönetimindeki motorsikletin karayolu ile bağlantılı ceviz bahçesi içindeki yol üzerinde gitmekte iken devrildiğini, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğunu, kazada sürücü ...'nın kusurlu olduğunu, davalının ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olmakla zararın tazmininden sorumlu olduğunu, yapılan başvuruya rağmen ödeme taleplerinin reddedildiğini belirterek, dava değeri 5.100,00 TL olarak belirtilmek suretiyle, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak kalıcı sakatlık zararının davalıdan resen belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap özetle; davacı yanın taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu kazanın karayolu dışında meydana geldiğini, meydana gelen zarar poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, kaza davacının özel mülkiyeti olan ceviz bahçesinde meydana geldiğini, karayolu kapsamındaki yerde meydana gelmediğini, herhangi sorumluluğun bulunmadığını belirterek, poliçe teminatı kapsamı dışında olan davanın reddini, sigortalanan aracının kusurlu bulunması durumunda sorumluluğun azami limit ile sınırlı olacağını, davacının faiz talebinin reddi ile kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere faize hükmedilecek ise dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, müvekkil şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Deliller toplanmış, poliçe ve hasar dosyası, ... kayıtları, trafik kazası tespit tutanakları, ilgili hastanelerden tedavi evrakları celp edilmiş, zirai kazanç iddiasına yönelik olarak ...'na müzekkere yazılarak bu hususta celp edilen bilgi ve belgeler dosya kapsamına alınmış, davacının sosyal ekonomik durumuna ilişkin araştırma yaptırılmış, .... sayılı soruşturma dosya sureti getirtilmiş, kusur incelemesi yaptırılmış, davacının maluliyet durumuna yönelik olarak ....'dan rapor alınmış, adli trafik uzmanı bilirkişi aracılığıyla davaya konu trafik kazasında kusur durumu bakımından, ziraat mühendisi ve aktüer hesap uzmanı bilirkişiler aracılığıyla da tazminatın hesaplanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacının talebi kapsamında maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve var ise oranının tespitine dair ...'nın 28/11/2018 tarihli raporunda özetle; davacının 04/04/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle sürekli özür oranının %9 (dokuz) olduğu, ...'nın 25/09/2020 tarihli raporunda ise özetle; davacının sürekli özür oranının %6 (altı) olduğu yönünde kanaat belirtilmiştir. Alınan son maluliyet raporuna karşı davacı tarafından açıkça itiraz edilmeyip davalı tarafından itiraz edilmiştir. 25/09/2020 tarihli maluliyet raporunda davacı aleyhine farklılık olduğu görülmekle birlikte, bu rapora itiraz edilmeyerek davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklar ile 25/09/2020 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının maluliyet durumunun belirlendiği, yapılan tespitlere göre kaza ile maluliyet durumu arasında illiyet bağının kurulabildiği ve raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu da anlaşılmakla hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak adli trafik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 28/02/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Olay tarihinde davalı ... sigorta poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortahı bulunan dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... marka ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunduğu sırada motosikletin devrilmesi sonucu başında kaskı ile koruyucu kıyafet ekipmanlarının olup olmadığına ilişkin dosya kapsamında resmi bir tespitin olmamasına rağmen, ... davacının yaralanma derecesi ile yaralandığı yerlere ilişkin tıbbi raporunun incelenmesi sonucu; ... davacı yolcu ...'nın dava konusu yaralandığı trafik kazasının oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 78 ve Yönetmeliğin 150 maddelerine istinaden müterafik kusurunun olabileceği ... dosya kapsamındaki kazadan sonra kazaya ilişkin jandarma karakolundaki ifadesi göz önüne alındığında; sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka motosikletiyle olay mahalli olan karayolu bağlantılı ceviz tarlasının olduğu bahçe içinden seyri sırasında, önündeki seyir alanını daha dikkatli ve tedbirli olarak ve çok düşük seyir hızıyla seyrine devam etmesi gerekirken, kendisinin samimi beyanıyla da sabit olacağı gibi dikkatsiz ve tedbirsiz olarak seyrine devamı sırasında motosikletinin sevk ve idaresini kaybetmesi sonucu devrilen motosikletinin arkasında yolcu olarak bulunan dava konusu davacı yolcu olan kardeşinin dosya kapsamına göre yaralanmasıyla meydana gelen tek taraflı dava dışı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b, Yönetmeliğin 101/b maddelerine riayetsizliği nedeniyle tamamen asli kusurlu olduğu..." yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı HMK 266 madde hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Eldeki teknik bulgulara göre hakim, kusur oranını kendisi belirleyebilir (Emsal: .... .'nin 15/02/2021 tarih ve .... sayılı ilamı). Bu bağlamda kusur durumuna ilişkin olarak, tüm dosya kapsamı, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davaya konu trafik kazasına dair soruşturma dosyasında yer alan maddi vakıaya dair tespitler kapsamında dosyaya mübrez teknik bulgular, olayın örgüsü ile birlikte bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının davalıya sigortalı aracın karayolu bağlantılı ceviz bahçesinde seyri sırasında meydana geldiği, 2918 sayılı KTK’nın 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer, karayolu sayılan yerlerden olup davaya konu kazanın da trafik kazası mahiyetinde olduğu, bu bağlamda tek taraflı olarak meydana gelen trafik kazasında davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ortadan kaldırır bir olgunun bulunmadığı ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, tarafların kusur durumlarının, davaya konu trafik kazasının oluşuna ve hakkaniyete uygun olduğu kabul edilen bu oran nazara alınarak hükme esas alınması uygun bulunmuştur. Müterafik kusur olgusu bakımından ise dosya kapsamından davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığına dair kesin bir tespitin bulunmaması sebebiyle mahkememizce müterafik kusur indirimi yapılması uygun bulunmamış ise de aktüer bilirkişi raporu ile hesaplanan tazminat miktarı ile poliçe teminat limiti nazara alındığında bu indirimin yapılıp yapılmamasının eldeki davada sonuca da etkili olmadığı görülmüştür.
Tazminat hesabı yönünden aktüer hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporları takiben ziraat mühendisi ve aktüer hesap uzmanı bilirkişiler tarafından tanzim edilen 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...dosyada yer alan belgeler ve yapılan açıklamalar ışığında davacının yönetsel katkısının asgari ücretin en az iki katı olacağı, asgari ücretin iki katı üzerinden davacının ... sürekli iş göremezlik tazminmatının 601.545,00 TL olarak hesaplandığı, davacının zararının poliçe teminat limitini aştığı, poliçe teminat limitinin 310.000,00 TL olduğu..." yönünde kanaat bildirilmiştir. Mezkur bilirkişi ek raporunda yapılan tazminat hesaplamasının ve uygulanan yöntemin, Yargıtay içtihatlarında öngörülen ilkelere ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görüldüğünden hükme esas alınması uygun bulunmuştur.
Dava; davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan ve davacının yolcu olarak bulduğu aracın karıştığı tek taraflı taraflı trafik kazası neticesinde davacının yaralanması nedeniyle maruz kaldığı belirtilen daimi iş göremezlik zararından doğan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; 04/04/2016 tarihinde davalıya sigortalı olan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde davacının yaralanması suretiyle %6 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu ve 2918 sayılı KTK’nın 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yerin karayolu sayılan yerlerden olup bu nedenle meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğu anlaşılmakla, davalının poliçe teminat limitleri dahilinde davacının sürekli iş göremezlik zararını tazminle yükümlü olduğu, alınan bilirkişi raporundan davacının 601.545,00 TL sürekli iş göremezlik zararının söz konusu olduğu anlaşılmakla beraber, kaza tarihinde poliçe teminat limiti 310.000,00 TL kadar olup davacının da 16/10/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 310.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği görülmekle, davanın kabulü ile 310.000,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının, KTK'nın 99. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketine başvuru tarihine göre 22/02/2017 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine yönelik olarak son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KABULÜ İLE; 310.000,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının 22/02/2017 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 21.176,10 TL harçtan 31,40 TL peşin harç, 1.042,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.073,4 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 20.102,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 386,00 TL posta ve tebligat gideri, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.980,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 48.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
07/11/2023
Katip ....
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.