mahkeme 2021/289 E. 2024/204 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/289
2024/204
2 Nisan 2024
T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2020/522
KARAR NO : 2024/336
...
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/10/2020
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile Davalı ...arasında imzalanan 02.09.2014 tarihli sözleşme gereğince ... sınırları içerisinde münhasır yetkili tek satıcı olarak müvekkilinin belirlendiğini, davalı tarafından sözleşme tarihinden dava tarihine kadar sözleşmenin sona erdiğini belirten hiçbir bildirim yapılmadığını, davalının resmi internet sitesinde müvekkilinin ... sınırları içerisinde tek yetkili satıcı olarak göründüğünü, sözleşmenin halen yürürlükte olduğunun davalı tarafça da kabul ve ilan edildiğini, tek yetkili satıcını olmasına rağmen zamanında müvekkili ile irtibat kurmuş olan dava dışı ....’nin, doğrudan davalı ile yürütülen görüşmeler sonucunda iki adet Ultralight hava aracı satın aldığının öğrenildiğini, adı geçen ... müvekkilinin eski bir öğrencisi olduğunu, ....’nin müvekkilinin daha önceden hava aracı sattığı bir şirket olduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki hak ve yetkilerinin açıkça ihlal edildiğini, söz konusu iki satış nedeniyle müvekkilinin önemli kar mahrumiyetine sebep olunduğunu, bu hususta maruz kalınan tüm zararın derhal ödenmesi aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı hususunda davalı tarafa mail gönderilerek ihtarda bulunulduğunu, davalının ihtara istinaden herhangi bir işlem yapmadığını ve zararı tazmin etmediğini, sözleşmenin taraflar arasında kurulmasıyla tarafların üçüncü kişilerle olan ticari ilişkilerinin engellendiğini, tek satıcıya belirli bir alanda faaliyet yapma yetkisinin verilmesi ile tek satıcının o bölgede malları pazarlayan tek kişi olduğunu, böyle bir durumda sözleşmeye konu olan malların başka dağıtıcılar veya üretici tarafından pazarlanmasının mümkün olmadığını, somut olayda imzalanan sözleşme gereği müvekkilinin tek satıcı, davalının yapımcı konumunda olduğunu, yapımcının tek satıcı müvekkilinin bölgesi olan ... üçüncü kişilere doğrudan satış yapmamayı üstlendiğini, anılan sözleşmenin 9. Maddesinde müvekkili tarafından yapılan her satış için %30 oranında müvekkiline prim ödeneceği hususunun yer aldığını, müvekkilinin tanınırlığını ve müşteri sayısını arttırdığı, hal böyle iken davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılarak müvekkili ile irtibata geçilmeden dava dışı şirketlere doğrudan iki adet hava aracı satıldığını, davalı tarafın müvekkilinin daha önce de çalışmış olduğu ve bir nevi müvekkilinin bulduğu firmalarla müvekkilinden habersiz bir şekilde irtibata geçtiğini, davalının bariz bir şekilde sözleşmeyi ihlal ederek önemli menfaatler sağladığı, doktrinde “müşteri tazminatı”, “portföy tazminatı” olarak da ifade edilen ve TTK madde 122’de düzenlenen “Denkleştirme İstemi” uyarınca müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmininin gerektiği ileri sürülerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesine aykırılık sebebiyle uğramış olduğu zararın tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal ve ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, TTK' nun 122 maddesi kapsamında tek satıcılık sözleşmesine dayalı olarak denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili delil olarak;02/09/2014 tarihli münhasır ticari dağıtım sözleşmesine, taraflar arasındaki maillere, davalıya çekilen ihtara, tarafların ticari defter kayıtlarına, ...celp edilecek bilgi ve belgelere, ...adına kayıtlı hava aracı tescil sertifikası ve şirketlere yapılan satışlara ilişkin faturalara, bilirkişi incelemesi, keşif, yemin ve tanıka dayanılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davalının ... devleti tabi yabancı tüzel kişinin olduğu nazara alındığnıdan MÖHUK 48. Maddesi gereğince yabancılık teminatının alınmasına gerek olmadığı anlaşılmıştır.
Arabuluculuk son tutanağının sunulduğu, davalıya gerekli tebligatın yapıldığı halde görüşmelere katılınmadığı yönünde tutanağın hazırladığından TTK 5/A maddesi gereğince dava şartının gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Taraflara arasında imzalanan 02/09/2014 tarihli münhasır ticari dağıtım sözleşmenin uyuşmazlık konusunun ilgilendiren maddeleri incelendiğinde; 1.Maddesinde; Davacının, ... ürünlerinin Türkiye münhasır ticari distribütörü olduğu, 6.Maddesinde; ..., kendi ürünlerini doğrudan...Cumhuriyetinden veya başka şahıslar aracılığı ile Türkiye'ye satmayacağı ve Türk Halkından gelen tüm talepleri distribütöre göndereceği, 9. Maddesinde; ..., satılan uçak ve yedek parçalar için %30 oranında bayi indirimi sağlayacağı, 10. Maddesinde; sözleşmenin geçerliliğinin, bağlayıcı siparişin depozito ödemesinin alınması tarihinden itibaren başlayacağı ve bayinin 1 yılda bir uçak satın aldığı sürece iki yıl süre ile geçerli olacağı, bu şartın yerine getirilmemesi halinde, ... firması bayiliği iptal etme hakkına sahip olduğu, 11. Maddesinde; bazı anlaşmazlıklar olması durumunda söz konusu sorunların Çek yasaları ile çözümleneceğinin kararlaştırıldığı, görülmüştür.
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 24. Maddesinde: '' (1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir......(4) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme, bu hukuka tâbi olur.'" düzenlemesi mevcuttur.
Bu hükümler ile taraflar arasında düzenlen sözleşmenin 11.maddesi içeriği nazara alındığında uyuşmazlığa uygulanacak hukukun tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmediği görülmekle, aynı yasanın aynı maddesinin 4. Bendi hüküm gereğince tek satıcılık sözleşmesine en sıkı ilişkisi olan yani "..ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku" , davacı edim borçlusunun işyeri adresinin, ... sınırları içinde bulunduğundan, yetkili hukukun Türk Hukuku olduğu kabul edilmiştir.
6102 sayılı TTK nun " Denkleştirme İstemi " başlıklı 122. Maddesinde; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." hükümleri düzenlenmiştir.
Davacının kabulünde bulunan ve davalı taraf ile yapılan emali yazışmalarında; 17.06.2020 tarihinde Davacı şirkette Proje Müdürü dava dışı ... tarafından, davalı şirkette Satış Müdürü dava dışı ... gönderilen mailde; şirketlerinin, davalı’nın Türkiye’deki münhasır yetkili bayisi ve servis merkezi olduğu, ekonomideki durgunluklara rağmen ... uçuş eğitim organizasyonlarının devam ettiği, mezun edilen pilotlardan .... ve tarafından iki adet ... uçağın kendilerine haber verilmeksizin sipariş edildiğini kısa süre önce öğrendiklerini, münhasır bayilik sözleşmesine göre Çek Cumhuriyetinden veya başka bir şahıstan ... doğrudan satış yapılmaması gerektiği, tüm taleplerin şirketlerine yöneltilmesi gerektiği, mevcut durumun gözden geçirilerek, münhasır bayi haklarının korunması gerektiği, belirtilmiştir. Yine bu maile cevaben 18.06.2020 tarihinde davalı şirkette Satış Müdürü olarak çalışan dava dışı Barbora Hubena tarafından, davacı şirkette Proje Müdürü olarak çalışan dava dışı ... gönderilen mailde; şirketlerinin, bayiliğin iyi yürümediği ülkeye uçak satma hakkı olduğu, bayi tarafından 2014 yılında bir ve 2016 yılında ikinci bir uçağın satın alındığı, bayilik sözleşmesine göre 2014 yılından itibaren her yıl bir uçak satılması gerektiği, 6 yılda sadece iki adet uçak satıldığı, ayrıca uçaklar konusunda pazarlama faaliyetlerinin görülmediği, imzalanan bayilik sözleşmesine bakılması gerektiği, yılda en az bir uçak satmak gibi çok kolay bir bayilik koşulunun bulunduğu, artık bayiliğinin geçerli olmadığının belirtildiği, görülmüştür.
Bu maile karşılık yine aynı tarihili davacı şirkette Proje Müdürü olarak çalışan dava dışı ... tarafından davalı şirkette Satış Müdürü olarak çalışan dava dışı ...’ya gönderilen maili de; Şirketlerinin iki uçak satın aldığı ve bir tane sattığı, toplamda 3 uçak alışverişi yapıldığı, 2014 yılından bu yana Türkiye’nin biri 2014 yılındaki grev ve diğeri de 2018 yılında ağır ekonomik kriz olmak üzere 2 büyük sorun yaşadığı, bahsi geçen dönemlerde davalı uçaklarını uçuşa elverişli durumda tutmak için ellerinden geleni yaptıkları şuan işlerin düzeldiği, ancak uçak satışlarında başarılı olmamakla suçlandıkları, davalıdan münhasır bayilik sözleşmesinin sonlandırıldığına dair resmi yazı almadıklarını, yasal olarak hala münhasır bayi olarak kabul edildiklerini, şirketlerinin korumaması durumunda yasal haklarını saklı tutarak kullanacakları, ...’nın öğrencileri olduğu ve Mas Havacılık’ın daha önceden müşterileri olduklarını bildirdiği, görülmüştür.
Davacı vekili tarafından davalı’ya gönderilen 26.06.2020 tarihli İhtarnamede; Taraflar arasında imzalanmış 02.09.2014 tarihli sözleşme gereği Türkiye sınırları dahilinde münhasır yetkili tek satıcının şirketleri olduğu, sözleşme tarihinden bugüne kadar sözleşmenin sona erdiğini belirten hiçbir bildirim yapılmadığı, davalının resmi internet sitesinde Şirketlerini Türkiye sınırları dahilinde tek yetkili satıcı olarak görüldüğü, sözleşmenin halen yürürlükte olduğunun kabul ve ilan edildiği, tek yetkili satıcı olmasına rağmen ... Şirketleriyle irtibata girmeden doğrudan davalı ile yürütülen görüşmeler sonucu iki adet ... hava aracı satın aldığı, ... şirketlerinin eski öğrencisi olduğu, ... daha önce hava aracı sattıkları bir şirket olduğu, şirketlerini sözleşme kapsamındaki hak ve yükümlülüklerinin açıkça ihlal edildiği, bu iki satış nedeniyle şirketlerinin önemli kar mahrumiyetine sebep olunduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihtarın tebliğinden itibaren en geç 3 işgünü içerisinde maruz kaldıkları tüm zararların derhal ödenmesi, aksi taktirde davalı aleyhine yasal yollara başvurulacağı, bildirilmiştir.
Mahkememizce oluşturulan nitelikli hesap uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden alınan 15/ 04/2022 tarihli raporda; Taraflarca aralarındaki sözleşmede, Sipariş ve depozite ödeme tarihlerine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin Mahkeme dosyasında mevcut bulunmaması sebebiyle sözleşmenin geçerlilik başlangıç tarihinin belirlenemediği, Sözleşmenin 10. maddesinde yer alan geçerlilik şartının davacı tarafından sağlanıp sağlanmadığı hususunun Mahkeme dosyasında mevcut bulunan belgelerle tespit edilemediği, geçerlilik şartının davacı tarafından sağlanmadığı ihtimalinde, davalının sözleşmenin 10. maddesine dayanarak taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğine dair bilgi veya belgenin Mahkeme dosyasında mevcut bulunan belgelerle tespit edilemediği, davalı tarafça gönderilen 18.06.2020 tarihli mailin fesih iradesi kabul edilmesi ihtimalinde, TTK madde 18’deki emredici şekil şartına uyulmadığı, Sözleşmenin taraflarca açık veya örtülü olarak devam ettirilerek belirsiz süreli hale getirildiğine ilişkin Mahkeme dosyası kapsamında herhangi bir tespit yapılamadığından, sözleşmenin 2 yıllık sürenin dolumu ile birlikte sona erdiği, Anılan tarihler arasında taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olarak varlığını sürdürdüğünün kabul edilmesi ve Davacının talebinin tek satıcılık sözleşmesine aykırılık sebebiyle zararın tazminine ilişkin olduğunun kabul edilmesi halinde: Davalının, Davacının münhasır satış bölgesi olan Türkiye’de doğrudan satış yaparak taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı, Davacı tarafından sözleşmeye aykırılık sebebiyle fiilen uğranılan zararın ne olduğu hususu somutlaştırılamadığı için fiili zarara ilişkin hesaplama yapılamadığı, davalının sözleşmeye aykırı olarak doğrudan başkaca uçak satışları yapıp yapmadığı rapor tarihi itibariyle Mahkeme dosyasındaki belgelerden tespit edilemediğinden, mevcut belgeler değerlendirildiğinde yoksun kalınan karın 31.730,10 Euro olduğu, Ancak davacının talebinin portföy tazminatına ilişkin olduğunun kabul edilmesi halinde: Taraflar arasındaki sözleşmenin 2 yıllık sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erdiğinin kabulü halinde, 1 yıllık talep süresi geçmiş olduğundan davacının portföy tazminatına hak kazanamayacağı, sözleşmenin sona ermediği ve dava tarihi itibariyle ayakta olduğunun kabulü halinde; sözleşme ilişkisinin sona ermemesi sebebiyle portföy tazminatına hak kazanılamayacağı, Sözleşmenin taraflarca devam ettirildiği ve 18.06.2020 tarihli mailleşmelerde, davalının sözleşmenin sona erdiğine ilişkin beyanının “haksız fesih” olarak kabulü halinde, portföy tazminatına ilişkin talebin süresinde yapıldığı ve davacının portföy tazminatı talep edebileceği, ancak davalının söz konusu beyanının “haklı fesih” kabul edilmesi halinde portföy tazminatına hak kazanılamayacağı, Portföy tazminatının hesaplanabilmesi için gereken yeterli bilgi ve belgenin Mahkeme dosyasında mevcut bulunmaması sebebiyle hesaplama yapılamadığı, belirtilmiştir.
... yazılarak, davalı şirket tarafından tek satıcılık sözleşmesinin imzalandığı 02/09/2014 tarihinden sonra tescili yapılan "TL 3000 SIRIUS" hava aracının olup olmadığı yönünden bilgi istenmiş, verilen 03/06/2020 tarihli yazı cevabında; 02/09/2014 tarihi ile işbu yazı tarihleri arasında üç adet ...e satıldığı ve 25/09/2020 tarihinde sahip değişikliği yapıldığı, bildirilmiştir.
Mahkememizce
... yazılan yazı cevabının ve de tarafların rapora itirazlarının değerlendirilmesi için dosya aynı heyete tevdi edilerek alınan 12/09/2022 tarihli ek raporda; " Mahkeme dosyasında taraflar arasındaki 02.09.2014 tarihli tek satıcılık sözleşmesinin
TTK madde 18/3’te düzenlenen şartlar kapsamında feshedildiğine dair herhangi bir
bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını sürdürdüğü ve dosyaya sunulan bilgi ve belgeler kapsamında; davalının, davacının
...ye doğrudan uçak
satışı yaptığı ve böylece taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesini ihlal ettiği, davalı taraflarından tek satıcılık sözleşmesine aykırı hareket edilmeseydi ve söz
konusu uçakların satışı davacı tarafından gerçekleştirilseydi, davacının toplamda
106.520,70 Euro tutarında kar elde edebileceği ve
Kar mahrumiyetine ilişkin olarak davalı tarafın temerrüde düşürülmediği belirtilmiştir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağını düzenleyen 18/3. maddesinde; "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.", hükümünün getirildiği, bu hüküm ile maddenin önceki hükmünde bir kısım değişiklikler yapıldığı, ve buna ilişkin madde gerekçesinde, "... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan "muteber olması için" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü, burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır. Hükme bu olanak da eklenmiştir." şeklinde açıklama yapıldığı nazara alındığında, tacirler arasında ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartının, geçerlilik şartı olmaktan çıktığı ve ispat şartı olduğu görülmekle, e mail yolu ile yapılan sözleşmenin feshi yönündeki bildirimin geçerli olduğu ve bu e maile davacı tarafın dayandığı görülmekle ispata yönelik şartın gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Tüm Dosya kapsamı, dava, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesi hükümleri, Sivil Havacılık müdürlüğünün yazı cevabı ile bilirkişi rapor ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 02/09/2014 tarihli münhasır ticari dağıtım sözleşmenin imzalandığı, davalını , davacının ürettiği uçakların Türkiye Devleti sınırlarında tek satıcısı olarak kararlaştırıldığı, sözleşme süresinin bir yılda iki uçak satmak şartı ile yeniden iki yıl uzayacağının ve bu şartın yerine getirilmemesi halinde üretici davalı şirketin sözleşmeyi fesih hakkının bulunduğu, 2014 yılından sonra 1 uçak satmakla sözleşmenin iki yıl daha uzadığı, 2016 yılında bir uçak satmakla sözleşmenin yeniden iki yıl uzadığı, 02.09.2018 de uzayan sürenin bittiği, davalının bu tarihten sonra satış yapmadığında süreni uzamadığı gibi davalının 18.06.2020 tarihli maille sözleşme gereğince belirtilen şekilde satışın gerçekleşme diğinden sözleşmenin sona ermiş olduğu belirtilerek, sözleşmenin fesih iradesinin karşı tarafa bildirmekle, 19.08.2020 tarihinde yapılan satışlarından sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, davacı talebini dayandırdığı TTK nun 122. Maddesinin, 3. Bendi gereğince, sözleşmenin, tek satıcının kusurlu davranışı nediyle davalı tarafından fesih edildiği anlaşılmakla, davacının tazminat talep edemeyeceğinden davanın reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle TTK nu 18. Maddesi nin kanun gerekçesinde madde hükümün şekil şartı/ispat şartı olup geçerlilik şartı olmadığı, sözleşmenin davalı tarafından fesih edildiğine dair davalı tarafın gönderdiği 18.06.2020 tarihi e mail ile fesih edildiği, davalı tarafın sözleşmeyi haklı nedenle feshinden sonra üçüncü kişilere Türkiyede yaptığı satışlar nedeniyle tek satıcılık sözleşmesinin ayakta olmadığı ve feshin haklı olduğu da nazara alınarak, davalının tazminat vs ödeme yükümlülüğü bulunmadığından, davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harcın, 170,78 TL peşin harç, 54.200,00 TL ıslah harcı toplamı olan 54.370,78 TL harçtan düşümü ile artan 53.943,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda oy birliği ile verilen kararın tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde, ... istinaf kanun yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024
Başkan ...
✍e-imzalıdır
Üye ...
✍e-imzalıdır
Üye ...
✍e-imzalıdır
Katip ...
✍e-imzalıdır
"Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.