mahkeme 2023/522 E. 2023/827 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/522

Karar No

2023/827

Karar Tarihi

5 Aralık 2023

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/522 Esas - 2023/827
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/522 Esas
KARAR NO : 2023/827

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI :...
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 28/07/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 17/05/2000 tarihli ... için sözleşme imzalandığını, işin müvekkili tarafından tamamlandığını, davalı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kesin kabul yapıldığı halde 31/12/2003 tarihinde müvekkiline ; Sözleşme ve eki şartname gereği kesin mahallinde kazı artığı malzemelerin taşınması gerekirken; yükleme boşaltma ve şantiye içi nakliye mesafesi kadar nakliye işleminin haricinde taşınmayarak kazı nakli farkından 283.505.822.631 TL ( eski para ) , ... sayılı kararname fiyat farkından 31.052.036.301 (eski para )TL olmak üzere toplam 314.557.858.932TL (eski para) fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği ve belirtilen paranın 30 gün içerisinde müvekkili tarafından ödenmesi aksi halde müvekkilinin davalı kurum nezdinde bulunan doğmuş ve doğacak alacaklarından kesinti yapılacağı veya teminatına el atılacağının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ... D.İş sayılı dosyasında banka teminat mektuplarının paraya çevrilmemesi ve alacaklarından kesinti yapılmaması yönünde tedbir talebinde bulunduğunu, mahkemece teminat mektubunun paraya çevrilmemesine ilişkin talebinin kabul edildiğini , kesinti yapılmamasına ilişkin talebin reddine karar verildiğini ve müvekkili tarafından ... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine teminat mektubunun paraya çevrilmemesine yönelik tedbir kararının devamı ile fazla ödeme yapılmadığının tespiti istemiyle dava açıldığını, bu dava devam ederken davalı ... Bankasının 314.557.858.932TL(eski para) yi 11.03.2004 tarihinde hak edişlerden tahsil ettiği halde 26.08.2004 tarihli yazısı ile yeni bir hesaplama yapıldığını bildirerek ilave 93.062.071.472TL (eski para ) nin ödenmesi gerektiğinin müvekkiline ihtar ettiğini, bu ihtar üzerine de ... Esas sayılı dosyasında bu bedelden borçlu olmadıklarının tespiti için dava açıldığını , bu bedelinde 21.10.2004 tarihinde hak edişten tahsil edildiğini , bu bedeller davalı tarafından hak edişlerden alınmak suretiyle tahsil edildiği halde ... Bankası tarafından müvekkili aleyhine ... Esas sayılı dosyasında alacak davası açıldığını ve bu davaların birleştirilerek, Mahkemece; ... Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine, müvekkili tarafından açılan davalarda müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile 314.557.85TL (yeni para) ve 93.062.07TL ( yeni para ) 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Bankasından tahsiline karar verildiğini, kararın davalı tarafından yapılan istinaf ve temyiz talepleri sonrasında ... Dairesinin 22.03.2023 tarih ... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, karar sonrasında ... sayılı dosyasında yapılan icra takibinin ise davalı tarafından alınan tehiri icra talebiyle durduğunu , davalının yargılamayı uzatma gayesi ile şirket etkilisi ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ... esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu dosyanın hukuk mahkemesince bekletici mesele yapıldığı ve ...'ın atılı suçtan beraat ettiği, davalının haksız yere uyuşmazlık çıkardığı bu nedenle müvekkilinin paranın geç tahsil edilmesinden doğan zararının mevcut olduğu bildirilerek icra dosyasında paranın tahsili aşamasında fazlaya ve zarara karşı hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000TL alacağın zararın tam olarak hesap edilebilir tarih olan 20.06.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu bu nedenle davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesini, kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu müvekkili bankanın talep edilen alacaklardan sorumlu olmadığını, davacı ... Esas sayılı kararını avans faizi ile ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi yaparak alacaklarını tahsil ettiğini, müvekkili bankanın davacıya borcu bulunmadığını , kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dilekçesinde talep edilen faiz oranına ve başlangıç tarihine itirazlarının olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:
Dava, munzam zarar talebiyle açılan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının hak edişlerinden kesilen bedellerin bu bedellerin haksız kesildiğine ilişkin yapılan yargılama sonucunda geç ödenmesi nedeniyle 6098 sayılı TBK'nun 122. maddesi gereğince aşkın (munzam ) zarar oluşup oluşmadığı , oluşmuş ise munzam zarar miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı vekili taraf zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de aşkın (munzam) zarar hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemeyeceğinden asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmadığından olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkün olduğundan ve TBK 146. Maddesi gereğince zararın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl içinde talep edilebileceğinden zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
TBK’nın 122. Maddesine göre “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.”
Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir. Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Anılan hususların varlığı alacaklıyı munzam zararın gerçekleştiğini ispat yükünden kurtarmaz. (... 'nun ... . Sayılı )(... 'nun ... . Sayılı 09/12/2021 Tarihli kararı)
Aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz.
Ayrıca borçlu, ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamakla sorumluluktan kurtulabilir. Buradaki kusursuzluk, temerrüde düşmekteki kusursuzluktur. Yoksa, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda (yargılamanın uzaması vs.) aranan bir kusur değildir. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmekteki kusurunun varlığı asıldır.
Somut olayda davalı tarafından açılan davalarda davaların uzamasını sağlamak için hile ve desiseye başvurduğuna dair bir emare bulunmadığı gibi, mahkeme kararının davalı tarafından istinaf edilmiş ve temyiz yoluna başvurulmuş olmasında da davalının yasal haklarının kullandığı ve TBK 122. Maddedeki şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ( ... Dairesi 25.01.2021 tarih ... , ... Dairesi 22.02.2023 tarih ... , ... Dairesi 13.12.2023 tarih ... ,... ..vb kararları )
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85TL harcın dava açılışında peşin yatırıldığı anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı davada kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan, red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Av. Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. Maddesi gereğince taktir edilen 10.000.00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Dava açılırken alınması gereken 3.120TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansından HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2023

Katip ...
E İmza

Hakim ...
E İmza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim