mahkeme 2021/758 E. 2023/441 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/758
2023/441
1 Haziran 2023
T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/758
KARAR NO : 2023/441
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/10/2014
KARAR TARİHİ : 01/06/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/06/2023
Mahkememizden verilen 15/02/2018 tarih ve ...karar sayılı kararı ... karar sayılı ilamıyla KALDIRILMASINA karar verilen dava dosyasının Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şehri Devlet Hastahanesinde ilki 12.02.2011 tarihinde ve ikincisi 22.03.2011 tarihinde olmak üzere göz doktoru ...'a ameliyat olduğunu, doktorun tıbbi kötü uygulaması sonunda sol gözünün görme duyusunu kayıp ettiğini ve kör olduğunu, doktor ...'ı... tarafından 2011 yılında... numaralı poliçe ile sigortalandığını, limit dahilinde zararlardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin 59 yaşında büyük iş makinesi tamir ustası olduğunu, aylık 2.000,00 TL gelirinin bulunduğunu, aldığı maaşla ilgili kayıtların...bulunduğunu, bu şekilde oluşan maddi zararının afazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL sinin olay tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, olay nedeniyle duyduğu manevi acılar nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıdan alınmasını istemiştir. Cevaba cevap dilekçesinde ise; temelde müvekkili ile davalı arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu, davada sözleşme ile haksız fiil sorumluluğunun yarıştığını, bu halde sözleşme hukukunun uygulanması gerektiğini, haksız eylemlerde kusurun ispatının zarar görene ait olduğunu, akti sorumlulukta kusurun varlığının karine olarak kabul edildiğini, davacının sadece davalı borçlu ile kendi arasındaki bir akdi ilişkiyi ispatlamak durumunda olduğunu, bu halde kusursuz olduğunu davalı şirketin ispatlaması gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sigortalının tıbbi kötü uygulaması sonucu kusuruyla gerçekleyen bir sorumluluğunun doğması halinde, müvekkil şirketin sigortalının sorumluluğunu poliçe limiti dahilinde güvence altına aldığını, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının ameliyatlar ile sakatlık arasında illiyet bağı kurması ve sigortalının kusurlu olduğunu ispatlaması gerektiğini, doktor...ın layıkıyla ameliyatı yerine getirdiğini, zararın doğmasında sigortalıya yüklenecek kusur bulunmadığının uzman bilirkişiler vasıtasıyla çözümlenmesi gerektiğini, ameliyattan önce hastanın detaylı olarak bilgilendirildiğini, davacının ameliyatın sonuçlarını kabul ettiğini, bu nedenle sigortalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının gelirini somut olarak ispatlaması gerektiğini, poliçede manevi zararla ilgili hüküm bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin manevi tazminattan sorumlu olduğu belirlendiği taktirde, manevi zararın yöntemince ispatı gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Davacının tedavisine ilişkin belgelerin getirtildiği, ve davcının sosyal ekonomik ve mali durumunun araştırıldığı belirlenmiştir.
... Başkanlığı tarafından düzenlenen 25/04/2016 tarih ve ... ... sayılı raporu ile davacı hastada meydana gelen sol gözdeki görme kaybının katarak ameliyatı sonrasında oluşan komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, davalı doktorun ya da hastane görevlilerinin tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslekte acemilik veya ihmal şeklinde bir eyleminin tespit edilmediği, davalı göz doktoru ya da hastane yetkililerine kusur atfedilemeyeceği tespit edilmiştir.
.... soruşturma sayılı dosya getirtilmiş, incelenmiştir.
....den davacının 2011 yılındaki aylık maaş bordroları getirtilmiş, incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları hakkında doktor bilirkişilerden alınan son bilirkişi heyet raporunda özetle, katarakt ameliyatı komplikasyonları arasında arka kapsül perforasyonu ön kamaraya vitreus gelmesi, göz içi basıncının artması gibi durumlar olduğu, dosya içeriğinde bulunan hasta imzalı onam formunda da belirtildiği, hastanın ilk ameliyatından sonra yapılan takiplerinde göz içi basıncının medikal olarak kontrol edilemediğinden ikinci kez cerrahi uygulandığı, ikinci ameliyatı sonrasında yapılan takiplerde ilerleyen dönemde görme kazanımı sağlanamadığının görüldüğü, dosya verilerine göre katarakt ameliyatı sonrası yaşanan olayların ameliyat esnasında veya sonrasında oluşabilecek komplikasyonlar olarak değerlendirildiği görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Mahkememizce kaldırma kararına uygun olarak oluşturulan bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış ek raporda özetle; "Hekimin görevini özenle yerine getirdiği, hastanın bilgi alma hakkı kapsamında uygun ve yeterli sekilde aydınlatıldığı tarafımızca tespit edilmiştir. Tedavi ve takibi devam ederken hastanın habersiz sekilde hastaneden ayrılmış olması nedeniyle sonraki tedavisinde aksama olacağı ve bu durumun sonradan oluşan görme kaybında etkili olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Sonuç olarak Senuç olarak, katarakt cerrahisi sırasında arka kapsül perforasyonu bu cerrahinin bilinen komplikasyonları arasındadır. Dosya içeriğinde bu komplikasyonun yönetiminde uygulanantüm medikal ve cerrahi tedaviler göz hekimiğinin uluslararası kabul edilen bilimsel yaklaşımlarına uyun olduğu da tespit edilmiştir.. Dosya içeriğinde hastanın teshis ve tedavisinin tüm aşamalarında ve muhtemel komplikasyonlar ve sonuçlarından yeterince haberdar edildiği ve usulüne uygün onam alındığı görülmüştür. " görüş ve kanaatleri mahkememize bildirilmiştir.
DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davalı ... şirketine yönelik talep, sigorta poliçesi kapsamında ve poliçe limiti ile sınırlı olup, sigortalı doktorun kusuru ve sorumluluğunun saptanması halinde bir zarar oluşmuş ise teminat kapsamında değerlendirilebilecektir.
... daha evvel mahkememizce verilen davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup Dairece "Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile 3. kişilerden gelecek tazminat taleplerine karşı doktoru sigorta örtüsü altına alan sigortacı, ancak sigortalı doktorun kusuru oranında teminat sağlayacaktır. Davalı sigortacının, sigortalı doktorun kusuru oranında zarardan sorumlu olacağına ilişkin savunmasına itibar edilerek ....sayılı ilamında da belirtildiği şekilde, hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet akdi mahiyetinde olup, Borçlar Kanunu'nun vekalet akdini düzenleyen 386 vd (Yeni TBK 502 vd ) maddeleri uyarınca, vekil vekâlet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (TBK'nın 396/1 md.). O nedenle, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören doktor olan vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nın 394/1. (TBK 510/1.) maddesi hükmü uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazete de yayımlanıp yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmesi de iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, Sözleşme'nin ''amaç'' başlıklı 1. maddesinde ''Bu sözleşmenin tarafları tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler", yine 4. maddesinde “...araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesinin zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır. Yine sözleşmenin 5. maddesinde “(1) Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. (2) Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. (3) İlgili kişi, muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 59/g maddesi uyarınca çıkartılan Hekim Etiği Yönetmeliği’nin ''Aydınlatılmış Onam'' başlıklı 26. maddesinde “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.“ denilmiştir.
Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 11.maddesinde hastanın, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahip olduğu, tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamayacağı; bilgilendirmenin kapsamı başlıklı 15. maddesinde, hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi verileceği; 18. maddesinde ise, ''Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir. Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Özetle hekim, görevini özenle yerine getirmeli ve hastanın bilgi alma hakkı kapsamında onu aydınlatmalıdır. Somut olayda, hekimin hastayı aydınlatma yükümlülüğü konusunda mahkemece herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
Bütün bu nedenlerle, sigortalı doktorun zarara sebep olan tıbbi uygulamasındaki kusur oranını ve aydınlatma yükümlülüğünü de irdeleyecek, gerekçeli, denetime elverişli ve içerisinde katarakt ameliyatından anlar göz hastalıkları uzmanının da bulunduğu 3 kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekirken anılan şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış, ...."gerekçesine yer verilmiştir. Mahkememizce bu doğrultuda deliller toplanmış katarakt ameliyatından anlar göz hastalıkları uzmanını da içerir şekilde bilirkişi heyeti oluşturulmuş, aydınlatılmış onam formu yönünden katarakt ameliyatına ilişkin hasta imzalı onam formunun bulunduğu, form içeriğine göre tıbbi literatüre dayanılarak yeterli bilgilendirme yapıldığı, formun tıbbi açıdan yeterli olduğu bilirkişilerce değerlendirilmiştir. Bilirkişilerce diğer hususlarda yapılan incelemede ise dosya içeriğinde bu komplikasyonun yönetiminde uygulanantüm medikal ve cerrahi tedaviler göz hekimiğinin uluslararası kabul edilen bilimsel yaklaşımlarına uyun olduğu da tespit edilmiştir. Buna göre dava dışı doktorun tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslekte acemilik veya ihmal şeklinde bir eyleminin tespit edilmediği, dava dışı göz doktoruna kusur atfedilemeyeceği tespit edilmiştir. Sigortalının kusuru tespit edilemediğinden davalı ... şirketinden de zararın tazmininin istenemeyeceği kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre;
1-Davanın reddine;
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 345,00 TL mahsubu ile arta kalan 165,10 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 16.150,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/06/2023
Katip ...
✎ e-imzalıdır
Hakim ...
✎ e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.