mahkeme 2025/2557 E. 2026/80 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/2557
2026/80
6 Ocak 2026
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2557 - 2026/80
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/2557
KARAR NO : 2026/80
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 12.09.2025
NUMARASI : 2015/... Esas, 2025/... Karar
DAVACILAR : 1- ... -
2- ... -
3- ... -
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : 1- ..... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2- ... Sigorta Şirketi -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3- ... Genel Müdürlüğü - Merkez/ Ankara
VEKİLLERİ : Av.
DAVALILAR : 4- ... -
5- ... -
DAVA : Tazminat (ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 06/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/01/2026
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2025 tarih ve 2015/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ... TC numaralı ...'in 20.03.2014 tarihinde işe gitmek üzere binmiş olduğu, mülkiyeti ...'a ait olan ve...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı servis aracının, Atatürk Bulvarı Bağcılar Hemzemin geçidinde 6226 sefer sayılı Tren ile çarpışması sonucunda vefat ettiğini, müteveffa ...'in veraset ilamına göre babası ... ile annesi ...'i varis olarak terk ettiğini, müteveffanın ölümü ile davacıların büyük elem ve üzüntü yaşadığını, müteveffanın olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın iş kazası nedeniyle ölümü ile baba ve annenin destekten yoksun kaldığını, ... 1.Ağır Ceza mahkemesinin 2014/... esas sayılı dosyasında davalılardan Minübüs şöforü ... ile Hemzemin geçitte TDCC genel müdürlüğü adına görev yapan geçit sorumlusu...'nın suçlu bulunduğunu, Adli Tıp kurumu tarafından sunulan rapor doğrultusunda her iki davalının da kusurlu olarak görüldüğünü belirterek, tüm bu nedenler dolayısıyla açmış oldukları davanın kabulü ile ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla baba ... ve anne ... için 5.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının 20.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan, baba ... ve anne ... için 100.000,00'er TL ve kardeş ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın yine 20.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH : Davacılar vekili 22.05.2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini baba ... yönünden 54.149,95 TL'ye, ANNE ... yönünden ise 60.870,69 TL'ye ıslah etmiş bu dilekçeden sonra sunduğu 27.03.2025 tarihli dilekçesi ile; dava değerini baba ... yönünden 337.470,96 TL'ye, anne ... yönünden ise 676.002,13 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın usul ve yasaya aykırı olup müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, murisin iş yerine gelmek için yoldayken kaza geçirdiğini, söz konusu kaza her ne kadar işyerine ulaşım sırasında gerçekleşmiş ise de işyeri sınırları dışında gerçekleştiğini, kazanın oluşmasında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi kazaya neden olanlarla da herhangi bir hukuksal bağlantısının bulunmadığını, aracın malikinin ... olup; araç şoförü ise ... yanında Sgk’lı çalışan olan... olduğunu, öncelikle husumet yokluğundan davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın, bir iş kazası olduğunu kabul etmemekle birlikte söz konusu kazada üçüncü şahısların ağır kusurunun bulunduğunu, üçüncü kişinin ağır kusuru bulunan hallerde illiyet bağı kesilmekte ve işverene sorumluluk yükletilmeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, sigortalı şirket tarafından tanzim edilen, 17.01.2014-02.04.2014 vadeli ... poliçe no’lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, ancak dava konusu somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun kanıtlanması gerektiğini, bu nedenle Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, kazanın yolcu taşıması sırasında meydana geldiğinden cihetle, davacının zararının öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortasından karşılanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı .... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; 20.03.2014 tarihinde Tarsus-Taşkent arası Bağcılar bekçili hemzemin geçidinde ... plakalı araç ile ...-Tarsus seferini yapan trenin çarpışması sonucu meydana gelen ölümlü-maddi hasarlı kazada müvekkil idarenin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmayıp mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, dava konusu olayın adli yargının görev kapsamı dışında olduğunu, müvekkilinin kamu hizmeti ifa eden bir kamu kuruluşu olduğunu, kamu hizmeti faaliyetinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkacak olumsuzluklar için görevli mahkemelerin İdare Mahkemeleri olduğunu, yürürlükteki yasal mevzuata göre kazanın meydana geldiği hemzemin geçitte her türlü güvenlik tedbirini alma yükümlülüğünün, karayolundan sorumlu idareye ait bulunmakta olup kazanın meydana geldiği hemzemin geçidin yapım, bakım ve kontrolünden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumluluğunun bulunduğunu, olayın oluşumuna araç sürücüsü...'nın asli kusurunun sebebiyet verdiğini, kazanın meydana geldiği hemzemin geçit tertibatının, uluslararası standartlara da uygun bulunduğunu, tüm sesli ve ışıklı ikaz işaret ve levhaların kaza anında çalışır durumda bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıların maddi tazminat davalarının kabulü ile, davacı ... için 676.002,13 TL maddi tazminat, davacı ... için 337.470,96 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 1.013.473,09 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi poliçe limiti olan 268.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketinden 04/11/2015 tarihinden başlamak üzere, diğer davalılar davalı Acar-mak, davalı ..., davalı..., davalı ...'tan olay tarihi olan 20/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile BK 61. Maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat davalarının kabulü ile, davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı Acar-mak, davalı ..., davalı..., davalı ...'dan olay tarihi olan 20/03/2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte BK 61. Maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat konusunda güncelleme yapılmadan dava tarihi itibariyle talepleri gibi karar verilmesinin hak kaybına neden olduğunu, uygulanan faizin taleplerini karşılamadığını, maddi tazminatın belirlenmesinde yerel mahkemece her ne kadar asgari ücretteki artış nazara alınarak güncelleme yapılmış ise de ülkemizde yaşanan enflasyonist hareketler nedeniyle güncellemenin mağduriyetlerini gidermediğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... Sigorta Şirketi vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kararda bilirkişi raporlarına karşı yapmış oldukları itirazların hiçbirinin dikkate alınmaksızın hüküm tesis edilmiş olmasının hukuki dinlenilme haklarının ve dolayısıyla adil yargılanma haklarının ihlali niteliğinde olduğundan kararın ilkin usulden bozulmasının gerektiğini, aksi kanaatte olunması ve esasa girilmesi halinde ise mahkemece aldırılan aktüer raporunda davacı anne yönünden yapılan hesaplamanın, taraflarınca aldırılan iki ayrı aktüerya rapora ile karşılaştırılmış ve her iki harici raporda da çok daha düşük bir miktar hesaplandığını ve bu nedenle dosyada fahiş hesap yapılması nedeniyle kararın bozularak yeniden aktüer hesap yapılmasını talep ettiklerini, kararda müşterek müteselsil sorumluların tümünün işbu dosyada davalı olmasına rağmen paylaşımlı kusur kapsamında sorumluluk bedellerinin ayrı ayrı belirtilmeksizin hüküm tesis edilmiş olmasının infazda tereddüt yaratmakla birlikte sonradan şirketler arasında doğacak uyuşmazlık bakımından da usul ekonomisine aykırı olduğunu, sigorta şirketi olan müvekkilinin sorumluluğunun %25 kusur nispetinde olup, hükme esas alınan aktüer hesap raporunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla 253.368,27 TL olmakla, kararda 268.000,00 TL olan teminatın tamamı ile sınırlı sorumluluğuna hükmedilen müvekkili yönünden hukuka aykırılık yaratmış olduğunu, hükmedilen vekalet, yargılama gideri gibi ferilerinden de sorumlu oldukları tazminat tutarına göre bir oranlama yapılarak sorumlu oldukları fer'ilerin de sınırlanmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... Genel Müdürlüğü vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın adli yargının görev kapsamı dışında olduğunu ve bu nedenle görev itirazlarının bulunduğunu, husumet itirazlarının olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, olayın oluşumuna araç sürücüsü...’nın asli kusurunun sebebiyet vermiş olduğunu, kazanın meydana geldiği hemzemin geçit tertibatının uluslararası standartlara da uygun bulunmakta olup tüm sesli ve ışıklı ikaz işaret ve levhalarının kaza anında çalışır durumda olduğunu, kazaya araç sürücüsünün demir yolunu kontrol etmeden ve hızını kesmeden hemzemin geçide girmesinin sebebiyet vermiş olduğunu, yasal mevzuat uyarınca müvekkili idareye kaza nedeniyle kusur atfedilmesinin mümkün bulunmadığını, müvekkilinin kaza ile ilgili olarak hukuki sorumluluğu da bulunmadığını, müvekkili aleyhine doğması muhtemel borcun kaynağının haksız fiil olmayıp; sözleşmesel ilişki olduğunu, bu yüzden müvekkilinin söz konusu zarardan müteselsilen sorumlu olmadığını, bilirkişi raporlarında bilirkişi heyetinin ısrarla yanlış yorumladığı bir yönetmelik maddesi üzerinden müvekkiline ısrarla kusur isnad edilmeye çalışıldığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ..... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece husumet itirazlarının dikkate alınmamış olduğunu, müvekkilinin bir kusuru olmadığı gibi kazaya neden olanlarla herhangi bir illiyet bağı olmadığını, ... 1.İş Mahkemesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasında aldırılan 22.10.2024 bilirkişi raporu ile; müvekkili şirketin kusursuz olduğu ve...’nın şoförlük işinde çalıştırılmış olduğu anlaşılmakla servis taşıma işini alan ve şoför...’nın işvereni konumunda olan ...’in olayın meydana gelmesine neden olduğu tespitinin yapılmış olduğunu, vefat eden kişinin müvekkilinin işçisi olup, bu zarara sebebiyet verenlerin ise müvekkilin işçisi olmadığını, şoför...'nın işvereninin müvekkili şirket olmayıp; adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilemeyeceğini, huzurda görülen davanın evveliyatında, alınan raporlarda, asli ve ağır kusurlu olan kişilerin kule memuru ve ... olduğunu, hükme esas alınan ATK kusur raporunun hükme elverişli olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber; müvekkili şirkete yöneltilebilecek kusur oranının en fazla araç sürücüsü için belirlenen kusur oranı olabileceğinden, müvekkilinin davacının maddi ve manevi tazminat talebinden en fazla %25 oranında sorumlu olması gerekirken, yerel mahkemenin tüm davalıları maddi ve manevi tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, davalı sigorta şirketini maddi tazminattan sorumlu tuttuğu tutarın düşük olduğunu, mahkemece davalı sigorta şirketini poliçe limiti olan 268.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulduğunu ancak sigorta şirketinin poliçedeki sorumluluk miktarının daha fazla olduğunu ve buna itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle beraber; yerel mahkeme tarafından davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, hesap raporunun hatalı olduğunu, yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, davacılar lehine tazminata olay tarihi olan 20/03/2014 tarihinden işleyecek yasal faize hükmedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, hükmedilen manevi ve maddi tazminatın fahiş olduğunu, yerel mahkemece davacıların ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili ve davalı........ vekili istinaf etmiştir.
Davalı ..... vekili ve davalı.... vekilinin yargı yoluna ve husumete yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde:
Somut uyuşmazlıkta; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 11/01/2011 günlü ve 6099 sayılı Kanunla değişik 110. maddesine göre işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Hemzemin geçitlerde meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu kanun hükmü uygulanır. Bu düzenleme, 2918 sayılı Kanunun uygulama alanı açısından bir istisna içermektedir. Kural olarak karayollarında motorlu araçların sebebiyet verdiği kazalar bu kanun kapsamındadır. İstisnaen ise hemzemin geçitte meydana gelen tren kazalarında da bu kanun hükümleri uygulanacaktır. Böyle olunca da davalı ...'nin sorumluluğu 2918 sayılı Kanunun 85 ve izleyen maddelerinde düzenlenen "işletenin sorumluluğu" başlığı altında değerlendirilmelidir. Bu maddelerde düzenlenen "işletenin sorumluluğu" tehlike sorumluluğu niteliğindedir.
Buna göre işletenin sorumlu olması için zarara aracın işletilmesinin sebep olması gerekir. Sorumluluğun temeli işletme tehlikesi, türü ise tehlike esasına dayalı işletme sorumluluğudur. Bu sorumluluk kusur sorumluluğu olmadığı gibi özen sorumluluğu da değildir. Bu itibarla işletenin veya teşebbüs sahibinin hiçbir kusuru bulunmasa bile aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır.
Demiryolu Hemzemin Geçitlerinde Alınacak Tedbirler ve Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. Maddesi "Bu Yönetmelik; 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 13 üncü ve 76 ncı maddeleri, 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ile 24/4/2013 tarihli ve 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." şeklindedir.
Aynı yönetmeliğin Demiryolu hemzemin geçitleri ile yaklaşım yollarının yapımı, bakımı ve işletilmesi başlıklı 5. Maddesi ise "Demiryolu hemzemin geçitleri ile yaklaşım yollarının; bu Yönetmelikte belirtilen standart, anlam, nicelik ve niteliklere ve şematik olarak gösterilen örneklerine uygun şekilde yapımından karayolunun bağlı olduğu kurum ve kuruluşlar sorumludur.
(2) Demiryolu hemzemin geçit yaklaşım yollarının bakım ve onarımından geçidin yapımından sorumlu kurum veya kuruluş sorumludur.
(3) Demiryolu hemzemin geçitlerinin bakımı-onarımı ve işletilmeleri, geçitten sorumlu kurum veya kuruluş nam ve hesabına ... tarafından yapılır ve bununla ilgili masraflar karayolunun bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara tahakkuk ettirilerek tahsil edilir. Bu durum, sorumlu kurum ve kuruluşun üçüncü kişilere olan ve birinci ve ikinci fıkralardan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının yaralanmasına sebebiyet veren trafik kazasının hemzemin geçit olarak kabul edilen demir yolu ve kara yolu kesişmesi noktasında meydana gelmiş olup bu kesişmelerde hemzemin geçitlerinin bakımı-onarımı ve işletilmeleri, geçitten sorumlu kurum veya kuruluş nam ve hesabına ... tarafından yapılacaktır. Devlet Demir Yolları idaresi de bu geçidi anayol sahibi ve araçların ilk geçiş hakkı ve üstünlüğüne sahip olmak üzere kullanmaktadır. Bu durum kendisinin hemzemin geçidin güvenli olarak işletilmesine tamamen bigane ve umarsız kalmasını haklı gösteremez, dolayısıyla Devlet Demir Yolları kuruluş kanun ve nizamnamelerine bağlı olarak, demir yolu hattı boyunca mevcut hemzemin geçitlerin nasıl işletildiği, bakımlarının nasıl yapıldığı, trafik güvenliğinin nasıl sağlandığı hususlarını izlemesi, denetlemesi ve varsa eksikliklerinin ilgili idarelere bildirilmesi ve hatta kendi bütçesinden sağlayabileceği bazı tedbirleri alması (ışıklı sistem tesisi gibi) trenlerin geçiş saatlerinin hemzemin geçit bekçilerine etkin bir şekilde bildirilmesinin sağlanması ve bunların eğitilmesi gibi hususlarından sorumlu olacağı tartışmasızdır.
Şu halde davalının yasa ve yönetmelikten kaynaklı olan bu sorumluluğunun protokol ile diğer dava dışı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına devretmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ile dava dışı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılan protokol kapsamında hemzemin geçitte yapılacak olan çalışmaların ve burada çalışan personelin görevlendirmesinin dava dışı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı uhdesine bırakılmış olması halinde dahi, bu durum davalı ...'nin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira yönetmeliğinin 5/3 maddesinde belirtildiği gibi söz konusu hemzemin geçitteki bakım onarım işlemlerinin davalı Devlet demiryolları tarafından yapılması gerekmektedir. (Prof.Dr. Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 14. baskı, sayfa 667 ve devamı) Davacı....'nin işlettiği trenin yaptığı kazada yaralandığından, davalı....'nin zarardan sorumludur.
Yine, davalı ......'de ile yine dava dışı ... (servis işletmecisi) arasında 01.02.2014-01.02.2015 tarihleri arasında servis sözleşmesi yapıldığı, davalı servis şoförünün o gün kullanılan servis aracının arızalanması nedeniyle şirkete ait başka bir araçla servis taşımacılığı yaptığı anlaşılmaktadır.
Bu hali ile; destek ... kaza esnasında davalı ......'nin çalışanı olduğu, işyerine davalı ......'nin temin ettiği servis ile ulaşmaya çalıştığı esnada araç şöförü...'nın davalı ....'nin servis işini ifa eden adamı olduğu, bu nedenle gerçekleşen zarardan adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Dava, 2918 sayıl KTK ve 6098 sayılı TBK dayalı olarak açılmış olup, davalıların zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davalılar vekilinin yargı yoluna, husumete ve sorumluluğa ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.
Davalı.... vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde:
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.
Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince kazanın ölümlü trafik kazası olması sebebiyle olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın 20.03.2014 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı yasanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin 20.03.2029 tarihinde dolacağı, davanın zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğu anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalılar.... vekili ve davalı ..... vekili ve ... Sigorta A.Ş. vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. 50. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. 51. maddesi uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak aynı yasanın 141. maddesi gereğince, teselsül ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı) bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkemece re'sen onun yararına teselsül kuralı uygulanamaz. Çünkü, hakim HMK'nun 26. maddesi uyarınca, istek ile bağlı olup istek dışı karar veremez.(HGK.’nun 23.03.1966 gün, 9/3 Esas ve 80 Karar sayılı; HGK'nun 03.04.1963 gün, 2/... Esas ve 1996/... Karar sayılı; HGK'nun 21.11.2001 gün, 2001/19-...Esas, 1047 Karar sayılı ilamları)
Soruşturma aşamasında Adli Tıp Kurumuna ait 16/02/2015 tarihli raporun tetkikinden; Hemzemin geçit görevlisi ...'ın % 75 oranında asli derecede kusurlu davrandığı, minübüs sürücüsü...'nın % 25 oranında tali derecede kusurlu bulunduğu, makinist Mehmet Erkan'a kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, tren şefi makinist ...'in kusursuz olduğu, ... İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Personeline hizmet kusuru yüklenmesinin mümkün olmadığının belitildiği anlaşılmıştır.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava nedeniyle İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 27/05/2015 tarihli raporun tetkikinden; hemzemin geçidi görevlisi ...’ın asli kusurlu davrandığı, minibüs sürücüsü...’nın tali kusurlu davrandığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/... esas sayılı dosyasında; geçit bekçisi ...'ın asli kusurlu olduğu ve kusur oranının % 75 oranında olduğu, minübüs sürücüsü...'nın tali kusurlu olduğu ve kusurunun % 25 oranında olduğu kanaati ile hüküm kurulmuştur. İş bu hüküm Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin 2017/... esas ve 2017/... karar sayılı ilamı ile 08/09/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
İşbu dosyada ATK'dan alınan 30.07.2017 tarihli raporda, geçit bekçisi ...'ın asli kusurlu olduğu ve kusur oranının % 75 oranında olduğu, minübüs sürücüsü...'nın tali kusurlu olduğu ve kusurunun % 25 oranında olduğu belirtilmiştir.
Dosyadaki tüm bilgiler ve belgeler incelendiğinde bilirkişi kurulu raporunda, söz konusu kazada; Geçit bekçisi ...'ın bariyeri kapamada geç kaldığı, ancak tren oldukça yaklaştıktan sonra bariyeri kapamaya çalıştığı, kendisine bir önceki geçit noktasından zamanında çağrı atılmış olduğu, ancak karayolu araç sürücülerinin tren gelmeden 3 dak. önceden bariyeri kapaması halinde oluşan kuyruk nedeniyle sert tepkiler gösterdiklerini ve bu nedenle bariyeri daha geç kapamaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Görev yaptığı kulede konteynerler ve park halindeki vagonlar nedeni ile gelen treni uzaktan görmediğini, ancak ayağa kalkınca veya tren yaklaşınca görebildiğini belirimektedir. Atılan çağrıyı zamanında uygulamadığı için bariyeri gereken sürede kapayamadığı anlaşılmaktadır. Tren geçide iyice yaklaştıktan sonra butona basarak hem ışıklı sesli uyarıları hem de bariyerin kapanma işlemini aktif hale gelirmiş olmakla beraber, bu işlemin yapılmasında geç kalmıştır. Öte yandan 12 saatlik uzun çalışma süresinin olduğunu ve olay anında mesainin bitmesine az zaman olduğunu belirtmektedir. Bekçinin bu kazada yorgun olmasının da etkisi ile yeterince dikkatli ve özenli davranmamasının, bariyeri kapamada geç kalmasının önemli payı bulunmaktadır. Bu nedenle de %75 oranında derecede kusurlu olduğu, ... plakalı minibüsün sevk ve idaresini yapan şotför... geçite bariyer daha kapanmaya başladığı sırada 30-40km/saaatlik bir hızla girmiş ve park halindeki vagon ve konteynerlerden dolayı trenin geldiğini göremediğini belirtmiştir. Karayolu sürücüleri hemzemin geçite geldiğinde dikkatli ve özenli davranmak, trenin sesini dinlemek ve emin olduktan sonra geçite girmek zorundadırlar. ..., tersine hareket edip, aceleci davranarak emniyetli olduğundan emin olmadan geçite girdiği için kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusuru olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; dava dışı .....'ye bağlı olarak çalışan hem zemin geçit bekçisi ...'ın asıl işvereni olan.... meydana gelen olay nedeniyle adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Yine, davalı ......'de ile yine dava dışı ... (servis işletmecisi) arasında 01.02.2014-01.02.2015 tarihleri arasında servis sözleşmesi yapıldığı, davalı servis şoförünün o gün kullanılan servis aracının arızalanması nedeniyle şirkete ait başka bir araçla servis taşımacılığı yaptığı, olay sırasında davalı....'nin alt işvereni dava dışı .....'ye bağlı olarak çalışan hem zemin geçit bekçisi davalı ...'ın bariyerleri zamanında kapatmaması nedeniyle hemzemin geçide çıktığı ve hemzemin geçitte başka bir şirkete ait konteynırların görüşü kapatması nedeniyle trenin geldiğini göremediği ve kazanın bu şekilde meydana geldiği dosya kapsamındaki beyanlardan ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu hali ile; destek Ayhan Akkoç'un kaza esnasında davalı .....'nin çalışanı olduğu, işyerine davalı ....'nin temin ettiği servis ile ulaşmaya çalıştığı esnada araç şöförü...'nın davalı .....'nin işini ifa eden adamı olduğu, bu nedenle gerçekleşen zarardan adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle, gerçekleşen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteğinin kusurunun bulunmadığı ve yine davacılar vekilinin müşterek ve müteselsil talebi tahsil dikkate alındığında, kusura göre sorumlu davalı....'nin ve diğer davalıların sorumluluğu kusur oranının tamamı ile olduğundan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ....... vekillerinin hükmedilen maddi tazminat miktarına ve oranlanmasına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, (Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 91.maddesinde;“İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. Bu madde gereğince ZMMS yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte bu tür sigorta sözleşmeleri gibi sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile sigorta sözleşmesi kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanır.Yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü değildir. (Işıl Ulaş Uygulamalı Sigorta Hukuku) KTK.nın 93. Maddesinde; (Değişik: 17/10/1996 - 4199/34 md.) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.”hükmü mevcuttur.
Sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmeleri kapsamındaki sorumlulukları sigorta poliçelerinin ayrılmaz parçası olan genel şartlarda düzenlenmiştir.
Genel Şartlar: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından her sigorta branşı için hazırlanmış olan ve Sigorta şirketlerinin bunun aksine hareket edemeyecekleri sigorta poliçesinde açıkça ifade edilmiş, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını belirten koşullardır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar ile yapılan değişiklerin uygulanma zamanı; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.1. Amaç" başlıklı maddesinin; 2.fıkrasının son cümlesinde; "Bu Genel Şartlar ekleriyle bir bütündür. Bu Genel Şartlar ve sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır,"düzenlemesi 2.2.2016 tarihindeki değişiklik ile "Bu Genel Şartlar" kaza tarihi itibariyle uygulanır ibaresi çıkarılıp sadece "sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır" olarak değiştirilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “… TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacıların destekten yoksun kalınmasına ilişkin zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.
Ancak, kazanın gerçekleştiği tarih olan 20.03.2014 tarihinde poliçe limitinin 268.000,00 TL olduğu görülmüştür. Davacıların desteği için toplam hükmedilen tazminat miktarı toplam ....316,99 TL olduğu, bu durumda 2918 sayılı KTK 96. md.si gereği davalı ... Sigorta A.Ş. Sorumlu olduğu miktarın her bir davacı yönünden, garame hesabı yapılarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bu bakımdan yapılan garame hesabı sonucunda davalı ... Sigorta A.Ş.'nin, davacı ... için 171,972.65 TL, davacı ... için 96,027.35 TL, olmak üzere toplam 268.000,00 TL maddi tazminat miktarı ile sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle sadece davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bu husustaki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Davacılar vekili ve davalılar.... vekili ve davalı ...... vekilinin hükmedilen manevi taziminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda 20.03.2014 tarihinde meydana gelen tren-trafik kazasında davacıların desteğinin içinde yolcu olarak bulunduğu tren'nin çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalıların % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. ve Davalı ... vekilinin hükmedilen faize, vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun değrelendirilmesinde:
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu nedenle yazılı şekilde haksız fiil tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmüştür. Öte yanda hükmedilen tazminat miktarları dikkate alınarak karar tarihindeki A.A.Ü.T. göre vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde görülmüştür. Öte yandan davacılar vekillerinin bedele ilişkin sundukları ilk dilekçe bedel arttırım dilekçesi ikinci dilekçelerin ise ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmeşitir.
Öte yandan, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden hükmedilen vekalet, yargılama gideri gibi ferilerinden de sorumlu oldukları tazminat tutarına göre bir oranlama yapılarak sorumlu oldukları fer'ilerin de sınırlanma yapılarak hüküm kurulduğundan bu husutaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesigerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ..... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı REDDİNE, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE,
a-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2025 tarih ve 2015/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararının hükme ilişkin kısmının 1. ve 2. paragrafı olan;
'' Davacıların maddi tazminat davalarının KABULÜ ile,
Davacı ... için 676.002,13 TL maddi tazminat, davacı ... için 337.470,96 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 1.013.473,09 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi poliçe limiti olan 268.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketinden 04/11/2015 tarihinden başlamak üzere, diğer davalılar davalı Acar-mak, davalı ..., davalı..., davalı ...'tan olay tarihi olan 20/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile BK 61. Maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine," KISMININ KARARDAN ÇIKARILMASINA,
b- Kararın hükme ilişkin kısmının 1. ve 2. paragrafının;
'' Davacıların maddi tazminat davalarının KABULÜ ile,
-Davacı ... için 676.002,13 TL maddi tazminat, davacı ... için 337.470,96 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 1.013.473,09 TL maddi tazminatın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin, davacı ... için 171,972.65 TL, davacı ... için 96,027.35 TL, olmak üzere toplam 268.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketinden 04/11/2015 tarihinden başlamak üzere, diğer davalılar davalı Acar-mak, davalı ..., davalı..., davalı ...'tan olay tarihi olan 20/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile BK 61. Maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,'' şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
c- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,
İstinaf giderleri açısından;
2-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının peşin olarak yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca davalılar ... Genel Müdürlüğü ve .....'den alınması gereken toplamda 86.307,84 TL istinaf karar harcının bu davalılar tarafından peşin olarak yatırılan toplamda 43.154,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 43.153,84 TL harcın bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar sonrası davacı tarafın avansından sarf edilen tebligat ücreti toplamı 1.005,00 TL yargılama giderinin davalılar ..... ... Genel Müdürlüğü, ... ve...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
7-Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin yatırdığı avanstan harcanan kısmın ilk derece mahkemesince verilen kararın tebliği için sarf edildiği ve istinaf tebligat ve posta gideri olarak kullanılmadığı anlaşıldığından, davalının üzerinde bırakılmasına,
8-Dosyanın istinafa gönderimine ilişkin davalı.... tarafından posta gönderimine ilişkin yargılama giderlerinin bu davalının üzerinde bırakılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 07.01.2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.