Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/943
2026/419
10 Şubat 2026
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/943 - 2026/419
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/943
KARAR NO : 2026/419
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :.... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ :26/10/2023
NUMARASI :2021/239 Esas, 2023/583 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 10/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/02/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2023 tarih ve 2021/239 Esas, 2023/583 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.07.2020 günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken kırmızı ışıkta bekleyen ... araca arkadan çarpması sonucu oluşan trafik kazasında ... plakalı ticari takside yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, zarara uğradığını, sürücüsü kusurlu ... plakalı araca ait ZMMS poliçesinin Türkiye Sigorta tarafından düzenlendiğini, dava öncesinde müracaat üzerine müvekkiline 92.051,37 TL ödeme yapıldığını ancak zararın karşılanmadığını, işbu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 200,00 TL (100,00 TL kalıcı, 100,00 TL geçici) işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili olmadığını, dava öncesi başvuru üzerine tespit edilen 92.051,37 TL tazminatın 01.02.2021 tarihinde davacıya ödendiğini, müvekkilinin ibra edildiğini, sorumluluklarının sona erdiğini, davanın reddi gerektiğini, kusur ve maluliyet konularında rapor aldırılması gerektiğini, geçici işgöremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, SGK tarafından yapılan ödemelerin tazminattan indirilmesi gerektiğini, olayda hatır taşıması bulunduğunu, ayrıca zararın artışında davacının kusurunun bulunması nedeniyle, hatır taşıması ve davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, açılan davanın kabulü ile; 171.033,54 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklı, 12.527,53 TL geçici iş göremezlikten kaynaklı olmak üzere toplam 183.561,07 TL maddi tazminatın; temerrüt tarihi olan 13/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; bilirkişi raporunda davacıya davadan önce ödenen kalıcı iş görmezlik tazminatının yeterli olduğu tespit edildiği halde, raporda geçici iş göremezlik ile birlikte davadan önce ödenen kalıcı iş görmezlik tazminatının toplam olarak alınıp, ödeme tarihinde davacı zararının %87.51 oranında karşılandığı belirtilmesinin hatalı olduğunu, hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağını, müvekkili şirketin yaptığı ödemenin kalıcı iş görmezlik sonucu ibra edildiğini, fahişlik söz konusu olmadığından ibranamenin iptalinin talep edilemeyeceğini, ibranamenin geçersizliğinden söz edilemeyeceğini, 2023 yılı verileri ile yeniden hesaplama yapılarak bakiye 183.516,07 TL’nin ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu kazanın Burdur’da meydana geldiği ve müvekkili şirketin adresinin İstanbul olduğunu bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olduğunu belirterek kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (bakiye kalıcı ve geçici maluliyet tazminatı) istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin yetki itirazına yönelik istinafının incelenmesinde:
6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7. maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukukî sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, davaya konu kazanın ...'da meydana geldiği davacının yerleşim yerinin Çorum olduğu, davalının yerleşim yerinin ise İstanbul olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu, davalı sigorta şirketinin Adana'da kayıtlı bir şubesinin bulunduğu anlaşılmakla Mahkemesince davalının yetki itirazının reddine karar verilmesinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde bulunmamıştır.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin ibraname nedeni ile bakiye zarardan sorumluğu bulunmadığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekili söz konusu davada davacı tarafa davadan önce 01.02.2021 tarihinde 92.051,37 TL, ödeme yapıldığını ve davacının müvekkili şirketi ibra ettiğini, ibraname sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de;
Dosya arasında bulunan 19.01.2021 tanzim tarihli ibraname başlıklı belge incelendiğinde söz konusu belge içeriğinde davacının ya da yetkili vekilinin imzasının bulunmadığı görülmüştür. Hatta ibraname içeriğinde davacının açık kimlik bilgileri ödeme yapılacak olan iban numarası ve davacının T.C. Kimlik numarası boş bırakılmıştır. Mahkeme tarafından davacıya yapılan ödemeye ilişkin olarak hasar dosyası, davalı sigorta şirketinden talep edilmiş ne var ki davalı sigorta şirketinin mahkemeye vermiş olduğu 02.06.2021 günlü cevap dilekçesi incelendiğinde hasar dosyasının tespit edilemediği bilgisi verilmiştir. Şu halde davalı sigorta şirketi tarafından davacının kabulünde olan 92.051,37-TL ödemeye ilişkin olarak davacı asil tarafından imzalanan geçerli bir ibraname bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacıya yapılan ödemenin davacının tüm zararını karşılayıp karşılamadığının buna göre denetlenmesi gerekmektedir. İbraname bulunmadığına göre yapılan ödeme ödeme tarihindeki davacının tüm zararını karşılamaz ise bilirkişi tarafından hesap rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılıp sonucuna göre karar verilecektir. Dosyadaki aktüer bilirkişi raporuna göre davacının ödeme tarihi olan 01.02.2021 tarihindeki kalıcı maluliyetten kaynaklı zararın toplamının 92.655,36 TL, geçici iş görmezlikten kaynaklı zararının ise 14.031,73 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu bakımdan, davalı sigorta şirketinin kalıcı maluliyetten kaynaklı zarara yönelik yapmış olduğu 92.051,37 TL dikkate alındığında yapılan ödemenin 603,99-TL eksik olduğu, dolayısıyla yapılan ödemenin davacının tüm gerçek zararını karşılamadığı, dolayısıyla davacının bakiye zarar miktarını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla davalının bu yönündeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.539,05-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.134,76-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 9.404,29-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.10.02.2026
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
(Muhalif Üye)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
Dairemizce ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 04.11.2022 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun yerinde olduğu görüşüne katılmıyorum. Zira, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar" başlıklı 111. md.si "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir.
Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmünü içermektedir.
Bu madde hükmüne göre kural olarak hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunmaması koşuldur.
Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir.
Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/1283 esas ve 2015/17138 karar, 21. Hukuk Dairesi 2019/5821 esas ve 2020/1041 karar, 21. Hukuk Dairesi 2014/24342 esas ve 2015/9523 karar)
Somut olayda; İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Yine aynı raporda davalı tarafından 01.02.2021 tarihinde 92.051,37 TL ödemede bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin davacı taraf ibraname düzenleyip verdiği anlaşılmıştır. Keza davacı vekil dava dilekçesinde iş bu ödemenin kalıcı işgörmezilkten zararı için ibranameyi ilişkin olarak yapıldığın da kabulündedir. Bu bakımdan ödeme tarihi olan 01.02.2021 tarihindeki kalıcı maluliyetten kaynaklı zararın toplamının 92.655,36 TL yine aynı bilirkişi raporunda belirlendiği dikkate alındığında artık ibraname varlığının kabulü dikkate 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar" başlıklı 111. md.si gereğince yapılan ödemenin 2021 yılı itibariyle davacının tüm zararının %99 oranında karşıladığı görülmüştür. Bu durumda davacının tüm zararının karşılanmadığı gibi yapılan ödeme ile zarar anasında da aşırı bir oransızlık bulunmadığı da tespit edilmiştir. Bu yönü ile sayın çoğunluğuna katılmıyorum.
Öte yandan ibranamenin varlığı kabul edilmese bile yapılması gereken hükme esas alınan 04.11.2022 havale tarihli hesap bilirkişi raporda olduğu gibi hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek, davacının kalıcı maluliyet için belirlenen 92.655,36 TL toplam zararından %99 oranında indirim yapılarak daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir.
Bu yönler ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum.
Üye
(Muhalif Üye)
¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.