Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/606
2026/398
9 Şubat 2026
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/606 - 2026/398
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/606
KARAR NO : 2026/398
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ...
NUMARASI : ... Esas, ...Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 09/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026
...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ...Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/606 - 2026/398
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/606
KARAR NO : 2026/398
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ...
NUMARASI : ... Esas, ...Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 09/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026
...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ...Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... Mahallesi, ... Taksi kavşağında yayalara yeşil ışık yandığında karşıdan karşıya yaya olarak geçerken ... plakalı, 2015 model, Volkswagen marka aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, aracın davacı müvekkile çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kaza neticesinde davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, ... Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini, davacı müvekkilinin vücudunda kemik kırıklarının oluştuğunu, davacı müvekkilinin bu kaza sonucunda %11 oranında maluliyetinin oluştuğunu, ... Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından ... tarihli ... sayılı rapor ile, alının maluliyet oranının %11 oranında oluştuğunu, olay tarihinden itibaren iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, davacı müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet veren trafik kazası nedeniyle ... plakalı araç sürücüsü olan ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, yapılan soruşturma neticesinde alının ... tarihli bilirkişi raporunda araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin kazada bir kusurunun bulunmadığını, davacı müvekkilinin ilk ameliyatını ... tarihinde ... Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildiğini, ... tarihinde ikinci ameliyatını ... Hastanesi'nde gerçekleştirildiğini,... tarihinde üçüncü ameliyatını ... Hastanesi'nde gerçekleştirildiğini, tarafların ... arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, davanın kabulüne, davaya konu trafik kazasında uğranılan bedensel zarar ve davacı müvekkilinin maluliyetinin maddi zararların belirli olması nedeniyle eksik ödemenin düşürülerek ibranamenin iptali ile kalan bakiye maddi tazminat olan davacı müvekkilinin şimdilik geçici 100,00 TL, kalıcı iş göremezlik 100,00 TL ve tedavi masrafları 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın sigorta limitini aşmamak üzere kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davalı müvekkili şirketin ... olduğundan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı müvekkil şirket ile dava dışı ... arasında ... poliçe numaralı Karayolları Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi akdedilerek ...-... tarihleri... plaka sayılı aracın sigortalandığını ancak dava konusu trafik kazası neticesinde davalı müvekkili şirket tarafından davacının tüm zararının giderildiğini, davacının taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafa ... tarihinde 99.176,00-TL ödeme yapıldığını, davacının tüm zararının giderildiğini, davalı müvekkil şirketin dava konusu trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile, davacının 13.512,77 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 222.939,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.223,94 TL tedavi giderleri olan toplam 241.675,71 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya ödeme yaptığını, davanın müvekkil şirketin sorumluluğunda bulunmadığını, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş göremezlik, geçici bakım ve tedavi giderine ilişkin tazminat ödemelerinin müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, bunların poliçe kapsamında olmadığını, davacı yönünden sunulacak raporun tanzim tarihi itibariyle erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik ve ekleri uyarınca hazırlanması gerektiğini, dosyada müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararın HMK 297'ye aykırılık teşkil ettiğini, gerekçesinin kanuna uygun olarak belirtilmeyen kararların bozma sebebi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, ancak bu tespitin açıklıktan uzak olduğunu, sigortalıya ait kusur oranının açık bir şekilde tespit edilmediğini, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, SGK'dan rücuya tabi bir tazminat alınmışsa bu miktarın bulunacak zarar miktarından indirilmesi gerektiğini, tazminat hesaplama yöntemine itiraz ettiklerini, yerel mahkemenin dosyayı bilirkişiye tevdi etmiş ve herhangi bir değerlendirmede bulunmaksızın bilirkişi raporunda işaret edilen şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemece rapora dair itirazlarının yok sayılarak müvekkil şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve tedavi giderinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru şartının sağlanmadığına yönelik istinaf başvurusu nedeniyle yapılan değerlendirmede;
Davalı vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacının ... tarihli dilekçe ile davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, dilekçe ekinde gerekli tüm hastane belge ve evrakları, sağlık raporu, savcılık dosyasının içeriğinde bulunan tüm belgeler ve kaza raporu, poliçe suretinin de ekli olduğu, belgelerin davalıya ... tarihinde tebliğ edildiğine dair tebliğ- tebellüğ belgesinin de sunulmuş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında alınan ... tarihli kusur raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Trafik Kanununun 52/a ve aynı kanunun 47/b ve 74. Maddelerindeki kuralları ihlal ettiğinden meydana gelen kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, yaya ...'nun kusurlu davranışının bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, davacı yaya ..., ... bulvar üzeri... caddesi kavşağının döşeme mahallesi tarafında bulunduğu sırada, yayalara hitaben yanan yeşil ışıklardan yaya geçidini takihen seyirle kurluluş mahallesi tarafına doğru geçiş yaparak orta refüje geldiği ve müteakiben seyrine devam ederek tekrardan taşıt yoluna girip ilerlediği anda sağ tarafından kırmızı ışık ihlali yaparak seyirle gelen otomobilin çarpması neticeti maruz kalmış olduğu bu kazanın oluşumunda, yeşil ışıklardan geçiş yaptığı için ilk geçiş önceliğinin kendisinde olduğu anlaşıldığından dolayı, bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurlu davranışının olmadığı, ... plakalı hususi otomobil sürücüsü ... sevk ve idaresindeki aracı ile seyirle bahse konu kavşağa geldiği sırada, kendisine hilahen kavşağın girişinde yanan kırmızı ışıklara dikkat etmeden ve müyet etmeden, kırmızı ışık ihlali yaparak ve seyrine devam ederek kavşağa girip kavşağın çıkış kısımlarındaki yaya geçidine geldiği anda, seyir istikametine göre sol tarafı olan orta ayırıcı tarafından, sağ tarafına doğru yayalara hitaben yanan yeşli ışıklardan ve yaya geçidinden geçiş yapmakta olan yaya' ya ilk geçiş önceliğini vermemesi ile KY.T. Kanununun 47 ve 74 Maddesinde belirlenen hususları ihlal etmesi neticesi bu kazaya sebebiyet verdiği olayda % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi ceza soruşturması aşamasında alınan kusur raporu ile de uyumlu olduğu, aralarında çelişki bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacının müterafik kusurunun bulunduğunda yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamı incelenmekle, davalı vekili her ne kadar davacının müterafik kusuru nedeniyle hükmolunan tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacı yaya olup yeşil ışıkta ve yaya geçidinde ilerlemekte iken davalının ışık ihlali yaparak kendisine çarpması neticesinde kazanın gerçekleştiği anlaşılmış, davacının müterafik kusuru bulunmadığı görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin ödemeye ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekilince davacıya gerekli ödeme yapılarak borçtan kurtulmuş oldukları ileri sürülmüş olup, dosyaya sunulan ödeme belgesi incelendiğinde ... tarihinde davalı tarafça davacıya 99.176,00 TL'nin ödenmiş olduğu görülmüş, bu ödeme neticesinde aktüerya raporunda ödeme tarihi verileri esas alınmakla yapılan hesaplamalara göre davacının zararının % 85'inin karşılanmış olduğu tespit edilmiş ise de dosyaya sunulan geçerli bir ibranamenin bulunmadığı, bu nedenle yapılan ödeme güncellenerek zarar miktarından mahsup edildiğinde bakiye borçtan davalının sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmekle, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve tedavi giderinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğunu ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin ...-... Esas-Karar sayılı ... günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde ... günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... esas ve ... karar sayılı ... günlü kararı)
Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin ...-... Esas-Karar sayılı ... günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu ... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin .../... E - .../... K; .../... E - .../... K; .../... E - .../... K sayılı kararları) DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... Mahallesi, ... Taksi kavşağında yayalara yeşil ışık yandığında karşıdan karşıya yaya olarak geçerken ... plakalı, 2015 model, Volkswagen marka aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, aracın davacı müvekkile çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kaza neticesinde davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, ... Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini, davacı müvekkilinin vücudunda kemik kırıklarının oluştuğunu, davacı müvekkilinin bu kaza sonucunda %11 oranında maluliyetinin oluştuğunu, ... Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından ... tarihli ... sayılı rapor ile, alının maluliyet oranının %11 oranında oluştuğunu, olay tarihinden itibaren iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, davacı müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet veren trafik kazası nedeniyle ... plakalı araç sürücüsü olan ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, yapılan soruşturma neticesinde alının ... tarihli bilirkişi raporunda araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin kazada bir kusurunun bulunmadığını, davacı müvekkilinin ilk ameliyatını ... tarihinde ... Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildiğini, ... tarihinde ikinci ameliyatını ... Hastanesi'nde gerçekleştirildiğini,... tarihinde üçüncü ameliyatını ... Hastanesi'nde gerçekleştirildiğini, tarafların ... arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, davanın kabulüne, davaya konu trafik kazasında uğranılan bedensel zarar ve davacı müvekkilinin maluliyetinin maddi zararların belirli olması nedeniyle eksik ödemenin düşürülerek ibranamenin iptali ile kalan bakiye maddi tazminat olan davacı müvekkilinin şimdilik geçici 100,00 TL, kalıcı iş göremezlik 100,00 TL ve tedavi masrafları 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın sigorta limitini aşmamak üzere kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davalı müvekkili şirketin ... olduğundan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı müvekkil şirket ile dava dışı ... arasında ... poliçe numaralı Karayolları Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi akdedilerek ...-... tarihleri... plaka sayılı aracın sigortalandığını ancak dava konusu trafik kazası neticesinde davalı müvekkili şirket tarafından davacının tüm zararının giderildiğini, davacının taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafa ... tarihinde 99.176,00-TL ödeme yapıldığını, davacının tüm zararının giderildiğini, davalı müvekkil şirketin dava konusu trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile, davacının 13.512,77 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 222.939,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.223,94 TL tedavi giderleri olan toplam 241.675,71 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya ödeme yaptığını, davanın müvekkil şirketin sorumluluğunda bulunmadığını, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş göremezlik, geçici bakım ve tedavi giderine ilişkin tazminat ödemelerinin müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, bunların poliçe kapsamında olmadığını, davacı yönünden sunulacak raporun tanzim tarihi itibariyle erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik ve ekleri uyarınca hazırlanması gerektiğini, dosyada müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararın HMK 297'ye aykırılık teşkil ettiğini, gerekçesinin kanuna uygun olarak belirtilmeyen kararların bozma sebebi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, ancak bu tespitin açıklıktan uzak olduğunu, sigortalıya ait kusur oranının açık bir şekilde tespit edilmediğini, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, SGK'dan rücuya tabi bir tazminat alınmışsa bu miktarın bulunacak zarar miktarından indirilmesi gerektiğini, tazminat hesaplama yöntemine itiraz ettiklerini, yerel mahkemenin dosyayı bilirkişiye tevdi etmiş ve herhangi bir değerlendirmede bulunmaksızın bilirkişi raporunda işaret edilen şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemece rapora dair itirazlarının yok sayılarak müvekkil şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve tedavi giderinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru şartının sağlanmadığına yönelik istinaf başvurusu nedeniyle yapılan değerlendirmede;
Davalı vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacının ... tarihli dilekçe ile davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, dilekçe ekinde gerekli tüm hastane belge ve evrakları, sağlık raporu, savcılık dosyasının içeriğinde bulunan tüm belgeler ve kaza raporu, poliçe suretinin de ekli olduğu, belgelerin davalıya ... tarihinde tebliğ edildiğine dair tebliğ- tebellüğ belgesinin de sunulmuş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında alınan ... tarihli kusur raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Trafik Kanununun 52/a ve aynı kanunun 47/b ve 74. Maddelerindeki kuralları ihlal ettiğinden meydana gelen kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, yaya ...'nun kusurlu davranışının bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, davacı yaya ..., ... bulvar üzeri... caddesi kavşağının döşeme mahallesi tarafında bulunduğu sırada, yayalara hitaben yanan yeşil ışıklardan yaya geçidini takihen seyirle kurluluş mahallesi tarafına doğru geçiş yaparak orta refüje geldiği ve müteakiben seyrine devam ederek tekrardan taşıt yoluna girip ilerlediği anda sağ tarafından kırmızı ışık ihlali yaparak seyirle gelen otomobilin çarpması neticeti maruz kalmış olduğu bu kazanın oluşumunda, yeşil ışıklardan geçiş yaptığı için ilk geçiş önceliğinin kendisinde olduğu anlaşıldığından dolayı, bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurlu davranışının olmadığı, ... plakalı hususi otomobil sürücüsü ... sevk ve idaresindeki aracı ile seyirle bahse konu kavşağa geldiği sırada, kendisine hilahen kavşağın girişinde yanan kırmızı ışıklara dikkat etmeden ve müyet etmeden, kırmızı ışık ihlali yaparak ve seyrine devam ederek kavşağa girip kavşağın çıkış kısımlarındaki yaya geçidine geldiği anda, seyir istikametine göre sol tarafı olan orta ayırıcı tarafından, sağ tarafına doğru yayalara hitaben yanan yeşli ışıklardan ve yaya geçidinden geçiş yapmakta olan yaya' ya ilk geçiş önceliğini vermemesi ile KY.T. Kanununun 47 ve 74 Maddesinde belirlenen hususları ihlal etmesi neticesi bu kazaya sebebiyet verdiği olayda % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi ceza soruşturması aşamasında alınan kusur raporu ile de uyumlu olduğu, aralarında çelişki bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacının müterafik kusurunun bulunduğunda yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamı incelenmekle, davalı vekili her ne kadar davacının müterafik kusuru nedeniyle hükmolunan tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacı yaya olup yeşil ışıkta ve yaya geçidinde ilerlemekte iken davalının ışık ihlali yaparak kendisine çarpması neticesinde kazanın gerçekleştiği anlaşılmış, davacının müterafik kusuru bulunmadığı görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin ödemeye ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekilince davacıya gerekli ödeme yapılarak borçtan kurtulmuş oldukları ileri sürülmüş olup, dosyaya sunulan ödeme belgesi incelendiğinde ... tarihinde davalı tarafça davacıya 99.176,00 TL'nin ödenmiş olduğu görülmüş, bu ödeme neticesinde aktüerya raporunda ödeme tarihi verileri esas alınmakla yapılan hesaplamalara göre davacının zararının % 85'inin karşılanmış olduğu tespit edilmiş ise de dosyaya sunulan geçerli bir ibranamenin bulunmadığı, bu nedenle yapılan ödeme güncellenerek zarar miktarından mahsup edildiğinde bakiye borçtan davalının sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmekle, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve tedavi giderinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğunu ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin ...-... Esas-Karar sayılı ... günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde ... günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... esas ve ... karar sayılı ... günlü kararı)
Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin ...-... Esas-Karar sayılı ... günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu ... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin .../... E - .../... K; .../... E - .../... K; .../... E - .../... K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi ... olup mahkemesince hükme esas alınan ... tarihli ve ... sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 6 olduğu ve 6 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin .../...-.../... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve .../... Esas ve .../... karar sayılı kararları, .../... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmış, davalı vekilince ancak sigortalının kusuru oranında ve poliçe teminat limiti sınırları içinde sorumluluklarının bulunduğu belirtilmiş olup hükmün de bu doğrultuda kurulmuş olduğu görülmekle raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin SGK'dan yapılan ödemelerin sorulması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekilince davacıya rücuya tabi PSD'li gelirin bağlanıp bağlanmadığının sorulması ve mevcut ödemelerin tazminattan mahsubu gerekli olup bu hususta yeterli araştırmanın yapılıp yapılmadığı yönünde istinaf başvurusu yapılmış ise de, ... SGK İL Müdürlüğü'nün ... tarihli cevabi yazısından davacıya kaza nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunun bildirildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili, ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceklerini ileri sürmüştür.
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Buna göre, somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi ... olup mahkemesince hükme esas alınan ... tarihli ve ... sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 6 olduğu ve 6 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin .../...-.../... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve .../... Esas ve .../... karar sayılı kararları, .../... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmış, davalı vekilince ancak sigortalının kusuru oranında ve poliçe teminat limiti sınırları içinde sorumluluklarının bulunduğu belirtilmiş olup hükmün de bu doğrultuda kurulmuş olduğu görülmekle raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin SGK'dan yapılan ödemelerin sorulması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekilince davacıya rücuya tabi PSD'li gelirin bağlanıp bağlanmadığının sorulması ve mevcut ödemelerin tazminattan mahsubu gerekli olup bu hususta yeterli araştırmanın yapılıp yapılmadığı yönünde istinaf başvurusu yapılmış ise de, ... SGK İL Müdürlüğü'nün ... tarihli cevabi yazısından davacıya kaza nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunun bildirildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili, ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceklerini ileri sürmüştür.
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Buna göre, somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Mahkemece (davalı sigorta şirketi tarafından başvuru sonrasında davacıya yapılan bir miktar ödemenin tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınmakla) ödeme tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olup, davacı tarafça gerekli tüm belgeler ekinde davalıya başvuru tarihinin ... olduğu, dosya kapsamından başvurunun davalıya ... tarihinde tebliğ edilmiş olduğunun anlaşıldığı, buna göre 8 iş günü sonrasının ... tarihi olup temerrüt tarihi olarak bu tarihin esas alınması gerekmekte ise de mahkemece esas alınan ... tarihinin davalının lehine olduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan davalı vekili mahkemenin gerekçesinin kanuna uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, hüküm ve gerekçe incelendiğinde kanuna aykırılık bulunmadığı, HMK'nun 297.maddesi kapsamına uygun yazılmış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.508,87 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 4.130,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 12.378,87 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 09/02/2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.