Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/550

Karar No

2026/351

Karar Tarihi

2 Şubat 2026

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/550 - 2026/351
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/550
KARAR NO : 2026/351

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ...
NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 02/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası ile verilen ... günlü kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... İli Merkezde ... Mahallesinde seyir halindeyken ...'in sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklete çarpması neticesinde müvekkil yönünden yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde aşırı hızlı dikkatsiz tedbirsiz hareket etmesi sonucunda ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı ... A.Ş'ye Sigorta A.Ş'ye karşı ... tarihinde başvuru yapılmış, başvuru tarihinden itibaren 15 gün içerisinde davalı tarafça cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin trafik kazasında yaralanmasından kaynaklı cismani zarar nedeni ile şimdilik 10,00 TL maddi tazminatın(5,00 TL sürekli iş göremezlik, 5,00 TL geçici iş göremezlik) ve ilerde belirlenecek tazminat miktarlarının olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil sigorta şirketine yapmış olduğu başvurusunun 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduavacının müvekkil sigorta şirketine yapmış olduğu başvurusunun 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan reddedildiğini, kazanın meydana gelmesinde, müvekkil sigorta şirketine ... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsüne atfedilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dosyanın kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından kusur tespiti yapılırken kazaya karışan araç sürücüleri ve yolcuların koruyucu tertibatlardan olan emniyet kemeri takıp takmadığı, alkollü olup olmadığı, ehliyetinin bulunup bulunmadığı, geçici iş göremezlik tazminatı, efor kaybı talepleri sağlık hizmet bedeli olup müvekkil şirket tarafından karşılanmasının söz konusu olmadığını, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin tazminat talebinin ilgili ZMMS poliçesi teminat kapsamı dışında olması sebebiyle reddedilmesi gerektiğini belirterek zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan müvekkil sigorta şirketi aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Davanın kısmen kabulü ile; 110.384,80 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya yönelik talebin reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; taraflarınca zamanaşımı, davaya konu aracın sürücü tespiti, hatır taşıması, ödeme, müterafik kusur, destek olgusu ve hesaplama yöntemi itirazları yapılmış olduğunu ancak mahkemece itirazlarının nazara alınmadığını, alınan bilirkişi raporunda müterafik kusurun göz ardı edildiğini, davacının kaza anında kask veya dizlik takmamış olup aldığı bedeni hasarlarında bu duruma işaret ettiğini, bilirkişi raporunun yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırı ve hatalı hesaplamalar içermekte olduğunu, hükme esas alınamayacağını, yine bilirkişi raporunda pasif dönem hesaplamasının doğru yapılmadığını, müvekkil şirketin ancak poliçe limitiyle sorumlu olup fazlasına hükmedilmesinin bozma nedeni olduğunu, geçici iş göremezlik zararlarından sorumluluğunun olmadığını, geçici iş göremezlik süresinin raporla belirlenmesinin mesnetsiz olduğunu, kabul anlamıyla gelmemekle beraber bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkilinin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, kusur durumunun açıkça şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması gerektiğini, kararda hükmedilen faiz ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.
Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda TCK'nun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın ... tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı yasanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin ... tarihinde dolacağı, davanın ise ... tarihinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Belirtmek gerekir ki davanın 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içinde açılmamış olduğu görülmekte ise de; 26/03/2020 tarih ve 31080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi:
''1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,

b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.
....." hükmünü içermektedir.

Buna göre, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddede belirtilen sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış; daha sonra, bu durma süresinin, 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir.
Buna göre, yasa gereğince zamanaşımı sürelerinin 13/03/2020 ile 15/06/2020 tarihleri arasındaki süre kadar durduğu, zaman aşımının durmuş olduğu bu 3 aylık sürenin 8 yıllık zamanaşımı süresinin sonu olan, 24/08/2020 gününe eklendiğinde zaman aşımı süresinin 24/11/2020 tarihinde dolacağı, eldeki davanın ise 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan ... tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda tescilsiz motosiklet sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 52/1-a maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 57/1-e maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, tescilsiz (plakasız) motosikletin sürücüsü ...'in ise kavşağa hızını azaltarak kontrollü girmediği, kavşak içerisine girmiş olan ... plakalı otomobili gördüğü anda da, hızından dolayı duramadığından meydana gelen kazada, % 25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'in 2918 sayılı K.T.K.'nun “kavşaklarda geçiş hakkımı” belirten 57. madeninin a) bendini “kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar” ve c) bendinin 2. şıkkını “kavşak kollarının trafık Yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise; motorlu araçlardan soldaki sa; En araca “ilk geçiş hakkını vermek zorundadır” kurallarını ihlal ettiğinden asli kusurlu ve kusur oranının % 75 olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamından, davacının kask takıp takmadığı tespit edilememekle birlikte; dosyaya sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, davacının yaralanmasının sol dizde kırık ve sol köprücük kemiğinde kırık nedenine dayandığından kask takılmamasının zararın artmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından; müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmaması yerinde görülmüş, bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin ...-... E.K sayılı... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve ... Esas ve ... karar sayılı kararları, ... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlikten sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin ... E-... K sayılı ... günlü kararı) kaldı ki davacı tarafça ... tarihli ıslah dilekçesinde geçici iş göremezlik taleplerinin bulunmadığına yönelik beyanda bulunmuş olduğu ve mahkemece de geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihi yönünden istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili, ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceklerini ileri sürmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, mahkemece temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olup, dava tarihi ... olduğundan; temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmekle bu tarihin ayrıca davalının da lehine olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Diğer yandan davalı vekili yargılama gideri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine uygun ve yerinde hesaplama yapılarak yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü başvurusu yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.540,39 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 3.905,25 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 3.635,14 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalıdan tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 02/02/2026

Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim