mahkeme 2023/1966 E. 2025/2348 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1966
2025/2348
27 Ekim 2025
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1966
KARAR NO : 2025/2348
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 14/04/2023
NUMARASI : 2021/89 Esas, 2023/107 Karar
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 2- ... - ... ...
3- ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 27/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.04.2023 tarih ve 2021/89 Esas, 2023/107 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile trafik kazasında ağır yaralanan ...'nin 6100 sayılı yasanın 107. maddesine göre bedensel zararlarının ve tarafların kusur oranlarının tespiti ile güç kaybı tazminatının ve tedavi giderlerinin hesaplatılarak işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte şimdilik 5.000,00 TL maddi, tazminatın ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın sürücü ve işletenden alınarak davacı müvekkile ödettirilmesine ve kazaya neden olan aracın trafik kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH : Davacı vekili 20.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 5.000,00-TL üzerinden açılmış olan maddi tazminat taleplerini bilirkişi raporuna uygun olarak, 180.288,38-TL artırarak toplam 185.288,38-TL (180.224,85-TL sürekli iş görmezlik ve 5.063,53-TL geçici iş görmezlik) olarak ıslahına ve davanın maddi tazminat talepleri yönünden ıslah ettikleri toplam 185.288,38-TL olarak belirlemiştir.
CEVAP: Davalı S.S. ... Kooperatifi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; görev yönünden, yetki yönünden ve husumet yönünden davaya itiraz ettiklerini, zorunlu mali mesuliyet ile bir motorlu aracın işletilmesi sırasında 3. şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet verilmesi halinde işletene düşen hukuki sorumluluk teminat altına alındığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe özel ve genel şartalır çerçevesinde poliçe metni üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, ölüm sakatlık halleri için kişi başına teminat limiti 2015 yılı için 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın teminat kapsamında olmadığı gibi gelir kaybı gibi dolaylı zararlar da teminat kapsamında olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, huzurdaki davada davalı ... olduğundan ve davanın dayanağı TTK'da düzenlendiğinden ticari dava mahiyetindeki iş bu davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğunu, bu nedenle görev yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, görevsizlik kararı verilmeyecekse dava yetkisiz mahkemede açılmış loduğundan davanın yetkisizlik nedeni ile reddedilerek dosyanın yetkili Adana (Asliye Ticaret veya Asliye Hukuk) mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 18/06/2020 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/1624 Esas sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararına karşı ....Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, mahkemenin görevsiz olduğu belirtilmekle HMK 114/1-c ve 115/2. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddi ile karşı görevsizlik kararı verilmiş, dosya yargı merciinin tayini amacıyla Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
ADANA BAM 4.HUKUK DAİRESİ'NİN 05/01/2021 TARİHLİ İLAMI: İlk derece mahkemesince verilen karşı görevsizlik kararı kaldırılarak görevli mahkemenin ....Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmekle, dosya esasa ilişkin karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; 180.224,85-TL kalıcı iş göremezlik, 5.063,53-TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 185.288,38-TL'nin sigorta yönünden 29.12.2016 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı verilmesine, 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ...Ş. vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça 07.01.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerinden feragat edilmiş olup, feragatin geri alınmasının hukuken mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla feragata ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle başvuru usulden reddinin gerektiğini, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesabından müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, hesaplamaya ilişkin SEDDK'dan görüş sorulmasının gerektiğini, karara esas alınan aktüer bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından poliçe kapsamı gereği sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı giderleri trafik sigortası genel şartları ve karayolları trafik kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesinin gerektiğini, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalılar ... ve ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın ibraname uyarınca 10/01/2019 tarihinde dosyaya feragat dilekçesi sunmuş ve maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiğini davanın yalnızca manevi tazminat yönünden devamını açıkça beyan ve talep ettiğini buna rağmen 20/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinde iyi niyete aykırı bir şekilde KTK Madde 111/2'ye atıf yaparak maddi tazminat talebinde bulunmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ve bu talebinin kabulünün mümkün olmadığını, hak düşürücü süreye itirazları olduğunu, feragata ilişkin olarak mahkemenin görüşünün taleplerinin aksi kanaatte olması halinde kabul anlamına gelmemekle beraber esasa ilişkin hükme esas alınan ve müvekkilinin kusurunun %100 olduğuna ilişkin bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, kusur tespiti bakımından tespit yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle beraber mahkemenin görüşü aksi kanaatte ise davacının somut olayda koruyucu ekipman kullanmaması sebebiyle müterafik kusuru bulunmasına rağmen bilirkişi raporunda bu hususun göz ardı edilmiş ve davalı müvekkillerinin haksız ve mesnetsiz şekilde %100 kusurlu tespit edilerek zararın tamamından sorumlu tutulduklarını, kararda geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden hukuka aykırı olarak müvekkillerinin sorumlu tutulduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından SGK'nın sorumlu olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı ve geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... vekili ve davalı asiller vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı ... vekilinin usulüne uygun başvuru bulunmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı ... vekili davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de,
Somut olayda, davacı vekilinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen arabulucuk son tutanağından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilininde iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır.
2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesi belirtilen sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı incelendiğinde, işbu başvurunun yazılı şekil şartı dışında başka bir şekil şartına bağlanmadığı ve yine bu başvurunun arabulucu vasıtasıyla yapılmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre davacı vekili tarafından iş bu eldeki tazminat davası açılmadan önce yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuya başvuru yapılmış arabulucu tarafından davalı ... vekili usulüne uygun şekilde görüşmeye çağrılmış, taraflar arasında bir arabulucu görüşmesi yapılmış ve fakat taraflar uzlaşamamışlardır. Bilindiği üzere Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre sigorta şirketine poliçeden kaynaklı olarak açılan maddi tazminat davalarında KTK 97. maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunduğundan ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamakta bu husus dava şartı olarak kabul edilmemektedir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken husus davacının zorunlu olmadığı halde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya yapılan başvurunun KTK 97 maddesi gereğinde yapılması gereken başvuru olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. KTK 97 maddesinde sigorta şirketine yazılı olarak başvuru şartı bulunmaktadır. Bunun dışında başvurunun ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada davacı tarafından 6325 sayılı yasa kapsamında arabulucuya başvuru yapılmış ve olup bu başvuru üzerine taraflar arabulucuda gerekli görüşmeyi yapmış ve fakat anlaşamamışlardır. Buna ilişkin olarak yazılı olarak bir anlaşmama son tutanağı düzenlemiştir. Bu noktada taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı ... temsilcisi ile davacı vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalı ... şirketine yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemez. Zira davacı vekili ile davalı ... temsilcisi arabulucu huzurunda tazminat ödenmesi konusunda müzakere yapmış ve anlaşamayarak buna dair bir son tutanak imzalamışlardır. Bu durumda artık davacının davalı ... şirketine tazminatın ödenmesi konusunda yazılı olarak bir başvurusunun bulunmadığından söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemesince davacının KTK 97. maddesi gereğince usulüne uygun bir başvurusunun bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde görüldüğünden davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin maluliyet oranına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 30/11/2015 olup mahkemesince hükme esas alınan 15/04/2022 tarihli, 5515 sayılı Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının kalıcı maluliyetinin %6 olduğu, 4 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmekle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili her ne kadar hesaplama yapılırken 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili maluliyet tarihinden faiz uygulanması gerektiğini belirtmiş ise de, dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı ... şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Buna göre eldeki dosyada dava 08/03/2016 tarihinde açılmış olup, mahkemece sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılan 29/12/2016 tarihinden faizin başlatılmış olduğu, bu hususun da davalı ... lehine olduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin ve davalı asiller vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamından, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, davacının yaralanmasının sol kol dirsek kırığı nedenine dayandığından kask takılmamasının zararın artmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf başvurularının reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin ve davalı asiller vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde;
Davalı ... vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş, davalı asiller vekili ise geçici iş göremezlik tazminatından SGK'nın sorumlu olduğunu ve davalıların sorumluluğunun bulunmadığını belirtmiş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı ... tarafından ve davalı araç sürücüsü ile araç işleteni tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı)
Davalı asiller vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/80187 soruşturma sayılı dosyasında alınan 15/02/2016 tarihli kusur raporunda, kazanın oluşumunda ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'nin kusurunun bulunmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 53/A/2-4 maddesini ve KTKY'nin 102/A-2-4 maddelerini ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.
....Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/304 Esas sayılı dosyasında alınan ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 13/10/2016 tarihli ve ... sayılı raporunda, motosiklet sürücüsü ...'nin kural ihlalinin bulunmadığı, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemesince alınan 06/04/2021 tarihli trafik bilirkişi raporunda; ... bulvarını takiben yolun sağından kendi şeridinde seyir ettiği sırada ... bulvarı kavşağına geldiğinde sol yan kısmında ilerleyen kamyonetin kontrolsüzce sağa manevra ile dönüşe geçmesi neticesi sağ arka teker kısımlarına çarpması ile maruz kaldığı kazada kusurunun bulunmadığı, dava dosyasında yapılan incelemede davacının koruyucu tertibat takıp takmadığına dair kesin bir sonuç elde edilemediği, ancak yaralanmasının ağırlıklı olarak sol kol kısmında kırık şeklinde olduğu, davacıda oluşan zararın baş kısmından olmadığı için müterafik kusur yönünden irdeleme yapılmamış olduğu, 2918 sayılı kanunun 67.maddesi ile bağlı yönetmeliğin 137.maddesinde belirtilen kurallara ve aynı kanunun 53/1-a maddesi hükümlerini ihlal ettiği, meydana gelen kazada dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeni ile asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece alınan kusur raporunun, savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu ile ve ceza yargılaması aşamasında alınan ATK raporu ile uyumlu olduğu, aralarında çelişki bulunmadığı, raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalılar vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin ve davalı asiller vekilinin ibraname-feragatname nedenine dayalı istinaf başvurularının incelenmesinde;
Davalı ... vekili feragatin geri alınmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiş, davalı asiller vekili ise feragat nedeniyle davanın reddi gerektiğini aksi halde KTK'nun 111.maddesinde belirtilen 2 yıllık hak düşürücü sürenin de sona ermiş olduğunu, bu nedenle maddi tazminatın kabulüne ilişkin hükmün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... vekilinin dosyaya ibraz etmiş olduğu ve dava tarihinden sonra düzenlenmiş 28/12/2016 tarihli ibraname-feragatname ve makbuz başlıklı belge incelendiğinde davacı vekilinin davalı ... ile yapmış olduğu görüşme neticesinde; ibraname vermek sureti ile tarafların anlaştıkları görülmektedir.
İbraname/ feragatname ve makbuz başlıklı 28/12/2016 tarihli belge incelendiğinde, "Davacı ... vekili Av....'in, İbraname doğrultusunda S.S. ... KOOPERATİFİ tarafından yapılan ödeme nedeniyle S.S. ... KOOPERATİFİ’nin anılan kaza sebebiyle, mezkur poliçeden, olaydan ve davadan dolayı başkaca hiçbir hak ve alacağımız kalmadığından açtığımız ve açacağımız tüm dava/ icra takiplerinden ve keşide ettiğimiz ve edeceğimiz ihtarnamelerden S.S. ... KOOPERATİFİ'ni fazlaya dair haklarımızı da kapsar şekilde feragat eder, S.S. ... KOOPERATİFİ'ni tamamen gayri kabili rücu olmak üzere mutlak ve kesin şekilde ibra ederiz.." şeklinde ibraname vermek sureti ile tarafların anlaştıkları görülmektedir.
İbraname içeriğinde açıkça davacı vekilinin iş bu yargılamaya konu tazminat dosyasındaki fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı da bellidir. Bu itibarla yargılama sırasında taraflar arasında düzenlenen ve davacı tarafından fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı belli olan ibranameye göre davacının geçirmiş olduğu kazadan kaynaklı olarak maluliyeti sebebi ile ibra ettiği tüm tazminatını davalı ... şirketinden tahsil ettiği, yine bu dosya sebebi ile yapmış olduğu yargılama gideri ve vekalet ücretlerini dahil tahsil ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça maddi tazminat talepli dava, sigorta şirketi, araç sürücüsü ve araç işletenine karşı birlikte açılmıştır. Müteselsil borçlarda, alacaklının borçlulardan biri ile ibra sözleşmesi yapması halinde durumun özelliği veya borcun niteliği diğer borçluların da borçtan kurtulmalarını gerektirebilir. (BK.nin 145/2 mad.) O halde, ibra sözleşmesinin müteselsil borçlulardan biri ile yapılması halinde, ibra edilen miktarın diğer alacaklılar için de geçerli olması, bu hususun ibra sözleşmesinden anlaşılmasına bağlıdır. (HGK.nin 16.6.2004 gün 2004/11-359 Esas 2004/366 Karar)
Davaya son veren taraf işlemleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 307-315 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre sulh de davaya son veren taraf işlemlerindendir.
Somut olayda, yargılama aşamasında davacı vekili 07/01/2019 tarihli dilekçe ile, sigorta şirketiyle maddi tazminat yönünden sulh olduklarını, maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, davaya asillere yönelik açılan manevi tazminat talepleri yönüyle devam ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. Bu noktada davacı tarafça davalı ... tarafından yapılan ödeme nedeniyle sulh olunması sonucunda maddi tazminat taleplerinden feragat ettikleri anlaşılmakla müteselsil borçlu olan diğer davalılar da maddi tazminat talebi yönünden sorumluluktan kurtulacaktır.
Buna göre, İlk derece mahkemesince davacıya yapılan ödemenin davacının zararının % 46'sını karşıladığı belirtilmek suretiyle fahiş fark nedeniyle davalı ... ve araç işleten/ sürücü davalılar bakiye zarardan sorumlu tutulmuş iseler de ve davalılar vekillerince KTK'nun 111.maddesindeki 2 yıllık sürenin de sona ermiş olduğu belirtilmiş ise de ibraname yargılama sırasında düzenlendiğinde bu maddenin uygulanma olanağı olmadığından ve belirlenen (185.288,38 TL'lik) zarar miktarının 290.000,00 TL'lik poliçe limitinin altında kaldığı ve davacı vekilinin 07/01/2019 tarihli beyan dilekçesi de nazara alınmakla tüm davalılar yönünden maddi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulüne yönelik değerlendirme hatalı olmuştur.(Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2016/11802 Esas 2019/4834 Karar ve yine 2016/14885 Esas 2019/6904 Karar ve yine 2018/2953 esas ve 2020/ 924 karar sayılı kararları) Bu nedenle davalılar vekillerinin bu yönlü istinaf başvurularının kabulü gerekmiş, davalı asiller vekilinin manevi tazminat talebine ilişkin açıkça istinaf başvurusu bulunmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş ise de, mevcut ibraname-feragatname nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi maddi tazminata ilişkin kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ...Ş. vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.04.2023 tarih ve 2021/89 Esas, 2023/107 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Maddi tazminat davası yönünden davanın REDDİNE,
-Manevi tazminat davası yönünden davanın KABULÜ ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3-a-)Manevi tazminat davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 1.366,20 TL harcın davalılardan ... ve ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 14.04.2023 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen 1.366,20 harcın davalı taraftan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise tahsil edilecek harç miktarının dairemizce kurulan hükümde değişmediği anlaşıldığından harç hususunda işlem yapılmasına yer olmadığına,
4-a-)Maddi tazminat davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan ıslah ve peşin harç toplamı 701,39 TL'den mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 85,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacı tarafa iadesine,
b-)İlk derece mahkemesince 14.04.2023 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen 11.955,65 TL harcın davalı taraftan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde harcın yatıran davalıya iadesine,
5-a-)Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı kanuna göre 128,04 TL'sinin davalılardan ... ve ...'den tahsil edilerek hazineye irat kaydına, bakiye 1.191,96 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 14.04.2023 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, arabuluculuk ücretinin tahsil edilmiş olması halinde ise tahsil edilecek miktar değişmediğinden işlem yapılmasına yer olmadığına,
6-Maddi tazminat davası yönünden AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ... A.Ş'ye ödenmesine,
7-Manevi tazminat davası yönünden AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davacının yapmış olduğu tebligat gideri, posta masrafı ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 3.389,75 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranlarına göre 328,80 TL'sinin davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
10-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12-Davalılar tarafından yatırılan istinaf avanslarının kullanılmadığı anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
13-Davacının avansından karşılanan dosyanın istinafa gönderim ücreti 166,00 TL'nin davacının üzerinde bırakılmasına,
Dair, manevi tazminat davası yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere, maddi tazminat davası yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 27.10.2025
... ... ... ...
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.