mahkeme 2023/1485 E. 2025/1795 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1485
2025/1795
9 Eylül 2025
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1485 - 2025/1795
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1485
KARAR NO : 2025/1795
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/04/2023
NUMARASI : 2020/... 2023/...
DAVACI : ... ----
VEKİLİ : Av. ---
DAVALI : 1 - ---
VASİ : ...
DAVALI : 2 - ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.---
DAVALI : 3 - ... SAN VE TİC LTD ŞTİ --
VEKİLİ : Av. ---
[16633-36656-88982] UETS
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 09/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/09/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.04.2023 tarih 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/08/2017 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken sürücü Yakup Yapıcı sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK nun 56/A maddesini ihlal ettiğini, diğer sürücü Yakup Yapıcı'nın bu kazanın oluşunda kusurunun olmadığını, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin sigortasız çalışan işçi olduğunu, resmi herhangi bir gelirinin olmadığını, davalı sigorta şirketine 30/01/2018 tarihinde yaptıkları başvuru neticesinde 4100619087/2 numaralı hasar dosyasının açıldığını ancak müvekkiline herhangi bir ödemenin yapılmadığını, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, müvekkilinde meydana gelen maluliyet oranı için ATK na sevkinin gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve ıslaha tabi olmak üzere müvekkilinin kalıcı ve geçici sakatlık nedeniyle müşterek ve müteselsil tüm davalılar yönünden; kalıcı sakatlık nedeniyle uğranılan zarar için 100,00 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle uğranılan zarar için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın (sigorta şirketi yönünden başvuru tarihini müteakip temerrüdün oluştuğu tarih itibariyle davalı asil ve araç maliki davalı şirket yönünden ise müştereken ve müteselsilen olay tarihi itibariyle işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte müşterek müteselsil davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, yaralanma ve sürekli sakatlık nedeniyle uğranılan manevi zarar nedeniyle davalı şirket ... ve davalı asil yönünden müştereken ve müteselsilen 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle alınarak davacıya ödetilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Ayrıca davacı vekili 20/05/2022 ve 01/02/2023 havale tarihli talep arttırım dilekçeleri ile; davanın değerini maddi tazminat yönünden toplam 218.537,16 TL ye yükseltmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 110.185,65 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 01.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 218.537,16 TL olarak ıslah etmiştir.
Davacı vekili sunduğu 08/10/2020 tarihli dilekçesi ile; davada sadece maddi tazminat talebi açısından sadece davalı ... sigorta A.Ş ile sulh olunduğunu, müvekkili ile davalılardan sadece ... Sigorta A.Ş yönünden sulh beyanlarının kabul ile yapılan sulh anlaşması gereğine vekalet ücreti ve yargılama masrafı talep etmediklerini, müvekkilinin maddi ve manevi tazminat talebi açısından diğer davalılar ... ve .... San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden davanın ve taleplerinin devam ettiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Davalı ... Sigorta şirket A.Ş yönünden sulh nedeniyle Karar Verilmesine Yer Olmadığına, davalılar ... ve ... Otomotiv..Ltd.Şti. aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulü ile, 218.537,16-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ile 5.616,24-TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 15/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile alınarak davacıya ödenmesine, davalılar ... ve ... Otomotiv..Ltd.Şti. aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile, 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; bu davada maddi tazminat talebi yönünden sadece ... sigorta ile sulh olduklarından dolayı davanın maddi tazminat talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen ve ... ve ... Otomotiv Ltd.Şti yönünden maddi tazminat taleplerinin kabulü ve ... ve ... Otomotiv Ltd.Şti yönünden 20.000,00 TL olarak kabulüne dair verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... sigorta yönünden de herhangi bir feragat beyanında bulunmadıklarını, 2918 sayılı karayolları trafik kanununun 111. Maddesi gereği, hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğunu, taminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebildiğini, bu nedenle ibraname ile eksik yapılan ödemenin yetersizliği sebebiyle sulh hukuk anlaşmasının iptal edilmesi gerektiği, bu ödemenin kısmi ödeme olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin davalı sigorta şirketi yönünden sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ticari davalarda dava açma şartı olan Arabuluculuğa başvurma şartı yerine getirilmeden müvekkili şirket hakkında dava açılmasının yasa ve usule aykırı olduğunu, Mahkeme nezdinde dava devam etmekte iken davacı vekili ve ... Sigorta şirketi vekili arasında uzlaşma sağlandığını ve bu çerçevede sulh protokolü, ibraname, feragatname ve makbuz başlıklı belge tanzim edildiğini, buna göre; davalı ... Sigorta tarafından davacıya 2020/... E sayılı mahkeme dosyasına binaen 44.500,00 TL Ana Para, 570,58 TL Faiz, 6.585,00 TL Avukat Vekalet Ücreti ve 205,90 TL Yargılama Gideri olmak üzere maddi tazminat ödemesi yapılması konusunda uzlaşma sağlandığını, davacı vekili tarafından imzalanan sulh, İbra ve Feragatname protokolü gereğince davacının davalı sigorta şirketi ile birlikte sigortalı işleten ve sigortalı araç sürücüsü aleyhine maddi tazminat talepleri kapsamında açılmış ve açılacak her türlü davadan, feragat ettiklerini beyan ettiklerini, davacı vekilinin mahkeme süreci içerisinde davalı ... Sigorta A.Ş ile sulh olup ödeme alması ve daha sonra sulh anlaşmasını mahkemenin ödeme dekontu olarak kabul etmesini talep etmesi daha sonra ... Sigorta Şirketi ile sulh olduğunu bildirerek davasını müvekkiline karşı devam ettirmesinin hukukun olmazsa olmazı iyi niyet ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkil şirketin bir dahili veya kusurunun bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında 3 günden sonraki araç kiralamalarının uzun süreli araç kiralamaları olarak kabul edildiğini, davacının yargı yoluna bu kadar geç sürede başvurmasının da kötü niyetini gösterdiğini, kaza tarihinden dava açma tarihine kadar yaklaşık olarak 5 sene geçtiğini, eğer davacı tarafın iddia edildiği kadar büyük bir manevi zorluk yaşanmış olsaydı davanın daha erken açılması gerektiğini, kaza nedeni ile davacı tarafın iddia ettikleri derecede büyük mağduriyetleri olmadığını ve müvekkili şirketçe kaza sonrasında davacı tarafın mağdur olması için yapılması gereken tüm müdahaleleri zamanında ve eksiksiz yaptığını belirterek kararı istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, cismani zarar nedeniyle oluşan kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatları ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece, davalı sigorta şirketi yönünden sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığında, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı ... Otomotiv.. Ltd. Şti vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacı vekili hükmolunan tazminat miktarının az olduğunu, mahkemece miktarın ekonomik koşullara göre güncellenip arttırılması gerektiğini ileri sürmüş, davalı vekili ise manevi tazminat miktarının fazla olduğunu savunmuştur.
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “6098 TBK'nın 56/1. maddesi hükmüne göre “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 15/08/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, dava dışı Yakup Yapıcı idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu yaşanan trafik kazası neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, maluliyet oranının %6 olduğu, davacının çalışmadığı 2,5 yıldır cezaevinde olduğu, davalı sürücünün ise halihazırda cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının derecesi, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminat miktarının fazla olmadığı, anlaşılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının düşük olduğunu günümüz ekonomik koşullarına göre güncellenmesi gerektiğini daha yüksek miktarda manevi tazminata karar verilmesini istemiş ise de HMK 26 maddesi gereğince hakim taleple bağlı olup talepten fazlasına karar veremez. Davacı vekili dava dilekçesinde 20.000,00TL manevi tazminat isteminde bulunmuş olup mahkemece dava dilekçesinde talep gibi 20.000,00 TL manevi tazminat miktarı üzerinden davanın tam kabulüne karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK hükümleri arasında manevi tazminat miktarının talepten fazlasına olacak şekilde günü ekonomik şartlarına göre güncellenmek sureti ile hakim tarafından karar verilmesine ilişkin bir yasal hüküm ve buna olanak veren başkaca bir yasal mevzuat hükmü bulunmadığından davacının manevi tazminatın düşük olduğuna mahkemece miktarın güncellenip arttırılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurunun reddi gerekmiştir.
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin sulh sözleşmesine yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
Davacı vekili davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, bakiye tazminat miktarından davalı sigorta şirketi ile birlikte tüm davalıların sorumlu olması gerektiğini ileri sürmüş, davalı ... Otomotiv.. Ltd. Şti vekili ise, sulh sözleşmesinin sigortacıyı, sigortalıyı ve araç sürücüsünü de kapsamakta olduğunu, bu nedenle sadece sigorta şirketi yönünden değil tüm davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığının kabulü gerektiğini savunmuştur.
Sulh, HMK.’nın 313-315’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun m.313,1’de “sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir” ifadesi ile sulhü tanımlamaktadır. .. hâkim, daha davanın başında (ön inceleme aşamasında) iki tarafı sulha teşvik eder (HMK.m.137,139,140); davanın ilerleyen aşamalarında da sulh yapılabilir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilen sulh, davanın ön inceleme sonrası aşamalarında da davada verilen hüküm kesinleşinceye kadar (HMK.m.314) yapılabilir.
Aynı Yasa'nın 315maddesinde; (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükümleri gereğince yargılama sırasında sulh nedeniyle yapılan ödemeler doğrultusunda davanın reddi gerekmektedir.
Buna göre, dosya kapsamı incelendiğinde, davanın 10/03/2020 tarihinde açılmış olduğu, yargılama devam etmekte iken davalı sigorta şirketi tarafından 17/06/2020 tarihinde davacıya 45.276,48 TL ödenmiş olup ibraname-sulh belgesi imzalanmış olduğu görülmüştür.
Müteselsil borçlarda, alacaklının borçlulardan biri ile ibra sözleşmesi yapması halinde durumun özelliği veya borcun niteliği diğer borçlularında borçtan kurtulmalarını gerektirebilir. (BK.nin 145/2 mad.) O halde, ibra sözleşmesinin müteselsil borçlulardan biri ile yapılması halinde, ibra edilen miktarın diğer alacaklılar için de geçerli olması, bu hususun ibra sözleşmesinden anlaşılmasına bağlıdır. (HGK.nin 16.6.2004 gün 2004/11-359 Esas 2004/366 Karar)
Davaya son veren taraf işlemleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 307-315 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre sulh de davaya son veren taraf işlemlerindendir.
Somut olayda, yargılama aşamasında davacı vekili 08/10/2020 günlü dilekçe ile davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açmış oldukları davda bu davalı ile sulh olduklarını, bu davalıdan herhangi bir maddi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını ifade etmiştir.
Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nun 166. maddesi “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içerir. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır.
Yine, Borçlar Kanunu'nun 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerine şahsen tahammül edeceği açıktır.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacı vekili yargılamanın devamı sırasında müteselsil borçlu konumunda bulunan davalı ZMMS şirketi olan ... Sigorta Şirketi A.Ş. İle sulh olmuş, bu davalıdan herhangi bir maddi tazminat ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını ifade etmiştir. Bu noktada dosyamız davacısının müteselsil borçlu konumunda bulunan davalı sigorta şirketi hakkındaki davada sulh olması nedeniyle sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu işleten de sulh olunan miktar kadar sorumluluktan kurtulacaktır. İşletenin sorumluluktan kurtulacağı miktar ise sadece davalı ZMMS'nin düzenlemiş olduğu sigorta poliçesinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan teminat limiti kadar olacaktır. Davacının yaralanmasına neden olan kaza tarihi 15/08/2017 gününde meydana geldiğine göre bu tarih itibariyle geçerli olan teminat limiti ise 330.000,00 TL'dir. Bu bakımdan davacının yargılama sırasında müteselsil borçlu konumunda bulunan davalı ZMMS ile uzlaşmış olması dikkate alındığında bu sulh sözleşmesinin işleten konumunda bulunan davalı ... Otomotiv... Ltd. Şti.'ne sirayet edecek olması nedeniyle dosyamız davalısı işleten de teminat limiti olan 330.000,00 limite kadar borcundan kurtulmuş olacaktır. Şayet davacının zararının teminat limitinin üzerinde olduğu belirlenecek olursa teminat limitinin üzerinde olan zarar miktarı içinse davalı işletenin sorumluluğu devam edecektir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının geçirmiş olduğu kazadan kaynaklı olarak kalıcı maluliyetine bağlı oluşan maddi zararının 274.408,33 TL olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu zarar miktarı kaza tarihinde geçerli olan teminat limitinin altında kalmaktadır. Davacı vekili yargılama sırasında davalı ZMMS şirketi ile sulh olması nedeniyle bu teminat limitine kadar davalı sigorta şirketini sorumluluktan kurtardığına göre söz konusu sulh sözleşmesinden müteselsil borçlu konumunda olan dosyamız davalısı da yararlanacaktır. Bu nedenle davalı ... Otomotiv... Ltd. Şti. hakkında açılan davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiği halde hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu yönü ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Davalı vekilinin arabuluculuk başvurusuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili dava açılmadan önce her ne kadar davacı tarafça yalnızca davalı sigorta şirketine ilişkin arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş olup davalı araç işleten ve araç sürücüsüne yönelik başvurunun bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası vd maddeleri gereğince yalnızca sigorta şirketleri yönünden arabuluculuk başvurusunun zorunlu olduğu, sorumluluğun kaynağı haksız fiile dayanmakta olduğundan davalı araç işletene ve araç sürücüsüne karşı arabuluculuk başvurusunun zorunlu olmadığı, bu nedenle bu yönlü istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Davalı vekilinin araç işleten sıfatının bulunmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı ... Otomotiv.. Ltd. Şti vekili dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın ruhsat sahibi olduklarını ancak işleten sıfatlarının bulunmadığını, aracı başkalarına kiraladıklarını iddia etmiştir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 nci maddesinde "bir aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa; motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur" hükmünü içermektedir.
Aynı kanunun 3 ncü maddesinde işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya uzun süreli kiralama, ariyet, veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır, şeklinde tanımlanmıştır. Doktrinde; işleten, motorlu bir aracı, kendi menfaat ve hesabına işleten, tehlike ve masraflarını üstlenen, araç ile aracın işletilmesi için gerekli personel üzerinde fiilen ve doğrudan doğruya emir ve tasarruf yetkisine (gücüne) sahip olan kimse olarak tanımlanmıştır. (Bkz.Prof.Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku-Genel Hükümler, Genişletilmiş 2.Bası, Ankara, 1988, Cilt-2, Sh.243).
Dosya kapsamı incelendiğinde, davalı tarafça aracın başkalarına uzun süreli olarak kiralandığına ilişkin dosyaya ispata yarar herhangi bir delil sunulmamış olduğu, kaldı ki aracın sürücüsü ...'ın trafik kazası sonrasında kollukta alınan 16/08/2017 tarihli ifadesinde aracı emanet olarak aldığını beyan ettiği görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı ... Otomotiv.. Ltd. Şti'ye yönelik açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ... Otomotiv ... Ltd.Şti.nin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.04.2023 tarih 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
a-Davalı ... Sigorta şirket A.Ş yönünden sulh nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b-Davalı ... Otomotiv.. Ltd. Şti'ye yönelik açılan maddi tazminat davasının REDDİNE,
c-Davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile; 218.537,16 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ile 5.616,24 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 15/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
d-Davalılar ... ve ... Otomotiv..Ltd.Şti. aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile alınarak davacıya ödenmesine,
5-a-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat yönünden alınması gereken 14.928,27 TL karar harcından, peşin alınan 54,40 TL ve 765,25 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 819,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.108,62 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
b-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 179,90 TL karar harcının davalılar ... ve ... Otomotiv..Ltd.Şti.nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL TL peşin harç, 765,25 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 819,65 TL harcın tamamının davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,
7-a-Maddi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 33.595,20 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,
b-Manevi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 9.200,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Otomotiv..Ltd.Şti.'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya ödenmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 934,65 TL tebligat/müzekkere gideri, 1.350,00 TL bilirkişi ücreti ve 820,00 TL ATK ücreti olmak üzere toplam 3.104,65 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 254,32 TL'sinin davalılar ... ve ... Otomotiv..Ltd.Şti.nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
9-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
10-Davalı ... Otomotiv..Ltd.Şti. tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
11-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
12-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerine alınmasına,
13-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 09/09/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.