Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/102
2025/373
18 Şubat 2025
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/102 - 2025/373
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/102
KARAR NO : 2025/373
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... - (T.C )
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/02/2025
....Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/11/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/10/2016 günü müvekkilinin yolda yaya olarak yürüdüğü sırada plakası ve sürücüsü belli olmayan motosikletin çarpması sonucu yaralandığını belirterek 500,00 TL kalıcı iş göremezlik ile 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının başşvuru tarihini müteakip işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olabileceğini, müterafik kusur indirimi talebinde bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, sürekli iş göremezlikten doğan 58.424,53 TL maddi tazminatın 27/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik sebebine dayanan fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZCE VERİLEN 07/02/2022 TARİHLİ KARAR: İlk Derece Mahkemesince kazaya karışan motosikletin ZMM sigortası yaptırmasının zorunlu olan araçlardan olup olmadığı (motor hacminin 50 c.c. fazla) hususunda araştırma yapılarak, bu hususta davacı delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken önemli delillerin toplanmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; ilk hüküm tarihi olan 20.10.2020 tarihinden günümüze kadar asgari ücret verilerinin 3 defa değişmiş olup eski hükümle verilen miktarın müvekkilin ciddi hak kaybı yaşamasına sebep olduğunu, asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her aşamasında uygulanmasının zorunlu olduğunu, bozmadan sonra dahi asgari ücrette artış olmuşsa yeniden tazminat hesabı yapılması gerekeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili; söz konusu kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun somut delillerle ispatı gerektiğini, BAM tarafından verilen kaldırma kararından sonra bu hususta tanık ifadesinin dışında yine herhangi bir bilgi ve belge tespit edilemediğini, dolayısıyla söz konusu kazanın meydana gelmesine ilişkin başkaca bilgi, belge ve görgü tanığı bulunmadığından kazanın oluş şekline ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılamadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun, güncel yönetmeliğe göre düzenlenmiş bir rapor olmadığını, hükmedilmiş olan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davacının istinaf talebinin incelenmesinde:
09.05.1960 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında “Bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunmaması gerekir” kuralı benimsenmiştir. Bunun gibi bozulan kararın bozma sebepleri kapsamı dışında kalmış olan konuları artık kesinleşmiş sayılır ve kesinleşmiş olan kısımlar lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğar. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2013/12112 E. 2013/13787 K.)
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay'ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir" (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737) .
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23/09/2020 tarihli 2019/1625 E, 2020/4629 K sayılı ilamında açıklandığı üzere, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağının istinaf mahkemeleri için de geçerli olduğu ve istinaf kanun yoluna başvurularda da aleyhe bozma yasağının değerlendirmesi gerekeceği anlaşılmaktadır.
Buna göre, taraflardan yalnız birinin hükmü istinaf etmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf eden taraf yararına olarak verdiği kaldırma kararına uyan yerel mahkeme artık istinaf eden tarafın daha aleyhine bir hüküm veremez. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/86 E. 2017/7001 K. Yargıtay 11. HD 2024/1587 E. 2024/3160 K. Aynı Daire 2022/7612 E. 2024/1652 K.)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/2884 E. 2019/8250 K.)
Usuli kazanılmış hakka ilişkin bu emsal Yargıtay içtihatları ışığında yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Mahkemece verilen ilk kararda davacı için 58.424,53 TL kalıcı iş göremezlik tazminatına hükmedildiği, geçici iş göremezlik talebinin reddedildiği, davacının sadece reddedilen geçici iş göremezlik zararı yönünden istinafa geldiği ancak sürekli iş göremezlik zararı yönünden kararı istinaf etmeyip davalı şirketin istinaf ettiği, bu haliyle ilk kararla sürekli iş göremezlik yönünden verilen miktar yönünden davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu haliyle usuli kazanılmış hak ilkesinin ve aleyhe hüküm verme yasağı ilkesinin gereği olarak güncel asgari ücret üzerinden hesaplama yapılıp, bunun üzerinden karar verilmesinin yerinde olmayacağı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının istinaf talebinin incelenmesinde:
Maluliyet raporunun olay tarihinde geçerli yönetmeliğe göre alındığı ve faiz başlangıç yönünden başvuru tarihinden itibaren temerrüt oluştuğuna dair önceki kaldırma kararında ayrıntılı açıklama yapıldığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yine kazayı gören tanık beyanıyla davacıya çarpan motosikletin oldukça büyük olduğu belirtildiğinden motor hacminin 50 cc üstünde olduğunun kabulü ve dolayısıyla zararın teminat içinde kaldığına dair mahkeme kabulü yerinde görülmekle istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.990,98 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 997,75 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 2.993,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (58.424,53 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.18/02/2025
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.