mahkeme 2022/308 E. 2023/1886 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/308
2023/1886
19 Ekim 2023
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/... - 2023/1886
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/...
KARAR NO : 2023/1886
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2021/... Esas, 2021/... Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Sigorta ödemesine dayanan rücuen)
KARAR TARİHİ : 19.10.2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/12/2021 tarih ve 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .../0 nolu “Prestij Kasko Ekstra (C) (Genişletilmiş Kasko) sigorta poliçesine” istinaden müvekkili şirket tarafından ... plaka sayılı aracın sigortalanmış olup, mülkiyeti ...'a ait olan işbu otomobilin, 23.12.2016 tarihindeki bir kazadan dolayı kısmi hasar görmüş ve bu hasarın onarımı için davalı şirkete bakım ve onarım için emanet olarak bırakıldığı davalı şirketin iş yerinde (servis istasyonunda) 29.12.2016 tarihinde hasar görerek tamamen kullanılmaz hale gelmiş olduğunu, ... sayılı hasar dosyasından sigortalı ...'a, 14.02.2017 tarihinde toplam 53.430,00 TL maddi tazminat ödenmiş olduğunu. bu nedenle, Türk Ticaret Kanunu'nun 1301. maddesi hükmüne göre müvekkili sigorta şirketinin, sigortalı aracın hasarından sorumlu olanlara karşı, talep ve dava hakları bakımından sigortalısının kanuni halefi olduğunu, davalı şirkete sigortalı araca verdikleri zararı rücuen tazmin etmeleri için ihtarname gönderdiklerini ancak davalı şirketin söz konusu zararın kendi kusurlarından meydana gelmediği ve doğal bir afetin mücbir sebep sonucu olduğunu ileri sürmüş olduğunu, ancak mücbir sebebin tacirin faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen karşı konulması ve öngörülmesi mümkün olmayan, olağanüstü bir olay olduğunu ve elden gelen bütün çarelere başvurulsa bile işletme sahibi tarafından önüne geçilemeyen bir hadiseyi ifade ettiğini oysaki, Mersin'de sık sık rastlanılan aşırı yağışlar sonrasında, alt yapı yetersizliğinden kaynaklı sel-su baskını vakıaları öngörülebilir ve önlenebilir bir hal almış olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile 53.430,00 TL rücuen tazminat alacaklarının ödeme tarihi olan 14.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, kusur yönünden, zarar yönünden, illiyet bağı yönünden itirazlarının olduğunu, davanın ... Sigortaya ihbar edilmesini, açılan davanın müvekkilinin kusurunun bulunmaması, olayın mücbir sebepten kaynaklı olması zararın oluşmamış olması zararla müvekkilinin arasında illiyet bağının bulunmaması sebebiyle sorumluluğuna gidilemeyeceğini, zarar miktarının fahiş olduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dairemizin kaldırma kararı sonrası kurulan yeni hükümde hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verildiğini ve bu nedenle kararın kaldırılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu 4.080,00 TL olması gerektiği halde hatalı olarak nispi olarak hesaplandığını beyan ederek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50. ve 72. md.leri maddeleri kapsamında, sel baskını neticesinde oluşan zararın rücuen tahsiline ilişkin maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İlk derece mahkemesince kaldırma kararımız öncesi 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı dosyası ile davacının davasının reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince istinaf edildiği ve dairemizin 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince kabulü ile, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2020 tarih ve 2018/... esas ve 2020/... karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği ve ilk derece mahkemesince 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilerek karar verildiği ve verilen bu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği ve 2022/... Esasa kaydedildiği görüldü.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
İlliyet bağını kesen sebepler içinde mücbir sebep, kişinin kendisinin ve işletmesi dışında gelişen öngörmesi, mücbir sebep nedeniyle önlem alması mümkün bulunmayan olaylardır. (Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, 198. sayfa)
Dosyaya ibraz olunan fotoğraflar, haber kupürleri olayın ne derecede büyük bir doğa olayı olduğu ve kamu oyunda büyük yankı bulduğunu, öte yandan Mersin Valiliğince alınan kararlar, SGK il Müdürlüğünce borçların ertelenmesi, SGK ve Vergi ödemelerinde mükelleflere muafiyetler tanınması hususlarının tamamı değerlendirildiğinde dava konusu olayın mücbir sebep olarak değerlendirilebileceği ispata elverişlidir. Sel baskınının zararın oluşumunda illiyet bağını kesen ve mücbir sebep niteliği taşıyan bir olay olduğu anlaşılmakla hukuki sorumluluğundan da bahsetmek mümkün olmayacaktır. Öte yanda da, 1 iş güvenliği uzmanı, 1 inşaat mühendisi ve 1 makine mühendisi bilirkişinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti ile keşif yapılmış olup bilirkişi heyeti sunmuş oldukları 22/10/2021 tarihli raporunda; davalının basiretli bir tacir gibi kendi iş yeri özelinde, iş yerinin konumu itibariyle normal şartlarda yağmur ve yağış sularını tahliye edecek alt yapı sistemi tesis edilip edilmediği ve normal koşullar altında her türlü tedbir alınmış olmasına rağmen olay tarihindeki yağışlar sonucu oluşan su baskını nedeniyle, (davalının iş yeri açısından) zararın önlenmesi mümkün olup olmadığı, tedbir alınsa bile bu zararın oluşacağının belirtir bilirkişi raporunun alındığı anlaşılmıştır.
Keza, Mersin İlinde 29.12.2016 tarihinde aşırı yağmur yağışından dolayı sel felaketinin yaşandığı, meteorolojik verilerin incelenmesinden olay tarihindeki yağışın “aşırı yağış” kapsamında olduğu, davalının ... Mezitli/Mersin adresindeki iş yerinde alınan önlemlere rağmen su bastığı, İş yeri sahibinin su baskınına karşı gerekli önlemleri aldığı, Meydana gelen olayın mücbir sebebin “sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay” tanımına uyduğu, mücbir sebebin unsurlarını taşıdığı, bu nedenle davalı şirket açısından illiyet bağının kesilmesi nedeniyle davalı şirkete sorumluluk yüklenemeyeceği, rücu şartlarının oluşmadığını tespit edilmiş olup, celp edilen Mersin Valiliğince alınan kararlar, SGK il Müdürlüğünce borçların ertelenmesi, SGK ve Vergi ödemelerinde mükelleflere muafiyetler tanınması hususlarının tamamı değerlendirildiğinde dava konusu olayın mücbir sebep olarak değerlendirilebileceği dolayısıyla zarar ile kusur arasındaki illiyet bağının kesildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin hükmedilen vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
İlk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı nedeniyle davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin miktarı nisbi miktar üzerinden hatalı hesaplanmıştır. Şöyle ki, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin "Genel Hükümler" başlığı altındaki 13. maddenin 3. ve 4. nolu bendi gözetildiğinde, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır. AAÜT madde 13: ...
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur."
Somut dava bir rücuen tazminat davasıdır. Özü itibariyle de bir maddi tazminat davasıdır. O halde, yukarıda belirtilen A.A.Ü.T. uyarınca davalı taraf lehine nispi değil, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yasal tarifeye aykırı olacak şekilde karar verilmesi hatalı görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE;
a- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/12/2021 tarih ve 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 5. BENDİNİN KALDIRILMASINA,
b- Hüküm fıkrasının 5. bendinin,
"5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 13 - 4. maddesine göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' olarak DÜZELTİLMESİNE,
c- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,
İstinaf giderleri açısından;
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
3-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan 64,60 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekin bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 19.10.2023
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.