Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/2536

Karar No

2024/2886

Karar Tarihi

3 Aralık 2024

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2536 - 2024/2886
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2536
KARAR NO : 2024/2886

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/06/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av.

DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 15/10/2020
BİRLEŞEN ....ATM ... Esas ... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ : 25/12/2020
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2024

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.09.2012 tarihinde ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde müvekkili yönünden yaralamalı (malulü) trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde aşırı hızlı dikkatsiz, tedbirsiz hareket etmesi sonucunda ... plakalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olup müvekkilinin kazadan dolayı hiçbir kusuru bulunmadığını belirterek 5,00 TL kalıcı 5,00 TL geçici olmak üzere toplam 10,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Birleşen .... ATM davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.09.2012 tarihinde ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin bu yaralanmasından dolayı kendinin ve ailesinin oldukça mağdur durumda kaldığını, ... plakalı aracın, 24.12.2012 tarihli kazada ... Sigorta A.Ş. nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile ... Sigorta A.Ş.'ye karşı dava açtıklarını ve davanın halen derdest olduğunu, ...'nın sorumluluğunun bulunduğunu ve dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın modelinin poliçede 1998 ... ... 2.0İ 16VGT olarak geçmesine rağmen ifade tutanaklarında ..., kaza tespit tutanağında ise kamyonet olarak geçmesi nedeniyle kazaya karışan ... tipi kamyonet aracın poliçesi bulunmaması nedeniyle sorumluluklarının olmadığını beyan etmiştir.
Birleşen .... ATM davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, husumet yönünden itirazları olduğunu, yürütülen soruşturmada davacının şikayetçi olmadığını beyan ettiğini, bu nedenle davacının müvekkili kurumdan tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, tazminata konu olay haksız fiilden kaynaklanmakta olup, ticari herhangi bir unsur taşımadığını, Müvekkili kurumun haksız fiilin gerçekleşmesinde taraf olmadığını, sorumluluğunun kanundan kaynaklandığını, müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
ISLAH: Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 109.013,44TL'ye yükseltmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; Asıl davanın reddine, Birleşen ... ATM ... E. sayılı dava dosyası kapsamında 5 TL değerli olarak açılan geçici iş göremezlik süresi ile ilgili maddi tazminat talebinin reddine, Birleşen ... ATM ... E. sayılı dava dosyası kapsamında açılan kalıcı iş göremezlik süresi ile ilgili açılan maddi tazminat davasının kabulü ile, 109.013,44 TL'nin temerrüt tarihi olan 01/01/2021 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birleşen dosya davalısı Güvence hesabından tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, ıslah zamanaşımının dolduğunu, kazaya karışan aracın türünün poliçede farklı, tutanaklarda farklı olduğu iddiasıyla müvekkili kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacıda mevcut maluliyetin davacının 2010 yılındaki başka bir yaralanmasına bağlı olduğunu, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, bu husus da ayrıca indirim yapılması gerektiğini, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, ATK veya kusur heyetinden kusur raporu alınması gerektiğini, kararda belirtilen faiz tarihinin yanlış olduğunu, kazaya ilişkin yürütülen soruşturmada davacının şikayetçi olmadığını, bu nedenle davacının müvekkili kurumdan tazminat talep etme hakkının bulunmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan (maluliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı birleşen dosya davalısı ... vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf talebinin incelenmesinde;
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.
Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın 24.09.2012 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 24.09.2020 tarihinde dolacaktır. Eldeki asıl dava 15.10.2020 tarihinde, birleşen dava ise 25/12/2020 tarihinde açılmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 salgının ülkemizde de görülmesi nedeniyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla 25.03.2020 tarihli TBMM Genel Kurul’unda kabul edilen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca maddi hukuk, usul hukuku ve takip hukukuna ilişkin süreler durdurulmuştur. Buna göre, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddede belirtilen sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış; daha sonra, bu durma süresinin, 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir. Yine 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmasına dair karar alınmıştır. Buna göre 13/03/2020 gününden 15/06/2020 tarihleri arasında 3 ay 3 gün süre ile sürelerin durduğu belirlenmiştir. Davacının dava açmak için zaman aşımı süresinin sonu olan 24/09/2020 gününden itibaren 3 ay 3 günlük sürenin eklemesi neticesinde zaman aşımı süresinin 27/12/2020 gününde son bulduğu kabul edilmelidir. Şu halde davacı tarafından açılan asıl ve birleşen davanın zaman aşımını süresi içinde açıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda davacı HMK 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak maluliyetten kaynaklı kaynaklı maddi tazminat talep etmiştir belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, bu artırım nedeniyle zamanaşımı da söz konusu olmadığından davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı).

İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan 10.04.2022 tarihli hesap bilirkişisi raporu incelendiğinde bilirkişinin rapor tarihindeki güncel asgari ücret verilerini esas alarak davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanıldığı”na ilişkin tespitler ile davacının zararının belirlenmesi yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf talebinin incelenmesinde;
04/01/2021 tarihli kusur bilirkişisi raporunda, ... plakalı ... kamyonet sürücüsü ...'ün ters yönden kavşağa giriş yapması, ters yön olmasa bile dönüş yapan sürücü ve soldan gelen sürücü olması nedeniyle, idrek seyir eden ve sağdan gelen motsiklet sürücüsüne geçiş hakkını vermeden, kavşak içine dikkatsiz ve tedbirsiz girerek, motosiklet sürücüsünün geçiş güzergahını kapatmasıyla, motosiklet sürücüsünün kaza yapmasına neden olduğu bu kazada % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın ise devrilmeyle dört yönlü kavşakta, sağdan gelen araç oluşu, dönüş yapacak diğer araca göre direk seyir etmesi ve diğer sürücünün ters yönden kavşağa girip, geçiş güzergahını kapatmasıyla, bu araca çarpmamak için motosikletini devirmek zorunda kaldığı göz önüne alınıp, diğer araca temas olmasa da illiyet bağının olduğu değerlendirilerek, kazaya etken kural ihlalinin olmadığı belirtilmiş, alınan kusur raporundaki değerlendirmelerin olay tarihli kaza tespit tutanağındaki ifadelerle ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf talebi yerinde görülemiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna/ maluliyete iş bu kazanın sebebiyet vermediğine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekili davacının 2010 yılında ayağında kırık oluştuğuna yönelik hastane raporu mevcut olduğunu, kaza tarihinin ise 2012 yılı olduğunu, oluşan maluliyetin sebebinin dava konusu edilen trafik kazası olmadığını ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemesince, 04/01/2022 tarihli ATK 2. İhtisas dairesinin düzenlediği maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 24.09.2012 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %6,2 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Raporda, "Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27/08/2021 tarihli ortopedi ve travmatoloji uzmanı konsültasyon raporunda: sol ayak bileği lateral malleol kırığı sebebiyle 2010 yılında opere edilmiş sol ayak ve sol ayak bileği grafileri rapor olarak istendiği, hasta radyoloji birimine gönderildiği” şeklinde belirtildiği, dosyaya ekli grafilerin incelemesinde; 27/08/2021 tarihli ayak bileği grafilerinde sol lateral malleolde kaynamış kırık sekeli ve platin izlendiği, eklem aralığı açık izlendiğine göre maluliyet oranının belirlendiği" belirtilmek suretiyle, davacının maluliyetinin, davacının ayağında oluşan kırığa ilişkin uygulanan tüm tedavi yöntemlerine, hastanelerden öncesinde ve sonrasında alınan sağlık raporlarına ilişkin gerekli incelemeler ve değerlendirmeler yapılmak suretiyle kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %6,2 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği iddiasına ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamından, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, yaralanmanın ayakta oluşan kırıktan kaynaklandığı, buna göre davacı motosiklet sürücüsünün kask takıp takmadığı tespit edilememiş olup kaldı ki kask takılmamasının yaralanmanın kapsamına göre zararın artmasına sebebiyet vermediği anlaşılmış, davalı vekilinin müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmamasının yerinde olmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Her ne kadar mahkemece bu hususun gerekçeli kararda açıkça değerlendirilmesi gerekmekte ise de tazminattan indirim yapılmasını gerektirir bir sebep olmadığından bu durum sadece eleştirilmekle yetinilmiş, kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Davalı vekilinin, kendilerine yöneltilen husumetin hatalı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
...’nın sorumluluğu kapsamında bulunan, zorunlu sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin olarak; sigortalının belirlenememesi, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli sigortanın bulunmaması veya çalınmış veya gasp edilmiş araçlarla kazaya sebebiyet verilmesi durumlarında, kazalarda zarar gören kişilerin, sigorta güvencesinden yoksun kalmaları nedeniyle uğrayacakları bedeni zararların karşılanmasından ibarettir.
Her ne kadar davalı vekili rizikonun meydana geldiği tarihte, ... plakalı aracın asıl dosya davalısı ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı bulunduğunu iddia etmiş ise de; diğer davalı sigorta şirketince dosyaya sunulan poliçe kaydında, kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın, modeli ve markasının 1998 ... ... 2.0i 16V GT hususi otomobil olduğu ancak hem dava konusu kazaya karışan araç sürücülerinin alınan kolluk ifadelerinde hem de davacının kaza tespit tutanağında alınan ifadesinde kazaya karışan aracın .../ kamyonet olarak belirtildiği, buna göre ifadelerde belirtilen araç marka model bilgileri ile davalıya sigortalı aracın bilgilerinin uyuşmadığı, bu nedenle plakası belli olmayan araç nedeniyle husumetin ... na yöneltilmiş olması yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacının soruşturma aşamasındaki beyanı nedeniyle dava açma hakkının bulunmadığına ilişkin yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu hüküm gereğince uzlaşma nedeniyle hukuk mahkemesinde dava açılamayacak olup burada uzlaşmanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı incelenmelidir.
Davacının kollukta alınan 24/09/2012 tarihli mağdur ifade tutanağındaki beyanında; dava dışı araç sürücüsünden şikayetçi olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Davacının soruşturma aşamasında bu yöndeki beyanının gerçek amacı ceza soruşturmasının sonlandırılmasına yönelik olup açıkça maddi-manevi tazminat davası açma hakkından feragat edilmediği, davacı ile dava dışı sürücü arasında düzenlenmiş uzlaşma tutanağı bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliğinin 15.maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ... nın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt bu tarihte gerçekleşmektedir.
Davacı vekili tarafından davalıya 31.12.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu dikkate alındığında, faiz başlangıç tarihinin başvuru tarihi olarak esas alınması gerektiği, ancak mahkemece temerrüd tarihinin 01.01.2021 olarak belirlendiği, bu tarihin davalı lehine olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1836 Esas ve 2020/4711 sayılı ilamı)
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin teminatın iadesi talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... ndan alınması gereken 7.446,70 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 1.881,85 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 5.564,85‬ TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.03/12/2024

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim