mahkeme 2024/1850 E. 2026/68 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1850
2026/68
13 Ocak 2026
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1850 - 2026/68
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1850
KARAR NO : 2026/68
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2024
NUMARASI : 2021/796 Esas 2024/266 Karar
DAVACI : ... -
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 13/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2026
....Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/03/2024 tarih ve 2021/796 Esas - 2024/266 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin 2013 yılında ... ... ... Mah. ... Caddesinde bulunan taşınmazı kiralayarak zeytinyağı imalathanesi kurduğunu ve davalı ile abonelik sözleşmesi akdedildiğini, ancak davalıya ait elektrik tesisatının yetersizliği ve taahhüt edilen elektrik enerjisinin son derece düşük seviyede kalması nedeni ile elektrikli makinelerinden verim alamadığını, defalarca davalıya başvuruda bulunularak sorunun çözülmesinin talep edildiğini ve 5 yıl boyunca bu şekilde sıklıkla düşük voltaj nedeni ile arızalanan makinelerini tamir ettirip işleyişin devam ettirilmeye çalışılmasına rağmen, 2018 yılı Ocak ayın imalathaneyi kapatmak zorunda kalındığını, davalının bu durumu bildiğini ve 03/03/2020 tarihinde 400,00 TL tazminat ödemesi için yazı ile bildirimde bulunulduğunu ancak bu meblağlının müvekkilinin zararını karşılaması için çok düşük olduğu, ... Arabuluculuk bürosunun 2021/92086 sayılı dosyasından yürütülen görüşmelerde de bir anlaşmaya varılamadığını bu nedenlerle, davalıya ait elektrik tesisatı ve iletim kablolarının yetersiz olması nedeni ile taahhüt edilen elektrik enerjisi ve hizmetin sağlayamaması nedeni ile davalı şirketten 2013-2018 yılları arasında maruz kalınan kazanç kaybı için maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
CEVAP: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNE ÖZETLE: Müvekkil kurumun kayıtlarının incelenmesinde bölgede ve bölgeyi etkileyebilecek hasara sebep olabilecek voltaj dalgalanmasını gerektirir arıza kaydının bulunmadığını, davacıya ait tesisat nosunun ... olarak tespit edildiğini ve bu tesisata ait davacı tarafından yapılmış bir voltaj düşüklüğü/dalgalanması bildirimi veya arızalanan cihazlar için hasar başvurusumunda bulunulmadığını, bölgede gerilim düşüklüğüne yol açacak bir eksikliğin bulunmadığını, bölgeye 2010 yılında eklenen trafo ile enerji ihtiyacının fazlası ile karşılandığını, kabul edilen 400,00 TL tutarlı tazminat ödenmesinin ise, voltaj düşüklüğü kaynaklı olmadığını, 2014 yılında 12 saati aşan 3 adet elektrik kesintisi nedeni ile yönetmeliğin 19. maddesinin eki olan tablo 6 nin 10. fıkrası gereği hak etmesi nedeni ile hesaplanılan meblağ olduğunu bu nedenlerle soyut iddialarla zararın varlığından bahsedilemeyeceğini beyan edilerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait ...ndaki işyerinde ... tesisat nolu aboneliğin davacı ... adına 19.09.2015-31.12.2016 tarihleri arasında kayıtlı olduğu ve borçlarından dolayı aboneliğin feshedilmiş olduğunun ... yazı cevabından anlaşıldığı, davacının dava dilekçesinde 2013-2018 yılları arasındaki abonelikten bahsedilmesine rağmen, davacının aboneliğin yaklaşık 1,5 yıl sürdüğünün yazı cevabından anlaşıldığı, sürekli meydana geldiği belirtilen elektrik kesintileri ve voltaj düşüklüğüne dair somut bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı, davacıya ait işyerine elektrik temin eden davalı şirkete ait dağıtım şebekesinin eski ve yetersiz olması iddiasının ve davacının makinelerine ait motorların yandığının ve de uzun süreli sık sık elektrik kesintilerinin meydana gelmesi nedeni ile işletmenin faaliyette bulunamadığınına yönelik iddiaların sadece davacı ve davacı tanıklarının beyanlarına göre ispatlanmayacağı, bu hususa ilişkin davacıya ait işletmenin kapalı olması nedeni ile keşfin yapılamadığı, makinaların zarar gördüğüne ilişkin herhangi bir delil tespitinin dosyada yer almadığı, ... tarafından 2014 yılında davacının hak ettiğini yazılı olarak belirtilen 400 TL tutarlı tazminat bedelinin ise, voltaj düşüklüğü nedenlerinden kaynaklanmadığı, günlük azami bildirimli kesinti süresine uyulmaması nedeni ile kesinti süresinin günlük 12 saati geçmiş olması nedeni ile kesinti tarihlerindeki güncel kullanıcı başına düşen tutar kadar vapılan ödeme olduğu tespit edildiğinden, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın REDDİNE, ...." karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Davacının 2013 yılında ... ... ... Mahallesi ... Caddesi’nde bir taşınmaz kiralayarak zeytinyağı imalathanesi kurduğunu ve o dönem bölgede elektrik dağıtım işi yapan tek şirket olan davalı ile ticari elektrik abonelik sözleşmesi akdederek abonesi olduğunu, ancak davacının işyerine elektrik enerjisi sağlayan davalıya ait elektrik tesisatının yetersizliği ve elektrik iletim kablolarının söz konusu hizmeti sağlamaya elverişli olmaması sebebiyle gerilimin sürekli olarak düşük seviyede kaldığını, davalının sözleşme ile sağlamayı taahhüt ettiği elektrik enerjisini ve hizmeti veremediğini, bu nedenle davacının abonelik sözleşmesinden beklediği faydayı göremediğini, işletmesindeki elektrik enerjisi ile çalışan makinelerden verim alamadığı, davalıya defalarca başvurup sorunun çözülmesini talep etmesine, bahse konu sorunun davalının teknik elemanları tarafından da müteaddit kere tespit edilmesine rağmen elektrik iletim kablolarının değiştirilmediğini, yenilenmediği ve beş yıl boyunca çözüm için hiçbir şey yapılmadığını, imalathanedeki makinelerin bu sürenin neredeyse tamamında sıklıkla arıza durumuna geçtiğini, davacının beş yıl boyunca bozulan makinelerini tamir ettirip işleyişini sürdürmeye çabalasa da problemin çok sık aralıklarla tekrarlanmasının yapılan onarımları anlamsız kıldığını, işyerini amacına uygun olarak işletebilmek ve kazanç elde edebilmenin mümkün olamadığını, beş yılın sonunda 2018 yılının Ocak ayında imalathanesini kapatmak, işyerini ve işini terk etmek zorunda kaldığını, yaptığı yatırım ve işletme giderlerinin boşa gittiğini, ticari faaliyette bulunarak elde etmeyi umduğu kazançtan yoksun kaldığını, ticari itibarının sarsıldığını, üzüntü yaşadığı ve psikolojisinin bozulduğunu, davalının dava dosyasına sunduğu 30.06.2022 tarih 2594 sayılı yazısında ... tesisat numaralı aboneliğin 19.09.2015-31.12.2016 tarihleri arasında görüntülendiğini, borcundan dolayı feshedildiği ve abonelik dosyasına ulaşılamadığının bildirilmesinin gerçek durumu yansıtmadığını, davalının daha önce dava dosyasına gönderdiği 02.06.2022 tarih 37/2 sayılı yazısının ekindeki çizelgede aynı tesisat numarasına ait arıza ihbarlarının kısmen 2017 yılına da ait olduğu ve 20.12.2018 tarihine kadar devam ettiğinin, kesme işleminin 23.11.2017 tarihli tespit üzerine yapıldığının bildirilmesinin davalının 30.06.2022 tarihli yazısının içeriğini çürüttüğünü, davalının Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 19. Maddesi hükmüne göre ticari kalite göstergeleri açısından yükümlü olduğu asgari performans standartlarını ihlal ettiğini kabul edip 400 TL tazminat ödemesi yapacağını belirttiği 03.03.2020 tarih TD-OUT-801-2020-E.38370 sayılı yazısında tazminat hak ediş yılının 2014 olarak belirtilmesinin davacının en azından 2014 yılında da abone olduğunu gösterdiğini, buna rağmen mahkemenin davacının abonelik süresi ile ilgili çelişkili gerekçe oluşturmasının kabul edilemez olduğunu, davalıda bulunan abone ve işlem dosyaları, abonelik ilişkisi, süreçteki işlemler, kayıtlar, yapılan ödemeler, davacının başvuruları ve davalının teknik elemanlarınca yapılan tespitlere dair tüm bilgi ve belgelerin celbinin talep edilmesine karşın davalının “abonelik dosyasına ulaşılamadığı” bildirdiğini, 03.03.2020 tarih TD-OUT-801-2020-E.38370 sayılı yazısı da eklenmek suretiyle yeniden müzekkere yazılması ve abonelik dosyasının bir bütün halinde davalıdan ve/veya ilgili tüm yerlerden (..., ..., EPDK vs.) istenilmesinin talep edilmesine rağmen abonelik dosyasının dava dosyasına kazandırılamadığını, mahkemece elektrik kesintileri ve voltaj düşüklüğüne dair somut bilgi ve belge bulunmadığına, iddiaların sadece davacı ve tanık beyanlarına göre ispatlanamayacağına dair gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığını, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin 02.06.2022 tarihli yazısında şebeke olarak hatların eski olduğunu, voltaj sorunu için geçmiş dönemde gerilim sorunu kaynaklı ilave trafo konulduğu ve ... bölgesinde küçük ek tesis çalışması ile yenileme yapıldığının belirtilerek aynı yazı ekindeki çizelgede aynı tesisat numarasına ait arıza ihbarlarının 20.12.2018 tarihine kadar devam ettiğinin gösterilmesinin davacının “voltaj ve gerilim yetersizliğine” dair iddiasını doğruladığını, davalı tarafından gönderilen sınırlı kayıtlar içinde faz eksikliği ihbarına müdahale edildiğini, voltaj ölçümü ile ilgili teknik destek verildiğini ve “Diğer” açıklamasıyla kayıtlar oluşturulduğunun görülmesinin de davacının iddiasını teyit ettiği, davacının ... numaralı cep telefonu hattından davalının “186” numaralı hattına yapılan aramaları gösteren kayıtların Bilgi Teknolojileri Kurumu veya ilgili kurumdan celbi ile davalının ... İşletme Müdürlüğü (Operasyon Merkezi) nezdinde ... Mahallesi, ... Caddesi, No.2A ... adresindeki başvurularına dair kayıtların doğrudan celbinin talep edilmesine rağmen kabul görmediğini, davalının kurulu gücün 45,92 kW olarak gözüktüğü ve aşan tüketim olmadığı yönündeki savunmasına karşın gücün yetersizliğinin açık olduğunu, davalının bölgeyi etkileyebilecek voltaj dalgalanmasını gerektirir arıza kaydının bulunmadığı ve böyle bir arıza mevcut olması halinde trafodan enerji alan tüm kullanıcıların etkileneceği savunmasının, davacının iddiasının sadece “voltaj dalgalanması” değil, “yetersizlik ve elverişsizlik” gibi sürekli, kalıcı ve önemli bir durumu anlattığını, bölgede davacının işletmesinden başka ticari işletme bulunmadığından diğer kullanıcıların etkilenmemesinin doğal olduğunu, bilirkişi raporlarında dava konusu tesisatın bulunduğu adresteki elektrik dağıtımının davalının sorumluluğunda olduğunun ve tanık beyanlarına göre şebeke hatlarında meydana gelen voltaj düşüklüğü/dalgalanması nedeni ile makinelerin arıza yaptığının, motorlarının yandığının tespit edildiğini, ... yazısına göre bölgedeki elektrik şebekesinin eski olması ve 2021 yılında yenilenmiş olduğu göz önüne alındığında değiştirilen elektrik şebekesinde oluşmuş olabilecek voltaj dalgalanmalarının davacıya ait makinelerin motorlarında arızalara sebep olabileceğinin değerlendirildiği, davacının zararının hesaplanması konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin kabul edilmediğini, davalının taahhüdünü yerine getirememesi ve edimini ifa edememesi yüzünden işletmenin son derece sınırlı olarak ticari faaliyet gösterebildiği ve çok cüz’i hasılat elde edebildiğini, davalının 03.03.2020 tarih TD-OUT-801-2020-E.38370 sayılı yazısıyla mevzuattan ve sözleşmeden doğan edimini ifa edemediğini ve bu sebeple davacının zarara uğradığını teyit ettiğini, davalının ödemeyi kabul ettiği 400 TL tazminatın davacının zararını hiçbir şekilde karşılamadığının ihtirazi kayıt olarak .... Noterliğinin 25.08.2021 tarih 13542 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, davalının ödeme ve bildirim sürelerine uymamasının iyi niyetli olmadığını beyanla eksik inceleme ile usul ve yasalara aykırı verilen mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı hizmet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece iddia/ savunma, dosya kapsamında yer alan belge ve deliller ışığında 11/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 26/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporu alınmış, söz konusu raporlar hükme esas alınarak "Davanın Reddine" karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece dosya kapsamında alınan 11/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;, "davacının işyerini kapatmasına gerekçe olarak gösterilen, yaklaşık 2013-2018 yılları arasındaki 5 yıllık bir süreçte sürekli meydana geldiği belirtilen elektrik kesintileri ve voltaj düşüklüğüne dair somut bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı, dolayısıyla sadece davacı ve davacı tanıklarının beyanlarına göre davacıya ait işyerine elektrik temin eden davalı şirkete ait dağıtım şebekesinin eski ve yetersiz olması nedeni ile davacının makinelerine ait motorların yandığının ve de uzun süreli sık sık elektrik kesintilerinin meydana gelmesi nedeni ile işletmenin faaliyette bulunamadığının, mahkemece kabul edilmesi halinde , davalı ...'ın arz edilen yönetmeliğin 18. ve 21 maddeleri gereği ticari ve teknik kaliteyi temin edemediğinin de kabul edilmesi gerekeceği ve 16. madde hükümlerine göre de, kullanıcıya (davacıya) başvurusuna gerek duyulmaksızın tazminat ödemesi gerekeceği" yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda mahkemece alınan 26/10/2023 tarihli ek raporda, " dava dosyasında davalı vekilinin beyanlarında belirttiği 23/11/2017 tarihli sözleşmesiz elektrik kullanım tespiti üzerine kesme işlemi yapıldığına dair tutanak bulunmasa da, davalı ...'ın 30/06/2022 tarih ve 2594 sayılı yazı ile mahkememize yapılan yazılı bildirimde ise, ... tesisat nolu aboneliğin davacı ... adına olduğu ve 31/12/2016 tarihinde borçlarından dolayı aboneliğin fesh edilmiş olduğu belirtildiğinden, mahkemenizce davalı ... tarafından, davacıya tazminat ödenilmesine hükmedilmesi halinde, bu dönemin 2018 yılın kadar olmayıp, 31/12/2016 tarihine kadar ki süreyi kapsaması gerektiği" yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “İspat yükü” başlıklı 6'ncı maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu bildirilmiş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24-33. maddelerinde yargılamaya hakim olan ilkeler açıklanmış olup, Anayasa'nın 36., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının en önemli unsuru niteliğindeki hukuki dinlenilme hakkının düzenlendiği 27. maddede, davanın taraflarının, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği bildirilmiştir. Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünü içeren 29. maddede, 4721 sayılı Kanunun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı yinelenerek, tarafların dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda oldukları, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlü olduklarına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Hakimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Ayrıca; ispatın, taraflar bakımından yalnızca bir yük olmasının ötesinde aynı zamanda yasal bir hak olarak düzenlendiği 189. maddede, tarafların kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip oldukları, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı, 4721 sayılı Kanunun 6. maddesine koşut niteliğindeki 190. maddede, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi yararına hak çıkaran tarafa ait olduğu, yasal bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu, kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın yasal karinenin aksini ispat edebileceği, 191. maddede, diğer tarafın, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabileceği, karşı ispat faaliyeti için kanıt sunan tarafın, ispat yükünü üzerine almış sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosya kapsamı incelendiğinde; davacıya ait ... İli ... ilçesinde yer alan işyerinde ... tesisat nolu aboneliğin davacı ... adına 19.09.2015-31.12.2016 tarihleri arasında kayıtlı olduğu ve borçlarından dolayı aboneliğin feshedilmiş olduğu, bu hususun dosya kapsamında yer alan ... yazı cevabı içeriğinden anlaşıldığı, davacının dava dilekçesinde 2013-2018 yılları arasında iş yeri faaliyette iken voltaj dalgalanmalarından dolayı iş yerindeki motorlarının yandığını ve iş yerini kapatmak zorunda kaldığını beyan ederek uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tahsili talep ettiği, ancak 30/06/2022 tarihli ... yazı cevabına göre davacının bahse konu işyerinde aboneliğinin yaklaşık 1,5 yıl sürdüğünün tespit edildiği, davacının anılan iş yerinde sürekli meydana geldiğini belirtttiği elektrik kesintileri ve voltaj düşüklüğünü gösteririr somut bilgi ve belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, davacıya ait işyerine elektrik temin eden davalı şirkete ait dağıtım şebekesinin eski ve yetersiz olması iddiasının ve davacının makinelerine ait motorların yandığının, uzun süreli sık sık elektrik kesintilerinin meydana gelmesi nedeni ile işletmenin faaliyette bulunamadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, bu yöndeki davacı ve davacı tanıkları beyanlarının soyut beyandan öteye gidemediği, davacıya ait işletmenin kapalı olması nedeni ile mahkemece keşfin yapılamadığı ve makinaların zarar gördüğüne ilişkin herhangi bir delil tespitinin dosya kapsamında yer almadığı, tüm bu hususların dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporları içeriği ile sabit olduğu, söz konusu raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, hukuki denetime uygun olduğu, yüksek mahkeme denetimine açık olduğu, dolayısıyla mahkemece söz konusu raporlar hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının ûsul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
6-Temyizi kabil olan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince Dairemiz tarafından tebliğe çıkartılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/01/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.