SoorglaÜcretsiz Dene

Diyarbakır BAM 6. HD 2024/525 E. 2024/904 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/525

Karar No

2024/904

Karar Tarihi

21 Mart 2024

T.C.

DİYARBAKIR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/525

KARAR NO : 2024/904

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DAVANIN KONUSU :Anonim Şirketin Feshi, Sermaye Borçlarının Ödenmesi Kararının İptali

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 21/03/2024

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece geçici hukuki koruma talebi hakkında verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili; müvekkilinin... ile birlikte davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin...adresinde bulunan .... işletmecisi olduğunu, ortaklardan ...yönetim kurulu başkanı olup her türlü ilzama yetkili tek kişi olduğunu, ortağı olduğu başkaca şirketlerin nakit ihtiyacını karşılamak için davalı şirket adına kredi kullandığını, kredi faizini ilgili vergi dairesine gider olarak gösterdiğini ve gelirden düştüğünü, konuyla ilgili olarak müvekkiline herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, şirketin faaliyet yürüttüğü .... açıldığından beri hiçbir surette kâr payı dağıtılmadığını, müvekkilinin elde ettiği bilgilere göre şirketin 6 yılda.... TL ticari kâr ettiğini, buna karşın şirketin her yıl zarar açıkladığını, 6102 sayılı TTK m. 531 hükmü kapsamında müvekkilinin şirketin feshini isteme hakkı olduğunu, ortakların ... tarihinde sermaye artırım kararı aldığını, sermaye taahhüt borcunun ödenmesi için müvekkiline noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, artırım kararının müvekkilini zorda bırakmak ve şirket haklarından yoksun bırakmak amacıyla alındığını öne sürerek ... tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yer alan sermaye artırımının ödenmesine yönelik kararın tedbiren durdurulmasını, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve şirket mal varlıklarının devri ile her türlü borçlandırma işleminin men'i hakkında ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının taleplerinin usulen birlikte talep edilebilecek nitelikte olmadığını, dava dilekçesi ekinde olduğu iddia edilen hiçbir evrakın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, dava kapsamında şirket yöneticileri dâhil birçok talep yer almakta iken husumetin yalnızca şirkete yönlendirildiğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının şirket aktiflerini azaltmaya yönelik girişimleri nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, incelemenin devam etmekte olup davacıya müvekkili şirket bakımından uzaklaştırma ve adli kontrol kararı verildiğini, anılan kararlar için kuvvetli suç süphesi bulunması gerektiğini, bu yönüyle davanın fiilinde sübut bulduğunun sabit olduğunu, huzurdaki davanın işbu kararın hemen akabinde kötü niyetli olarak açıldığını, davacının sermaye artırım taahhüdünde bulunmasına karşın edimini yerine getirmediğini, fesih talebine ilişkin 6102 sayılı TTK m. 531 gereği haklı sebebin olması gerektiğini, kâr payı dağıtılmasının şirket bilançolarından anlaşılacağı üzere kâr edilmemesinden kaynaklandığını, Cahit Balyen dava dilekçesine konu edilse de davanın kendisine atfedilmediğini ve husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kayyım atama talebinin 6102 sayılı TTK m. 412 doğrultusunda hukuken mümkün olmadığını, tüm bu hususların şirket ticari defterlerinin incelenmesiyle anlaşılacağını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece yapılan yargılamada verilen....tarihli ara kararı ile özetle; davanın davalı şirket yönetimine kayyım atanması, şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerine devri önleyici tedbir kararı alınması ve .... tarihli sermaye borçlarının ödenmesine yönelik kararın tedbiren durdurulmasına ilişkin olduğu, kayyım talebine yönünden organ boşluğu olmadığı sürece münhasıran genel kurulun yetkisinde olan yönetici ve temsilci atanması konusunda herhangi bir karar verilemeyeceği, 4721 sayılı TMK'nın 426 ve 427. maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nın 530. ve 630. maddelerindeki şartların mevcut dosyada bulunmaması nedeniyle yönetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği, şirkete ait taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığı ile ilgili ihtiyati tedbir talebi ve davacının .... tarihli sermaye borçlarının ödenmesine yönelik karara ilişkin tedbiren durdurulması talebinin ise dava dilekçesindeki iddiaları destekler nitelikte bilgi veya belge dosyaya sunulmadığından yaklaşık ispatın koşulunun sağlanmadığının görüldüğü, bu hususların yargılama gerektirdiği anlaşılmakla taleplerin ayrı ayrı reddine karar vermek gerektiği, delil tespiti talebi yönünden ise bir vakıanın tespiti amacıyla ve hukuki yararın bulunması halinde ancak delil tespiti talep edilebileceği, somut uyuşmazlıkta, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağına yahut bu hususun ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin bir durumun bulunmadığı, yargılama konusu olabilecek bir hususun delil tespiti yoluyla istenemeyeceği ve talep edilen şirketin faaliyet gösterdiği otelde taşınır taşınmazların tespit edilmesinde ileride kaybolması muhtemel bir delilin söz konusu olmadığının anlaşıldığı belirtilerek davacı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, şirketi tek başına ilzama yetkili ....şahsi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla şirket nam ve hesabına kredi kullandığını, bu kapsamda mahkemece yapılan haklı sebep olmadığına yönelik değerlendirmenin isabetli olmadığını, ortakların ... tarihinde sermaye artırım kararı aldığını, bu tarihten sonra yaklaşık 9 yıl boyunca herhangi bir talepte bulunulmadığını, 2024 yılında sermaye taahhüt borcunun ödenmesi için müvekkiline noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, söz konusu işlemin müvekkili zorda bırakmak ve şirket haklarından yoksun bırakmak amacıyla yapıldığını, Mahkemece bu hususların göz ardı edilerek talebin reddine karar verilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;

Dava, davalı şirketin 6102 sayılı TTK m. 531 hükmü uyarınca haklı sebeple feshi ve tasfiyesi ile ....tarihli sermaye borçlarının ödenmesine yönelik kararın iptali istemine ilişkin olup talep, 6100 sayılı HMK'nın 389'ncu maddesi hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, somut olayda davalı şirkete kayyım atanması, şirket malvarlığı üzerine tedbir konulması ve....tarihli sermaye borçlarının ödenmesine yönelik kararın icrasının tedbiren durdurulması talepleri bakımından ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü hâvidir. Anılan hüküm uyarınca, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları hâlinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için, her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir.

Davacının, davayı kazanması halinde, dava konusu mal ve hakka kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) güvence altına almaya yarayan tedbirlere ihtiyatî tedbir denir (Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. II, Ankara 2020, s. 1263).

6100 sayılı HMK’nin onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında "Geçici Hukuki Korumalar" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır.

Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerini atama (seçme) ve görevden alma yetkisi kural olarak genel kurula aittir (6102 sayılı TTK m. 375). Mahkeme, yönetim kurulu üyelerini ancak yasanın kendisine bu yetkiyi açık bir hükümle tanıdığı istinaî hallerde görevden alabilir. Bunun dışındaki hallerde mahkemelerin yönetim kurulunu (ya da bazı üyelerini) görevden alarak yerlerine yönetimi kayyımı atama yetkisi yoktur. Mahkeme ortaklığın kötü yönetildiği, şirket menfaatlerinin zedelendiği, hatta görevini kötüye kullandığı vb. gerekçelerle yönetim kurulunu görevden alarak yerine bir yönetim kayyımı atayamaz. 6102 sayılı TTK m. 630/2 hükmünde haklı sebeplerin varlığı hâlinde hâkime limited şirket müdürlerini ve yöneticilerini görevden alma yetkisi tanındığı halde, yasa koyucu anonim şirketlerde bu yetkiyi mahkemeye vermemiştir (Bkz. Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku - I, 14. Bası, İstanbul 2019, s. 402-403).

4721 sayılı TMK'nın “yönetim kayyımı” başlığını taşıyan 427. maddesinin 4. bendi, vesayet makamının “bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa” o tüzel kişiye bu yönetim kayyımı atamasını öngörmektedir.

Anonim şirketeler bakımından organ eksikliğinin düzenlendiği 6102 sayılı TTK m. 530(1) hükmüne göre; “Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarındın biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmişse, mahkeme şirketin feshine karar verir”.

Şirketin yönetim ve temsil organı olan yönetim kurulu, seçilmiş bir organdır. Bu nedenle yönetim kurulunun mevcut olmaması hem hukuki hem de fiilî yokluk olgularını içerir. Yönetim kurulunun, genel kurul toplanamadığı veya nisap sağlanamadığı için seçilememesi, seçim kararının geçersiz olması, tüm üyelerin birlikte istifa etmeleri, tutuklu olmaları vb. nedenler yönetim kurulunun hukukî yokluk; mevcut kurulun üyeler veya ortaklararası anlaşmazlıklar nedeniyle uzunca bir süre toplanamaması ya da (yasal ya da sözleşmesel nedenlerle) karar nisabı sağlanamadığı için karar alamaması da fiili yokluk örnekleridir (Bkz. Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt: 91, Sayı: 2017/5, s. 22).

Görüldüğü gibi yasa, tüzel kişilere yönetim kayyımı atanmasına ancak organın mevcut olmaması ya da hukuki ya da yetkili organın fiili nedenlerle çalışma erkinden yoksun kalması halinde olanak tanımıştır. Bu nedenle bu istisnaî yetkinin sadece bu iki hale özgü olarak kullanılması gerekir; bu iki hal dışındaki nedenler yönetim kayyımı atanmasına gerekçe olamaz. Şu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla hakim şirket yönetiminde “yerindelik” denetimi yapamaz (Bkz. Çamoğlu, s. 23-24).

Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, anonim şirketlerde yönetim kayyımı atanmasına ilişkin koşulların 4721 sayılı TMK m. 427/4 ve 6102 sayılı TTK m. 530 hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK m. 408(2)-b hükümleri uyarınca yönetim kurulunun ancak genel kurul tarafından seçileceği ve yine genel kurul tarafından değiştirilebileceği, yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere anonim şirketlerde mahkemenin kural olarak yönetim kayyımı atama yetkisinin bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlıkta organ yokluğu ya da organın fiili nedenlerle çalışma erkinden yoksun kalması durumunun söz konusu olmadığından yerel mahkemece davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebini reddi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bundan ayrı olarak, davacı tarafça, davalı şirket adına kayıtlı ...... sayılı taşınmaz üzerine devri engelleyici ihtiyati tedbir kararı verilmesi, ....tarihli sermaye borçlarının ödenmesine yönelik kararın icrasının tedbiren durdurulması ve şirketin aktif malvarlığını azaltacak devir ve temlikler ile her türlü ayni ve şahsi hak tesisinin önlenmesi yönünde tedbir talep edilmiş ise de; yukarıda anılan 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümleri uyarınca mahkemenin davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde (nitelikte) ihtiyati tedbir kararı veremeyeceği, Mahkemenin ancak gecikmesi halinde doğabilecek tehlikeyi önleme veya ciddi zararı dava süresince (geçici olarak) önlemek için yalnız bu amaçla sınırlı olmak üzere gereken tedbirlerin alınması için ihtiyati tedbir kararı verebileceği, dava konusu uyuşmazlıkta bu hâlin söz konusu olmadığı, dolayısıyla 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerindeki şartların oluşmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince bu yöndeki ihtiyati tedbir taleplerinin de reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.

Başka bir ifadeyle; Yargıtay uygulamalarında (Yargıtay 13. HD'nin 01/06/2012 tarih ve 2012/12474 E. 2012/14232 K. sayılı ilamı) kabul edildiği ve 6100 sayılı HMK'nun 391. maddesi gerekçesinde açıklandığı üzere “dava sonunda elde edilecek faydayı sağlayacak şekilde”, başka bir deyişle “davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde” ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru değildir. Bu itibarla mahkemece, somut uyuşmalık bakımından yukarıda açıklandığı üzere, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde öngörülen haklı sebeplerin varlığının kanıtlanıp kanıtlanmadığının, bu çerçevede şirketin feshine karar verilip verilmeyeceğinin ya da fesih yerine, davacı pay sahibine payıın değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilip verilmeyeceğinin yargılama aşamasında toplanacak delillere göre tayin ve takdir edileceğinden, 6100 sayılı HMK'nın öngördüğü geçici hukuki koruma kriterini aşacak şekilde tedbir kararı verilmesi mümkün değildir (Benzer yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin 03/12/2015 tarih ve 2015/4504 E., 2015/12980 K. sayılı kararı).

Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. ) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan ......tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1). b. 1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

  2. )492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca yeteri kadar istinaf harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

  3. )İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. ) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  5. )6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesindiyarbakırAnonimSermayeŞirketinBorçlarınınkonusuÖdenmesiKararınınİptaliFeshi,hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim