Diyarbakır BAM 4. HD 2023/3484 E. 2024/699 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2023/3484
2024/699
28 Mart 2024
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/3484
KARAR NO : 2024/699
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. Gereği düşünüldü.
A) DAVACI VEKİLİNİN İSTEMİNİN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin bir inşaat firması olup işini özen ve titizlikle sürdüren bir şirket olduğunu,.... tarihinde internet ortamında müvekkili hakkında yerli yersiz ithamlarda bulunulduğunu, haksız ve mesnetsiz içeriklerin söz konusu müvekkili şirketin ismini lekelediğini, müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, bu sebeple ağır mağduriyet yaşadığını, davalının ..... haber'in internet ortamında yayınlamış olduğu görüntüyü, .... tarihinde müvekkili hakkında hiçbir bulguya ve veriye dayanmaksızın, asılsız iddialar ile internet ortamında yayımlayarak, müvekkilinin onurunu zedeleyip, habercilik değer ve ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde müvekkilini zan altında bıraktığını, tüzel kişilerin de tıpkı gerçek kişiler gibi haklara sahip olduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu günden itibaren binlerce insanla temas ettiğini ve herkesin müşteri memnuniyetini sağladığını, müvekkili şirketin kişilik haklarına alenen saldırı olduğunu, aynı zamanda ekonomik itibarın da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsünün olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik itibarının düşürülmek istendiğinin açık olduğunu, asılsız, gerçeğe aykırı haber yayımlamak suretiyle müvekkilinin kişilik hakkına saldırıda bulunan davalılardan, 5.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan ...tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun tebligat çıkarılmasına rağmen davalıların dosyaya cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı kararıyla; 'Eldeki dosyanın görevsiz Mahkemede açılmakla görevsiz mahkemede arabuluculuk zorunlu dava şartı olmadığından davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmadığının açık olduğu, eldeki dosyada en geç görevsizlik kararı kesinleşmeden (02/02/2023) arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiği, (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4240 Esas, 2022/6367 Karar sayılı karar), anılan tarih itibariyle henüz yargısal sürelerin ilimizde durdurulmadığının anlaşıldığı, ... tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, manevi tazminata yönelik işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, dava dilekçesinde ve görevli Mahkemeye dosyanın gönderilmesi talepli davacı vekilinin dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince kesin süre verilmesine gerek görülmeyerek (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/11/2022 tarih, 2021/4036 Esas, 2022/7834 Karar sayılı kararı) davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, buradaki dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği, bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyeceği anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle "Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir.
C) İSTİNAF SEBEPLERİ :
Hükme karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalıların istinaf başvurusunun olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; Mahkemenin, usulüne uygun olarak kendilerine arabulucuk tutanağı sunmak için süre vermediğini, bu nedenle bu kararın hukuka aykırı olduğunu, ayrıca mahkeme kararında arabulucuk başvurularının olmadığı denildiğini, ancak arabuluculuk başvurusunun bulunduğunu, mahkeme taraflarına usulune uygun süre verseydi bunu mahkemeye sunacaklarını, bu nedenle bu kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
D) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davacı şirket ile ilgili .... haber ismi ile internette asılsız haberler paylaşıldığı, bu haberlerin kurmaca ve çarpıtılmış olması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği iddiası ile açılmış manevi tazminata ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; Davacı vekili tarafından müvekkili şirketin kişilik haklarına alenen saldırı yapıldığı iddiasıyla davalılar hakkında manevi tazminat istemli işbu davanın açıldığı, davalıların davaya cevap vermedikleri, Diyarbakır ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasından mahkemenin görevsizliğine asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna... tarihinde karar verildiği, .... tarihinde bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ise .... tarihli kararıyla tensip düzenlemeden dosya üzerinden arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin yerel mahkeme kararını istinaf ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın istinaf sebeplerine bakıldığında; Mahkemenin arabuluculuk tutanağı sunması için kendilerine süre vermediğini, arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını ve süre verilseydi mahkemeye arabuluculuk tutanağını suncaklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A-2. Maddesine göre;
"MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.)
(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...."
Konuya ilişkin Yargıtay emsal kararlarına baktığımızda;
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/14948 E. 2024/70 K. 09.01.2024 T. Kararında; "... Somut olayda; dava, 19.04.2022 tarihinde ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve karar istinaf edilmeksizin 04.07.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın ....07.2022 tarihinde ... 23. ... Mahkemesine tevzi edildiği ve ... 23. ... Mahkemesince davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunması için bir haftalık kesin süre verildiğine ilişkin tensip zaptının tebliğ edildiği, davacı tarafça sunulan arabuluculuk son tutanağı içeriğinden, davacının arabuluculuk başvuru tarihinin 26.04.2022, sürecin başlama tarihinin 30.05.2022 ve bittiği tarihin de yine 30.05.2022 olduğu görülmektedir. Davacı tarafça sunulan arabuluculuk son tutanağına göre sürecin sonunda anlaşma sağlanamadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre davacı tarafça asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı; ancak dosyanın görevli olan ... mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulup sürecin sonuçlandırıldığı tartışmasızdır. Böylece 7036 ... Kanun'un 3 üncü maddesi ve 6325 ... Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun uygulanmasındaki amaç ve usul ekonomisi gözetildiğinde; dava şartının yerine getirildiği kabul edilip işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır...." şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/616 E. 2023/2371 K. 21.09.2023 T. Kararında; ".... Eldeki davanın, 16.07.2021 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, Mahkemece ilk duruşmada 15.03.2022 tarihinde Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 31.05.2022 tarihinde kesinleştiği, tevzinin Tüketici Mahkemesine 02.06.2022 tarihinde yapıldığı, Tüketici Mahkemesince 08.06.2022 tarihinde davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunması için 1 haftalık kesin süre verildiğine ilişkin muhtıra çıkarıldığı, davacı tarafça 20.06.2022 tarihli arabuluculuk tutanağının sunulduğu, arabuluculuk sürecinin başlama tarihinin 30.05.2022, bittiği tarihin 20.06.2022 olduğu görülmüştür.
Buna göre İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafça Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı ancak tüketici mahkemesine verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine arabulucuk sürecinin başlatıldığı, eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan tüketici mahkemesinde esasa girilmeden önce arabuluculuk işleminin tamamlandığı böylece usul ekonomisi gözetildiğinde dava şartının yerine getirildiği kabul edilip işin esasına girilerek hasıl olacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir...."
şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2021 tarihli ve 2020/3187 E. - 2021/762 K. sayılı ilamı: “… Somut olayda davacı vekili tarafından 28.05.2019 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde dava açılmış, yargılama devam ederken 12.07.2019 tarihinde arabulucuya başvurulmuş ve tarafların uzlaşmadığına dair 06.08.2019 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. İstanbul Anadolu ... Asliye Hukuk Mahkemesi ....Esas sayılı dosyasında ticaret mahkemesinin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında ... tarihinde tensip düzenlemiştir. Elde ki dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından Mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gereklerini "anlaşmazlık tutanağının getirilmesi" istemek Yasanın uygulanmasındaki amacına da uygun düşmeyeceği, somut olayda HMK'nın 115/3. Maddesinde göz önüne alındığında dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi doğru görülmemiştir…” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. 3. ve 17. Hukuk Dairelerinin yukarıda yazılı emsal kararlarında; görevsizlik kararından sonra ve fakat görevli Ticaret Mahkemesine dosya kaydedilmeden ve dosyanın esasına girilmeden önce arabuluculuğa başvurulmuş ve süreç tamamlanmış ise bu durumda görevli Ticaret Mahkemesi yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda, Asliye Ticaret Mahkemesinin tensip düzenlemeden ve davacıya HUAK 18/A-2. Maddesine göre; son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye göndermediği ve davayı arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddettiği anlaşılmaktadır.
Gerek HUAK 18/A-2. Maddesindeki açık düzenleme uyarınca gerekse Yargıtayın farklı dairelerinin bu konudaki emsal uygulamaları uyarınca, Ticaret Mahkemesince tensip düzenlenip davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesi gerektiği hâlde bu işlem mahkemece yapılmayarak eksik ve usule aykırı karar verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, davalılar .... Şirketi ihtiyari dava arkadaşları olup, haksız fiil sorumlusu olduğu iddia edilen .. hakkındaki dava mutlak ticari dava olmadığı gibi, adı geçen bu davalının sıfatına ve davanın niteliğine göre dava nispi ticari dava da değildir. Buna göre zorunlu arabuluculuğa ilişkin yasa hükümlerinin davalı .... yönünden uygulanamayacağı açıktır. Mahkemece aksi düşünce ile sonuca gidilmesi de hatalıdır.
Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden esas hakkında değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1. a. 6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için, dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
-
Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Kanunun 362/1-g maddesi uyarınca 28/03/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01