Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/2295
2024/222
10 Ekim 2024
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2295
KARAR NO : 2024/222
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 10/10/2024
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece geçici hukuki koruma talebi hakkında verilen ara kararının istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...'nin % 75 hisse ile ortağı ve münferit temsile yetkili müdürü olduğunu, şirketin diğer müdürünün ise şirketin eski tam hissedarı ve şimdiki % 25'lik hisseye sahip davalı olduğunu, davalı ile dava dışı .... arasında gerçeğe aykırı bir şekilde 15/09/2023 düzenleme ve 01/11/2023 vade tarihli, 50.000.000,00 TL meblağlı malen kayıtlı düzenlenen kambiyo senedi ile davalının borçlu, şirketin ise aval veren olarak gösterildiğini, söz konusu senedin müvekkili tarafından şirket hisselerinin satın alınmasından önceki ve davalının tam yetkili olduğu tarihte düzenlenmiş gibi gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlendiğini, asıl amacın dava konusu şirketi zarara sokarak menfaat elde etmek ve müvekkilinden mal kaçırmak olduğunu, nitekim dava dışı ....'in bu senede dayalı olarak şirket aleyhine Bismil İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının itiraz etmemesi ile kesinleşen takipte davalı tarafından kıymet takdir raporuna itiraz edilmediğine ilişkin beyan sunulduğunu, bu hususun bile tek başına davalının dava dışı .... ile menfaat ilişkisi içinde olduğunu gösterdiğini, müvekkilince icra takibinin öğrenildiği anda açılan icra takibine itiraz davasında şirket menfaatini koruması gereken davalının dosyaya borcu kabul beyanı gönderdiğini, davalının ayrıca tek başına temsil yetkisi olmadığı halde dava konusu şirkete ait pamuk balyalarını sattığını ve satış bedellerinin ne olduğunun belirsiz olduğunu, davalının şirketi, şirket ortağını zarara uğratması ve kişisel çıkar ilişkisi içinde hareket etmesinin kesin olarak azil sebebi olduğunu ileri sürerek öncelikle davalının şirket yönetimine ve temsiline ilişkin her türlü işleme imza yetkisinin tedbiren kaldırılmasına, davalı şirket müdürünün azline, aksi halde davalı şirket müdürünün temsil ve idare yetkilerinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece 24/07/2024 tarihli ara kararı ile; organ boşluğu olmadığı sürece mahkemenin tüzel kişiliğin organlarının iradesinin önüne geçerek şirkete temsili yetkili kılınan kişileri değiştiremeyeceği, davacı tarafından dava sonunda talep edilen hususun davalının temsil yetkisinin kaldırılması olduğu ve davanın esasını çözer mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; dava dilekçesinde belirtilen hususların davalının dava konusu şirketi zarara sokarak menfaat elde etme ve müvekkilinden mal kaçırma amacını gösterdiğini, davalının müdürlük sıfatının ve yetkilerinin kullanmasının müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, nitekim dosyaya sunulan delillerin ve davalı ile dava dışı ....'in Bismil CBS'nin ... sayılı soruşturma dosyasındaki beyanlarının davalının müvekkili ile dava konusu şirketi zarara uğratma amacını açıkça gösterdiğini, davalının sürekli zarar oluşturan hareketlerinin önüne geçmek ve müvekkilinin mülkiyet hakkının korunması bakımından tedbir kararı verilmesinin zaruri olduğunu, aksi halde dava sonununda verilecek kararın anlamsız olacağını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Talep, limited şirket müdürünün azli istemiyle açılan davada, davalı şirket müdürünün şirketi temsil yetkilerinin ihtiyati tedbir yolu ile kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacının, davayı kazanması halinde, dava konusu mal ve hakka kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) güvence altına almaya yarayan tedbirlere ihtiyatî tedbir denir (Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. II, Ankara 2020, s. 1263).
6100 sayılı HMK’nin onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında "Geçici Hukuki Korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır.
6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
6102 sayılı TTK m. 630/2 hükmünde "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir." hükmü yer almakta olup, söz konusu maddede, haklı sebeplerin varlığı hâlinde hâkime limited şirket müdürlerini ve yöneticilerini görevden alma yetkisi tanınmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; 01/12/2023 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre dava dışı limited şirketin 29/11/2023 tarihli genel kurul kararı ile davalı ...'ın 7.500 adet payını davacı....'e devrettiği, gerçekleşen pay devri ile dava dışı şirketin 10.0000 adet hissesinin 7.500 adedinin davacı ...'e, 2.500 adedinini ise davalı ....'a ait olduğu, aksi karar alınıncaya kadar davacı... ve davalı ....'ın münferiden temsile yetkili olmak üzere şirket müdürü seçildikleri anlaşılmaktadır. İki müdürden biri olan davalının azli istemi ile açılan davada, şirketin ortaklık yapısı ve davacının münferit yetkili müdür olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 391. maddesi gerekçesinde açıklandığı üzere “dava sonunda elde edilecek faydayı sağlayacak şekilde”, başka bir deyişle “davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde” ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların, bu aşamadaki mevcut derdest dava dosya kapsamına göre bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davalı şirket müdürünün temsil yetkisinin kaldırılması yönündeki tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan 12/09/2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1). b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca yeteri kadar istinaf harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
-
) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
-
) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15