SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/228

Karar No

2024/49

Karar Tarihi

24 Eylül 2024

T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/228 - 2024/49

T.C.

DİYARBAKIR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

10. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/228

KARAR NO : 2024/49

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 24/09/2024

Taraflar arasındaki davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

A) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket vekili tarafından 28.01.2021 tarihinde Diyarbakır İcra Dairesinin .... Esas defterine kayıtlı dosyasında müvekkili şirketin, .Şirketine 5.000.000,00 (beşyüzbin) TL asıl alacak ve 22.732,88 TL işlemiş faiziyle birlikte 522.732,88 TL değerinde icra takibi açıldığını, İcra takibine konu ödeme emri ve eklerinin 01.02.2021 tarihinde muhtarlığa tebliğ edildiğini, ödeme emrinden haberdar olan ve davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığı iddiasında olan müvekkil şirket yetkilisi alacaklı şirketin kendi firma kayıtlarında herhangi bir borcu olmadığını belirterek ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz ederek PTT yoluyla işbu itiraz evrakını Diyarbakır İcra dosyasına göndermiş olduğunu, işbu itiraz evrakının 08.02.2021 tarihinde Diyarbakır İcra Dairesine ulaştığını, dosyaya müvekkili şirket yönünden haciz talebinde bulunan alacaklı-davalı şirket vekilinin talebinin ödeme emrine itirazın süresinde yapıldığından bahisle reddedildiğini ve icra müdürlüğü tarafından 12.02.2021 tarihinde müvekkili yönünden icra takibi durdurulmuş olduğunu, fakat ödeme emrinin süresinde ve usulüne uygun yapılmadığından bahisle karara karşı Diyarbakır İcra Mahkemesine şikayet yoluna giden alacaklı-davalı vekilinin şikayeti kabul edildiğini, Diyarbakır ....İcra Hukuk Mahkemesi .... karar numarasıyla takibin devamına karar verildiğini, müvekkili yönünden icra takibinin İcra Müdürlüğü tarafından kesinleştirilmiş, alacaklının talebiyle müvekkili adına kayıtlı araçlara banka hesaplarına ve müvekkilinin bazı kurumlardaki alacaklarına haciz konulmuş olduğunu, Müvekkilinin şirkete gelen ödeme emrine ek evraklarda imza tarafları ...Ltd Şti olan ve üzerinde herhangi bir tarih olmayan bir sözleşme, yine imza tarafları .... olan 06.11.2020 tarihli bir protokol ile keşidecisi ... isimli kişi namına imzalanmış ve bazı yerleri tahrif edilmiş iki adet çekin sadece ön yüzünü gösteren fotokopi evraklarının yer aldığını, davalı-alacaklı şirketle hiçbir ticari münasebeti olmayan, gelen evraklarda da davacı adına düzenlenmiş hiçbir evrak olmadığını, müvekkili aleyhine böyle bir icra takibinin neden açıldığına anlam veremediğini, haklı olarak bu icra takibine itiraz ettiklerini, ilamsız icra dosyasında müvekkili şirketin borçlu olduğunu yaklaşık olsa dahi ispat eden tek bir evrak veya delil olmadığını belirterek, davacının davasının kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ....Ltd. Şti ile dava dışı ....LTD. ŞTİ''nin "..." ni yüklendiklerini, adı geçen firmaların yüklenilen işle ilgili dava dışı ...Ltd.Şti. ile alt yüklenicilik sözleşmesi imzaladıklarını, Alt yüklenici olarak işi üstlenen dava dışı ...Ltd.Şti.'nin ise 07.08.2020 tarihinde müvekkili şirket ile sözleşme imzalayarak "...bahsi geçen iş konusu Karayolları Teknik Şartnamesine uygun olarak 8 cm Binder Tabakası, 15 cm PMT (net sıkıştırılmış ölçülerdir) serme-sıkıştırma reglaj işleri için toplam 13.000 m2 ye uygulanacak malzemenin 2500 ton asfalt (binder) olarak, PMT ise götürü olarak anahtar teslim bedebi olarak 400.000,00 TL nakit geri kalanı iş bitiminden sonra Geçici Kabul sonrasında 12.09.2020 tarihine düzenlenmiş çek ile ödenecektir.." şeklinde anlaştıklarını, sözleşmenin not kısmına ise "Not:Toplam tutar üzerinden m2 düşüş veya artışı olursa tutar m2 cinsinden yeniden hesaplanacaktır." ibaresi eklendiğini, sözleşme konusu işi müvekkili firmanın 26.08.2020 tarihinde bitirdiğini, anılı sözleşme gereğince dava dışı ....Ltd.Şti'nin keşidecisi olduğu 240.000,00 TL bedelli ve 366.500,00 TL bedelli çeklerin .. adına keşide edildiğini, adı geçen tarafından da anılı çeklerin müvekkili şirkete ciro edildiğini, çeklerin vadesi geldiğinde bankaya ibrazını, ... Şti. yetkilisinin engellediğini, paranın ödeneceği konusunda müvekkili şirket yetkililerini oyalayarak ve müvekkili şirket yetkililerinin iyi niyetinden faydalanarak çeklerin süresi içerisinde muhataba ibrazını engellediklerini ve böylelikle çeklerin "karşılıksızdır" kaşesi yememesini sağladıklarını, çeklerin kambiyo vasfını yitirmelerine sebebiyet verdiklerini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince 13000 m2 BSK asfalt kaplama için sözleşme bedelinin 1.075.000-TL olduğunu, bunun dışında işte bir artış olursa metre kare başına 1075000/13000=82,69-TL fiyat uygulanacağını, müvekkili şirket taahhüdünde 13000 m2 iken sonradan iş artışı ile birlikte toplamda 15500 m2 BSK asfalt kaplama işini müvekkili şirketin tamamladığını, dava konusu iş dolayısıyla müvekkili firmaya yapılan toplam ödemenin 575.000,00 TL olduğunu, sözleşme ile taraflarca götürü olarak belirlenen 1.075.000,00 TL den 575.000,00 TL'nin müvekkili tarafa ödenmiş olması ile bakiye 500.000,00 TL üzerinden adı geçen şirketler hakkında icra takibi başlatıldığını ve davacı yan hakkında kesinleşen bu takibe karşı eldeki davayı açtığını, müvekkili firmanın sözleşme ile üstlendiği edimi fazlasıyla yerine getirdiğini, çeklerin arkasının yazdırılmaması, sözleşme ile belirlenmiş tutarın müvekkili firmaya ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında oluşan ihtilafın sona erdirilmesi amacıyla müvekkil şirket yetkilisi, dava dışı .... Ltd. Şti. Yetkilisi ve ... Ltd. Şti. Yetkilisinin 06.11.2020 tarihinde "PROTOKOLDÜR" başlıklı sözleşmeyi birlikte düzenleyerek imza altına aldıklarını, Yapılan bu sözleşmeye, defalarca yapılan şifahi görüşmelere rağmen müvekkili şirket alacağının ödenmediğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve yersiz açılan davanın reddine, müvekkili şirketin yapılan iş karşılığında hak etmiş olduğu alacağını ödemeyen ve alacağı inkar eden davacı firmanın haksız ve kötü niyetle açmış olduğu davada alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeden doğan borçların sözleşmenin taraflarından istenebileceği, bu suretle davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına konu borçtan sorumlu olmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile davalının davacı aleyhine başlatmış olduğu Diyarbakır İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyasına istinaden borçlu olmadığının tespitine" şeklinde karar verilmiştir.

C) İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davalı vekili, bir inşaat işinde alt yüklenici olarak çalışıp ve işin karşılığını alamadığı için davacı aleyhine icra takibi başlattığını, davacı bu takibe karşı menfi tespit davası açtığını ve yerel mahkeme davayı kabul ettiğini, yerel mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın asıl açılması gereken mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının sözleşme ve tutanaklarla işin yapımını kabul ettiğine, ortaklık ilişkisi nedeniyle tüm ortakların sorumluluğu bulunduğuna ve mahkemenin bu hususları göz ardı ettiğine dair gerekçeleri öne sürerek istinaf talebinde bulunduğu, davalı vekili yerel mahkemenin kararının bozulmasını ve davanın reddedilmesini talep etmektedir.

D)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;

Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.

Dosyanın incelenmesinden, davanın başlangıçta Diyarbakır ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .. E. sırasına kayden 27/05/2021 tarihinde açıldığı, Mahkemenin .... K. sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı nedeniyle dosyanın gönderildiği, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.

(i) Davanın Ticarî Dava Olup Olmadığı Hususunun Değerlendirilmesi:

6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:

(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.

(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.

(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.

Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlıkta da, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle nispi ticari dava söz konusudur.

(ii) Davanın HSK'nın Ticaret Mahkemelerinin Yargı Çevresini Belirleme Kararı Kapsamında Değerlendirilmesi:

5325 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun

un m. 5/1 ve m. 7 hükümleri ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun m. 4(1)-a ve 7(2)-f hükümleri çerçevesinde HSK 1. Dairesinin 08/07/2021 tarihli ve 568 sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/09/2021 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir.

HSK'nın 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında (RG-08/07/2021-31535) Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Diyarbakır ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Bu nedenlerle, 01/09/2021 tarihinden itibaren Diyarbakır il merkezi ve ilçelerinin yer itibariyle yetkili olduğu bütün ticarî davalar, adı geçen mahkemede görülecektir.

HSK'nın yukarıda anılan yargı çevresi belirleme kararında, 01/09/2021 tarihinde önce açılan davaların yeni kurulan mahkemelere devredilip devredilmeyeceği konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 5. Hukuk Dairesi tarafından 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında verilen uyuşmazlığın giderilmesi kararlarında; davanın açıldığı tarih itibariyle görevli olan asliye hukuk mahkemelerinin, derdest dava dosyalarını HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararıyla yeni kurulan veya yetki çevresi genişletilen ticaret mahkemelerine devir ya da görevsizlik kararı ile gönderemeyeceği, HSK'nın söz konusu kararı öncesinde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların görülmeye devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 25/03/2022 tarihli ve 2022/509 E., 2022/2410 K. sayılı; Yargıtay 5. HD'nin 21/02/2022 tarihli ve 2022/1073 E., 2022/2686 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararları).

Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk dairelerinin içtihatları da, uyuşmazlığın giderilmesi kararına benzer gerekçelerle, davaların ilk açıldığı asliye hukuk mahkemelerinde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği yönündedir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 07/02/2024 tarih ve 2023/6-604 E., 2024/70 K. Sayılı; 29/11/2023 tarih ve 2023/6-893 E., 2023/1166 K. sayılı; Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2022, 2022/500 E., 2022/1830 K.; Yargıtay 4. HD'nin 11/04/2022, 2022/2384 E., 2022/7144 K.; Yargıtay 5. HD''nin 21/03/2022, 2022/4258 E., 2022/5003 K. tarih ve sayılı kararları). 6100 sayılı HMK m. 22 hükmü uyarınca Yargıtay'ın yargı yeri belirleme hususunda yüksek görevli merci olması nedeniyle, yukarıda anılan HGK kararlarındaki, uyuşmazlığın giderilmesi kararlarındaki ve diğer özel daire içtihatlarındaki çözüm çerçevesinde uygulama birliğinin sağlanması gerekli olmuştur.

Bu hukuksal çerçevede somut olayın değerlendirilmesinde; HSK Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirildiği ve davanın 27/05/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. HSK'nın ilgili kararında 01/09/2021 tarihinden önceden açılmış ve derdest olan davaların devrine ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince davaya bakılması olanaklı değildir. Bu durumda, Diyarbakır ....Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yargılamaya devam edilerek esas hakkında kararı verilmesi gerekirken, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verilmesi hatalı olduğu gibi; Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı yerine uyuşmazlık hakkında karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Sonuç olarak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince, mahkemenin kurulup faaliyete geçtiği 01/09/2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, ilk derece mahkemesince davanın görev yönünden reddi ile 6100 sayılı HMK m. 20(1) hükmündeki usûl izlenerek dosyanın görevli Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. )Davalı vekilinin istinaf isteminin, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1). a. 3 ve 355 maddeleri uyarınca esası incelenmeksizin KALDIRILMASINA,

  2. )Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. )Kararın kaldırılma nedenine göre davalı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,

  4. )492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davacı ve davalı Güvence Hesabı'na İADESİNE,

  5. )İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümdeki yargılama giderleri ile birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,

  6. )İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  7. )6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesin"protokoldür"TespitdiyarbakırSatımdankonusuMenfi(TicariKaynaklanan)dairesihukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim