SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/205

Karar No

2024/15

Karar Tarihi

13 Eylül 2024

T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/205 - 2024/15

T.C.

DİYARBAKIR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

10. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/205

KARAR NO : 2024/15

KARAR TARİHİ : 13/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DAVANIN KONUSU : Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... Şirketinin olay tarihinde...... alanında bulunan ....'ye ait bulunan .... inşaatının yüklenici firması olduğunu, müvekkilinin işvereni ile yaptığı sözlcmeye müteakiben, iş sahasına, işçilerin ve teknik personelin barınması ve işlerin yürütülmesi için prefabrike konteynırlar kurmuş olduğunu, bu konteynırların için de teknik personelin çalışması için gerekli aletler ile işçilerin barınma ve iaşesi için gerekli olan klima, su ısıtıcısı, yatak, yastık, battaniye, ranza, klima, masa, elektrik tesisatları ve benzeri eşyalar bulunmakta olduğunu, 27/12/2015 tarihinde şantiye sahasının yanında bulunan trafoda, yüksek gerilim ve enerji hatlarında dalgalanma olması nedeni ile patlama meydana geldiğini, ayrıca trafoya bağlı bulunan yüksek gerilim hatları koparak şantiye sabasında bulunan müvekkiline ait prefabrike konteynırların üzerine düştüğünü ve yangın çıkmasına neden olduğunu, çıkan yangında yukarıda kısmen belirtilen malzemelerin önemli bir kısmının yanarak kullanılamaz hale geldiğini, Diyarbakır Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığının düzenlemiş olduğu yangın raporunda, söz konusu yangının yüksek gerilim hattının koparak konteynırların üzerine düşmesi sonucunda başladığının belirtilmiş olduğunu, yangın nedeni ile doğan zararın tespiti için Diyarbakır ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş sayılı dosyası üzerinden keşif yapıldığını ve alınan bilirkişi raporu ile mevcut hasar durumunun tespit edildiğini, ilgili yasal mevzuat ve sözleşme gereği, yangının meydana geldiği bölgedeki enerji iletim hatlarının bakım ve sorumluluğunun ....'de olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari 1.000.00 TL maddi zararın, olay tarihi olan 27/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.

Davalı vekili; Davacı tarafından Müvekkil Şirkete ikame edilen dava usul ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini, davacı vekilinin; meydana gelen yangında müvekkiline ait evde bulunan eşyalarının zarar gördüğünü, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat dava açtığını, öncelikle; davacı tarafından müvekkil Şirket gıyabında yapılan delil tespitine ilişkin, keşif HMK hükümlerine göre usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, HMK’nın delil tespitine ilişkin hükümlerinde acele sayılmayan işlerde yapılacak keşfin gün, yer ve saatinin karşı tarafa bildirilmesi ve keşfe katılmasının sağlanması gerektiği açıkça ifade edildiğini, bu nedenle HMK’ya göre yokluklarında yapılan keşfi kabul etmediklerini, yokluklarında yapılan keşfin yok hükmünde sayılması gerektiğini, husumet, derdeslik ve zamanaşımı, hakdüşürücü süre, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, davanın bu yönüyle değerlendirilmesini talep ettiklerini, dava konusu olayın meydana gelmesinde Müvekkil Şirketin kusurunun olmadığını, zira müvekkil şirketin, elektrik tesislerini bilimsel esaslara ve kuvvetli akım tesisleri yönetmeliğinde öngörülen standartlara uygun olarak yaptığını, dolayısıyla davacının bahse konu olaydan dolayı müvekkilinin kusuru olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, olayın müvekkiline ait tesisattan kaynaklandığına dair hiçbir delil ve emare olmadığını, kaldı ki müvekkilin kendisine ait tüm tesisatın ve hatların bakımını yaptığını ve üzerine düşen tüm önlemleri aldığını, davayı kabul etmemekle beraber iddia edilen yangının müvekkilin elektrik tellerinden çıkmasının imkânının olmadığını, davacının, yangının müvekkiline ait saiklerden ortaya çıktığını ve bu zararın meydana gelmesinde kendi kusuru olmadığını da ispat etmesi gerektiğini, davacı yangına ve çıkış sebebine ayrıca uğradığı zarara ilişkin dava dosyasına hiçbir belge sunmadığını, ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacıya harç tamamlattırılması gerektiğini, yangının çıkış sebebi konusunca uzman kişiler tarafından tespit edilmediğinden müvekkile yöneltilen husumeti kabul etmenin mümkün olmadığını, yangının müvekkile ait tellerden meydana geldiğini kabul etmediklerini, öncelikle yangının çıkış sebebinin araştırılması gerektiğini, sonra da enerji nakil hattının kime ait olduğunun tespit edilmesi gerektiğini belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, Diyarbakır bölgesinden elektrik dağıtımını üstelenen davalı kurumun elektrik hattının yapımı ile bakımından, güvenliğinden ve sürekli denetiminden mevzuat ve özellikle TBK m. 69 gereğince sorumlu olduğu, dolayısıyla dosyadaki mevcut verilerin yangının çıkmasında davalı kurumun kusurlu ve sorumlu olduğunu gösterdiği, davacının kendi sorumluluk alanındaki şantiye sahasındaki eksiklik ve kusurundan dolayı yangının meydana geldiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, davacı firmanın somut olayda kusurundan bahsedilemeyeceği, davalı kurumun meydana gelen zararı giderimle yükümlü bulunduğu, bu doğrultuda meydana gelen zararın niteliği ve miktarı konusunda aldırılan 19.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle üç adet konteyner, ranza, yastık, battaniye ve blok yatak bedeli toplamının 102.676,87-TL olduğunu bildiren bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar çerçevesinde mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının bozulması , icranın geri bırakılması kararı verilmesi, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:

İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.

Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

Dosyanın incelenmesinden, davanın başlangıçta Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... E. sırasına kayden 10/10/2016 tarihinde açıldığı, Mahkemenin ...., . K. sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı nedeniyle dosyanın gönderildiği Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.

(i) Davanın Ticarî Dava Olup Olmadığı Hususunun Değerlendirilmesi:

6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:

(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.

(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.

(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.

Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Tarafların ticaret şirketi olması nedeniyle, 6102 sayılı TTK m. 124(1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili olması nedeniyle nispî ticarî dava olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

(ii) Davanın HSK'nın Ticaret Mahkemelerinin Yargı Çevresini Belirleme Kararı Kapsamında Değerlendirilmesi:

5325 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun

un m. 5/1 ve m. 7 hükümleri ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun m. 4(1)-a ve 7(2)-f hükümleri çerçevesinde HSK 1. Dairesinin 08/07/2021 tarihli ve 568 sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/09/2021 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir.

HSK'nın 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında (RG-08/07/2021-31535) Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Diyarbakır ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Bu nedenlerle, 01/09/2021 tarihinden itibaren Diyarbakır il merkezi ve ilçelerinin yer itibariyle yetkili olduğu bütün ticarî davalar, adı geçen mahkemede görülecektir.

HSK'nın yukarıda anılan yargı çevresi belirleme kararında, 01/09/2021 tarihinde önce açılan davaların yeni kurulan mahkemelere devredilip devredilmeyeceği konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 5. Hukuk Dairesi tarafından 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında verilen uyuşmazlığın giderilmesi kararlarında; davanın açıldığı tarih itibariyle görevli olan asliye hukuk mahkemelerinin, derdest dava dosyalarını HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararıyla yeni kurulan veya yetki çevresi genişletilen ticaret mahkemelerine devir ya da görevsizlik kararı ile gönderemeyeceği, HSK'nın söz konusu kararı öncesinde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların görülmeye devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 25/03/2022 tarihli ve 2022/509 E., 2022/2410 K. sayılı; Yargıtay 5. HD'nin 21/02/2022 tarihli ve 2022/1073 E., 2022/2686 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararları).

Yine Yargıtay'ın ilgili hukuk dairelerinin içtihatları da, uyuşmazlığın giderilmesi kararına benzer gerekçelerle, davaların ilk açıldığı asliye hukuk mahkemelerinde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği yönündedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2022, 2022/500 E., 2022/1830 K.; Yargıtay 4. HD'nin 11/04/2022, 2022/2384 E., 2022/7144 K.; Yargıtay 5. HD'nin 21/03/2022, 2022/4258 E., 2022/5003 K. tarih ve sayılı kararları). 6100 sayılı HMK m. 22 hükmü uyarınca Yargıtay'ın yargı yeri belirleme hususunda yüksek görevli merci olması nedeniyle, yukarıda anılan uyuşmazlığın giderilmesi kararlarındaki ve diğer özel daire içtihatlarında benimsenen çözüm çerçevesinde uygulama birliğinin sağlanması gerekli olmuştur.

Sonuç olarak, HSK Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirildiği, davanın 10/10/2016 tarihinde açıldığı, HSK'nın yukarıda anılan kararında derdest dosyaların devredileceği yönünde bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından, dosyanın Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.

Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.

Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, ilk derece mahkemesince davanın görev yönünden reddi ile 6100 sayılı HMK m. 20(1) hükmündeki usûl izlenerek dosyanın görevli Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. ) Davalı vekilinin istinaf isteminin, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1). a. 3 ve 355 maddeleri uyarınca esası incelenmeksizin KALDIRILMASINA,

  2. ) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. ) Kararın kaldırılma nedenine göre davalı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,

  4. ) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davalı tarafa İADESİNE,

  5. ) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,

  6. ) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  7. ) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince kesin olmak üzere 13/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanındiyarbakırTazminatkonusudairesihukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim