Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
bam
2024/290
2024/14
13 Eylül 2024
T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/290 - 2024/14
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
10. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/290
KARAR NO : 2024/14
KARAR TARİHİ : 13/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU : Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalılar ...vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili ; 25/10/2018 günü saat 18:15 sıralarında sürücü ...., sevk ve idaresindeki .... plakalı yolcu otobüsü ile bölünmüş devlet karayolunu takiben Diyarbakır istikametinden Bingöl yönüne seyri sırasında olay mahalli virajlı yol bölümüne geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybederek seyrine göre sol tarafında bulunan viraj levhasına ve orta refüje çarpması akabinde takla atıp karşı yönden gelen trafik şeridi üzerinde sol yan kısımları üzerinde durması sonucu yaralanmalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı .... vekili ; görülmekte olan davaya ilişkin tensip zaptı ve dava dilekçesinin, davalı asile 30.10.2019 tarihinde tebliğ olunmakla, yasal süresi içerisinde, dava dilekçesine karşı yazılı beyanlarını sunduklarını, davacı vekilinin iddia ettiği hususları kabul etmediklerini, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Davalı....Sigorta vekili ; davacı tarafın sigorta şirketine yapmış olduğu başvuruda eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın yapmış olduğu başvuruda davacıya ait maluliyet durumunu gösterir Sağlık Kurulu Raporu sunmadığını ve kaza tespit tutanağının sadece ilk sayfasını gönderdiğini, kaza tespit tutanağı eksik olarak kendilerine gönderildiğini, davacı tarafın eksik evrak ile başvuru yaptığını ve yapılan başvurunun geçerli bir başvuru olarak kabulü mümkün olmadığını, kazaya karışan.... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 18.04.2018/2019 tarihlerini kapsayan Zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatı ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranı ile sınırlı olup. bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına geçerli olan teminat limiti ile sınırlı olduğunu, şirketin geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, şirketin sorumluluğunun zmms genel şartları gereğince hiçbir şekilde geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatını ihtiva etmediğini, bu tazminatlar sadece SGK’dan talep edilebileceğini, dolayısıyla, şirketten talep edilemeyecek bu tazminat için hesaplama kabul edilemeyeceğini, bu nedenle başvuran tarafın geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı .... A.Ş vekili; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın .... nolu Birleşik Kasko Sigorta Poliçesinin ekte olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte sigorta şirketinin meydana gelen zarardan dolayı sorumluluğu bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde söz konusu zarardan ancak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, artan Mali Sorumluluk Sigortası Klozu bakımından teminat limitinin kombine tek limiti olup 100.000,00 TL olduğunu, sigorta şirketinin, maddi tazminat talepleri bakımından sorumluluğunun ancak ZMMS teminat limitinin tüketildiği hallerde başlayacağını, henüz ZMMS teminat limitleri tüketilmemiş olduğundan müvekkil şirketin meydana geldiği iddia edilen zarardan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirtmiş, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamına göre alınan ve mahkememizce oluşa, bilimsel verilere, denetime elverişli kabul edilen kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporuna göre, meydana gelen trafik kazasından dolayı otobüs sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, dolayısıyla davalılar araç sürücüsü, araç maliki, işleten ve araç sigortacısının meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, ancak sigorta şirketinin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle belirsiz olarak açılan davanın kabulüne; yine davacı ....’in bedensel bütünlüğünü zedelenmesi sebebiyle, olayın özelliklerine göre davacıların uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesini talep edebileceği,manevi tazminatın bir ceza ya da gerçek anlamda bir tazminat olmayıp, zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araç olabileceği, olayın meydana geliş şekli, davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olması, bu olay nedeniyle davacıların yaşadıkları elem ve ızdırap, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacıların yakınlık durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri bir arada değerlendirilmek suretiyle davacıların uğradıkları manevi zararları nedeni ile manevi tazminat talebinde haklı oldukları gerekçesiyle;
-
)Maddi tazminat talebinin kabulüne, 118.939,85. TL'nin davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ve dava tarihi olan 16.10.2019’dan itibaren işleyecek yasal faizi ile; diğer davalılardan kaza tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
-
)Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı .... için 20.000,00. TL, davacı .... için 10.000,00 . TL, davacı ....için 10.000,00. TL manevi tazminatın davalılar ....’den kaza tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
-
)Fazlaya dair manevi tazminat talebinin Reddine.." karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... vekili; davacı tarafça hükmedilen alacaklar haricen tahsil edildiği halde tahsil edildiği hususu dosyaya sunulmadığını, davacı tarafça haricen hem maddi hem de manevi tazminat tahsil edildiği halde tahsilat yokmuş gibi davaya devam etmesi ve müvekkillere harç tahsili çıkartılması haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa dosyada hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden tahsil yapıp yapmadığı hususu sorularak tahsilat yapılması halinde konusuz kalan kısmı yönünden mahkemeniz ve belirtilen harç tahsil müzekkerelerinin iptalinin gerektiğini, yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Maddi tazminat talebinin kabulüne, 118.939,85-TL'nin davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ve dava tarihi olan 16.10.2019’dan itibaren işleyecek yasal faizi ile; diğer davalılardan kaza tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine dair karar verildiğini, faiz başlangıcı ile ilgili olarak Sigorta Şirketine başvuru tarihi esas alınması gerektiğini , davacılar vekilince 16.10.2019 havale tarihli dilekçesinin 8 numaralı bendinde "davalı sigorta şirketine maddi tazminatın ödenmesi için başvuru yapıldığı ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı belirtildiği " hususu dikkate alındığında Maddi Tazminat hususunda sigorta şirketi yönünden dava tarihinin esas alınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketinin temerrüt tarihinin olaydan hemen sonra olduğu hususu açıkça ortada olmasına rağmen yerel mahkeme temerrüt tarihini davanın açılış tarihi olarak belirlemesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece gönderilen muhtıranın taraflarınca yerine getirildiği ve tahsilatın dilekçeye ekli olduğunu, 09/04/2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen hususları tekrarla ek istinaf başvurularının kabulü ile hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacaklarının davacı tarafça tahsil edilmiş olması halinde konusuz kalan dava yönünden davanın reddi ile müvekkiller aleyhine düzenlenen harç tahsil müzekkerelerinin iptaline, davacı tarafın 16.10.2019 tarihli dava dilekçesinin 8 numaralı bendinde kazadan sonra sigorta şirketine maddi tazminat talebinde bulunduğu beyanı dikkate alınarak sigorta şlirketinin temerrüt tarihinin belirlenerek tazminatın başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesine, Usule, yasaya, hakkaniyete ve tüm dosya kapsamına aykırı, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ...tarih ve .. K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davacıların maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Bu hali ile davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar vekili, davacı ...'in 25.10.2018 tarihinde davalı . ait olup davalı ...idaresindeki, davalı ...'nin işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı otobüsün.... arasında yolcu taşırken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen kazada yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davanın başlangıçta Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. sırasına kayden 16/10/2019 tarihinde açıldığı, Mahkemenin 08/09/2021 tarihli ve .... K. sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı nedeniyle dosyanın gönderildiği Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taşıma sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de iş bu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.
Bu durumda davanın, davacı ...'in yolcu olarak 25.10.2018 tarihinde davalı ...’a ait olup davalı ....idaresindeki, davalı ..'nin işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ...plakalı otobüsün . arasında yolcu taşırken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davacı ile davalı taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olması ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi isabetli görülmediğinden davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak görev hususunda karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
) Davalılar .. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1. a. 3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
-
) Davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine ait olduğundan, görev konusunda karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
) Davalılar .. vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
-
) Kararın kaldırılma nedenine göre davalılar vekillerinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
-
) 492 sayılı harçlar kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 2.714,90 tl istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davalılara iadesine,
-
) İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümdeki yargılama giderleri ile birlikte değerlendirilmesine,
-
) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
) 6100 sayılı hmk'nın 7035 sayılı kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere 13/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32