SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/182

Karar No

2024/12

Karar Tarihi

13 Eylül 2024

T.C.

DİYARBAKIR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

10. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/182

KARAR NO : 2024/12

KARAR TARİHİ: 13/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/01/2022

DAVANIN KONUSU : Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalıların vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/11/2017 günü saat 11:30 civarında ... sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araçta yolcu olarak ... karayolu istikametine seyir halinde iken meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, akabinde sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde ... Plakalı araç sürüsünün asli derece kusurlu bulunduğunu, davalı taraf araç sürücüsü gerekli tedbir ve güvenlik önlemleri ile dikkat ve ihtimamı göstermemiş olması ile kusurlu oluşları sonucu , hukuki sorumluluk ilkeleri uyarınca meydana gelen zarardan dolayı araç sürücüsü ve maliki ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin.... Hastanesi Sağlık Kurulunca ....tarihinde verilen raporunda, tüm vücut fonksiyonlarının % 27 'sinin kaybolduğunun belirtildiğini, Meydana bu iş kaza nedeniyle Maden/ Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının.. no'lu dosyası ile soruşturma başlatıldığını, meydana gelen olay sonrası aile destekçisi konumunda olan müvekkilinin uzun bir süre tedavi gördüğünü, tedavisinin halen devam ettiğini, müvekkilin,n bayan ve bekar olup ücretli edebiyat öğretmenliği yaptığını, söz konusu daimi sakatlığı sonucu evlenme şansının azaldığını, müvekkilinin bu kaza sonrası aylık yaklaşık 4.500,00 TL kazancından mahrum olduğunu ve ailece geçim sıkıntısına düştüklerini, davalı tarafça 2017-2018 tarih aralığı olan ....no'lu kasko poliçesinde bulunan ihtiyari mali mesuliyet klozu bünyesinde manevi tazminatın teminat altına alındığını açıklayarak 12.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...Sigorta Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yan kaza sonrası yaralanması sebebiyle zararlarının giderilmesi talebiyle maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de dava dilekçesi haricinde müvekkili şirkete herhangi bir belge gönderilmediğini, davacının taleplerinin Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortası kapsamında kalması ve teminatlarını aşmaması halinde müvekkili şirketin bir sorumluluğunun doğmayacağını, kaza tarihinde .... plaka sayılı aracın Zorunlu Taşımacılık Sigorta Poliçesinin bulunduğu sigorta şirketi nezdinde sorumluluğuna başvurulması gerektiğini, davacının haklı çıkması ve kaza nedeni ile tazminat hak ettiğinin tespiti halinde ZKYTMS sigortası teminat limitleri dahilinde ise müvekkili şirketin sorumluluğunun doğmayacağını, davacı taraf dava açıp zararı büyütmeden müvekkili şirkete usule uygun başvuru yaparak teminat kapsamında bir zararı oluştu ise zararını karşılaması mümkün iken usule uygun başvuru yapmadan ve kanuna aykırı olarak işbu davayı açmış olmasının yasanın özüne ve amacına da aykırı olduğunu, KTK 97. Maddesi ile birlikte de değerlendirildiğinde dava şartlarının gerçekleşmediğini, davacının sadece talebini iletmesi başvuru sayılmadığını, gerçek zararın tespitine yarar ve gerekli görülen tüm belge ve bilgileri de müvekkili şirkete göndermiş olması gerektiğini, aksi halde yine kötü niyetli bir yorum ile hakkın kötüye kullanımı söz konusu olacağını, davacının davadan önce yaptığı başvuruda gönderdiği evraklar arasında maluliyet oranına ilişkin bir heyet raporu bulunmadığını, ayrıca kusurun kesin olarak tespitine yarar bilirkişi raporu gerektiğini ve davacı taraftan bu eksikliğin giderilmesi talep edildiğini, ancak davacı tarafın gerekli belgelerle başvurmadığı gibi, kabul anlamına gelmemek ve önceki savunmaları baki kalmak kaydı ile, dava dilekçesi ekinde de mahkemeye sunulmadığını ve taraflarına tebliğ edilmediğini, dava şartının yerine getirilmediğini, kabul anlamına gelmemek ve önceki savunmalarımız baki kalmak kaydı ile yerine şuan için getirilmesi de mümkün olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, genel şart uyarınca geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamı dışında olduğunu ve SGK sorumluluğunda olduğunu, bu yönden ilgili taleplerin reddi gerektiğini, SGK dan davacıya herhangi bir nam altında ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini aksi halde mükerrer ödeme nedeniyle zarara uğranılabileceğini ve davacıların da sebepsiz zenginleşmesine neden olunabilineceğini, tazminat hesabında eğer SGK ödemesi var ise dikkate alınarak hesaplanacak tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacı tarafça dava tarihinden itibaren avans faizi talep edilmişse de ancak kendisine yapılacak usule uygun başvurudan sonraki 9. İş gününde temerrüde düşmüş kabul edilebilir olduğunu bu sebeple faiz taleplerinin yerinde olmadığını açıklayarak davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...Sigorta cevap dilekçesinde özetle; “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği” kapsamında tespit edilen maluliyet oranını kabul etmediklerini, Genel Şartlar icabı hazminat hesaplamasında esas alınacak sağlık raporunun, “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Çerçevesinde Düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporu” olması gerektiğini, bu çerçevede alınacak rapor ile sakatlık oranının tespit edilmesi gerektiğini, mahkemece alınan 03.03.2020 tarihli raporda da doğru yönetmeliğe göre alındığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil şirketin aleyhine bir karar verilmesi halinde 03.03.2020 tarihli raporda tespit edilen oran üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirket aleyhindeki beyanları kabul etmediklerini, haksız ikame edilen işbu davanın reddine ve vekâlet ücreti, yargılama ve sair giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

Birleşen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...... Karar Sayılı Davasında;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/11/2017 günü saat 11:30 civarında .... sevk ve idaresinde bulunan ....plakalı araçta yolcu olarak ... karayolu istikametine seyir halinde iken meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, akabinde sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde... Plakalı araç sürüsünün asli derece kusurlu bulunduğunu, davalı taraf araç sürücüsü gerekli tedbir ve güvenlik önlemleri ile dikkat ve ihtimamı göstermemiş olması ile kusurlu oluşları sonucu , hukuki sorumluluk ilkeleri uyarınca meydana gelen zarardan dolayı araç sürücüsü ve maliki ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin ...Hastanesi Sağlık Kurulunca 05.04.2018 tarihinde verilen raporunda, tüm vücut fonksiyonlarının % 27 'sinin kaybolduğunun belirtildiğini, Meydana bu iş kaza nedeniyle Maden/ Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının .... no'lu dosyası ile soruşturma başlatıldığını, meydana gelen olay sonrası aile destekçisi konumunda olan müvekkilinin uzun bir süre tedavi gördüğünü, tedavisinin halen devam ettiğini, müvekkilin,n bayan ve bekar olup ücretli edebiyat öğretmenliği yaptığını, söz konusu daimi sakatlığı sonucu evlenme şansının azaldığını, müvekkilinin bu kaza sonrası aylık yaklaşık 4.500,00 TL kazancından mahrum olduğunu ve ailece geçim sıkıntısına düştüklerini, davalı tarafça 2017-2018 tarih aralığı olan .... no'lu kasko poliçesinde bulunan ihtiyari mali mesuliyet klozu bünyesinde manevi tazminatın teminat altına alındığını açıklayarak 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı... cevap dilekçesince özetle; davaya konu olay ile ilgili olabilecek farklı poliçeler söz konusu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ...numaralı .... Sigorta Poliçesi ile 30.05.2017/2018 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, MANEVİ TAZMİNAT talebi için, Poliçeden dolayı sakatlanma/ ölüm halinde manevi azami sorumluluk limitinin 150.000,00-TL olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, iş bu poliçenin özel şartlarında, ilgili aracın şehirlerarası yollarda kaza yapması durumunda ilgili hasarın teminat dışı bırakıldığını, bu nedenle öncelikle dava konusu kazanın nerede olduğunun tespiti gerektiğini, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, masraf ve vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, ....numaralı Kasko Sigorta poliçesinde “Manevi Tazminat Talepleri” özel şart ile poliçe teminatı içerisine alındığını, söz konusu kaza ile ilgili davadan önce müvekkil, şirkete müracaat edilmediğini, bu durumda müvekkili şirketin sorumluluğu oluşmadığından dolayı temerrüdünden bahsedilemeyeceğini ve davacının, olay tarihinden itibaren faiz istemesinin yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından şirkete yapılan bir müracaat söz konusu olsa da, ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerin ibrazından itibaren başladığını, davacı tarafından müvekkili şirkete davadan önce başvurusu bulunmadığından, işbu davada müvekkil şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağını açıklayarak davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "...mevcut ATK maluliyet raporuna göre davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle bedensel özür oranının %10,3 olarak belirlendiği, iş göremezlik süresinin 7 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, denetime elverişli olmakla benimsenerek hükme esas alınan 18.06.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik tazminatının 10.943,16-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 160.359,85-TL, tedavi giderinin 7.760,88-TL olarak hesaplandığı, ... Sigorta poliçesinde şahıs başına sakatlık ve ölüm halinde teminat limitinin 330.000,00 TL olarak belirlendiği, ... Sigorta ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesinde şahıs başına sakatlık ve ölüm halinde manevi tazminat teminat limitinin 40.000,00 TL olarak belirlendiği, sigorta şirketlerinin kazaya yapan otobüsün ZMMS sigortacısı ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olarak sorumlulukları bulunduğu, bu doğrultuda asıl ve birleşen davaların kabulünün gerektiği, sigorta şirketlerine yapılan başvuru yönünden sunulu belgelerden usulünce yapılmış bir başvurudan bahsedilemeyeceğinden temerrüt tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesi gerektiği.." gerekçesiyle " asıl davanın kabulüne, 179.063,89 TL’nin dava tarihi olan 20/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine," dair karar verilmiş karara karşı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf kanun yoluna başvuran .... Sigorta A.Ş. davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararına karşı tehir-i icra talepli olarak istinaf yoluna başvurduğunu, haksız ve hukuka aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

İstinaf kanun yoluna başvuran ....Sigorta A.Ş. davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2022/43 sayılı ve 12.01.2022 tarihli kararın kaldırılarak müvekkillerinin sigorta şirketi aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;

Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

Asıl ve birleşen dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan kusur raporu, maluliyet raporu, aktüer bilirkişi raporu, Maden Cumhuriyet Başsavcılığını'nın ... esas sayılı, dosyası, dosya kapsamına alınan bilgi ve belgeler ile sair evraklar hep birlikte incelenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davanın başlangıçta Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... E. sırasına kayden 20/07/2018 tarihinde açıldığı, Mahkemenin 06/09/2021 tarihli ve ....K. sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı nedeniyle dosyanın gönderildiği Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.

(i) Davanın Ticarî Dava Olup Olmadığı Hususunun Değerlendirilmesi:

6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:

(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.

(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.

(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.

Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;

Davacının ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu, meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda yaralandığı, söz konusu aracın davalı .... Sigorta nezdinde zorunlu taşımacılık poliçesinin, davalı ... Sigorta nezdinde kasko poliçesinin bulunduğu, davacı vekili tarafından yaralanma sebebiyle iş bu davanın açıldığı, 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmünde “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davalarının mutlak ticarî davalar arasında sayıldığı, sigorta hukukuna ilişkin hükümlerin de TTK’nın 6. Kitabında m. 1401 vd. hükümlerinde düzenlendiği, bu nedenle TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukundan kaynaklanan hukuk davaları mutlak ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.

(ii) Davanın HSK'nın Ticaret Mahkemelerinin... Yargı Çevresini Belirleme Kararı Kapsamında Değerlendirilmesi:

5325 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun

un m. 5/1 ve m. 7 hükümleri ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun m. 4(1)-a ve 7(2)-f hükümleri çerçevesinde HSK 1. Dairesinin 08/07/2021 tarihli ve 568 sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/09/2021 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir.

HSK'nın 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında (RG-08/07/2021-31535) Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Diyarbakır ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiştir. Bu nedenlerle, 01/09/2021 tarihinden itibaren Diyarbakır il merkezi ve ilçelerinin yer itibariyle yetkili olduğu bütün ticarî davalar, adı geçen mahkemede görülecektir.

HSK'nın yukarıda anılan yargı çevresi belirleme kararında, 01/09/2021 tarihinde önce açılan davaların yeni kurulan mahkemelere devredilip devredilmeyeceği konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 5. Hukuk Dairesi tarafından 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında verilen uyuşmazlığın giderilmesi kararlarında; davanın açıldığı tarih itibariyle görevli olan asliye hukuk mahkemelerinin, derdest dava dosyalarını HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararıyla yeni kurulan veya yetki çevresi genişletilen ticaret mahkemelerine devir ya da görevsizlik kararı ile gönderemeyeceği, HSK'nın söz konusu kararı öncesinde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların görülmeye devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 25/03/2022 tarihli ve 2022/509 E., 2022/2410 K. sayılı; Yargıtay 5. HD'nin 21/02/2022 tarihli ve 2022/1073 E., 2022/2686 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararları).

Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk dairelerinin içtihatları da, uyuşmazlığın giderilmesi kararına benzer gerekçelerle, davaların ilk açıldığı asliye hukuk mahkemelerinde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği yönündedir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 07/02/2024 tarih ve 2023/6-604 E., 2024/70 K. Sayılı; 29/11/2023 tarih ve 2023/6-893 E., 2023/1166 K. sayılı; Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2022, 2022/500 E., 2022/1830 K.; Yargıtay 4. HD'nin 11/04/2022, 2022/2384 E., 2022/7144 K.; Yargıtay 5. HD''nin 21/03/2022, 2022/4258 E., 2022/5003 K. tarih ve sayılı kararları). 6100 sayılı HMK m. 22 hükmü uyarınca Yargıtay'ın yargı yeri belirleme hususunda yüksek görevli merci olması nedeniyle, yukarıda anılan HGK kararlarındaki, uyuşmazlığın giderilmesi kararlarındaki ve diğer özel daire içtihatlarındaki çözüm çerçevesinde uygulama birliğinin sağlanması gerekli olmuştur.

Bu hukuksal çerçevede somut olayın değerlendirilmesinde; HSK Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirildiği ve davanın 08/02/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. HSK'nın ilgili kararında 01/09/2021 tarihinden önceden açılmış ve derdest olan davaların devrine ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince davaya bakılması olanaklı değildir. Bu durumda, Diyarbakır ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yargılamaya devam edilerek esas hakkında kararı verilmesi gerekirken, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verilmesi hatalı olduğu gibi; Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı yerine uyuşmazlık hakkında karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Sonuç olarak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince, mahkemenin kurulup faaliyete geçtiği 01/09/2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, ilk derece mahkemesince davanın görev yönünden reddi ile 6100 sayılı HMK m. 20(1) hükmündeki usûl izlenerek dosyanın görevli Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. )Davalılar vekillerinin istinaf isteminin, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1). a. 3 ve 355 maddeleri uyarınca esası incelenmeksizin KALDIRILMASINA,

  2. )Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. )Kararın kaldırılma nedenine göre davalılar vekillerinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,

  4. )492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan ( davalı .... Sigorta A.Ş. yönünden 3.057,96 TL, davalı .... A.Ş. Yönünden 685,00 TL ) istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davalılara ayrı ayrı İADESİNE,

  5. )İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümdeki yargılama giderleri ile birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,

  6. )İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  7. )6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesindiyarbakırTazminatzkytmskonusutazminatmanevi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim