Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1042 E. 2024/684 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1042
2024/684
1 Temmuz 2024
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 22/11/2022
KARAR TARİHİ : 01/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ............ile............'ın aralarında ticari ilişki olduğunu, Müvekkilinin Seri üretim ve malzeme için ticari bağlantılarını kullanacağını ve bunun karşılığında davalı ............'ın da sermayenin belli oranına ortak olup sermaye getireceğini, müvekkilin ............ ile yaptığı anlaşma doğrultusunda hareket ederken...........'ın aralarındaki harici anlaşmayı hiçbir neden göstermeden bitirmek istediğini, müvekkilinin bu durum karşısında basiretli bir iş adamı olarak davrandığını ve ortaklığı kimsenin hakkı zarar görmeden bitirdiğini, ............. ' ın gönderdiği para karşılığında alınan makine ve malzemeleri vermeye teklif ettiğini, ancak............'ın alınan makine ve malzemeleri almayıp hakkı olmayandan fazla bir para istediğini, bu ortaklık bitiminden sonra müvekkiline karşı ..........isimli şahsın her gün tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, koyduğu sermayenin 2-3 katını talep ettiğini, ............ isimli sahsın yanında 3-4 kişi ile müvekkilinin dükkanına gelmiş olup zorla müvekkiline toplamda............... (bilmilyonikiyüzelli ) TL lik senet imzalatmaya zorladıklarını, müvekkilinin haksız ve kötüniyetli icra takibinden kaynaklı mağduriyet yaşadığını, bahse konu icra takibi yüzünden müvekkilinin hesaplarının blokeli hale geldiğini, neticeten menfi tespit ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ve davacı ............. arasında 2021 yılının Ağustos-Eylül aylarında sedye örtüleri için sözlü ortaklık yapıldığını, davacı senetteki imzayı ikrar etmiş olduğunu, TTK gereği Kambiyo senetlerinde imza dışındaki yazıların önemli olmadığı gerçeğini göz ardı ettiğini, aynı zamanda HMK.m 200 ile TMK.m .6 daki temel hükümler olan temel hükümleri dahi senetlerin tanıkla ispat olunamayacağının açıkça ortaya koymakta olduğunu, bu sebeple davacının tanık deliline dayanması yasaya açıkça aykırı olduğunu, kaldı ki; davacı senetleri baskı altında imzaladığını bu sebeple iradesinin sakat olduğunu iddia etmekte olduğunu, oysa irade sakatlığı halinde yapılacak makul davranışları yapmadığını, davacının basiretli bir tacir olmanın ötesinde, bir insan olarak yapması gereken makul davranış, tehdit ortadan kalktıktan sonra adli makamlara başvurmakken, davacı bunu yapmadığını, davacının basiretli bir iş adamı olduğunu iddia etmesiyle makul davranışlarda uzak olan tuttum ve davranışları mahkemenin dikkatinden kaçmayacağını, nitekim cümlesinin devamında ortaklığı bitirdiğini iddia eden davacı ortaklığın sonlanmasıyla başladığı gün arasındaki kar payından müvekkilini mahrum ettiğini, davacının aleyhe iddialarını kabul etmemekle birlikte, müvekkilinin sermayesini iade etmeyi teklif ettiğini iddia eden davacının bu para dışında üstüne bir kısım para vermeyi dahii kabul ettiğinin iddia etmesi başlı başına müvekkilinin ortaklıktan doğan çıkarlarını zedelemeye yönelik davranışlarda bulunduğuna ikrar anlamına gelmekte olduğunu, ziraa müvekkilinin basit bir dilenci gibi taleplerde bulunmadığını ve fakat bir tacir gibi ticaretten doğan haklarını talep etmekte olduğunu, davacının tanık dinletme talebinin de reddine karar verilerek; davanın reddini, davacının davasının açıkça kötü niyetli olması sebebiyle yasada belirtilen cezai şarta mahkum edilmesini ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, alacak iddiasına ilişkin başlatılan icra takip dosyasına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiğ......... tarihinden sonra açıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında istinaf mahkemeleri tarafından da res'en incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.
Nitekim, benzer uyuşmazlıkta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2016 tarih ve 2014/19-1241 esas, 2016/1033 karar sayılı ilamında, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı ve görevli mahkemenin tayininde tarafların tacir olup olmadığı araştırılarak uyuşmazlığın nispi ticari dava kapsamında olup olmadığı, bu kapsamda değerlendirme yapılarak görevli mahkemenin tayininin gerektiği belirtilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.
Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Somut olayın incelenmesinde; iş bu davaya konu dava dilekçesine ilişkin yargılamanın ilk olarak ............ esas sayılı dosyası ile başladığı ve akabinde ilgili dosyanın davacının iş bu dava dilekçesine bahsettiği zorla imzalatıldığı iddia olunan senetlere ilişkin menfi tespit istemiyle açılan mahkememiz ............ esas sayılı dosyası ile fiili irtibat nedeniyle birleştirildiği anlaşılmış ise de ............ esas sayılı dosyanın........... tarihli celsesinde ilgili dosyasının başvuruya bırakıldığı, davacı vekili tarafından sunulan ............ tarihli yenileme dilekçesi ile yalnızca birleşen dosya olan ve mahkememiz iş bu dosyasına dayanak olan ............ esas sayılı dosyası yönünden yenileme talebinde bulunulduğu, davacıya zorla imzalatıldığı iddia olunan senetlere ilişkin yargılamanın yapıldığı ............ esas sayılı dosya yönünden yenileme talebinde bulunulmadığı, bu nedenle iş bu dosya ile yapılan yargılama konusunun ............ esas sayılı dosyada sunulan dava dilekçesinin konusu olan ............İcra Müdürlüğü'nün ......... takip sayılı dosyası nedeniyle menfi tespit istemi olduğu, ilgili takip dosyasının dayanağının davalının Ziraat Bankasında bulunan hesabından davacının hesabına "seri üretim için alınacak makina, ekipman ve malzeme bedeli" açıklamalarıyla 9 ayrı eft/havale yoluyla gönderilen toplam 330.000, TL bedelli dekontlar olduğu, davacının talebinin ilgili 9 ayrı ödeme nedeniyle iadesi ve işlemiş faiz talebiyle başlatılan takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi olduğu, bu hususta yenileme sonrası ............. tarihli celsede davacı vekilinin de beyanında; .............. esas sayılı icra takip dosyasının makbuzlara ilişkin olduğu, bu icra takip dosyasında ilgili makbuzlar nedeniyle yazılan senetlerin başka icra takiplerine konu edildiği için bu icra takip dosyasının konusunun zorla imzalatıldığı iddia edilen kambiyo senetlerini ilişkin olmadığı yönünde beyanda bulunulduğu hususları birlikte gözetildiğinde mahkememiz iş bu dosyasında yargılama konusunun iradenin sakatlanması ile imzalatılan kambiyo senetleri olmadığı ve ayrıca davanın mutlak ticari dava niteliğinde de değerlendirilemeyeceği gözetilerek, iş bu davada nispi ticari dava şartlarının değerlendirilmesi ile dava konusu uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girip girmeyeceği hususunun davacı ve davalının tacir sıfatına haiz olup olmadığı ve ilgili ihtilafın tarafların ticari işletmeleri ile alakalı olup olmadığı hususunun belirlenmesiyle tespit edilebileceği kanaatine varılmıştır.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca.......... tarihinde kararlaştırılıp, ............ tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, ........... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Somut olay hakkında yapılan değerlendirmede; eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı, davalının sıfatı hakkında yapılan araştırma neticesinde;
-Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacının Ticaret Sicilinde şahıs kaydı veya şirket ortaklığının bulunmadığı,
-Diyarbakır Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacının işletme hesabı esası usulüne göre vergilendirildiği ve ekli belgelerden anlaşıldığı üzere davalının faaliyetinin esnaflık sınırını aşmadığı görülmüştür.
Bu hususa ilişkin yapılan araştırma neticesinde vergi dairesi ve ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevaplarından davalı...........'ın ticari şirket kaydı ve ortaklığının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu ve faaliyetinin esnaflık sınırını aşmadığı bu nedenle tacir sayılamayacağı ve uyuşmazlığın her iki tarafının ticari işletmesinden kaynaklanmadığının anlaşılmasına göre uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu görülmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1. c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
-
Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
-
6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
-
H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09