Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/540 E. 2024/509 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/540
2024/509
23 Mayıs 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/01/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında .....tarihinde .....kayıt numaralı ihale sözleşmesi imzalandığını, davalılar ile imzalanan İşletmeler .....Bölge Daire Başkanlığı Bünyesinde İçmesuyu, Kanalizasyon Şebekelerinin İşletmesi, Bakım Onarımı ve Şube Müdürlüklerinin İdari İşler için Hizmet Alımı İşine ait Teknik Şartnamesi uyarınca yüklenicinin sözleşme süresince işten çıkarılan personelinin tüm yasal hak ve alacaklarından sorumlu olduğunu, davalı nezdinde çalışan dava dışı işçinin müvekkili aleyhine açtığı dava sonucu Diyarbakır .....İş Mahkemesinin .....E......K. Sayılı ilamına istinaden müvekkili tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalılar tarafından haksız ve kötüniyetli itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamı ile davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı .....Tic. Ltd. Şti. Vekili, davacı tarafından başlatılan icra takibinde borçlu olarak müvekkil şirketi değil, .....Tic. Ltd. Şti İş Ortaklığını gösterdiğini, iş ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığından icra takibinin iş ortaklığını oluşturan her iki şirkete ayrı ayrı başlatılması gerektiğini, ancak davacı tarafından iş ortaklığına karşı icra takibi başlatıldığından ortada usulüne uygun olarak başlatılan bir icra takibinden söz edilemeyeceğinden davanın bu nedenle reddi gerektiğini, nitekim Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....E.-.....K. Sayılı ilamında iş ortaklığının ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığı, ortaklığı oluşturan şirketler tüzel kişiliklerini koruduğundan, dava dilekçesinin ayrı ayrı iş ortaklığını oluşturan şirketlere tebliğ edilmesi ve taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanması gerektiğinin belirtildiğini, işbu dosyada da davanın iş ortaklığına karşı açıldığını, hukuken taraf ehliyeti bulunmayan iş ortaklığına dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, usulüne uygun olarak açılmış ne bir icra takibi ne de davadan söz etmenin mümkün olmadığını, zamanaşımının dolduğunu, müvekkilinin davacı tarafından kendisine verilen listede ismi yazılı işçilerin işe giriş işlemlerini gerçekleştirdiğini, personellerin ilçelerde bulunan DİSKİ Şubelerinde, davacının emrinde çalıştıklarını, müvekkili şirketin diğer iş ortağı şirket ile beraber 2017 yılı ortalarına kadar yüklenmiş olduğu işi davacının emir ve talimatları doğrultusunda yerine getirdiğini, davacı tarafın bu tarihten sonra kasıtlı olarak müvekkil şirketin aylık hakedişlerini aksatmaya başladığını, 5 aylık bir süre boyunca hakedişlerini ödemediğini ve müvekkil şirketi mağdur ettiğini, tüm bu olumsuzluklara rağmen müvekkil şirketin yüklendiği işi sorunsuz bir şekilde yerine getirdiğini, davacının tarafın asıl amacının müvekkil şirketi zor durumda bırakarak işi yapamayacak hale gelmesini sağlamak suretiyle ihalenin feshedilmesi ve böylelikle ihalenin başka firmalara verilmesini sağlamak olduğunu ve uyguladığı baskılar sonrası amacına ulaştığını, davacı tarafın baskı ve zorlamaları ile yukarıda açıklanan gelişmeler sonrasında sonuç itibariyle müvekkil şirket ile imzalanan kamu ihale sözleşmesinin ekte sunulan Mutabakat Protokolü adı altında .....tarihinde sonlandırıldığını, Muatabakat Protokolü adı altında imzalanan protokolün 4. maddesinde "İhale konusu iş kapsamında firma bünyesinde çalışan işçilerin işten çıkışları yapıldıktan sonra Diski tarafından güvenlik soruşturmaları yapılarak, aynı şartlarda başka hizmet alım işinde çalıştırılacaktır. Güvenlik soruşturmasından geçemeyen firma işçilerine ilişkin resmi yazılar, firmanın istemesi halinde firmaya verilecektir." şeklinde düzenlendiğini, davacı tarafın baskıları ile imzalanan protokol sonrasında müvekkil şirkete ekte sunulan .....tarihli, işçi listesinin ekli yazılar ile personellerin işten çıkışlarının yapılması talimatı verildiğini, müvekkil şirketin de bu talimat üzerine işçilerin çıkış işlemlerini yapmak zorunda kaldığını, verilen bu talimatta "Genel Müdürlüğümüz bünyesinde verilen hizmetlerle ilgili firmanız ve kurumumuz arasında yapılan .....tarihli sözleşme çerçevesinde görev yapan ekli listede adı soyadı ve T.C. Kimlik Numaraları belirtilen hizmet alımı personelinin, 667 sayılı KHK kapsamında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin Milli Güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatı tespit edildiğinden kurumumuzla olan ilişkilerinin kesilmesi hususunu bilgilerinize rica ederim." denilerek işçilerin çıkışının yapılmasının istendiğini, hizmet alımı sözleşmesi kapsamında personelleri kurumda bizzat çalıştıran ve müvekkil şirketten ekli listedeki işçilerin 667 sayılık KHK uyarınca iş akdinin sonlandırılmasını talep edenin davacının kendisi olduğunu, işçiler hakkında müvekkil şirketin bizzat güvenlik soruşturması veya inceleme yapmak gibi bir yetkisi ve buna dair bir sorumluluğunun bulunmadığını, işçilerin güvenlik soruşturmasını yapan/yaptıranın davacı taraf olduğunu, işçilerin iş sözleşmesinin davacı tarafın talimatı uyarınca feshedildiğini, ekli listede belirtilen işçilerin terör örgütüyle iltisaklı olduğunu bu nedenle kod 36 ile işten çıkarılmasını talep eden davacı olup, işçiler tarafından açılan işe iade davasının yargılama sürecinde davacının işçiler hakkında güvenlik soruşturması yapmaksızın veya gerçeğe aykırı bilgilerle haksız olarak işten çıkarılmalarını istediğinin ortaya çıktığını, müvekkil şirketin, asıl işveren olan davacı tarafından kendisine verilen talimatı yerine getirmemesi aralarındaki iş ilişkisi gereklerine ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceğinden müvekkil şirketin talimat uyarınca işlem yapmak zorunda kaldığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bu süreçte müvekkil şirkete, işten çıkarılacak işçilere mevzuat uyarınca yasal haklarının ödeneceğinin davacı tarafından bildirilmesine rağmen davacı tarafın gerekli işlemleri ve ödemeleri yapmadığını, dava dışı işçinin dava açmasına davacının kendisi sebebiyet vermiş olup, işçiye ödenen yargılama gideri ve diğer alacaklardan bizzat sorumlu olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacı emrinde çalıştırılan işçilerin açmış oldukları davalarda verilen kararlarda iş ortaklığını oluşturan şirketler ile davacı tarafın müteselsilen sorumlu oldukları şeklinde hüküm kurulduğunu, müvekkil şirketin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın bu yargılama gideri/alacak kalemlerinin tamamını müvekkil şirketten tahsilini istemesinin hukuka aykırı olup, kendisinin ve diğer iş ortaklığını oluşturan şirketin sorumlu olduğu kısmın dışlanması gerektiğini, huzurda ikame edilen dava ile davacı taraf kendi kusuru ile sebep olduğu ve işçilere mahkeme kararı sonrasında ödediği bedelleri haksız olarak müvekkil şirketten tahsil etmek amacıyla icra takibi başlattığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, Diyarbakır İcra Dairesinin .....ve .....esas sayılı takip dosyaları ile Diyarbakır .....İş Mahkemesinin .....esas sayılı dosyası ve dava dışı .....ait hizmet döküm cetveli dosya arasına kazandırılmıştır.
Davacı ile davalı .....Tic. Ltd. Şti.&davalı .....Tic. Ltd. Şti. arasında .....tarihli, .....ihale kayıt numaralı .....işe başlama, .....iş bitirme tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalandığı,
Anılan hizmet alım sözleşmesi kapsamında iş ortaklığı nezdinde .....ve .....tarihleri arasında çalışan dava dışı işçi .....tarafından yıllık izin alacağının tahsili istemiyle davacı DİSKİ aleyhine açılan dava sonucu Diyarbakır .....İş Mahkemesinin .....tarih ve .....E.-.....K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne ve .....TL yıllık izin ücreti alacağının miktar yönünden kesin olmak üzere davalı DİSKİ'den tahsiline karar verildiği,
Dava dışı işçi tarafından İş Mahkemesi kararına dayalı olarak DİSKİ aleyhine Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamlı icra takibi sonucu .....tarihinde DİSKİ tarafından .....TL ödeme yapıldığı,
Davacı DİSKİ tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla borçlu olarak davalıların oluşturduğu iş ortaklığını göstererek ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıların oluşturmuş olduğu iş ortaklığının hizmet alım sözleşmesinde belirtilen adresine tebliğe çıkartıldığı, davalı .....Tic. Ltd. Şti. vekilinin gönderilen ödeme emrine karşı süresinde borca itiraz dilekçesi sunduğu, iş ortaklığını oluşturan diğer davalının ise borca herhangi bir itiraz dilekçesi sunmadığı, eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalılar arasındaki hukuki ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık ilişkisidir.
Adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 47 ve devamında düzenlenen hükümler çerçevesinde tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu sebeple adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 48 ve 49 uncu maddeleri anlamında hak ve fiil ehliyeti mevcut değildir. Adi ortaklığın taraf ehliyetinin mevcut olup olmadığı ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenecektir. Zira taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme yeteneği olup maddi hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukundaki görünümüdür. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her tüzel kişi (4721 sayılı Kanun md. 46) davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (6100 sayılı Kanun md. 50). Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmadığından adi ortaklığın da davalarda taraf ehliyetleri bulunmamaktadır. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Öte yandan, adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları ya da tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir.
Dava konusu icra takip dosyasında yer alan takip talebi ve ödeme emrinde borçlunun ".....İş Ortaklığı" olarak gösterildiği, ödeme emrine dair tebligatın borçlu olarak belirtilen adi ortaklığa gönderildiği, sonrasında anılan ödeme emrine davalı .....Tic. Ltd. Şti. tarafından itiraz edildiği, anlaşılmaktadır.
Kural olarak adi ortaklığa karşı icra takibi başlatılamaz ve dava açılamaz. Ancak, dava konusu icra takibinde borçlu olarak kaydedilen adi ortaklığın tüm ortakları elde ki dosyanın davacılarıdır.
Bu halde, davalı .....Tic. Ltd. Şti. Yönünden usulüne uygun düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadığından davanın bu davalı yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bunun yanında davalı .....Tic. Ltd. Şti. gerek ödeme emrinin tebliği üzerine borca itiraz dilekçesi sunarak, gerekse dava dilekçesinin tebliği üzerine cevap dilekçesi sunarak husumetin kendisine yöneltildiğini kabul etmiştir. Davaya konu alacağın para alacağına ilişkin olması, ortakların ortaklığın borcundan müteselsilen sorumlu olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması karşısında nası karşısında davalı .....Tic. Ltd. Şti. yönünden işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, zamanaşımının dolup dolmadığı, davacı üst işveren tarafından dava dışı işçi tarafından İş Mahkemesinde açılan dava sonucu hüküm altına alınan yıllık izin ücreti alacağı ve yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile işlemiş faizlerinin tahsili amacıyla davacı aleyhine başlatılan icra takibi sonucu ödenen bedelleri dava dışı işçinin son alt işvereni olan davalıdan rücuen tahsilini talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarı, takipte talep edilen işlemiş faizin yerinde olup olmadığı ve takibe konu edilen alacağın likit olup olmadığına ilişkindir.
Uyuşmazlığın hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücu talebine ilişkin olduğundan 6098 sayılı TBK.'nun 147.maddesi gereğince zamanaşımı süresi 10 yıldır. Davacı tarafın rücu hakkı dava dışı işçiye yapılan ödeme ile birlikte doğduğundan zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi dava dışı işçiye yapılan ödeme tarihidir. Ödeme tarihi ile davaya konu icra takibinin başlatıldığı tarih gözetildiğinde, icra takibinin zamanaşımı süresi içerisinde başlatıldığının kabulü gerekir.
Açılan dava, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalıdan rücuen tahsiline ilişkin olduğu için uyuşmazlık, Yargıtay (Kapatlan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre;
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler ise kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
Aynı şekilde ihbar tazminatından da son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 30/12/2022 tarihli ve 2020/2081 E., 2022/2570 K.).
Yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca somut olay incelendiğinde;
Dosya içerisinde yer alan hizmet alım sözleşmesinin 8. maddesinde, ihale dökümanının sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı, sözleşme hükümleri ile ihale dokümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki veya farklılık olması halinde ihale dokümanında yer alan hükümlerin esas alınacağı, aynı sözleşmenin 8.2 maddesinde ise, ihale dökümanları arasında öncelik sıralamasının belirtildiği, buna göre öncelikli sırasıyla birinci sırada Hizmet İşleri Genel Şartnamesine, ikinci sırada İdari Şartnameye ve aüçüncü sırada hizmet alım sözleşmesine yer verildiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesine göre, yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup bunların ücretlerinin ödenmesinden doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, sözleşmede işçi hak ve alacakları nedeniyle açıkça yüklenicinin sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Dava dışı işçi tarafından İş Mahkemesinde açılan davada yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alındığı ve bu karara istinaden başlatılan ilamlı icra takibi sonucu davacı üst işveren tarafından ödeme yapıldığı ve davalının dava dışı işçinin son alt işvereni olduğu anlaşılmaktadır. Gerek yukarıda anılan Yargıtay uygulaması, gerekse Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde yer alan düzenleme dikkate alındığında dava dışı işçiye ödenen bedellerin tamamı davalı son alt işverenin sorumluluğunda olduğu ve davacının ödediği bedeli davalıya rücu edebileceği kabul edilmiştir.
Davaya dayanak yapılan ödeme, eldeki dosyanın taraflarının İş Mahkemesinde davalı ve icra takip dosyasında borçlu olarak gösterildiği mahkeme kararına dayalı olarak yapıldığından, taraflarında tacir olması nedeniyle davacının takip dosyasına ödeme yaptığı tarihten itibaren avans faizi talep edebileceği kabul edilmiştir. Davacı tarafından dava dışı işçi tarafından başlatılan icra takibi sonucu takip dosyasına .....tarihinde .....TL ödeme yapılmış ve .....tarihinde rücusu için icra takibi başlatılmıştır. Mahkememizce ödemenin yapıldığı .....tarihinden davaya konu icra takibinin başlatıldığı .....tarihine kadar resen işlemiş faiz hesabı yapıldığında bulunan miktar .....TL'dir. Davalı tarafından ise icra takibinde .....TL işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmakla davacı tarafından takip talebinde talep edilen faiz miktarı da yerindedir. Bu nedenle icra takibinde talep edilen asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Dava dışı işçiye yapılan yıllık izin ücreti alacağı ve ferilerinden davalı son alt işverenin sorumlu olmasına ve ödemenin mahkeme kararına dayalı başlatılan ilamlı icra takibine dayalı olarak yapılması karşısında asıl alacağın likid ve belirlenebilir olduğunun anlaşılmasına göre davalı aleyhine icra takibinde talep edilen asıl alacağın 20%si oranında hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Her ne kadar kısa kararda, karara karşı tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulabileceği belirtilmiş olsa da, kararın 2023 yılında verilmiş olmasına ve 2024 yılı itibarıyle yeniden değerleme oranına göre miktar yönünden istinaf kesinlik sınırının .....TL olduğunun ve halefiyete dayalı rücuen tazminat istemli açılan davada dava değerinin bu miktarın altında olması nedeniyle verilen kararın HMK.'nun 341. maddesi gereğince miktar yönünden kesin olduğunun anlaşılmasına göre, sehven yapılan bu yanlışlık gerekçeli kararın hüküm fıkrasında kararın miktar yönünden kesin olduğu belirtilmek suretiyle düzeltilmiştir.)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalılardan .....Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE,
-
Davalılardan .....Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın KABULÜNE; davalı. borçlunun Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin .....TL asıl alacak ve .....TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda .....TL üzerinden ve takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA,
-
Takibe konu asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 901,61 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve lüteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ile 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplamda 855,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından tebligat ve posta masrafı olarak sarf edilen 140,00 TL yargılama giderinin davalı .....Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 5.557,57 TL vekalet ücretinin davalı .....Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A. 13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı .....Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile Hazineye irad kaydına,
-
Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, g6100 sayılı HMK.'nun 341. maddesi gereğince miktar yönünden kesin olarak karar verildi.
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27