Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/187 E. 2024/325 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/187
2024/325
3 Nisan 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının taraf olduğu Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesi .....esas sayılı dosyasında müvekkilinin müşteki konumunda olduğunu, müvekkilinin müşteki sıfatıyla bulunduğu dosyada zararının giderileceği beyan edildiği halde bu taahhüdün yerine getirilmediğini, davalı tarafın kendi el yazısı ile yazdığı ve altında imzası bulunan belgede alacak miktarı olarak .....gr altın kaldığının belirtildiğini, müvekkili tarafından şikayetten vazgeçilmiş olmasına rağmen borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, davacının .....tarihli kolluk ifadesinde, .....Kuyumculuk isimli iş yeri sahipleri olan .....isimli kişileri yaklaşık 16 yıldır tanıdığını, kendileri ile 16 yıllık zaman zarfında döviz ve altın alışverişleri olduğunu, olayla ilgili .....isimli kişilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, yine davacının Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesinde hakim huzurunda .....şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, ilgili beyanlardan davacı tarafın müvekkili tanımadığının anlaşılacağını, müvekkilinin de davacıyı hiçbir zaman görmediğini, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu iş yerinden 2020 yılında ayrıldığını ve ayrıldığı zaman kuyumcu olarak çalıştığı iş yerindeki bütün bağlantılarını kestiğini, müvekkilinin iş yerinden ayrıldıktan 2 yıl sonra söz konusu olayın gerçekleştiğini ve davacının da .....yılında şikayetçi olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde ".....TL İhsan .....elden verdim, .....TL ..... karşılığında verdim, kalan gr altını .....kalmıştır." şeklindeki el yazısını sunmuş ise de, el yazısında müvekkilinin adı ve soyadının taklit edilerek müvekkilinin yerine imza atıldığını, ilgili dilekçenin aslının müvekkilinde mevcut olduğunu, belge aslında sadece ".....TL teslim ettim." yazısının yazılı olduğunu ve müvekkilinin herhangi bir imzasının mevcut olmadığını, iş bu belgenin mahkemece incelenmek üzere ekte sunulduğunu, yine işbu evrakın bir örneğinin Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesinin .....esas sayılı dosyasına sunulduğunu, davaya dayanak yapılan belgede müvekkilinin imzasının taklit edilmeye çalışıldığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, UYAP sistemi üzerinden Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesinin .....esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, UYAP sistemi üzerinden Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası dosyaya eklenmiş, taraflar hakkında esnaf tacir araştırması yapılmıştır.
Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine .....tarihinde .....TL asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak belgede ".....TL .....verdim, .....TL- .....sn karşılığında verdim, kalan gr altını .....sn kalmıştır." ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesinin .....esas sayılı dosyası incelendiğinde; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının .....nolu dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sonucu, dava dışı .....ve eldeki dosyanın davalısı .....hakkında, Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, iddanamede .....kişinin müşteki olarak gösterildiği, müştekiler arasında davacının da yer aldığı, iddanameye konu eylemlerin sanıklar tarafından işletilen kuyumcu dükkanlarına müştekiler tarafından emanet olarak bırakılan ya da satın almak için ücreti ödenen gerek altın, döviz yada paraların geri verilmeyerek ve işyerlerini kapatıp kaçmaları olarak gösterildiği, davacı tarafında kolluğa müracaat aşamasında verdiği şikayet dilekçesinde, .....bulunan .....isimli iş yeri sahipleri olan .....isimli şahıslara kuyumcuda emaneten bırakılmak üzere .....gram has altın verdiğini, emaneten ziynet eşya bıraktığına dair şüphelilerin el yazısı ile kart aldığını, daha sonra şahısların iş yerini kapatarak kaçtığını öğrendiğini, .....isimli kişilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiği, davalının soruşturma aşamasında, kendisinin .....isimli şirkette çalıştığını, bu şirkete bağlı .....çalışırken başka bir iş yapma düşüncesiyle işi .....devrettiğini, yaklaşık 1,5 senedir şirketle alakası bulunmadığını, iş yerinde sadece çalışan konumunda olduğunu, şirkette herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, iş yerinde .....ile birlikte durduğunu, yaklaşık 7 yıl süresince müşterilerden herhangi bir şekilde altın, döviz ve TL almadığını, bu işlerle daha çok .....ilgilendiğini, şirketin asıl yetkilisinin .....ve .....olduğunu, şirketin resmi işleri ile herhangi bir ilgisinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Dava, kuyumcuya emaneten verildiği iddia edilen para ve altın bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre, ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda, davanın tarafları gerçek kişidir. Tarafların esnaf mı yoksa ticir mi olduğunun tespiti amacıyla gerekli müzekkereler yazılmış olup, gelen cevabı yazılardan; tarafların ticaret sicilde kaydı bulunmadığı gibi vergi mükellefiyet kayıtlarının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar tacir olmadığından nispi ticari davanın koşulları oluşmadığının oluşmadığının kabulü gerekir. Bir an için davalı tarafın kuyumculuk faaliyetinde bulunduğu ve tacir olduğu kabul edilse dahi davacı tacir değildir. Öte yandan, uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemeleri görevli değildir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davacı kuyumcuya emaneten bıraktığı para ve altın karşılığı davalı tarafından iadesi gereken altınların iade edilmediğini ileri sürmüştür. Bu halde, davacının tüketici, emaneten verildiği iddia edilen para ve altının kuyumculuk mesleki faaliyeti kapsamında verildiği ileri sürüldüğüne göre, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olduğunun ve uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü gerekir. İddianın ileri sürülüş şekli ve dava ve takip dayanağı yapılan belgeye göre, davacının kuyumcuya emaneten nakit para ve altın bırakıp bırakmadığı, davalının iş yerinin filili sahibi olup olmadığı ve emaneten bırakılan para ve altının davalının iş yerini işlettiği dönemde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususları ispat kurallarına ilişkin olup, görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle Diyarbakır Tüketici Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1. c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
-
Görevli mahkemenin DİYARBAKIR TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna,
-
6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
-
H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49