SoorglaÜcretsiz Dene

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1336 E. 2024/24 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1336

Karar No

2024/24

Karar Tarihi

11 Ocak 2024

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

DİYARBAKIR

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :

KARAR NO :

HAKİM :

KATİP :

DAVACILAR :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLLERİ :

DAVA İHBAR OLUNAN :

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 22/07/2022

KARAR TARİHİ : 11/01/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı ile davalı arasında ... Noterliği’nce ... tarihinde davaya konu ... plaka sayılı, ... model yıllı, Volkswagen marka tek katlı minübüse ilişkin araç satış sözleşmesi yapıldığını, bu aracın kullanım amacının ticari kullanım olduğunun sözleşmede yazıldığını, araç satın alındığı zaman ... km.de olduğu satış sözleşmesinde belirtildiğini, araç .. TL gerçek satış bedeli ile alındığını, bunun .. TL’si eki makbuzda görüleceği üzere davalının hesabına atıldığını, kalan kısım ise .. TL bedelle ekte sunulan Erciş.....Noterliği’nin satıcısı ... alıcısı ... olan ... PLAKALI araç satış sözleşmesi karşılığında takasa konu araç teslimi ile yapıldığını, aracın .../VAN’dan bu km. ile alınmış ve ...’a getirtilirken arıza verdiğini, ... Otomotiv’e ait Serviş Formlarında ve e-arşiv faturada görüleceği üzere araç arızalandığı için çekici ile servise getirtilmek zorunda kaldığını, aracın servise getirtilirkenki km.si tamire ilişkin fatura ödemesinde görüleceği üzere ...’ olduğunu, araç alınıp .../VAN’dan ...’a getirtilirken ... km-.. km=1.158 km yol kat edemeden motoru arızalı olduğu ortaya çıktığını, davalıya mevcut arıza hakkında bilgi verildiğini, aracın motor değişiminin gerekeceği ve davalı tarafından da bu onarım bedelinin karşılanması gerektiğini, müvekkilin aracında meydana gelen ilgili haksız fiilden dolayı oluşan hasar zararı sebebiyle ... TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak tazminine ve tarafımıza ödenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın talebi üzerine ... İli ... İlçesine giden müvekkilin, davacı adına hareket ederek aracı satın almasından dolayı dava konusu aracın meydana gelen masraf ve zararların müvekkilinin sorumlu tutulması hayatın olağan akışına ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, davalı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte davacı tarafın araç ile ilgili hususları bilerek satın aldıkları ve bu husus ve tacir olma durumu nazara alınmasına ayrıca masraf ve ayıp konusunda bilirkişilerce yeniden tespiti yapılarak olay tarihindeki değeri üzerinde hesaplamanın yapılması talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, 6098 sayılı TBK'nın 209 ve devamı maddelerindeki taşınır satımı hükümleri uyarınca satılandaki ayıp iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.

Davanın başlangıçta ... tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) açıldığı, Mahkemece ... tarih ve... E., ... K. sayılı karar ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinin .... ili mülki sınırları olarak belirlendiğinden dosyanın mahkememize gönderilmesine karar verildiği, akabinde mahkememizin ... E., 2023/757 K. Sayılı kararı ile Diyarbakır Tüketici Mahkemesine hitaben görevsizlik kararı verildiği, mahkememizin vermiş olduğu kararın Diyarbakır 6. BAM 2023/2735 E., 2023/2042 K. Numaralı kararı ile kaldırılmış olduğu anlaşılmakla, ilgili kararda özetle;

".. Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.

6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:

(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.

(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.

(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.

Öte yandan, 28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı TKHK'nın 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.

6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı TKHK'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici", diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir.

Bunlardan ayrı olarak; 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır.

Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede:

Dava konusu aracın dava dışı ... Turizm Taşımacılık ... Ltd. Şti. tarafından davalı ...'na satışına ilişkin ... Noterliğinin ... tarih ve ... sayılı satışında eski kullanım amacının "ticari", yeni kullanım amacının "hususi" olarak belirtildiği; davaya konu edilen davalı ... tarafından davacılar murisi ...'a ... Noterliğinin ... tarih ve ... sayılı satışında eski kullanım amacının "hususi", yeni kullanım amacının "ticari" olarak belirtildiği görülmüştür. Yine dosya arasındaki Türkiye Noterler Birliğinin 19/10/2022 tarihli cevabi yazısı ekindeki araç tescil özet raporunda aracın kullanım şekli/amacının "yolcu nakli-ticari" olarak kayıtlı olduğu; araç davacıların murisi ... tarafından satın alındıktan sonra 12/05/2022 tarihinde dava konusu araca Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi düzenlendiği; TÜVTÜRK tarafından dosyaya 13/06/2023 tarihli yazı ekinde gönderilen araç muayene raporuna göre aracın kullanım amacının "yolcu nakli", tescil şeklinin "ticari" olduğu, dosya kapsamından aracın 17 koltuklu ... Crafter Minibüs olduğu görülmektedir. Dosya içeriğinde yer alan bu bilgi ve belgelere göre, aracın karayolu yolcu taşımacılığında kullanıldığı aşikardır.

Somut olayda, ... Vergi Dairesinin ...3 tarihli yazısına göre davalı taraf oto galerici olarak faaliyet göstermekte ise de, dava konusu aracın karayolu yolcu taşımacılığında kullanıldığı, kullanım amacının "yolcu nakli", tescil şeklinin "ticari" olduğu, 17 koltuklu minibüs olduğu anlaşılmakla, davacılar murisinin 6502 sayılı TKHK kapsamında "tüketici" konumunda olmadığı tartışmasızdır. Bu haliyle taraflar arasında 6502 sayılı TKHK kapsamında tüketici işlemi sayılabilecek bir uyuşmazlık söz konusu değildir.

Her ne kadar, dava konusu aracın ruhsatında "yolcu nakli-ticarî" ibaresi bulunmakta ise de, trafik tescil kayıtlarında aracın "ticarî" olarak nitelendirilmesi, davayı kendiliğinden ticarî dava haline getirmez. Başka bir anlatımla, İdarenin araçları trafik siciline tescil ederken yaptığı sınıflandırma, davanın ticarî dava olup olmadığının tespitinde tek başına belirleyici değildir. Bundan ayrı olarak, tek bir ticari araca sahip olan kişinin ekonomik faaliyetini ve çalışmasını daha ziyade bedeni çalışmasına dayandırması ve gelir miktarı karşısında, sahip olduğu halk otobüsü işletmesinin esnaf faaliyeti kapsamında olması, başka bir anlatımla, otobüs işletmesinin ticarî işletme vasfında olmaması da mümkündür. Dava konusu olayda tarafların tacir olduklarına dair bir iddia ve delil de bulunmadığından davanın ticarî dava olduğundan da söz edilemez; keza dava konusu olayda mutlak ticarî dava da söz konusu değildir.

Bu hâliyle taraflar arasındaki yukarıda anılan araç satış sözleşmesinin, 6098 sayılı TBK'nın 209 ve devamı maddelerindeki taşınır satımına ilişkin hükümlere tâbi olduğu, bu sebeple uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği aşikardır. Bu nedenle Mahkemece hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında kaldığından bahisle tüketici mahkemesine hitaben görevsizlik kararı verilmesi yukarıda anılan usûl hükümlerine aykırı olmuştur." şeklinde karar verilerek mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememizce satış sözleşmesinin taraflarının tacir/esnaf olup olmadığı noktasında ilgili yerlere gerekli müzekkereler yazılmış ve sözleşmenin tarafı olan müteveffa ...'ın esnaf olduğu anlaşılmış ve davanın nisbi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile de denel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.

Aynı kararda yetki kuralına da atıf yapılarak somut uyuşmazlıkta, dava .. tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinde "Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla" açılmış olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sırasında açılan davada, dava dilekçesinin .... tarihinde tebliği üzerine yasal iki haftalık sürede ... tarihinde verilen cevap dilekçesinde davalı tarafça herhangi bir yetki ilk itirazında bulunulmamış olduğunu ve dava konusu olayda kesin yetki hâli de söz konusu olmadığını, davalı tarafın süresinde yetki ilk itirazında bulunmaması nedeniyle, davanın ilk açıldığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkisi kesinleşmiş olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ilgili kararda görevsizlik, yetkisizlik, davanın açılmamış sayılması gibi usule ilişkin nihai karalar kanunda açıkça düzenlenmiş iken, eldeki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın niteliği konusunda usul hukuku mevzuatında açık bir hüküm bulunmamakta olduğunu ve mevcut durumda da ... Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın ticarî dava olduğu ve ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kanaatinde olunması durumunda görevsizlik kararı vermek gerekirken, usulde yeri olmayan "gönderme" kararı ile dosya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş olduğu belirtilmiştir. Dolayısı ile de mahkememizce ... Asliye hukuk mahkemesinde verilmiş usulüne uygun görevsizlik kararı bulunmadığından, karşı görevsizlik yerine görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda ayrıtlı olarak açıklandığı sebeplerle;

  1. Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,

  2. Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ÇERMİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,

  3. Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,

Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip Hakim

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

diyarbakır(TicariSatımdanplakalıKaynaklanan)tüvtürkTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim