Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1335 E. 2024/137 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1335
2024/137
15 Şubat 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ : 12/12/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Muamele merkezi "..... " adresinde olup, .....tarihinden bu yana faal olan "....." unvanlı ticari işletmede müvekkeli .....dava dışı .....%.....x .....= %.....payla halen kurucu ortak olduğunu, diğer kurucu ortakların; müvekkilinin de yasal mirasçısı olduğu %40 pay sahibi .....ile %20 pay sahibi .....olduğunu, diğer temsil ve ilzama yetkili kurucu ortakların her ikisinin vefat ettiğini, dolayısıyla şirketin organsız kaldığını, aşamalarda şirketin taraf olduğu davalarla ilgili olarak taraf teşkili bakımından şirkete temsil kayyımı atanmış ise de söz konusu atamaların anılan dava ile sınırlandırıldığını, davanın .....tarihinde kesin hükme bağlanmasıyla da kayyımın görevinin sona erdiğini, bahse konu Diyarbakır .....Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dava dosyasında .....tarihinde kesinleşip, ilam hükmünün ardından şirket tekrar organsız kaldığını, .....unvanlı şirkete müvekkilin kurucu ortak .....yönetim kayyımı tayin edilmesini, her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DEĞERLENDİRME :
Dava, .....unvanlı şirkete yönetim kayyımı tayin edilmesi istemine ilişkindir
Taraflar arasındaki ihtilafın; Davalı .....şirketine yönetim kayyımı atanması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Kollektif şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 211 de düzenlendiği üzere "Kollektif şirket ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirkettir."
Davacı tarafından vefat eden temsilciler yerine yönetim kayyımı atanması talep edilmiştir. Ticaret sicil kayıtları celp edilmiş ve yapılan araştırma ile şirket ana sözleşmesinde ve tadil sözleşmelinde yönetici atanmadığı, müteveffa .....temsilci olarak atandığı anlaşılmıştır. Kollektif şirketler yönünden temsilci ve yönetici ayrımına ilişkin olarak yasal düzenlemeler ve doktrinde;
Gerçek kişinin bir konuda karar vermesi ile aldığı kararın uygulanmasına yönelik olarak üçüncü kişilerle işlemler yapması, birbirine bağlı olarak gerçekleşen bir süreçtir. Oysa tüzel kişiler organları aracılığı ile hareket ettikleri için, yönetim ve temsil işlemleri birbirinden ayırt edilebilir ve ayrı kişilerce de gerçekleştirilebilir. Yönetim, ortaklık adına karar alma sürecini, temsil ise ortaklık adına üçüncü kişilerle işlem yapılmasını ifade eder. Bu açıdan, yönetim iç ilişkiye temsil dış ilişkiye dair yetkiler içerir. (.....)
Tüzel kişilerde, bir hukuki işlemin dış ilişkide icra edilmesi, bundan önce gelen bir karar safhasına ihtiyaç gösterir. Bu safha, gerçek kişilerdeki düşünme ve kararlaştırma safhasını karşılar. Zira gerçek kişilerin dış alemdeki eylemleri, kural olarak zihinlerde alınan kararların icrasından ibarettir. Kolektif ortaklıklarda karar almak idarecilerin, bunu dış ilişkide icra etmek ise temsilcilerin görevidir. Temsilcilerin giriştikleri her işlemin, akdettikleri her sözleşmenin bir dayanağı olmalıdır. İşte bu dayanağın iç ilişki de idare hakları sahasında bir karar olarak görülmelidir.
Bir gerçek kişinin düşüncelerini, kafasında aldığı kararları icra etmesinde olduğu gibi, kolektif ortaklıklarda da idare hakkı ile temsil yetkisinin tek şahıs ile birleşmesi halinde, bu iki safha ( idare ve temsil) birbirinden belirli çizgilerle ayrılmış değillerdir. Ayrı idare ve temsil organları bulunması halinde bu iki safha daha belirli olarak ortaya çıkar. Ancak idare hakkı ve temsil yetkisi aynı organda veya aynı kişide toplansa bile, bunlar hukuken birbirinden ayrı safhalardır ve tamamen ayrı kurallara tabidirler (.
Kolektif şirkette iç ilişkiyi düzenleyen yasal hükümler, genellikle yedek (tamamlayıcı) niteliktedir. Dolayısıyla ortaklar kendi aralarındaki ilişkiyi, şirket sözleşmesi ile, 6098 sayılı TBK M.27 vd. ( 818 BK M.19 ve 20) hükümlerine aykırı olmamak kaydı ile arzu ve isteklerine uygun olarak düzenleme yetkisine sahiptirler ( TTK M.217 ). İdare hakkında ilişkin olarak şirket sözleşmesinde hüküm bulunmayan hallerde, duruma göre sırasıyla, Türk Ticaret Kanunu'nun iç ilişkiyi düzenleyen kuralları ( M.218-230), ticaret şirketlerine ilişkin olarak ortak ve genel hükümler ( M.124-135 ), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun adi ortaklığa dair hükümlerin ( M.620-641), Medeni Kanun'un tüzel kişilere ilişkin hükümlerin ( M.47,48) ve ticari örf ve adetler uygulanır ( ).
6102 sayılı TTK'nun Şirketin yönetimi başlıklı 218. maddesi uyarınca; "(1) Ortaklardan her biri, ayrı ayrı şirketi yönetme hakkını ve görevini haizdir. Ancak, şirket sözleşmesiyle veya ortakların çoğunluğunun kararıyla yönetim işleri ortaklardan birine, birkaçına veya tümüne verilebilir. (2) Ticari mümessillere ve diğer ticari vekillere ilişkin hükümler saklıdır."
6102 sayılı TTK'nun Temsil yetkisinin kaldırılması başlıklı 235. maddesi uyarınca; "Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir."
6102 sayılı TTK'nun Geçici yönetim başlıklı 252. Maddesi uyarınca, "Bir ortağın kısıtlanması veya iflasına karar verilmesi hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 641 inci maddesi uygulanır."
6102 sayılı TTK'nun Uygulanacak kanun hükümleri başlıklı 126. maddesi uyarınca, "Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ile bu Kısımda hüküm bulunmayan hususlarda Türk Borçlar Kanununun adi şirkete dair hükümleri her şirket türünün niteliğine uygun olduğu oranda, ticaret şirketleri hakkında da uygulanır."
6098 sayılı TBK'nun Ortaklığın yönetimi başlıklı 625. maddesi uyarınca, "Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa yada üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir."
Davalı şirketin Ticaret Sicil Kayıtları getirtilmiş ve mahkemece yapılan incelemede gerek şirket ana sözleşmesinde gerekse aşamalardaki tadil sözleşmelerinde, Md. 7- şirketin idaresi maddesi ile "Şirketi temsile ve ilzama ve her türlü işlemleri yapmaya, .....ve .....münferiden yetkilidirler. Bu iki ortak müştereken veya münferiden verecekleri vekalet ile diğer ortaklardan birine veya üçüncü bir şahsın aynı yetkilerle şirket işlerini tedvir için yetkili kılabilirler. Bütün ortaklar şirket işlerinde bilfiil çalışacaklardır. " hükmü getirtilmiş, düzenlemesi yapılmış. Daha sonra .....tarihli tadil sözleşmesi ile Md. 7 "Şirketin temsile ve imzama her türlüm işlemleri yapmaya .....ve .....münferiden 10 yıllığına yetkilidirler. Bu iki, ortak müştereken ve müferiden verecekleri vekalet ile diğer ortaklardan birinin veya üçüncü bir şahsın aynı yetkiler ile şirket işlerini tedbir için yetkili kılabilirler. Bütün ortaklar şirket işlerinde bilfiil çalışacaklardır." düzenlemelerinin yapıldığı görülmüştür.
Ayrıca ticaret sicil kayıtlarında şirket ortağı olarak .....(davacı), .....müteveffa), .....(müteveffa), .....halen kayıtlıdır. Ortaklardan ikisi ölmüş olup şirket sözleşmesinde mirasçılarla devam edileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla beraber, TTK 253. maddede ki süreçlerin işletilmediği anlaşılmıştır.
İlke olarak kollektif şirketin bütün ortakları şirketin yöneticisi sayılır. Kanun koyucu, şirket yönetimi, her ortağı ayrı ayrı hem hakkı, hem de görevli olduğu kuralını koymuştur ( TTK m.218/1). Çünkü kollektif şirkette ortaklar, şirket borçlarından sınırsız şekilde sorumlu olduklarından, ortakların hem birbirlerine güvenmeleri, hem de şirket işlerinin yürütülmesi hususundaki yeteneklerine inanmaları gerekir. Bu itibarla şirket yönetime, kolektif ortaklıktan doğan bir haktır ve bu hak bizzat ortak tarafından kullanılabileceği gibi, sözleşme veya ortaklar kararıyla üçüncü bir kişiye devredilebilir ( .....).
Yöneticilik, kural olarak kanunla kazanılmakla beraber sözleşme ile ve daha sonra ortakların alacağı bir karar ile de kazanılması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta esas sözleşmede veya daha sonrasında alınmış bir karar ile yönetici atanması ön görülmediğinden TTK 218. madde gereği tüm ortaklar yöneticilik hak ve yetkisine haizdir. Bu sebeple davalı şirkete yönetici atanmasında herhangi bir hukuki menfaat bulunmamaktadır.
Dava dilekçesi içeriği, şirket ana sözleşmesi ve daha sonrasında yapılan tadil sözleşmesi uyarınca .....ve .....temsilci olarak atandığı, söz konusu kişilerin vefat etmesi sebebiyle görevlerinin son bulduğu, mevcut durumda anlaşılmıştır.
TTK 213/1.f bendi uyarınca, şirkete temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları, bunların yalnız başına mı yoksa birlikte mi imza koymaya yetkili oldukları belirtilmelidir. Söz konusu kayıt ticaret sicile tescil için zorunludur. Şirket temsili hakkında tescil için bu husus zorunlu ise de bu hususun belirtilmemesine rağmen şirket tescil ve ilan edilmişse TTK madde 214 uyarınca şirket adi şirket sayılmayacak, kollektif şirket olarak tüzel kişiliğini kazandığı ve her ortağın tek başına şirketi temsil etme yetkisinin bulunduğu sonucuna varılması ratio legis ve menfaatler belgesi bakımından yerinde olacaktır. Böylece yönetim hakkı gibi temsil de ortaklar için hem bir hak hem de bir görevdir.
Temsil yetkisinin kollektif şirketler yönünden sona ermesi TTK'da ayrıca düzenlenmemiştir. Ticaret Kanunu'ndaki yönetim hakkını sona erdiren sebepler ve bunlara ilişkin düzenlemeler ile borçlar yasasındaki temsil ilişkisini tanzim eden kurallar bu konuda uygulama alanı bulur ( .....).
Kollektif şirketlerde temsil yetkisi, bütün ortaklar yönünden bir hak olmakla beraber bu yetki ortaklardan bir veya bir kaçına bırakılabileceği gibi ticari mümessil görevlendirmek suretiyle de gerçekleştirilebilecektir.
Haklı nedenlerin varlığı halinde, bir ortağın başvurusu üzerine mahkemece temsil yetkisi kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike olan hallerde mahkeme ihtiyati tedbir yoluyla temsil yetkisini kaldırıp bu yetkiyi kayyıma verebilir. Genel olarak kanun koyucu şirketlerin kendi karar mekanizmaları içerisinde yönetici ve temsilci atamalarını öngörmüş, ancak belirli sebeplerle organ boşluğu olması halinde ve yönetimin başka bir şekilde sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanabileceğini öngörmüştür.
Burada yapılması gereken öncelikle ortakların ortaklar kurulunu toplantıya çağırarak temsile yetkili müdürü ataması, genel kurul toplanamıyorsa, temsil kayyımı talep edilerek genel kurulun toplanmasına izin verilmesi için dava açılmasıdır. TTK'nin sistematiği içinde eksikliğin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu, ortaklar tarafından anılan işlemler yapılmadan, bir başka deyişle yönetimin oluşmasının başka yoldan sağlanması için gerekli işlemler yapılmadan, kayyım talep edilemeyeceği, dava konusu olayda TMK’nın 427. maddesindeki şartların gerçekleşmediği, kaldı ki yukarıda açıklandığı üzere kollektif şirketlerde her bir ortağın temsil yetkisine haiz olduğu değerlendirildiğinde bu hususun ihtiyari nitelikte olduğu anlaşıldığından davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis kılınmıştır.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
Davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığından davanın usulden REDDİNE,
-
Harçlar Kanununa göre alınması gereken .....TL harçtan peşin alınan .....TL harçtan mahsubu ile kalan .....TL harcın davacıdan tahsili ile haziye irad kaydına,
-
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Dair, Davacı vekili ile davacı asilin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12