SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/477 E. 2025/357 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/477

Karar No

2025/357

Karar Tarihi

30 Nisan 2025

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/477 E. , 2025/357 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/477
Karar No : 2025/357

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVACI) ... Turizm Restoran Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
(Önceki Ünvanı: ... Turizm Restoran
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi)
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca tebliğ edilen haciz bildirisine süresi içinde itiraz etmediğinden bahisle borç zimmetinde sayılarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Dosyanın incelenmesinden, davalı idareye vergi borcu bulunan ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin davacı şirkete mal ve hizmet tesliminde bulunduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine, anılan şirketin davacıdan olan tüm hak ve alacaklarına, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca haciz uygulandığı ve bundan böyle, adı geçen kişiye yapılacak ödemelerin geçerli olmayacağı ve ödemelerin vergi dairesi veznesine yatırılması gerektiği, borcun ödenmiş olması durumunda, yedi gün içinde belgelerin ibraz edilmesi gerektiği, aksi halde, yazı ekinde gönderilen haciz bildirisinde yer alan borç miktarından 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca sorumlu olacaklarına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı yazı ve ekinde ... tarih ve ... sayılı haciz bildirisi davacı şirkete tebliğ edilmiştir.
Şirket tarafından belirtilen süre içinde herhangi bir bildirimde bulunulmamış, başka bir deyişle süresi içinde itiraz edilmemiştir. Anılan şirketin tüm vergi borcuna isabet eden 627.721,24 TL tutarında ödeme emri düzenlenmiş ve davacıya tebliğ edilmiştir. Bu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Olayda, davacıya gönderilen haciz bildirisinde, haciz konusu muhtelif borçların 627.721,24 TL olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, bildirinin haczedilen mal, alacak ve haklar kısmında (Bs bildirim formunda) belirtilen tutarın ise 127.000,00 TL olarak gösterildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında yer alan belgelerde de davacı şirketin ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine olan borcunun 127.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, dava konusu ödeme emrinin anılan şirketin tüm borçlarını kapsayacak şekilde (627.721,24 TL) düzenlenmesinde hukuki güvenlik ve vergide adalet ilkesi uyarınca hukuka uygunluk görülmemiştir.
Ayrıca, dava dilekçesinde, böyle bir borcun olmadığı ve bu borcun ödendiği ileri sürülmüştür. Ancak, yukarıda ayrıntısına yer verilen 6183 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca, haciz bildirisine karşı süresinde itirazda bulunulmaması durumunda, davacı tarafından haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde adli yargıda açılacak menfi tespit davası ile borçlu olmadığı ve malın elinde bulunmadığı ispat edilebilecektir.
Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
6183 sayılı Kanun'un 58, 62 ve 79. maddeleri uyarınca, adına haciz bildirisi düzenlenerek tebliğ edilen kişi, 6183 sayılı Kanun'da öngörülen seçimlik haklardan birini kullanmak suretiyle haciz bildirisinde gösterilen borcun uhdesinde olmadığını ispat edebilir. Bunlardan ilki, haciz bildirisinin tebliği üzerine, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, haciz bildirisine konu borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere verildiğinin haciz dairesine bildirilmesidir. Bu bildirimin yapılması durumunda, haciz dairesinin üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat etmesi gerekmektedir. Bu halde, haciz bildirisi gönderen idarece, kamu alacağının adına haciz bildirisi düzenlenen kişiden tahsili için ödeme emri düzenlenmesine olanak bulunmamaktadır. İkinci olarak, adına haciz bildirisi düzenlenen kişi yedi günlük itiraz süresini geçirdiğinde, idareye bildirimde bulunmak yerine menfi tespit davası açmak suretiyle borcun uhdesinde olmadığını ispat edebilir. Bu halde, haciz bildirisi düzenlenen kişi, itiraz için öngörülen süre geçtikten sonra ve haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde açacağı menfi tespit davasıyla, borçlu olmadığını ve malın elinde bulunmadığını ispat edebilir. Ancak bu yolun seçilmesi halinde haciz bildirisi tebliğ edilen kişinin adına ödeme emri düzenlenmesi ve kamu alacağının tahsiline geçilmesi mümkündür. Bu halde ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, vergi mahkemesince sadece öngörülen süre içinde itiraz edilip edilmediği hususunun değerlendirilmesi suretiyle işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi mümkün bulunmaktadır. Yoksa, vergi mahkemesince davacı tarafından borcun ödendiğine dair delillerin değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesine ve davacı iddialarının borcum yoktur iddiası kapsamında değerlendirilmesine olanak yoktur.
Mahkemece, davacı tarafından menfi tespit davası açılıp açılmadığı araştırılmamıştır.
Bu sebeple, istinaf aşamasında 20/01/2022 tarihli ara kararıyla menfi tespit davası açılıp açılmadığı davacıdan sorulmuştur. Ancak davacı tarafından herhangi bir cevap verilmediğinden menfi tespit davasının açılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, usulüne uygun tebliğ edilen haciz bildirisine yedi günlük sürede itiraz etmeyen ve haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde adli yargıda menfi tespit davası açmayan davacı şirketin, mal elinde ve borç zimmetinde sayılacağından ödeme emrinin 127.000,00 TL'lik kısmında hukuka aykırılık, kalan kısmında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle istinaf istemine konu edilen kararın, ödeme emrinin 127.000,00 TL'lik kısmına ilişkin iptal hükmünü kaldırılmış ve bu yönden davanın reddine karar vermiş; ödeme emrinin geriye kalan kısmı yönünden ise istinaf istemini reddetmiştir.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2022/1868, K:2023/4686 sayılı kararı:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre amme borçlusunun üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için amme borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar için haciz konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından haciz bildirisinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde davalı idareye itirazda bulunulmamıştır. Ancak davalı idare tarafından, davacının ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine borcu olduğuna ve borcun miktarına dair herhangi bir tespit yapılmamış, anılan şirketin verdiği Bs bildirimine dayanarak söz konusu şirketin davacıdan alacağı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, davacının anılan şirkete 127.000 TL borcu olduğu kabul edilmiştir. Bu borcun haciz bildirisinin tebliğinden önce ödendiği ileri sürülmüş ve ödemeye ilişkin banka dekontu ve diğer belgeler sunulmuştur.
Bu durumda, öncelikle davacı şirket nezdinde asıl borçlu ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin hak ve alacağının bulunup bulunmadığı, varsa tutarının ne kadar olduğu, davacının ödeme yaptığı iddiası ve ödemenin haciz bildirisinin tebliğinden önce gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.
Bu hususlar araştırılmadan verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Haciz bildirisi düzenlenerek tebliğ edilen kişinin Kanun'da öngörülen seçimlik haklarından hangisini kullandığına bağlı olarak açılacak dava türü ve kimin dava açacağı ayrı ayrı kurala bağlanmıştır. Haciz bildirisi düzenlenen kişinin Kanun'un 79. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bildirimde bulunması halinde idarenin genel mahkemelerde dava açacağı; bildirimde bulunmaması halinde ise kendisinin dava açacağı düzenlenmek suretiyle idare ve haciz bildirisi tebliğ edilen kişi arasında bir denge sağlanmış, karşılıklı olarak iddialarını ileri sürmeleri için taraflar eşit silahlarla donatılmıştır. Ayrıca, düzenlemede, amme borçlusu ile haciz bildirisi tebliğ edilen kişi arasındaki özel hukuk ilişkisinden doğan borcun sona erip ermediği, böyle bir borcun gerçekte olup olmadığı hususunun çözümlenmesinde genel mahkemeler görevli kabul edilmiştir. Dolayısıyla, menfi tespit davasında adli yargı yeri tarafından tespit edilecek hususların, ödeme emrine karşı açılacak davada "borcum yoktur" ibaresinin olağan anlamı dışında yorumlanmak suretiyle vergi mahkemesince çözümlenmesi "kanuni hakim ilkesi"ne aykırı nitelik taşımaktadır.
Öte yandan, idari yargıda tespit davası açılmasına hukuken imkan bulunmamaktadır. Vergi mahkemesi, yalnızca 6183 sayılı Kanun'un "Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi" başlıklı 79. maddesinde hükme bağlanan şartların yerine getirilip getirilmediğini inceleyebilir. Ayrıca, öngörülen süre içinde itiraz edilip edilmediği, menfi tespit davası açılıp açılmadığı ve adli yargıda açılan tespit davası sonucunda verilen karara göre, davacının esas borçlu şirkete borcunun olup olmadığı veya ödemelerin haciz bildirisi öncesinde mi, yoksa sonrasında mı yapıldığı hususları da değerlendirilebilir.
Vergi Dava Dairesi, bu ek gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı tarafından dava konusu ödeme emrinin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, 6183 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasında haciz için öngörülen koşullar oluşmadan ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrinin dayandığı haciz bildiriminin 6183 sayılı Kanun'un aradığı şartları haiz olarak hazırlanmadığı, kişilerin menfi tespit davası açma haklarının bulunmasının her durumda ve en küçük bir emarede dahi üçüncü kişilere karşı 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca haciz bildirisi gönderilmesini ve akabinde ödeme emri düzenlenmesini haklı kılmayacağı, idarenin somut bir ticari ilişki ortaya konulmadan haciz bildirisi düzenleyemeyeceği, emsal yargı kararlarının da bu yönde olduğu belirtilerek ısrar kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMASI: Taraflarca cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca tahsil dairesinin menkul malların, alacakların veya hakların üçüncü kişilerde bulunduğunu tespit etmesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen ödeme emrine karşı vergi mahkemesinde açılan davada, tespitin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Olayda, davalı idare, Bs formunda davacının isminin yer alması nedeniyle ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine borcu bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak, tek taraflı bildirim esas alınarak yapılan tespitin somut verilere dayanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü; davalının temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, davacı şirkete mal teslimi veya hizmet ifasında bulunduğundan bahisle 127.000,00 TL tutarında Bs bildirimi vermiştir. Bu Bs bildiriminden yola çıkılarak davacının anılan şirkete borcunun bulunduğu kabul edilmiş ve ... tarih ve ... sayılı haciz bildirisi davacı şirkete tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından haciz bildirisine süresi içinde itiraz edilmemiştir. Bunun üzerine, idarece, ... İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin tüm vergi borcuna isabet eden 627.721,24 TL tutarında ödeme emri düzenlenmiş ve tebliğ edilmiştir. Anılan ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İLGİLİ HUKUK:
i. İlgili Mevzuat:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un ilgili maddelerinin ilgili kısımları şu şekildedir:
"Haciz:
Madde 62 – Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur..."
"Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi:
Madde 79 – (Değişik: 30/3/2006 – 5479/5 md.)
Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
...
Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.
Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10'u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir.
Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir.
..."
ii. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun ilgili kararları:
a. Bs bildirimine dayanarak 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca tebliğ edilen haciz bildirisine süresi içinde itiraz etmediğinden bahisle borç davacının zimmetinde sayılarak düzenlenen ödeme emrinde, davacının borcu olduğuna ilişkin idarece somut bir tespitte bulunulmadığından hukuka uygunluk bulunmadığına dair kararlar: VDDK, 30/04/2025, E:2023/634, K:2025/360; VDDK, 13/12/2023, E:2022/1751, K:2023/1450; VDDK, 22/11/2023, E:2022/1310, K:2023/1377; VDDK, 22/11/2023, E:2023/164, K:2023/1378; VDDK, 07/06/2023, E:2022/779, K:2023/587; VDDK, 07/06/2023, E:2023/23, K:2023/589; VDDK, 07/06/2023, E:2023/219, K:2023/588; VDDK,14/09/2022, E:2021/1630, K:2022/1015; VDDK, 12/06/2019, E:2018/1104, K:2019/365.
b. Sözleşmede belirlenen bedel esas alınarak 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca tebliğ edilen haciz bildirisine süresi içinde itiraz etmediğinden bahisle borç davacının zimmetinde sayılarak düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığına dair karar: VDDK, 30/04/2025, E:2024/668, K:2025/358.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I. Bölge İdare Mahkemesi kararının, Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin, 127.000,00 TL tutarındaki kısmına ilişkin iptal hükmünün kaldırılması ve bu yönden davanın reddine dair hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre amme borçlusunun üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için amme borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar için haciz konulması gerekmektedir.
Olayda, davacı haciz bildiriminin tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı beyanda bulunmamış olmakla birlikte borcun varlığı ve miktarına ilişkin somut bir tespitin yapılmadığı ve sadece Bs formunda davacının isminin yer alması nedeniyle 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinin uygulanmasına gidildiği görülmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasında haciz için öngörülen koşul oluşmadığından, anılan Kanun'un 79. maddesine dayanılarak davacı adına düzenlenen ödeme emrinde ve bölge idare mahkemesi kararının davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
II. Bölge İdare Mahkemesi kararının, Vergi Mahkemesi kararının, ödeme emrinin kalan kısmı yönünden iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasına davalı tarafından yöneltilen temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin, ... TL tutarındaki kısmına ilişkin iptal hükmünün kaldırılması ve bu yönden davanın reddine dair hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
4- Anılan ısrar kararının, Vergi Mahkemesi kararının, ödeme emrinin kalan kısmı yönünden iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasının ONANMASINA,
5- Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, yatırılan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
6- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
30/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


X - KARŞI OY:
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının, Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin, 127.000,00 TL tutarındaki kısmına ilişkin iptal hükmünün kaldırılması ve bu yönden davanın reddine dair hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim