SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/686 E. 2025/397 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/686

Karar No

2025/397

Karar Tarihi

21 Mayıs 2025

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/686 E. , 2025/397 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/686
Karar No : 2025/397

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının banka hesaplarına uygulanan haczin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinin birinci fıkrasında, tahakkuk fişinden gayrı, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun'nun 94. maddesinin ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olduğu hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Kanun'un "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki halinde şu kurala yer verilmiştir:
"Tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarf posta idaresince muhatabına verilir ve keyfiyet muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunur.
Muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memuru durumu zarf üzerine yazar ve mektup posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderilir.
Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılır. İmzadan imtina ederse, tebliği yapan bu ciheti şerh ve imza eder ve tebliğ edilemiyen evrak çıkaran mercie iade olunur.
Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır.
Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya her hangi bir sebeple imza edemiyecek durumda bulunursa sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ olunur.
Muhatap tebellüğden imtina ederse tebliğ edilecek evrak önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunur."
213 sayılı Kanun'un "Tebliğin ilanla yapılacağı haller" başlıklı 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki halinde, şu hallerde tebliğin ilanen yapılacağı kurala bağlanmıştır:
"1. Muhatabın adresi hiç bilinmezse;
2\. Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilen mektup geri gelirse;
3\. Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa;
4\. Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa"
Davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin tebliğ edildiği ve söz konusu ödeme emri içerikleri kamu alacağının süresi içinde ödenmediğinden bahisle bu alacağın tahsili amacıyla davacı adına haciz varakaları düzenlenerek banka hesaplarına haciz uygulandığı anlaşılmaktadır.
Olayda, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin, davacıya posta yoluyla tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde tebliğ edilen ödeme emirlerinde yer alan borçların vadesinde ödenmemesi üzerine dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Ara kararıyla davalı idareden haciz işleminin dayanağı olan ödeme emirlerinin tebliğe çıkarıldığına ilişkin belgelerin (tebliğ alındıları, adres tespit tutanakları, ilan listeleri vb.) örnekleri istenmiştir.
Davalı idare tarafından sunulan cevap dilekçesi ekinde yer alan belgelerden ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin, "..." adresine tebliğe çıkarıldığı, muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle tebligatın yapılamadığı ve bu durumun 21/04/2016 tarihinde mahalle muhtarı nezdinde tutanak altına alındığı anlaşılmaktadır.
Ancak muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle yapılan ilanen tebligata ilişkin belgelerin dava dosyasına ibraz edilmediği görülmüştür.
Bu durumda, davalı idarece haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde ilanen tebliğ edildiği belgeleriyle birlikte ortaya konulamadığından bu ödeme emirlerine dayanarak söz konusu kamu alacağının vadesinde ödenmediğinden bahisle davacının banka hesabı üzerine uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu Tasfiye Halinde ... Reklamcılık Elektronik Bilgisayar Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine haciz varakaları düzenlenmiş ve gerekli mal varlığı araştırmaları yapılmıştır. Ancak şirketin borcun tahsiline yetecek mal varlığının bulunmadığı anlaşılmıştır. Daha sonra şirket tarafından 6111 sayılı Kanun kapsamında, ... tarih ve ... kayıt numaralı dilekçe ile 2005, 2006, 2008, 2009 ve 2010 dönemlerine ilişkin tüm amme borçları yapılandırılmıştır. Ancak yapılandırma şartlarının ihlal edilmesi üzerine dava konusu kamu alacaklarının tahsili amacıyla bir dönem kanuni temsilci olan davacı adına 22/03/2016 tarihli ödeme emirleri düzenlenmiş ve tebliğe çıkarılmıştır. Tebligat, 21/04/2016 tarihinde mahalle muhtarının imzasını taşıyan adres tespit tutanağı ile adreste bulunamadığı gerekçesiyle yapılamamıştır. Sonrasında, 2017 yılında ilanen tebliğ işlemi gerçekleştirilmiştir. Akabinde, haciz varakaları düzenlenerek davacı adına iptali istenen haciz işleminin uygulandığı görülmüştür.
Bazı alacakların yeniden yapılandırılmasını düzenleyen yasalar kapsamında yapılan başvurular sonucunda borcun tutarı, vadesi, dönemi ve ödenmemesi halinde sorumlu tutulacak kişi değişmektedir. Başka bir ifadeyle, borcun niteliğinin değiştiği kabul edilmekte; bu durumda eski borcun sona erdiği, yeni bir borcun doğduğu ve eski borçlunun sorumluluğunun ortadan kalktığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Vergi borçlarının yeniden yapılandırılması halinde, bazı alacakların yeniden yapılandırılmasını düzenleyen yasa hükümleri ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, yeniden belirlenen ve ödenmeyen tutarların takip ve tahsil edilebilmesi için öncelikle şirket adına ödeme emri düzenlenmesi gerekmektedir. Buna rağmen amme alacağının tahsilinin mümkün olmadığı tespit edilirse sözü edilen yasalardan yararlanılması sırasında şirketi temsile yetkili olan kanuni temsilci nezdinde yasal takibata geçilmesi gerekmektedir.
Olayda, şirket borcu 30/05/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmıştır.
Ödenmeyen şirket borcunun tahsili amacıyla 04/04/2002–12/11/2009 tarihleri arasında şirketin kanuni temsilciliğini yapmış olan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu haciz tesis edilmiştir. Ancak asıl borçlu şirketin 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma talebinde bulunduğu ve bu yapılandırma işlemi sonucunda şirket adına tecil dosyası oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, yapılandırma ile birlikte yeni bir borcun doğduğu, dolayısıyla önceki borcun sona erdiği ve eski borçlunun sorumluluğunun da ortadan kalktığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, ilgili yasa hükümleri uyarınca yapılandırılıp yenilenen vergi borçlarının, öncelikle yeniden borçlu şirketten tahsil edilmeye çalışılması gerekmektedir. Borçlu şirketten tahsilin mümkün olmaması halinde ise yapılandırma döneminde şirketi temsile yetkili olan kişilerden tahsil yoluna gidilmesi gereklidir.
Dosyada yer alan belgelerden, yapılandırılan ve ödenmeyen bu borçların tahsili amacıyla şirket veya o dönemdeki kanuni temsilcisi hakkında yeniden bir takibat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla tesis edilen dava konusu hacizde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, Vergi Mahkemesi kararına davalı tarafından yöneltilen istinaf istemini kabul etmiş, davanın kabulü ve dava konusu işlemin iptaline dair kararı kaldırdıktan sonra bu yönden anılan gerekçeyle davanın kabulü ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/09/2022 tarih ve E:2022/361, K:2022/5230 sayılı kararı:
Olayda, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin "..." adresine tebliğe çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, muhatabın adreste bulunamaması sebebiyle tebligat yapılamamıştır. Bu durum, mahalle muhtarı nezdinde 21/04/2016 tarihinde tutanağa bağlanmıştır. Anılan hususlar dosya içerisinde bulunan tebliğ evrakından anlaşılmaktır.
Ödeme emirlerine karşı süresi içinde dava açılmadığı ve ödeme emirleri muhteviyatı amme alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gereken dönemlerde davacının söz konusu şirketin kanuni temsilcisi olduğu hususu ihtilafsızdır.
Bu durumda, ödeme emri safhasına yönelik iddiaların bu aşamada ileri sürülemeyeceği hususu da dikkate alındığında, kanuni temsilcisi olduğu şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla adına düzenlenen ve usulüne uygun olarak tebliğ edilen ödeme emirleri içeriği amme alacağının 6183 sayılı Kanun'da yer alan cebri tahsil yöntemi ile tahsil edilmesi amacıyla tatbik edilen hacizde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Israr kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı, Tasfiye Halinde ... Reklamcılık Elektronik Bilgisayar Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde 04/04/2002 ilâ 06/10/2009 tarihleri arasında şirket müdürlüğü görevinde bulunmuştur.
Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği tarihten sonra 30/05/2011 tarihinde davalı idarenin kayıtlarına giren dilekçe üzerine 6111 sayılı Kanun kapsamında, dava konusu hacze dayanak ödeme emirleri içeriği vergi borcunu da kapsayacak şekilde şirketin vergi borçları yapılandırılmıştır.
Ancak yapılandırma şartlarının ihlal edilmesi üzerine anılan borçların asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri düzenlenmiştir. Ödeme yapılmaması üzerine söz konusu ödeme emirlerine konu vergi borçlarının tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına haciz konulmuştur.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği açıklanmış; ikinci fıkrasında, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen ve kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Asıl borçlu şirket tarafından yapılan başvurular üzerine kesinleşmiş vergi borçlarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olup yapılandırmalar sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının yapılandırılan borçlar nedeniyle sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır. Yapılandırmanın, ihlal edilmesi nedeniyle iptal edilmiş olması da belirtilen duruma ilişkin olarak herhangi bir değişikliğe yol açmayacaktır.
Bu nedenle, dava konusu haciz içeriği vergi borçlarının asıl borçlu şirketin 6111 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvuruya istinaden yapılandırıldığı tarihte ve ihlal edilmesi nedeniyle yapılandırmanın iptal edildiği tarihte şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının banka hesaplarına uygulanan hacizde hukuka uygunluk bulunmadığından, ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
21/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


X - KARŞI OY:
Tasfiye Halinde ... Reklamcılık Elektronik Bilgisayar Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilsi sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haczin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği tarihten sonra 30/05/2011 tarihinde davalı idarenin kayıtlarına giren dilekçe ile 6111 sayılı Kanun kapsamında, dava konusu hacze dayanak ödeme emirleri içeriği vergi borcunu da kapsayacak şekilde şirketin vergi borçları yapılandırılmıştır.
Asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca davacının sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonraki bir dönemde seçilen kanuni temsilci tarafından asıl borçlu şirkete ait geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının yapılandırılmış olması da davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin kanuni temsilci sıfatıyla doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.


XX - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim