SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/424 E. 2025/259 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/424

Karar No

2025/259

Karar Tarihi

9 Nisan 2025

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/424 E. , 2025/259 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/424
Karar No : 2025/259

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Otomotiv İnşaat Turizm Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla ..., ... ve ... plakalı taşıtlarına konulan hacizlerin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Amme alacağının asıl borçlusu şirket hakkındaki takip işlemleri usulüne uygun şekilde tamamlanmadan davacı adına takip işlemlerine girişilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle, dava konusu hacizleri kaldırmıştır.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Uyuşmazlıkta, asıl borçlu ... Otomotiv İnşaat Turizm Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen muhtelif amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin; şirket ortağı sıfatıyla da ... tarih ve ... ila ..., ..., ..., ...... ila ... sayılı; ... tarih ve ... ila...... ila ... ila ... ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, söz konusu ödeme emirlerinin 01/11/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, akabinde haciz varakaları düzenlenerek davacının araçlarına haciz konulduğu anlaşılmaktadır.
Vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ... sayılı;... tarih ve ..., ...... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin incelenmesi:
Söz konusu ödeme emirleri içeriği borçlar, asıl borçlu şirketin 2008 yılının Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemleri ile 2009, 2010, 2011, 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin beyan üzerine tahakkuk ettirilen borçlarından kaynaklanmaktadır.
Borçların vade tarihleri 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 yıllarına rastlamaktadır. Asıl borçlu şirketteki hisselerini 24/04/2012 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrılan davacı, söz konusu borçların doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde şirket ortağıdır. Davacı adına düzenlenen ödeme emirleri de 01/11/2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla, dava konusu haciz işlemlerinin bu ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmında hukuka aykırılık, vergi mahkemesi kararının aksi yöndeki gerekçeye dayanan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borca isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin incelenmesi:
Söz konusu ödeme emri içeriği borç, asıl borçlu şirket adına 2008 yılına ilişkin olarak kesilen özel usulsüzlük cezasından kaynaklanmaktadır. Borcun vadesi 2009 yılına rastlamaktadır. Asıl borçlu şirketteki hisselerini 24/04/2012 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrılan davacı, söz konusu borcun doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde şirket ortağıdır. Davacı adına düzenlenen ödeme emri de 01/11/2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla, dava konusu haciz işlemlerinin bu ödeme emri içeriği borca isabet eden kısmında hukuka aykırılık, vergi mahkemesi kararının aksi yöndeki gerekçeye dayanan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen... tarih ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin incelenmesi:
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarından, davacının asıl borçlu ... Otomotiv İnşaat Turizm Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde hiçbir zaman kanuni temsilcilik sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu haciz işlemlerinin kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen söz konusu ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmında hukuka uygunluk, vergi mahkemesi kararının haciz işlemlerinin söz konusu borçlardan kaynaklanan kısmının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin incelenmesi:
Söz konusu ödeme emri içeriği borçlar, asıl borçlu şirketin 2012 yılına ilişkin beyan üzerine tahakkuk ettirilen damga vergisi borçlarından kaynaklanmaktadır. Borçların vade tarihleri 30/04/2013'tür. Asıl borçlu şirketteki hisselerini 24/04/2012 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrılan davacı, söz konusu borçların doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde şirket ortağı değildir. Dolayısıyla, davacının söz konusu borçlardan sorumluluğu bulunmadığından, dava konusu haciz işlemlerinin bu ödeme emri içeriği borçlara isabet eden kısmında hukuka uygunluk, vergi mahkemesi kararının haciz işlemlerinin söz konusu borçlardan kaynaklanan kısmının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ila ... sayılı; ...tarih ve ... ila ..., ... ila ...... ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin incelenmesi:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde 06/06/2008 tarihine kadar ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortaklık sıfatına ve payına bağlı bir sorumluluk olduğundan, ortaklık payını devreden ortağın gerek devirden önceki gerekse devirden sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarından sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır.
03/05/2012 tarih ve 8060 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapılan ilâna göre şirketin kuruluşundan beri ortağı olan davacı, ... Noterliğince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı devir sözleşmesi ile şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmıştır.
Bu durumda, söz konusu ödeme emirleri içeriği borçların ilgili olduğu 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yılları ile 2008 yılının Ocak-Mart ve Mayıs dönemleri itibarıyla 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortaklık sıfatına ve payına bağlı bir sorumluluk olduğundan ve söz konusu kamu alacağının ortaklık payını devreden ve şirketle ilgisi kalmayan davacıdan takibi mümkün olamayacağından, dava konusu haciz işleminin bu ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmında hukuka uygunluk, vergi mahkemesi kararının haciz işlemlerinin söz konusu borçlardan kaynaklanan kısmının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Karar sonucu:
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davalının istinaf istemini kısmen kabul ederek Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ... sayılı; ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ... ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasını kaldırarak bu yönden davanın reddine karar vermiş; diğer yönlerden davalının istinaf istemini reddetmiştir.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 14/06/2022 tarih ve E:2020/1202, K:2022/4017 sayılı kararı:
Davacının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Uyuşmazlıkta, ... Otomotiv İnşaat Turizm Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili için ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirleri davacıya tebliğ edilmiştir. Ancak, söz konusu ödeme emirleri dava konusu edilmemiştir. Amme alacağının ödenmemesi üzerine de dava konusu haciz işlemleri tesis edilmiştir.
Haciz işlemine karşı açılan davada, davacının ortak olarak sorumlu olduğu dönemlerden bahsedilerek bir karar verilmiştir. Ancak bu husus, kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi üzerine şirketin kanuni temsilcisi ya da ortaklarından tahsili amacıyla bunlar adına düzenlenecek ödeme emirlerine dava açılması durumunda incelenecek bir husustur.
Nitekim, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirleri kendisine tebliğ edilmiştir. Ancak bunlara karşı dava açılmamış ve vergi borcu süresinde ödenmemiştir. Haciz ise bu safhadan sonra uygulanan bir işlemdir. Dolayısıyla, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edildiği, söz konusu ödeme emirlerinin dava konusu edilmediği, devam eden süreçte ise bir sonraki safha olan haciz safhasına geçilmesini engelleyecek herhangi bir hukuki durumun doğmadığının anlaşılması karşısında davacının araçlarına haciz uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, vergi dava dairesi kararının davanın kısmen reddine dair hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davalının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
i. Vergi dava dairesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden:
Davalı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
ii. Vergi dava dairesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ..., ..., ..., ...2, ...,... ila ... sayılı;... tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." şeklindeki 35. maddesinde yer alan "şirketten tahsil imkânı bulunmayan" ibaresi, 06/06/2008 tarihli ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir:
"Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrasında vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
5766 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'da yapılan ve vergi borcundan sorumlu tutulan şahıslar hakkında önceden var olmayan birtakım yeni sorumluluk yolları ve yeni sorumluluk kriterleri getiren değişikliklerin, henüz tahsil edilmeyen amme alacakları için geriye yürütülerek söz konusu alacakların tahsiline ilişkin yapılacak işlemlere uygulanması mümkün olmadığından, uyuşmazlığın, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. maddesinin, davacının sorumlu tutulduğu borçlar bakımından vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarında yürürlükte bulunan haline göre çözümlenmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un söz konusu dönemde yürürlükte bulunan hali ile 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir.
Buna göre şirket ortaklığından ayrılmış olsa da, ödeme emri ile takip edilen kamu alacaklarının doğduğu dönemde şirket ortağı olan kişilerin bu borcun ödenmemesinden sadece ortak olduğu dönemlerle ve hissesi oranıyla sınırlı olarak sorumlu olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devrine ilişkin sözleşmeler, ortak olunan dönemler bakımından şirket ortağının kamu alacaklarından sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Bu nedenle, vergi dava dairesinin, hisse devriyle birlikte kamu alacağından kaynaklanan sorumluluğun kalkacağı gerekçesine dayanan anılan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Öte yandan, hisse devri ile limited şirket ortaklığından ayrılmanın hukuki sonuçlarından birisi ortağın sorumluluğunun sona ermesidir. Bir ortağın şirketten ayrılmasının hukuken kesinleşmesi halinde ayrılan ortağın, şirketin bu tarihten sonra doğan kamu borçlarından sorumluluğu sona erer. Bu nedenle ayrılma tarihi önem taşımaktadır.
Hisse devriyle ortaklıktan ayrılmanın tescil ve ilânı kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı niteliktedir.
Kamu idarelerince yapılan takipler açısından idarenin, tescil ve ilân edilmediği için ortaklıktan ayrılmanın kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini iddia etmesi mümkün değildir.
Doktrinde de tescil ve ilânı zorunlu iken tescil ve ilânı yapılmayan hususların aksi ispat edilmedikçe üçüncü kişiler tarafından bilinmediğinin varsayılması prensibinin, iradi işlemler bakımından önem arz ettiği, haksız fiil ve yasadan doğan borçlar bakımından önem taşımadığı ifade edilmektedir. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu 2019, Ortaklıklar Hukuku Cilt I, S. 458)
Öte yandan, Tahsilat Genel Tebliği (SERİ: A SIRA NO: 1)'nin "VI.Limited Şirketlerin Amme Borçları" başlıklı bölümünde, 6762 sayılı Kanun'un 520. maddesi hükmüne göre ortaklık payının devrinin, tescil ve ilân edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakatı ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra ortaklık payının devredildiği tarih olarak şirket sözleşmesinde ortaklık payının devri için ortaklar genel kurulu onayının aranmadığı durumlarda noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla, davacının 24/04/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketten ayrılarak şirket borçlarından sorumluluğunun sona erdiği, sorumlu olduğu döneme göre sermaye miktarı veya sermaye hissesi göz önünde bulundurularak takip edilip edilmediği, amme alacağının asıl borçlu şirketin mal varlığından tahsili yoluna gidilip gidilmediği ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususları da değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Karar sonucu:
Daire bu gerekçeyle, davalının temyiz istemini kısmen kabul ederek kararın, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ...tarih ve... ila ..., ..., ...3 ila ... sayılı; ...... tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasını bozmuş; davalının diğer temyiz istemleri ile davacının temyiz istemini reddetmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı tarafından dava konusu haciz işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı tarafından ise asıl borçlu şirket hakkındaki takip işlemleri usulüne uygun surette tamamlanmadan tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından cevap verilmemiş; davacı tarafından ise temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davalının temyiz isteminin, ısrar kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden reddi; vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen... tarih ve ... ila ..., ...... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...... 48... ..., ..., ... ila ... sayılı;...tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden kabulüyle anılan hüküm fıkrasının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulması; sonucu itibarıyla davanın kabulü yolunda olması nedeniyle aleyhine bir hüküm ihtiva etmeyen temyiz istemine konu kararın bozulmasında korunması gereken hukuki menfaati bulunmadığından, davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
I. Davalının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme:
i. Israr kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ...... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge idare mahkemesi kararının anılan hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
ii. Israr kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ..., ... sayılı;... tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden:
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilana göre davacı 24/04/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile asıl borçlu şirketteki hisselerini devretmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." şeklindeki 35. maddesinde yer alan "şirketten tahsil imkânı bulunmayan" ibaresi, 06/06/2008 tarihli ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir:
"Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrasında vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
Kural olarak, hukukun genel ilkelerinden olan kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunların yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşen olaylara uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
06/06/2008 tarih ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine eklenen ve amme alacağından şirket ortağı sıfatıyla sorumlu tutulan şahıslar hakkında birtakım yeni düzenlemeler getiren ikinci ve üçüncü fıkranın geriye yürütülerek 06/06/2008 tarihinden önce gerçekleşen olay ve fiiller neticesinde tahakkuk eden vergi ve kesilen cezaların tahsiline uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, uyuşmazlığın davacının sorumlu tutulduğu vergiyi doğuran olay ve cezayı gerektiren fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde limited şirket ortaklarının asıl borçlu limited şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sorumlu olacağı anlaşılmakla birlikte ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devredilmesinin şirket ortağının Kanun'dan kaynaklanan bu sorumluluğunu ortadan kaldırması mümkün değildir.
Nitekim ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devrine ilişkin sözleşmeler niteliği itibarıyla özel hukuk sözleşmeleri olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamayacaktır.
Bu nedenle, ısrar kararının, limited şirket ortağının hisse devriyle birlikte asıl borçlu şirkete ait kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluğunun tümüyle sona ereceği gerekçesine dayanan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının 24/04/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketten ayrıldığı ve bu tarihten sonra doğan şirket borçlarından şirket ortağı sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı, sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği tabiidir.
II. Davacının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme:
Yargılamanın ısrar kararı verilmesinden önceki aşamasında, Bölge İdare Mahkemesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...sayılı;... tarih ve......, ..., ... ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılarak bu yönden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrası ile vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddi yolundaki hüküm fıkrası Danıştay Dördüncü Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ...... ..., ..., ...... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ila ... sayılı; ... tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasının, anılan Daire tarafından bozulması üzerine bozulan kısım yönünden ısrar kararı verilmiştir.
İlgililerin, dava açmakta olduğu gibi kanun yoluna başvurmada da hukuki yararının olması, diğer bir ifadeyle kanun yoluna başvuranın kararın bozulmasında korunmaya değer hukuki menfaatinin bulunması gerekmektedir.
Bu durumda, sonucu itibarıyla davanın kabulü yolunda olması nedeniyle aleyhine bir hüküm ihtiva etmeyen temyiz istemine konu kararın bozulmasında korunması gereken hukuki menfaati bulunmadığı anlaşılan davacının temyiz isteminin esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin KISMEN REDDİNE; KISMEN KABULÜNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3- Anılan kararın, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ..., ..., ...... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ila ... sayılı; ... tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
4- Davacının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
5- Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
6-Bozulan kısım yönünden, yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,09/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY:
Davalının temyiz isteminin, ısrar kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu haciz işlemlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,......, ... ila ... sayılı; ... tarih ve ... ila ..., ... ila ..., ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlara isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden de reddi gerektiği oyu ile bu yönden karara katılmıyoruz.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim