Danıştay danistay 2023/1542 E. 2025/395 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/1542
2025/395
21 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1542
Karar No : 2025/395
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Kimya Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2009 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ait borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı tarafından, asıl borçlu şirkette bulunan hisselerinin Beyoğlu 26. Noterliğince düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile devredildiği, bu tarihten sonra şirket ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı ileri sürülmüştür.
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarının incelenmesinden, davacının hisselerini devrettiğine dair hususun ilan edilmediği ve hisse devrine ilişkin olarak ortaklar genel kurulunun onayının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu, devrin bu onayla geçerli olacağı yolundaki 595. maddesi uyarınca davacının hisse devri geçerli değildir.
28/08/2007 tarih ve 6883 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre davacı, süresiz olarak şirket müdürlüğüne atanmıştır. Müdürlük yetkisinin kaldırıldığına dair bir ilanın da yapılmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki, 17/02/2016 tarihinde asıl borçlu şirket adına ... Vergi Mahkemesinin ... esasına kayıtlı dosyasında açılan davanın, imza sirküleri eklenmek suretiyle davacı tarafından açıldığı görülmüştür.
Bu durumda, davacının anılan şirket ile bağının kalmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşılarak uyuşmazlık diğer yönlerden incelenmiştir.
Dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri yönünden yapılan inceleme:
Söz konusu ödeme emirleri içeriği amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri 17/06/2016 ve 05/12/2017 tarihlerinde, şirketin kanuni temsilcisi olan davacıya tebliğ edilmiştir.
Asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Bu durum üzerine davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri yönünden yapılan inceleme:
Anılan ödeme emri içeriği amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri, 21/08/2017 tarihinde davacının ikametgah adresinde ... isimli şahsa tebliğ edilmiştir.
Tebligat adresinin iş yeri adresi olmaması ve ödeme emrini tebellüğ eden şahsın şirketle ilgisinin bulunmaması hususları dikkate alındığında, söz konusu tebliğin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen usule uygun bir tebliğ olduğunun kabulü mümkün değildir.
Bu durumda, amme alacağının takibine yönelik işlemlerin asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun surette tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Karar sonucu:
Vergi mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu ... takip numaralı ödeme emrini iptal etmiş; diğer yönlerden davayı reddetmiştir.
Tarafların istinaf istemlerini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemlerini reddetmiştir.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 31/05/2023 tarih ve E:2020/2, K:2023/3036 sayılı kararı:
Davacının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bölge idare mahkemesi kararının davacının istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda, iş yeri adresinde yapılan yoklamalarda herhangi bir faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle şirketin mükellefiyetinin 30/09/2012 tarihi itibarıyla re'sen terkin edildiği belirtilmektedir.
Bu durumda, mükellefiyeti re'sen terkin edilen şirketin bir adresi bulunmadığından, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bölge idare mahkemesince, ... takip numaralı ödeme emri bakımından uyuşmazlığın esası diğer yönlerden incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Karar sonucu:
Daire bu gerekçeyle davalının temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi kararının, davalının istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasını bozmuş; davacının temyiz istemini reddetmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulan kısım yönünden ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu belirtilerek aksi yöndeki gerekçeyle verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlıkta, "..." adresi asıl borçlu şirket tarafından, davalı vergi dairesi müdürlüğünün muhtelif vergilendirme işlemlerine karşı kendi adına açılan davalarda tebligat adresi olarak bildirilmiştir. Öte yandan, ısrara konu ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği amme alacağına ilişkin 2 No.lu ihbarnameler de bu adreste tebliğ edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki haliyle birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, bilinen adresler arasında sayılmıştır.
Buna göre, söz konusu amme alacağının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin, bu alacağa ilişkin ihbarnamelerin de tebliğ edildiği ve şirketin 2012 yılında mükellefiyetinin re'sen terkinine sebep teşkil eden faaliyetinin bulunmadığı yolundaki tespitin yapıldığı, "..." adresinden tarih itibarıyla daha sonra davalının ıttılaına girdiği anlaşılan "..." adresinde tebliği denenmeksizin ya da şirketin bu adreste bulunmadığı hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki haliyle 102. maddesinde öngörülen usule uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanağıyla tespit edilmeksizin, kanuni temsilci olan davacının ikametgah adresinde tebliğ edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu durumda, ısrara konu ödeme emri içeriği amme alacağı bakımından takip işlemlerinin asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun surette tamamlandığından ve dolayısıyla davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibi için aranan şartların gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden, ısrar kararına yöneltilen temyiz isteminin bu gerekçeyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı adına, ... Kimya Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2009 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ait borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... takip numaralı ödeme emri içeriği amme alacağının bir kısmı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu uyarınca yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkindir.
Söz konusu raporda şirketin adresinin, "..." olduğu, adreste yapılan yoklamalarda herhangi bir faaliyetinin bulunmadığının tespit edilmesi üzerine şirketin mükellefiyet kaydının 30/09/2012 tarihinde re'sen terkin edildiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, ısrara konu ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği amme alacağının, asıl borçlu şirket adına re'sen tarh edilen katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın reddi üzerine düzenlenen 2 No.lu ihbarnamelerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
2 No.lu ihbarnameler, 30/01/2017 tarihinde şirketin iş yeri adresi olarak belirtilen "..." adresine tebliğe çıkarılmış ve dağıtıcı tarafından tebliğ alındısına "Muhatap adresine tevziat saatinde müteaddit defalar gidilmiş olup adresinde bulunmadığı ve verilen randevuya icabet etmediğinden, bila tebliğ" notu düşülerek tebliği çıkaran mercie iade edilmiştir.
Bu defa, 27/03/2017 tarihinde şirketin iş yeri adresi olarak belirtilen "..." adresine tebliğe çıkarılan 2 No.lu ihbarnameler şirket çalışanı olduğu belirtilen şahsa tebliğ edilmiştir.
Ödeme yapılmaması üzerine şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri ise 21/08/2017 tarihinde davacının ikametgah adresinde ... isimli şahsa tebliğ edilmiştir.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 2 No.lu ihbarnamelerin tebliğ edildiği "..." adresinin, asıl borçlu şirket tarafından, aynı vergi dairesi müdürlüğünün muhtelif vergilendirme işlemlerine karşı kendi adına açılan davalarda tebligat adresi olarak bildirildiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması" başlıklı 8. maddesinde, "Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur." düzenlemesine yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayrı vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği düzenlenmiştir.
Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir:
"Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1\. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;
2\. Adres değişikliğinde bildirilen adresler;
3\. İşi bırakmada bildirilen adresler;
4\. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;
5\. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler;
6\. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler;
7\. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle);
8\. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler.
Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır."
Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir:
"Tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarf posta idaresince muhatabına verilir ve keyfiyet muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunur.
Muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memuru durumu zarf üzerine yazar ve mektup posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderilir.
Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılır. İmzadan imtina ederse, tebliği yapan bu ciheti şerh ve imza eder ve tebliğ edilemiyen evrak çıkaran mercie iade olunur.
Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır.
Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya her hangi bir sebeple imza edemiyecek durumda bulunursa sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ olunur.
Muhatap tebelluğdan imtina ederse tebliğ edilecek evrak önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunur."
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. İdari işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkân tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da hakkında işlem tesis edilen kişilerin hukuki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini tespit etmektir.
213 sayılı Kanun'un 101. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, vergilendirmeye ilişkin vesikalar tebligata çıkarıldığı tarih itibarıyla bildirilen veya tespit edilen bilinen en son adres dikkate alınarak tebliğ edilmeye çalışılmalıdır.
Uyuşmazlıkta, "..." adresi asıl borçlu şirket tarafından, davalı vergi dairesi müdürlüğünün muhtelif vergilendirme işlemlerine karşı kendi adına açılan davalarda tebligat adresi olarak bildirilmiştir. Öte yandan, ısrara konu ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri içeriği amme alacağına ilişkin 2 No.lu ihbarnameler de bu adreste tebliğ edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki haliyle birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, bilinen adresler arasında sayılmıştır.
Buna göre, söz konusu amme alacağının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin, bu alacağa ilişkin ihbarnamelerin de tebliğ edildiği ve şirketin 2012 yılında mükellefiyetinin re'sen terkinine sebep teşkil eden faaliyetinin bulunmadığı yolundaki tespitin yapıldığı, "..." adresinden tarih itibarıyla daha sonra davalının ıttılaına girdiği anlaşılan "..." adresinde tebliği denenmeksizin ya da şirketin bu adreste bulunmadığı hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki haliyle 102. maddesinde öngörülen usule uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanağıyla tespit edilmeksizin, kanuni temsilci olan davacının ikametgah adresinde tebliğ edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu durumda, ısrara konu ödeme emri içeriği amme alacağı bakımından takip işlemlerinin asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun surette tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk, bu ödeme emrinin mezkûr gerekçeyle iptali yolundaki vergi mahkemesi kararı hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
21/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.