Danıştay danistay 2023/1434 E. 2025/749 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/1434
2025/749
8 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1434
Karar No : 2025/749
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...
VEKİLİ: Av. ...
2- ... Bakanlığı - ANKARA
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2021/397, K:2023/1759 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/01/2021 tarih ve 31380 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen oranların %10 olarak uygulanacağına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 3469)'nın Eki Karar'ın iptali istenmektedir.
Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2021/397, K:2023/1759 sayılı kararı:
I- Usul Yönünden:
Davacıların, özel iletişim vergisi mükellefiyetleri bulunmasa da dolaylı vergilerin niteliği gereği nihai olarak vergiyi üstlendiklerinden, vergi oranlarının artırılması yönünde tesis edilen düzenleyici işleme karşı dava açılmasında menfaatlerinin bulunduğunun açık olduğu anlaşıldığından, davalı idarelerin ehliyete ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
II- Esas Yönünden:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı; dördüncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği hükme bağlanmıştır.
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasında "406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu uyarınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalamak suretiyle veya 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca bu Kuruma bildirim yapılması veya bu Kurumca kullanım hakkı verilmesi yoluyla yetkilendirilen veya yetkilendirilmiş sayılan işletmecilerin (kablo tv altyapısı üzerinden teknik olarak verilebilecek her türlü hizmetleri dışında, görev sözleşmesi ile ulusal egemenlik kapsamındaki uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletme yetkisine sahip olanlar hariç);
a) Her nevi mobil elektronik haberleşme işletmeciliği kapsamındaki (ön ödemeli hatlara yüklemeler için yapılan satışlar dâhil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri %7,5,
b) Radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetleri %7,5,
c) Kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmeti %7,5,
d) (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına girmeyen diğer elektronik haberleşme hizmetleri %7,5
Oranında özel iletişim vergisine tâbidir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı maddenin yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanının, bu şekilde belirtilen oranları ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
30/01/2021 tarih ve 31380 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen oranların %10 olarak uygulanacağına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 3469)'nda mezkûr maddenin yedinci fıkrası gereğince karar verildiği belirtilmiştir. Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın eki Karar'ın 1. maddesi ile 6802 sayılı Kanun'un 39. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen özel iletişim vergisi oranları %10 olarak belirlenmiştir.
Anayasa'nın 73. maddesinden anlaşılacağı üzere, "verginin yasallığı" ilkesi kabul edilirken, aynı zamanda bu ilkenin istisnası da sayılabilecek şekilde, yasa ile belirlenen sınırları aşmamak koşuluyla Cumhurbaşkanına düzenleme yetkisi verilebileceği öngörülmüştür.
Buna göre, Anayasa'nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan konularda, yani vergilendirmeye ilişkin muaflık, istisna, indirim ve oranlarına ilişkin hükümlerde, kanun tarafından belirlenen alt ve üst sınırlar içinde kalmak şartıyla Cumhurbaşkanınca değişiklik yapılabilmesi olanaklıdır.
Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmişken, anılan maddenin dördüncü fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddedeki bu sınırlama, Cumhurbaşkanına tanınan yetki uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere karşı açılacak davalarda, öncelikle, yasada belirlenen sınırların aşılıp aşılmadığının, belirlenen sınırlar dahilinde kullanılan yetkinin de yine Anayasa'nın yukarıda yer verilen 73. maddesinde ifade edilen "verginin yasallığı" ilkesi ile aynı maddenin birinci fıkrasında, "herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür" biçiminde ifade edilen "vergilendirmede eşitlik" ilkesine ve 10. maddesinde açıklanan "yasa önünde eşitlik" ilkesine uygunluğu yönünden yargısal denetime tabi tutulmasına engel değildir. Anayasa'nın 125. maddesi ile öngörülen amaç, anılan ilkeler dışında ve/veya bu ilkelerle bağdaşmayacak ölçütlerle yapılacak yargısal denetimin, idarenin takdir yetkisinin, hiç veya gereği gibi kullanılamaması gibi hukuk devletinde istenmeyen bir sonucun doğmasına neden olunmasının önüne geçilmesidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde uyuşmazlığın çözümü, düzenleyici işlem ile arttırılan oranların, Anayasa'nın 73. maddesi ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin yedinci fıkrası ile Cumhurbaşkanına verilen yetki dahilinde belirlenip belirlenmediğinin tespitine ilişkin bulunmaktadır.
Davada iptali istenilen düzenlemeye konu vergi oranlarındaki değişikliğin, Anayasa'nın 73. maddesi ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin yedinci fıkrası ile Cumhurbaşkanına verilen yetki kullanılarak anılan Kanun'da öngörülen sınırlar dâhilinde yapıldığı ve vergilendirme ilkelerine aykırılık taşımadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, Kanun'da öngörülen sınırlar içerisinde yapılan vergi oranlarındaki değişikliğin ne kadarının, ekonomik göstergelere uygun olduğunun yargısal denetiminin ise Anayasa'nın 125. maddesiyle bağdaşmayacağı açık olduğundan, davaya konu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle, davayı reddetmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde özel iletişim vergi oranı %7,5 olarak belirlenmiş; aynı maddenin yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanının, bu şekilde belirtilen oranları ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkili olduğu hüküm altına alınmasına karşın, dava konusu işlemle bu oranın %10 olarak belirlenmesinin kamu yararına uygun olmadığı belirtilmiştir.
Her ne kadar Cumhurbaşkanı Kararı'nda kanunda verilen yetki sınırları dahilinde vergi oranının artırıldığı anlaşılsa da işlemin sebep unsurunun da davalı idarelerce ortaya konulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Öte yandan Anayasa'nın 73. maddesinde, verginin, yurttaşların mali gücüne göre alınması ve verginin genelliği ilkeleri ile vergilendirmede eşitlik ve adaletin sağlanmasının hedeflendiği, Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, vergilendirmede gelir, sermaye ve harcamaların ölçüt olarak alınacağı, ayrıca, ekonomik değer ile mali gücün de göz önünde bulundurularak vergilendirme yapılması gerektiği, mali güce göre vergilendirmenin ise, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre vergi alınması, diğer bir anlatımla mali gücü fazla olanın çok, mali gücü yetersiz olanın da az vergi ödemesi olarak anlaşılması gerektiği, ancak dava konusu düzenleme ile bu ilkelerin ihlal edildiği belirtilmiştir.
Pandemi döneminde eğitim-öğretim de dahil olmak üzere kamu hizmetlerinin büyük bir kısmının online olarak gerçekleştirilmesine ve bununla birlikte Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin 01/07/2016 tarihli kararında, internet erişimi ve dijital uçurumun giderilmesi konusunda devlete yükümlülük getirilmiş olmasına karşın, temel kamu hizmetlerine erişim için internet altyapısının zorunlu hale gelmesi nedeniyle bu hizmetlerin gelir elde etmenin bir yolu olarak görülmemesi, aksine öğrencilerin eğitim hakkından yararlanabilmesi, eğitimde fırsat eşitliği sağlanabilmesi, ihtiyaç sahiplerine ve mali gücü yetersiz yurttaşlara daha uygun koşullarla bu hakkın sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu nedenlerle dava konusu düzenleyici işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cumhurbaşkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı; dördüncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği hükme bağlanmıştır.
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde, farklı hizmet türleri için özel iletişim vergi oranı %7,5 olarak belirlenmiş; aynı maddenin yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanının, bu şekilde belirtilen oranları ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
30/01/2021 tarih ve 31380 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen oranların %10 olarak uygulanacağına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 3469)'nda mezkûr maddenin yedinci fıkrası gereğince karar verildiği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 73. maddesinden anlaşılacağı üzere, "verginin yasallığı" ilkesi kabul edilirken, aynı zamanda bu ilkenin istisnası da sayılabilecek şekilde, yasa ile belirlenen sınırların aşılmaması koşuluyla Cumhurbaşkanına düzenleme yetkisi verilebileceği öngörülmüştür.
Buna göre, Anayasa'nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan konularda, yani vergilendirmeye ilişkin muaflık, istisna, indirim ve oranlara ilişkin hükümlerde, kanun tarafından belirlenen alt ve üst sınırlar içinde kalmak şartıyla Cumhurbaşkanınca değişiklik yapılabilmesi olanaklıdır.
Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmişken, anılan maddenin dördüncü fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu ve hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu açıklamalar çerçevesinde uyuşmazlığın çözümü, düzenleyici işlem ile arttırılan oranların, Anayasa'nın 73. maddesi ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39. maddesinin yedinci fıkrası ile Cumhurbaşkanına verilen yetki dâhilinde belirlenip belirlenmediğinin tespitine ilişkin bulunmaktadır.
Dava konusu düzenleyici işlem ile Kanun'da belirtilen yetki sınırları dahilinde vergi oranlarının artırıldığı anlaşıldığından, anılan Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, Kanun'da öngörülen sınırlar içerisinde yapılan vergi oranlarındaki değişikliğin ne kadarının, ekonomik göstergelere uygun olduğunun yargısal denetiminin ise Anayasa'nın 125. maddesiyle bağdaşmayacağı açıktır.
Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen temyize konu karar sonucu itibarıyla Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2021/397, K:2023/1759 sayılı kararına yönelik davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davacılardan hüküm altına alınan tutar üzerinden daha önce yatırılan ... TL temyiz karar harcı mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
08/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.